Vatan Satıcı, Yezid Dincisi ve Amerikan Piyonu…

11.12.2020
432
A+
A-

Türkiye dostu, Kara Harp Okulundan mezun Şehit Muammer Kaddafi’den ne kötülük gördün de ABD ve AB’li efendilerine yaranabilmek için katlinde taşeron rolünde görev yaptın, Psikozlu Seri Katil ve de Hain?

Türkiye dostu Beşşar Esad’ı da katlettirebilmek için dokuz seneden beri meydanlarda “Zalim Esed, Zalim Esed!”diye höykürüp duruyorsun, hain kere hain, katil kere katil!

Ve toplamda Ortadoğu’da on milyon masum Müslümanın ABD ve AB Emperyalist Haydutlarınca katlinde onlarla suç ortaklığı ettin. Ellerini o Müslümanların kanlarına buladın, bre Allah’tan korkmaz, kuldan utanmaz!

Ne kadar hainmişsiniz, zalimmişsiniz, katilmişsiniz, Allahsız kitapsızlar!

Emperyalist Haçlı’ya hizmette bu sınır tanımaz, dur durak bilmez heveskârlığın ne böyle, insan soyunun yüz karası?

Bak, Suriye’de oynadığın rolün en son bölümünü ne kadar açık tarif ediyor, ABD Çakalının gözlemcisi:

“Geçen ay Türkiye, Mısır, Bahreyn, İsrail ve Suriye’nin kuzeydoğusunu ziyaret eden ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı ve Suriye Özel Elçisi Joel Rayburn, Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu’nda ABD’nin Suriye politikasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“(…)

Rayburn, ‘Türkiye, Suriye’nin kuzeydoğusunda bazı bölgeleri işgal etmeye ve ABD’ye sadık Kürt nüfusunu taciz etmeye ve yerlerinden etmeye devam ediyor’ iddiasında bulunan Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı Elliot Engel’ın bu sözlerine, Türkiye’nin, Suriye lideri Beşar Esat’ın İdlib’de ilerlemesini engelleyen bir ‘askeri engel’ oluşturduğu yanıtını verdi.

(…)

“Türkiye’nin Suriye’deki faaliyetleri konusunda mümkün olduğunca yapıcı bir diyalog sürdürmeye çalıştıklarını dile getiren Rayburn, Suriye’nin kuzeydoğusunda barışçı bir çözümün herkesin çıkarına olduğunu söyledi.” (https://odatv4.com/turkiye-isidi-destekliyor-mu-sorusuna-bakin-ne-yanit-verdi-11122032_m.html)

Açıkça anlatıldığı gibi senin görevin, vatanını savunan Beşşar Esad kuvvetlerini İdlib’de tutarak Doğu cephesini zayıflatmaktır. Yani Esad güçlerinin Doğudaki ABD ve Yerel Ortağı PKK-PYD-YPG ve SGD’ye karşı verdiği savaşı zayıflatmaktır.

Bilindiği gibi, Beşşar Esad ABD ve IŞİD saldırılarına karşı Suriye’de Kürt güçleriyle birlikte savaşmayı önermiş ve Kürt Sorunu’nun demokratik yönden çözümü konusunda söz vermişti. Fakat PKK-PYD-YPG ve SGD, antiemperyalist cephede yer almak yerine, ABD safında, emperyalist safta yer almayı yeğlemişti.

Senin görevin, dün de, bugün de ABD ile işbirliği ederek, Suriye’ye yüklenmek; eğit-donat vb. projeleri yürürlüğe sokarak Suriye’yi zayıflatmak, Kürt Güçlerinin ABD’ye sığınmalarını, ondan medet ummalarını, onun “yerel kara gücü” olmalarını sağlamaktır.

Böylece yapımcın, devşiricin ve efendin olan ABD ve AB Emperyalistlerine sadakatle ve bütün enerjinle taşeron rolünde hizmet etmektir. Ne çok hain ve ne çok uşakmışsın be!

Dokuz yıldan beri Türk Ordusu’nu Suriye’de savaştırıyorsun, vatanını savunan Esad liderliğindeki Suriye’ye karşı…

Olan bizim vatan evlatlarına oluyor. Beş yüze yakın şehit verdik bu süreçte…

Ve Türkiye iki yüz milyar dolarlık ekonomik zarara-kayba uğradı.

Beş buçuk milyona yakın Suriyeli kaçkın da Türkiye’ye doldu…

ABD Emperyalist Haydudu oradaki amaçlarını da açıkça ortaya koyuyor: ABD’ye ikinci bir Petrol Bekçisi kukla devlet-Amerikancı Burjuva Kürt devleti oluşturmak…

PKK’nin amacı ne?

O da aynı: Ortadoğu’da ikinci bir İsrail olabilmek…

Peki, senin amacın ya da stratejik hedefin ne Kaçak Saraylı Psikozlu Kamu Malı Hırsızı Hain?

Efendin ABD’ye ve AB’ye uşaklık etmek, taşeronluk etmek. Onun gözüne girerek Ortaçağcı bir kukla din devleti oluşturabilmek… Bir Saltanat kurabilmek. Muaviye-Yezid Saltanatı gibi…

Tabiî bu arada da binlerce küpünü Altın, Dolar ve Euro’yla doldurup Kaçak Saray’larda devran sürebilmek. TC Tarihinin gördüğü en büyük Kamu Malı Hırsızısınız ülen siz! AKP kurucusu, ekonomi profesörü Abdüllatif Şener’in tespitine göre üç yüz milyar dolar değerindeki kamu malını sadece kendin ve ailen çalmış, aşırmış ülen!

Avanenle birlikte çaldığınız kamu mallarının tutarı trilyonlarca doları bulur…

Bu çilekeş, yoksul millet birinci planda size çalışıyor.

Bak, hain hırsız!

Dostun Katar Emiri ve onun ataları yaklaşık yüz otuz yıldan beri Katar’ı yönetiyormuş. Emir ve ailesinin serveti elli milyar dolar değerindeymiş…

Siz 18 yıldan beri Türkiye’de iktidardasınız, servetiniz 300 milyar dolar… Yani Katar Emirliğinin 130 yılda çaldığı kamu malının altı katını-mislini 18 yılda çaldınız…

Bu ne hırs, ne gözü doymazlık ve ne hayâsızlık, utanmaz arlanmazlık, Allah’tan korkmaz kuldan utanmazlık!..

İnsan şaşıp kalıyor…

Kaçak Saray’ındaki şu “iftar salatanatı”na bak bir! Saray’ının 600 metrekarelik mutfağında tam 35 tane usta aşçı var. Tabiî sayısız da yardımcısı…

***

Videonun Tapesi:

Muhabir: Onlar Beyaz Melek diyor, biz başka bir isim bulduk. G-20’de dillere destan olan Cumhurbaşkanlığının “Beyaz Karıncaları…

İlk komutun ardından ikinci komut geliyor ve herkes aynı anda harekete geçiyor. Bu, provadaki anları; salon boş. Devlet protokolünü ağırlayacaklar bugün görevleri ağır… Bu da sahne zamanı…

Çalışan: Sayın Cumhurbaşkanı ve Hanımefendi daha sonra tüm salon…

Muhabir: Külliyedeki iftar yemeğinin en özel anlarını, ilginç yöntemlerle dolu iftar hazırlıklarını ilk kez Kanal D haber görüntüledi.

Burası çok yoğun bir restoranın mutfağı değil.

Çalışan: 35 aşçı varız. 40 tepsi daha hazırlanacak.

Muhabir: Bir hayalet ütü… milimetrik desen hesapları… bir de sorumluluğu büyük aşçılar var o hazırlıklarda. Devletin zirvesi bugün iftara bu karıştırdığınız çorbayla başlayacak.

Aşçı: Evet, ağır bir duygu tabiî ki ama güzel bir duygu.

Aşçı: Tabağı süsleyeceğimiz maydanozu belki yanlış yere koyarız ama…

Şef Aşçı: Burası hatayı kaldırmaz…

Muhabir: Hep bir B planınız var mı?

Çalışan: Her zaman vardır .

Muhabir: A planını, B planını saatler önce hazırlıyorlar.

Çalışan: Sayın Cumhurbaşkanımız şu an binada, sessiz yapmalıyız.

Muhabir: Kış bahçesindeyiz bugün kurulacak ağır sofranın adresi burası.

İlk gelen masa Cumhurbaşkanının oturacağı masa; 16 dilim, 1 yuvarlak tam 17 masa var burada aslında ama bakışta dev bir masa gibi görünüyor. İşte bu masanın hazırlanmasının süresi ise sadece 8 dakika.

En zoru da o masaya serilen örtüyü ütülemek ama ona da bir yöntem bulunmuş. Masalar jilet gibi olunca isimlikler yerleşiyor, forslu tuzluklar masada yerini alıyor.

Sosyal Hizmetler Müdürü Seyit Başkonak: Salonu çıkarken son bir temizlik aşamasından geçiliyor, parlatılıyor. Görüyorsunuz elleri çalışıyor.

Muhabir: Çiçekler getirilirken, biz mutfağa doğru gidiyoruz.

Aşçı: Şehzade Aşı Çorbası, Osmanlığı Mutfağı’ndan, bir de Bonfile Sarma var. Biz son noktayı koyuyoruz. Sosunu yapıyorum şu anda. Akşam bir grubumuz var.

Muhabir: Bir grup diye biliyorlar misafirleri; esnaf da gelse, muhtar da gelse aynı yemeği yapıyorlar. Bu arada 15 kişilik bulaşık ekibi harıl harıl çalışıyor. Forslu soğuk mutfakta zeytinyağlılar konuluyor. Cumhurbaşkanlığı’nın en tatlı yeri ise burası. Burası forslu pastane; tabiî özellikle de Türk tatlılarına yer veriliyor.

Aşçı: Saray bohçası, sütlacımız var.

Muhabir: Bir de şambaba tatlısı olacak sofrada. Osmanlı mutfağından çorbayla başlayacak yemek, Türk Tatlı tabağı ile son bulacak. E Ramazan ayı, pidesiz olmaz. O da düşünülmüş.

İftara saatler kala dumanlar yükseliyor, hazırlıklar da giderek hızlanıyor. Yukarıda prova var o sırada. Onlar kendilerine Beyaz Melekler diyorlar. Cumhurbaşkanlığının yaklaşık 110 kişilik garson ekibi. Aynı anda hareket ediyorlar, komut gelene kadar cansız manken gibi duruyorlar.

Çalışan: Kafayı çok sallama, göz işaretiyle anlaş.

Muhabir: Prova bitince sıra görüntüde.

Ve o an geliyor. Şimdi sahnede ciddiyet, resmiyet; kuliste de telaşın, heyecanın zamanı…

İşte tüm gün süren hazırlıkların en can alıcı anı bu an. Şef kulaklarında kulaklıklarla Beyaz Karıncaları yönetiyor aslında. Kimse fark etmiyor.

Şef: Tabiî riskli ama keyifli…

Muhabir: Hem riskli hem zor görevleri. Çoğu zaman zirvedeki sofraların yakın şahidi beyaz karıncalar.

Garson: Biz hem kör oluyoruz hem sağır oluyoruz hem de dilsiz oluyoruz. Devlet çok önemli… (https://www.youtube.com/watch?v=Z_zNAmm_O9Y)

***

Bu saltanatın yanında Firavun’un ve Nemrud’un saltanat sofraları bile, açlık sınırının altındaki bir maaşa-yaşama mahkûm ettiğiniz asgari ücretli işçi ya da öğretmen masası gibi kalır…

Siz çıldırmışsınız oğlum!

Zıvanadan çıkmışsınız siz!

Normal insan davranışı değil şu davranış örnekleriniz…

Aslında var ya Hafız; o saltanat sofralarındaki çorbanın bile bir tek kaşığını olsun hak etmiyorsunuz… Hepsi haram size!

Ne demişti Emekli Amiral, Deniz Harp Okulu eski Komutanı Türker Ertürk?

“Ben Beyaz Saray’ı da bilirim. Tayyip’in Sarayının yanında ABD Başkanı’nın oturduğu Beyaz Saray müştemilat gibi kalır.”

Tabiî bunca hırsızlığı, yolsuzluğu yapabilmeniz, bu saraylarda devran sürebilmeniz için de ihanet üstüne ihanet edebilmeniz gerekir ülkenize…

Efendilerinden (ABD ve AB Emperyalistlerinden) aldığın emir üzerine Ege’de Yunanistan’a ellerinle teslim ettiğin 18 Ada ve İki Kayalık yetmemiş olacak ki bir ada daha satmışsın. Böylece de 19 Ada ve İki Kayalık satmış-teslim etmiş olmuşsun Yunanistan’a. Çuha Adası’nı da satmışsın ülen hain!

Oysa bu adaların hepsi Lozan’da bize bırakılan adalardı…

Namuslu-Yurtsever Askerimiz Emekli Kurmay Albay, Milli Savunma Bakanı Eski Genel Sekreteri Ümit Yalım, bu acı gerçeği ve ettiğiniz affedilmez ihaneti nasıl netçe ortaya koyuyor, bizim gibi içi kan ağlayarak:

“Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli kurmay albay Ümit Yalım, ‘Türkiye’ye ait Küçük Çuha Adası’nda da artık Yunan bayrağı dalgalanıyor” dedi ve ekledi: ‘Adalar (Ege) Denizi, Yunan gölüne dönüştü. Türkiye, Anadolu kıyılarına hapsedildi.’

“Adalar (Ege) Denizini Yunan gölüne dönüştürmek isteyen Yunanistan, 19. Adamızı da işgal ederek hedefine bir adım daha yaklaştı. Milli Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli kurmay Albay Ümit Yalım, 19. Adamızın işgalini Yunanistan belgelerine dayanarak açıkladı.

“İsrail’in, Filistin’de uyguladığı “Önce iskan, sonra işgal” yönteminin aynısını Adalar Denizi’nde Yunanistan’ın uyguladığını öne süren Yalım, Yunanistan’ın, daha önce işgal ettiği adalara ilave olarak Küçük Çuha Adası’nı da işgale başladığı konusunda ilgili makamlara yazılı olarak başvurduğunu belirtti. Yalım, SÖZCÜ’ye şunları söyledi:

“AB BAYRAĞI DA VAR

“Yunanistan yine hiçbir engelle karşılaşmadan Küçük Çuha Adası’nı da işgal etti. Osmanlı Devleti döneminden bu güne kadar Türk egemenliğinde olan Küçük Çuha Adası’nda Yunan bayrakları ile birlikte Avrupa Birliği (AB) bayrakları da dalgalanıyor. AB de işgale ortak olmuş. Küçük Çuha Adası, İstanbul’daki Büyükada veya Meis Adası’nın 4 misli büyüklükte.”

“Küçük Çuha Adası’na inşa edilen kiliselerde de Yunan bayrağının dalgalandığını, Yunan Deniz Ticaret Filosu’ndaki gemilerin, işgal edilen Küçük Çuha Adası’na, Mora Yarımadası ve Girit Adası’ndan turist taşıdığını, adaya inşa edilen limanını Yunan şirketlerinin işlettiğini, bir otel yapıldığını kaydeden Ümit Yalım, sözlerini şöyle sürdürdü:

“YUNAN EGEMENLİĞİ

“Küçük Çuha Adası’nın Belediye Başkanı Yunan vatandaşı. Mahalli İdareler Seçim Kanunu’nun 9. Maddesine göre Belediye Başkanı’nın Türk vatandaşı olması gerekiyor. Ancak, T.C. İçişleri Bakanlığı, Yunan vatandaşı Belediye Başkanı Çarçalakis’i bu güne kadar görevden almadı yerine kayyum atamadı.

“Küçük Çuha Adası’nın işgal edilmesiyle, Adalar Denizi’nden Akdeniz’e geçişi sağlayan Kitira Geçidi de tamamen Yunanistan’ın egemenliğine girdi. Mevcut durum itibarıyla 19 Türk Adası ve 2 Türk Kayalığı Yunan işgali altındadır. Adalar Denizi, Yunan Gölü’ne dönüştü. Türkiye, Adalar Denizi’nde, Anadolu kıyılarına hapsedildi.” (https://www.sozcu.com.tr/2020/dunya/yunanistan-egedeki-19-adamizi-da-isgal-etti-6160929/)

Ey vatan satıcı hainler, ey ihanette sınır tanımaz vatan millet, halk düşmanları!

Sizin Allah korkunuz da, dininiz de yok ülen!

Siz sadece Ebu Süfyan, Muaviye-Yezid Dincisisiniz. Ya da CIA-Pentagon-Washington Dincisi-İslamcısısınız. Sizin rehberiniz, Washington’daki İblis… Kâbeniz de oradaki White House…

Sizi, yani sen ve avaneni Rahmetli İçtenlikli Müslüman, İlahiyatçı Profesör Yaşar Nuri Öztürk ne de açık ve net ortaya koyuyor.

Sizin; “Müslüman sıfatıyla cenaze namazınızın bile kılınamayacağını, gittiğiniz camilerde namaz olmayacağını”, söylüyor, çok haklı olarak. Geçen yazımızda paylaştığımız görüntülü konuşmasında da çok güzel anlatıyor sizi…

Tekrardan zarar gelmez, öğrenmeyi pekiştirir. Bir kez daha izleyelim:

***

 Videonun Tapesi:

Dünyada bir tane Müslüman yok ki, “Nerede yaşamak istersin?” sorusuna bir Müslüman ülkenin ismini versin. Bunları görün bari. Ya İsveç ya İsviçre ya İngiltere ya Amerika ya Fransa ya Almanya, ya İskandinav ülkelerinden biri. Bir tane Müslüman ülke yok. Fırsatını bulan, kapağı cehenneme postaladığı ülkelerden birine atıyor.

Şuurlu ve vicdanlı halk lazım. “Ben bilmem kimin neyinin kılı olurum”, diyen bir kitleden bu benim sözlerime yankı bekleyemezsiniz. O bugün onun bilmem neyinin kılı olacak, yarın falancanın kılı olacak, gelen ağam giden paşam… O şey kılı olmaktan bir türlü kurtulamayacak.

Yeter ki bana biraz kömür, biraz makarna falan ver bitti. “Kömürümü veriyor”, diyor. Zaten onun başka bir meselesi, başka bir beklentisi yok. “Kömür…” O “kömür”ler sana verilsin diye, işte 300 küsur kişi gitti orada.

“Aşîrateke-l-akrabîn!” En yakınında olanları uyar! Dağın arkasına ahkâm postalama. Afrika’ya, Uganda’ya ahkâm postalama. Şeytanın çocuğu. Karşındaki kitleyi aptal zannediyorsun değil mi? Bu nasılsa aptal. Felsefede bunlara “a priori” denir.

Milyon dolarlar konuşuluyor. Diyor ki “Bu milletin “a…koyacağız” diyor.

Şimdi bu milletin bilmem neyin kılı olacak adama müstahak olabilir ama ben bu milletin bir ferdi olarak bir kaç misliyle iade ediyorum size. “…… koyacağız” aynen.

Öyle yağma yok. Ahlaksız, izansız, ciğersiz; RTÜK’ü çok sevdiğim için daha fazla sayamam, hadi şerefsiz de diyelim o kadarla yetinelim.

Yani sen bana ana avrat söveceksin ve ben sana şerefsiz demeyecek miyim? Alçak, alçak seni hayvanların yüzkarası…

Kur’an’ın tek düşmanı zulümdür ve zalimdir. Sen zalimi bu şekilde aklayıp, himaye edip, temize çıkarıp, korumaya alırsan, senin bu kitabın anladığı manada bir dinin, Allah’ın olabilir mi?

Ulan, ulan siz buna din mi diyorsunuz?

Sonra da insanlığa diyorsunuz ki Cennetin yolu buradan geçiyor.

Nereden geçiyor ulan, nereden geçiyor?

17 Aralık hırsızlarının Türkiye’sinden mi geçiyor?

Nereden geçiyor? (https://www.youtube.com/watch?v=AaRnbnvewbA&t=362s)

***

Sanmayın ki ihanetleriniz, zulümleriniz, hırsızlıklarınız, katillikleriniz öbür tarafa kalacak. Burada da hesaba çekileceksiniz. Çelik bilezikle mutlak surette tanışacaksınız!..

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

11 Aralık 2020

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı