AKP’giller’den yeni bir cinayet türü: İntihara sürükleyerek öldürme

13.02.2016
190
A+
A-

AKP’giller’den yeni bir cinayet türü: İntihara sürükleyerek öldürme

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Milli Eğitim Bakanlığı ve bağlı kuruluşların bütçe görüşmelerinde Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, milletvekillerinin soru ve eleştirilerine cevap verdi. Bu arada Nabi Avcı öğretmen intiharlarıyla ilgili de açıklamalarda bulundu.

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, ataması yapılmayan öğretmenler ile TEOG’dan düşük puan aldığı için hayatının baharındaki çocukların intihar ettiği yönündeki eleştirileri değerlendirirken şunları söyledi:

“Arkadaşlarımızdan bir hekim olarak bilgilendirmesini rica ettim. Teknik tabiri nedir bilmiyorum ama bunu bile söyleyip söylememekte tereddüt ediyorum, ‘gösterişçi intihar eylemi’ diye bir sendromdan bahsediliyor. Aslında niyeti olmadığı halde etrafında ilgi uyandırmak veya ilgi çekmek veya isteklerinin yerine gelmesini sağlamak amaçlı … Tıpçıların söylediğini söylüyorum. Ama psikiyatr arkadaşların söylediğini söylüyorum” (Sözcü Gazetesi, 12 Şubat 2016)

Nabi Avcı’nın bu açıklaması, bizim için demeyeceğiz artık, halkımız için de sürpriz değil. Bu açıklama AKP’giller’in halk düşmanı, insan, hayvan ve doğa düşmanı sıradan-günlük uygulamalarından bir bölüm. 14 yıllık iktidarları döneminde onların bu türden onlarca açıklama ve eylemlerine tanık olduk. Çarpıcı olan birkaç örnek vermekle yetinelim.

17 Mayıs 2010 tarihinde TTK’ya ait Karadon Maden Ocağı’nda meydana gelen grizu faciasında 30 işçi yaşamını yitirmiş dönemin Çalışma Bakanı Ömer Dinçer ölen işçiler için “güzel öldüler” demişti.

Aynı kişi bu defa Milli Eğitim Bakanı olarak 2 Ekim 2012 yılında yine ataması yapılmayan öğretmenlerle ilgili olarak; “Ben öğretmen olmak isteyenleri, Eminönü’ndeki caminin önünde bekleyen güvercinlere benzetiyorum. Bekliyorlar ki biri önlerine yem atsın”.

Yine 2014 yılında Soma’da resmi rakamlarla 301 madencinin ölümü üzerine o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan Soma Belediyesi önünde yaptığı açıklamada “Arkadaşlar yani biz bir defa bu tür ocaklarında, kömür ocaklarında bu olanları, lütfen buralarda bu olaylar hiç olmaz diye yorumlamayalım. Bunlar olağan şeylerdir. Literatürde iş kazası denilen bir olay vardır. Bunun yapısında fıtratında bunlar var.”, demişti.

Hep söylüyoruz; bir kez daha tekrar edelim: AKP, büyük reisinden ilçe başkanına kadar Türkiye tarihinin gelmiş geçmiş en halk düşmanı, en vurguncu, en hırsız hükümetidir. Bunların bütün dünyaları ün, makam, koltuk ve paradır. 17-25 Aralık olayında da görüldüğü gibi paraları kamyonlarla taşımışlardır.

Ataması yapılmayan öğretmenler olayı AKP’giller’ce faciaya dönüştürülen eğitim sistemimizin en acıklı ve trajik yönünü teşkil etmektedir.

Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu’nun 1127 atanamayan öğretmenle yaptığı ankete göre her 3 ataması yapılmayan öğretmenden 1’i intihar etmeyi düşünüyor. Ankette, “atamanız yapılmadığı için intiharı hiç düşündünüz mü?” sorusuna “Evet” diyenlerin oranı yüzde 38.33, “Cevap vermek istemiyorum” diyenlerin oranı yüzde 26.44, “Hayır” diyenlerin oranıysa yüzde 35.23. Bu örneklemi 400 bine yakın ataması yapılmayan öğretmene genelleme yapmayı düşünecek olursak 10 binin üzerinde ataması yapılmayan öğretmenin intihar etmeyi düşündüğü ortaya çıkacaktır.

Ne yazık ki 40’dan fazla ataması yapılmayan öğretmen kardeşimiz bu intihar düşüncesini eyleme geçirmiştir.

Peki ya ataması yapılmayan diğer kardeşlerimiz ne yapmaktadır?

Onlar da herhangi bir sosyal güvenceden yoksun, boğaz tokluğuna çeşitli işlerde çalışmak zorunda kalmaktadır.  Örneğin inşaatlarda çalışıyor, pazarcılık yapıyor, kağıt topluyor, temizlik işçiliği yapıyor veya özel sektörde çok düşük ücretlerle çalışıyorlar. Bir şekilde çalışmayı seçmeyenler ise ya evlerinde dört duvar arasında yaşıyor ya da ailelerinden almak zorunda kaldıkları harçlıklarla yaşamlarını idame etmeye çalışıyorlar. İşte bu şekilde çalışan öğretmen sayısı 400 bine yaklaşmış durumdadır.

Olay bu kadar trajik bir durumdayken Milli Eğitim Bakanının o insana asla değer vermediğini gözler önüne seren sözü en hafif tanımlama ile ifade edecek olursak “başkasının mutsuzluğundan zevk alma” durumudur. Bu durumun psikolojik açıklamasını da şöyle yapabiliriz; tamamen sadistçe bir eylem olup, insanlara ve hayata karşı kin güden, içinde psikopatça düşünceler taşıyan, insanlığa yakışmayacak derecede basitçe bir davranış biçimidir.

İşte biz tam da bu nedenle AKP’giller’i canlıların dördüncü türü olarak tanımlıyoruz; bu tanıma göre birinci tür insanlar, ikinci tür hayvanlar, üçüncü tür bitkiler ve dördüncü tür AKP’giller’dir. Dolayısıyla kozmik evreni bilmiyoruz ama dünyada canlılar türünün en zararlı ve yıkıcı bölümü bu dördüncü kategoridekilerden oluşmaktadır.

Yine çok bilinen bir gerçeği bir kez daha vurgulamaktan çekinmeyelim; 6 bin 5 yüz yıllık sınıflı toplumlar tarihi bize göstermiştir ki; sömürücü, vurguncu, hazır yiyici asalak Antika Tefeci-Bezirgan Sınıfı ve onların politikacıları yaptıklarının hesabını er ya da geç vereceklerdir. Tarihte son sözü hep onuru ile çalışan, emek gücünden başka satacak bir şeyi olmayanlar, çalışanlar, emekçiler, işçi sınıfı ve onun yanında yer alanlar söyleyecektir. 13.02.2016

Halkçı Kamu Emekçileri