Faşist Çakal Trump, Tayyip ve avanesiyle hem dalgasını geçiyor hem de onlardan 55 milyar dolarlık haracını alıyor

03.07.2019
163
A+
A-
Faşist Çakal Trump, Tayyip ve avanesiyle hem dalgasını geçiyor hem de onlardan 55 milyar dolarlık haracını alıyor

Osaka’da ne yaptın böyle, Hafız?

Emperyalist Çakal Trump, seni ve avaneni madara edip geçip gitmiş be…

Rezil rüsva olmuşsunuz dünya âleme karşı. Sizi resmen Tecavüzcü Coşkun, Yusuf Çetin, Figüran Osman, Nuri Alço, Sütçü derekesine düşürmüş be…

Siz de; yapımcımız, efendimiz, velinimetimiz bizimle dalga geçme lütfunda bulundu diye ağzınız kulaklarınızda bakınıyorsunuz sağa sola.

Vay Türkiye’m vay be, şunların eline kaldın…

Şimdi isterseniz, aslında Kaçak Saraylı ve avanesi için utanç verici bir küçülmenin ötesinde hiçbir anlam ifade etmeyen o görüntülerin ve Trump fırlamasının sarf ettiği sözlerin içeriğine bakalım.

İngilizcesi:

“And look at these people. How nice they are. Look at them. They’re so easy to deal with. Look at them. Central Casting. There’s no Holywood set where you could produce people that look like them.”

Türkçesi:

“Ve bu insanlara bakın. Ne kadar güzeller. Onlara bakın. Onlarla baş etmek çok kolay. Central Casting. Onlara benzeyen insanları üretebileceğiniz hiçbir Hollywood seti yok.”

Ne diyor ABD’li haydutlar şefi?

Şunların güzelliğine bakın, diyor Tayyip ve avanesini göstererek. Ve bir kez daha çiziyor altını cümlesinin. “Bakın şunlara bir”, diyor. “Holywood’a üçüncü, dördüncü kalite figüran tedarikleyen Central Casting gibi şirketler böyle bir ekibi üretemez, bir araya getirip piyasaya süremez.” diyor. Ve de devam ediyor ardından…

Bunlarla baş etmek ne kadar kolay… Daha açığı; bunları keklemek, bunları ahmak yerine koyarak her dediğimizi kabul ettirmek ve her istediğimizi almak ne kadar kolay ve basit biri iş, diyor.

Yani adam, böylesine aşağılayıcı sözleri Kaçak Saraylı Hafız’ın ve avanesinin yan yana dizili olduğu ve bir grup oluşturduğu yana bakarak, onların yüzlerine söylüyor. Onlar da çaresiz sırıtıyorlar…

Faşist Bunak Trump, tam bir fırlama aslında. Kiminle nasıl konuşulacağını çok iyi biliyor. AB Liderlerine böyle bir hitapta bulunabilir mi?

Zinhar, aklından bile geçiremez.

Ya da Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nin yurtsever, baştan ayağa ulusal onur taşıyan, devrimci inanç taşıyan genç lideri Kim Jong Un karşısında böyle bir tutum sergileyebilir mi?

Kesinlikle aklından bile geçiremez bu söylediklerini.

Fakat işte Kaçak Saraylı Hafız gibi ve diğer, Ortadoğu’nun ABD işbirlikçisi, daha açığı ABD piyonu devletlerinin liderleri karşısında böylesine dalgasını geçer. Üstelik de onlara her istediğini yaptırır.

Mesela Suudi Arabistan’a gitti, değil mi, başkan seçildikten sonra?

Ne dedi orada Suudi Kralı’na karşı?

Biz sizin arkanızda olmasak bir hafta bile iktidarda kalamazsınız. O zaman siz de bunun bedelini ödeyeceksiniz bize.

Ve ödetti de. 350 milyar dolarlık silah ve başka şeyler alımı anlaşmasını imzalatıp geçti. Yani bir kalemde 350 milyar dolar tokatladı Suudi Arabistan’dan.

Peki, Osaka’da bizimkilerden ne almış?

Onu da Mehmet Ali Güller, Cumhuriyet’teki köşesinde şöyle açıkladı:

“Bu durumda Osaka’daki Erdoğan-Trump görüşmesinden çıkan esas sonuç ne oldu peki?

“50 milyar dolarlık ‘yaptırım’

“Özeti şu: Erdoğan ve Trump, iki devlet adamı olarak değil ama ülkelerini şirket gibi yöneten iki iş insanı olarak, iş konuştular, alışveriş mutabakatı yaptılar. 

“Bunu da Erdoğan açıkladı zaten: “Bizim S-400 olayı bir taraftan yürürkenAmerika’dan da Lockheed Martin’den Boeing uçaklarını alıyoruz. 100 adet Boeing alıyoruz Lochkeed Martin’den. Serbest piyasa ekonomisinin olduğu bir dünyada bunları birbirine karıştırmayacağız.

“Yani fiilen Erdoğan yaptırımların “ertelenmesi” karşılığında, ABD’den 100 Boeing uçağı alma sözü vermiş oldu Trump’a! Yaptırımın mı, yoksa 100 Boeing almakla başlayacak alışverişin mi Türkiye adına daha az maliyetli olduğunu iktisatçılar hesaplayacaktır…
Zira Erdoğan, Trump’a “stratejik ortaklıkları ve savunma sanayiine yapmak istedikleri yatırım” nedeniyle “ABD ile 75 milyar dolarlık ticaret hacmine doğru ilerlediklerini” söyledi!
Şaşırıyoruz, çünkü Türkiye ile ABD’nin mevcut ticaret hacmi 20 milyar dolardır ve bunun 75 milyar dolara ilerleyebilmesi, ancak “ABD’den sürekli silah/uçak alımı” ile mümkün olabilecektir! 

“Ve eğer alacağımız Boeing’ler 747 modeliyse, tanesi 400 milyon dolardan 100 tanesi 40 milyar dolar yapar ve 20 milyar dolarlık ticaret hacmimiz 60 milyar dolara çıkar. Erdoğan’ın belirttiği 75 milyar dolara çıkmak için de Patriot almak gerekir ek olarak!” (http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/1464459/Osaka_da_CEO_lar_mutabakati.html)

Görüldüğü gibi Trump, Osaka’da Tayyipgiller’den 55 milyar dolar alıp götürmüş. Daha açığı, Tayyipgiller, bu parayı Boeing yolcu uçağı ve Patriot Füzeleri olarak ödemeyi taahhüt etmişler.

Peki, bu kadar parayı neyin karşılığında verecekmiş Tayyipgiller?

S-400’lerin alımı halinde ABD’nin uygulamaya koyacağı yaptırımların sadece 6 aylık bir süre için ertelenmesi karşılığında…

Yaptırım uygulamayı Amerikan Kongresi karar altına alıyor. ABD Başkanı’nın bunu uygulamama yetkisi yok. Yalnızca 6 ay erteleme yetkisi varmış.

İşte Tayyip ve avanesi bu hallerde, arkadaşlar…

İktidarlarını koruyabilmek için, sürdürebilmek için ABD’nin her dediğini yapmaya mecbur hissediyorlar kendilerini. S-400 alımından da vazgeçtik, diyemiyorlar. Çünkü bağladılar bir kere kendilerini. Bu S-400 işine girmekten bin kere pişmandırlar şu an ama bir kere girdiler dönülmez bir yola. Bu sebeple de ABD Haydudunun her buyruğunu uygulamakta tereddüt etmiyorlar, ihanet üstüne ihanet ekleyip duruyorlar.

Bu ABD işbirlikçisi hain iktidar Ege’deki Adalarımızı ve Mavi Vatanımızı sattığı gibi, korkarız ki Kıbrıs’ı da, Doğu Akdeniz’deki haklarımızı da satar, ihanet iktidarını sürdürebilmek için.

Hani bunlar 2015’ten bu yana herkesi teröristlerle işbirliği yapmakla suçluyorlardı. İşte gördük: 23 Haziran Seçimlerine birkaç gün kala, 4 yıldan bu yana “Teröristbaşı” dedikleri Öcalan’a birden 180 derecelik bir dönüşle “Sayın Öcalan” diye hitap etmeye başladılar.

Ve 23 Haziran İstanbul Belediye Başkanlığı Seçimini kazanabilmek için, yine kanun çiğneyerek İmralı’ya özel ulaklarını gönderdiler. Barzanistan’a TRT ekibini gönderdiler. Abdullah Öcalan’dan mektup, Osman Öcalan’dan da görüntülü destek mesajlarını alıp Anadolu Ajansı ve TRT aracılığıyla servis edip yayınladılar.

Yani bunlarda yiv set aramayacaksınız. Bunlarda herhangi bir değer yargısı aramayacaksınız. Herhangi bir inanç aramayacaksınız. Bunların tapındığı bir tek Tanrı vardır, o da hep söylediğimiz gibi Para Tanrısıdır. Sadece onun önünde secdeye kapanırlar ve onun etrafında dönerler pervaneler gibi. Ve o Tanrı’yla aralarını iyi tutmak için de Öcalan Biraderlerden de, ABD’li faşist Trump’tan da medetler umarlar, medetler beklerler.

İnsaniyet açısından bakınca bunlara, içler acısı bir durumla karşılaşırız. Ama neylersiniz ki o duruma düşmeyi ve orada kalmayı kendi iradeleriyle seçmişlerdir.

Ne diyebilirsiniz…

Sadece Halkımızın deyişiyle “Allah acısın bunlara”…

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

3 Temmuz 2019

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı