Yine Bir 5 Haziran, Yine Dünya Çevre Günü… Ama Çığlık Çığlığa Bir Doğa, Kan Ağlayan Bir Memleket Var Karşımızda!
Yine Bir 5 Haziran, Yine Dünya Çevre Günü…
Ama Çığlık Çığlığa Bir Doğa, Kan Ağlayan Bir Memleket Var Karşımızda!
İnsanlığı var olduğu günden beri bir ana gibi besleyen, göğsünde büyüten, nefesimiz ve can suyumuz olan doğanın günü bugün. Fakat içinde debelendiğimiz bu rezil, bu insanlık dışı sınıflı toplum düzeni, bize kutlayacak bir gün bırakmadı!
Doğamız, nefes alan her bir hücremiz, bu çürümüş düzenin dişlileri arasında ardı ardına ölümcül darbeler alıyor. Toprağımız zehirleniyor, sularımız kurutuluyor, ormanlarımız gözümüzün önünde hunharca katlediliyor.
Kim bu hunhar cinayetin faili?
Gözünü sadece ve sadece kâr hırsı bürümüş, paradan başka ilâh tanımayan acımasız Parababaları ve onların dünya halklarına dayattığı bu sömürü çarkı. Bu azgın azınlık, kendi kasalarını doldurmak uğruna insanlığın ortak mirasını, coğrafyamızı, dağlarımızı, denizlerimizi, nehirlerimizi vahşice yağmalıyor. Şehirlerimizin tarihi dokusunu beton yığınlarına gömüyor, yeşil alanlarımızı gasp ediyorlar. Para ve kâr tanrısına tapan bu Parababaları, doğayı katlederek sadece bugünümüzü değil, gelecek kuşakların da yaşam hakkını ellerinden alıyorlar!
Hele ki bugün ülkemizde bu talan yüzyılın felaketi, emperyalizmin yerli işbirlikçisi AKP’giller eliyle en vahşi, en fütursuz aşamasına ulaştırılmıştır!
AKP’giller’in bu doymak bilmez talan politikaları yüzünden canımız zeytinliklerimiz, asırlık ormanlarımız, su havzalarımız yerli ve yabancı maden şirketlerine, Parababalarına peşkeş çekilmekte Doğamızın her bir parçası yağma sofrasına meze edilmekte, geleceğimiz adım adım kurutulmaktadır.
Üstelik bu katliam zinciri sadece doğayla da sınırlı kalmıyor; bugün bu vahşetin en acı, en kanlı darbesini sokaklardaki dilsiz canlarımız alıyor. Mahallelerimizin, sokaklarımızın asıl sahipleri olan masum evcil hayvanlarımızdan, talan edilen ormanlarda yaşam alanı bırakılmayan yabanıl dostlarımıza, kâr ve eğlence uğruna, ihale masalarında kurşunlara hedef edilen, zalimce avlanan tüm canlarımıza kadar her biri canice bir katliamın ve sistemli bir kıyımın hedefi haline getirilmiştir.
Oysa, ülkemizin en vatansever, en halksever, en doğasever, en hayvansever partisi olan HKP Programı’nda belirtildiği gibi; canlılar âlemi bir bütündür. İnsan, hayvan ve doğa birbirinin ayrılmaz, koparılamaz parçalarıdır. Biri yok olursa diğeri de yaşayamaz. Hayvanların dilleri yoktur ama hisleri vardır, duyguları vardır, canları vardır. İşte bu yüzden, insan, doğa ve hayvan sevgisini yüreğine kazımayan, bu vahşi katliamlara karşı barikat olmayan hiçbir hareket halkçı olamaz, insani olamaz. Doğaya verilen her zarar, gelecek kuşaklara yapılmış en büyük haksızlıktır, geleceğe sıkılmış bir kurşundur.
Bu yüzden, bu 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde bilincimizi bir kez daha bileyelim, gücümüzü örgütleyelim:
Bu yağmaya, bu kıyıma, bu hunharca katliamlara son vermenin tek yolu; yeraltı ve yerüstü zenginliklerimizin Parababaları tarafından sömürülmesini engellemekten, bu sömürücü sınıflı toplum düzenine karşı topyekûn mücadele etmekten geçer.
Bunun yegâne çözümü; doğaya, hayvana, insana dost, tarihi doğayı gözü gibi koruyan Demokratik Halk İktidarıdır!
Halkın iktidarında ne doğamız peşkeş çekilecek ne dilsiz canlarımız katledilecek; insanımız da, hayvanımız da, doğamız da hak ettiği özgür ve mutlu yaşama kavuşacaktır!
05 Haziran 2026
Halkçı Doğa ve Hayvanseverler