Okuyan ve Aydemir Hafızların son büyük devrimci(!) açılımı: Kadıköy Nazım Kültür’de meyhane açmaları

13.02.2016
320
A+
A-

Yeni Sahte KP’nin Kültür Merkezi Komünistliği Üzerine 11

Okuyan ve Aydemir Hafızların son büyük devrimci(!) açılımı:

Kadıköy Nazım Kültür’de meyhane açmaları

Tabiî aklı başında devrimci-demokrat insanlar hemen soracaktır: “Bu ne biçim devrimci açılım?”, diye. Haklılar da sormakta. Ama hani ne der halkımız?

“Böyle başa böyle tarak…”

Yani bunların yapacağı devrimci açılım ancak böyle olur.

Bir de bize kızmışlardı, değil mi?

Usta’mızın anmasında yaptığımız konuşmada bunların yaptığı devrimciliğin Kadıköy Nazım Kültür’de geyik çevirmekten ibaret olduğunu söylediğimiz için.

Şimdi ise kendileri itiraf ediyor bunu. Hem de estetize ederek. Hayli yeteneksizce olsa da bir şair söylemine özenerek savunuyorlar meyhaneciliğe soyunuşlarını. İzleyelim isterseniz:

“Güzeldir Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nin bahçesinde buluşmak bir dost ile. Demli bir çay söyleyip gazete okumak da öyle. Ihlamur kokusunun nereden geldiğini anlamaya çalışırken kitabınızın üzerine düşen dutun şaşkınlığıyla gülümsemek de…

“NHKM programının zengin içeriğiyle tanışmak keyiflidir. İlk kez Nazım dostları için sergilenen bir etkinliğe şahit olmak da öyle. Çocukların koşturmasıyla, her gelen misafire ev sahibi olduğunu hatırlatan kibirli kedileriyle başka bir yerdir NHKM.

“Nazım dostlarıyla, başka bir kültürün, dürüstlüğün ve iyiliğin mekanı olduğunu, Nazım’a yakışanı yapmanın ne denli önemli olduğunu paylaşarak on yılı devirdi NHKM.

“Bugünlerde NHKM’de farklı bir şey daha var… Dost sohbetlerinin geceye sarkan kısmı için bir “meyhane” açıldı bünyemizde.

“Dostların arasında iki lafın belinin kırılacağı, damak zevkinin samimi sohbetlerin lezzetini artıracağı “Güneşin Sofrası” açıldı…

“Emek verilmiş mezeleri, büyük bir incelikle farklı mutfaklardan örnekleri, nerede olduğumuzu unutturmayan güler yüzlü servisi, popülerlik tuzağına düşmeyen usta işi sürpriz lezzetleri ile ” Güneşin Sofrası ” nda buluşmak üzere…” (http://gunesinsofrasi.com/)

Sahte KP’li vatandaşların yukarıdaki satırlarda ortaya koydukları meyhane güzellemesini halkımız (belki “high quality” kolejlerde okumuş Sahte KP şefleri yine kızıp bizi kahvehane kültürü jargonuyla konuşmakla suçlayacaklar ama boş verelim onları) “sefa pezevenkliği” deyimiyle özetler.

Sahte KP şefleri “haydi gelin hep birlikte bu işi yapalım”, diyorlar. Sakın bize öfkelenmeye filan yeltenmesinler yine. Bakın bizimle hiçbir bağı olmayan, zeki bir Ekşi Sözlük yazarı, Sahte KP’nin meyhane güzellemesinin tam da sefa pezevenkliği kapsamına denk düştüğünü şöyle dile getirmiş:

“Bu tür bir pezevenk olmak için varsıl olmak gerekmez. Sadece yaşamın her anında çeşitli zevk veren unsurları bir araya getirebilmek yeteneği olan neşeli, her şeyi olduğu gibi kabul eden ve yaşamdan zevk alan insanlardır. Bir araya getirdikleri şeyler ise, gün batımı, gün doğumu, içki, sigara, dost sohbetleri gibi şeylerdir.” (https://eksisozluk.com/sefa-pezevengi–110024)

Bunlar, hep söylediğimiz gibi Gerçek TKP’nin değil, burjuva sosyalisti TİP’in devamcılarıdır. Fakat inanın, onlar bile ve sadece onlar da değil, Türkiye’de kendini sosyalist olarak adlandıran hiçbir hareket bugüne dek böylesi bir alçalışta, sefilleşmede, sefaletleşmede bulunmamıştı.

Yanlış anlaşılmasın; biz böylesi meyhaneler meraklısı olan insanlara düşman filan değiliz. Düzenin kurbanlarıdır onlar, deriz. Çünkü bizce alkole sığınmak bir kaçıştır. Alkol, uyuşturucunun bir türüdür. Aynen onlar gibi insanı gerçek hayattan koparıp yapma, hayali bir hayata taşır. Yani hayatın gerçekleriyle bağını koparır. Böylece de insanlara diğer uyuşturucular gibi zehirli bir tat verir, haz verir. Tabiî kerte kerte de beden ve akıl sağlığını aşındırır, çürütür.

Böylesi bir düşüşe karşı uyarırız biz insanları. Sakındırmak isteriz oralardan. Hele hele Gerçek Devrimci olmak iddiasındaysa bir kişi, beden, ruh ve akıl sağlığı onun en çok ihtiyaç duyduğu şeydir ve gözü gibi onu korumakla yükümlüdür.

Bizim karşı olduğumuz, bu tür düşüşlerin sosyalizm ile, Nazım Hikmet’le ilişkilendirilmesi ve soslanmasıdır.

Böylesi bir yaşam tarzının komünistlik olarak sunulması ve en azından genç kuşakların Gerçek Devrimcilikten uzaklaştırılması bir yana, böylesi bir sefa pezevenkliğinin devrimcilikmiş gibi benimsemesine yol açılmasıdır.

Kıvılcımlı Usta’mızın da belirttiği gibi, sosyalizmin kırk çeşidi vardır. Toplumda ne kadar sınıf, tabaka, zümre varsa; onların her birinin çıkarını ve dünya görüşünü temsil eden bir o kadar da sosyalizm vardır.

Sahte KP’nin savunduğu da, yukarıdaki meyhane açılımıyla bir kez daha ortaya serildiği gibi, bir küçükburjuva sosyalizmidir. Bunun Gerçek Sosyalizmle yani İşçi Sınıfı Sosyalizmiyle, ki bunun bir adı da Komünizmdir, zerre kadar olsun ilgisi yoktur.

Bunların önderleri olan TİP de burjuva sosyalizmini savunuyordu. Sovyetler’e düşmandı. Sosyalist Kamp’a düşmandı. Sovyet Sosyalizmini “Ceberrut Sosyalizm” olarak adlandırıyordu bunlar. Kendilerininkini ise “Güleryüzlü Sosyalizm” olarak deyimlendiriyorlardı. Fakat onlar bile, yukarıda söylediğimiz gibi, bunlar gibi sefilleşmemişler, küçükburjuva meyhane sosyalistliğini komünistlik olarak satmaya kalkışmamışlardı.

Bunların, yine halkımızın deyişiyle, ardamarları çatlamıştır. Utanmayı, arlanmayı unutmuş bunlar.

Bizim masum, saf gençleri uyarmak için yazdığımız eleştirileri Facebook’ta sponsorlu olarak paylaşmamızı eleştiriyordu bunlar. Oysa bizim Facebook’a verdiğimiz sponsorluk ücreti yazı başına Kadıköy Nazım kültür’de içilen bırakalım içkiyi, ancak iki çay iki poğaça parası kadardır. Kaldı ki biz, o kadarcık parayı bile eleştirimiz gençlere ulaşsın, daha çok gencin uyanıp bilinçlenmesine ve Gerçek Devrimciliği öğrenmesine yardımcı olsun diye veriyoruz. Yani devrimci bir amaç güdüyoruz bu işimizde.

Bunlarsa meyhane reklamı yapıyorlar, sponsorlu biçimde. Yani gençleri zehirlemekle kalmıyorlar bir de yaptıkları aşağılık işi onlara komünistlikmiş gibi yutturmaya kalkışıyorlar.

Ne günlere kalmışız, değil mi?

Böylesine çapsız, yüreksiz, ahlaksız küçükburjuva gusanoları bile ciddiye alıp eleştirmek durumunda kalıyoruz. Neylersiniz…

Bu sahtekarlar şimdi şöyle bir demagojiye sığınmaya çalışabilirler:

“Bizim ne ilgimiz var Kadıköy Nazım Kültür’le?..”

Var, var… Siz de çok iyi biliyorsunuz bunu. Bilindiği gibi Sahte KP’nin büyük başlarının birincil plandaki uğrak yeridir, Kadıköy Nazım Kültür. Kaldı ki daha da fazlasıdır. Bunu da Doğan Ergün söylesin isterseniz:

“Nâzım’da Şubat ayıydı sanırım, program tartışması yapıyoruz.

“Bir arkadaşımız, kentsel dönüşüm meselesini ele alalım diyor. Bir süredir, Taksim üzerine düşünüyor, konuşuyoruz. Liberallerle sosyalistler arasında Gezi Parkı konusunda bir didişme var. Ayrı platformlar kurulmuş. Bu meselenin çok sayıda insanın gündemine girmiş olması ilginç geliyor.

“Neyse…

“Nâzım’da bu temayla bir program yapıyoruz.

“(…)

“20 Mayıs.

“Yine Nâzım… Bir sanatçı dostumuzla ateşli bir konuşma yapıyoruz.

“Gün boyu gazetedeyim. Gezi Parkı’ndan haberler geliyor. Geceden beri hareketlilik var… Nâzım’a geçince, ‘hadi’ diyorum ‘Gezi’ye gidelim. Orada olmak lazım.’ 

“Pek kimseyi ikna edemiyorum.”

“(…)

“Sabaha karşı “Park’a müdahale oldu” telefonuyla uyanıyorum.

“Akşama Nâzım’dan ses sistemi, sahne vs. getiriyoruz.” (Doğan Ergün, 28 Mayıs 2015 http://ilerihaber.org/yazar/28-29-30-ve-31-mayis-ve-de-1-haziran-sabahi-31242.html)

Görüldüğü gibi, adamların merkez üssü Kadıköy Nazım Kültür olmuş. İnsan sormadan edemiyor:

Peki parti binalarınız ne işe yarıyor? diye.

Besbelli ki Nazım Kültür’ün konforu güçlü bir manyetik etkiye sahip mıknatıs gibi çekiyor adamları. Kopamıyorlar oradan. “Program tartışması”nı bile orada yapıyorlar.

Eee, şimdi bir de meyhane açtılar, nasıl kopsunlar artık?…

Ali Desidero’nun deyişiyle Nazım Kültür Meyhanesinde “Kalite katmerli, fiyat yüzde elli.”

Yoksa fiyat da mı katmerli, Hafızlar?

Bari bu kötülüğü olsun yapmayın çocuklara. Okul önlerinde karargah kurup ergen orta öğretim öğrencilerini önce uyuşturucuya alıştırıp sonra da soyan çeteler gibi çocukların cep harçlıklarını son kuruşuna kadar soymayın.

Şu kaliteye bakın bir Nazım Kültür Meyhanesindeki. Mekanın ve size servis sunan personelin kalitesine bakın…

Personel, sanki meyhane çalışanları değil de yoğun bakım ünitesi hemşireleri.

Haa, aklımıza geldi; bari bu garibanların sigortası, sendikası var mı?

Her şeye rağmen bizce bir eksiği var bu meyhanenin. KP’nin iki Hafızından birini kasaya oturtup diğerini de şef garson üniformasıyla giydirip onurlandırmak gerekirdi meyhaneyi.  Bakın duvarlara Nazım’ın, Cemal Süreya’nın resimlerini asmışsınız.

Peki Hafızlar nerede?

Onların da resimlerini asmak için ölmelerini mi bekliyorsunuz?

Bari hiç değilse resimlerini asın yahu…

Ekran Resmi 2016-02-13 18.34.26Ekran Resmi 2016-02-13 18.08.36

Ne diyelim artık?..

Haydi hayırlı geyikler…

Ya da hadi hayırlı sefa pezevenkliği…

Biz bunları Kültür Merkezi Komünistliği yapıyorlar, işleri güçleri orada geyik çevirmek, diye eleştirmiştik. Fakat adamlar şimdi kalite yükselttiler. Ya da düşürdüler mi demeli… Şimdi artık düpedüz Meyhane Komünistliği yapıyorlar. Neylersiniz…

İçtenlikli gençlere diyoruz ki; bunlar ciddiyetsiz, bunlar madrabaz, bunlar ahlaksız. Bunların geleceği yok. Kanmayın bunlara… Ömrünüzün en enerjik, en heyecanlı, en duygusal yıllarını bunlara kanarak boşa harcamayın. Büyük pişmanlıklar yaşarsınız sonra. Bunların İşçi Sınıfı Bilimiyle zerrece ilgileri yoktur. Onu kavramaya çapları yetmediği gibi bunlarda statik karakter de yoktur. İçtenlikli değildir bunlar.

Aslında acınacak haldedirler de işte bazı saf insanlarımızı kandırıp peşlerine taktıkları için kendilerini komünist falan diye satabiliyorlar. Fakat satamayacaklar artık!.. Meydan bu kadar da boş değil. Böyle soytarıların kulaklarından tutup teşhir etmek bizler için aksatılmaması gereken bir iştir.

Nasıl bundan önce Sevrci Soytarı Sahte Sol’u teşhir edip işlerini bitirmişsek, nasıl Doğu Perinçek ve PDA Avanesinin CIA Solu’nu teşhir edip açığa çıkarmışsak ve de işlerini bitirmişsek, bu Meyhane Komünistlerinin de işlerini bitireceğiz. Kimse bundan kuşku duymasın… 13.02.2016

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı