Dün Siverek, bugün Kahramanmaraş, okullarımız kan gölü… Elleri kalem, kitap tutması gereken gençlerimizin, çocuklarımızın ellerinde silahlar!

Dün Siverek, bugün Kahramanmaraş, okullarımız kan gölü…
Öğrenim gördükleri okulları basıyorlar, tarıyorlar okuldaki kardeşlerini, öğretmenlerini gözlerini kırpmadan. Yaralılar, ölüler…
Bu çocuklarımız neden bu halde? Nasıl bu hale geldiler? Daha doğrusu getirildiler?
Bu soruların çok temel bir yanıtı var: İçinde yaşadığımız soysuzların soysuzu, rezillerin rezili Sınıflı Toplum düzeni.
Bin yılın felaketi AKP’giller iktidarının bu vurgun ve talan düzeninde, işsizlik-pahalılık cehenneminin aile içi şiddeti beslediği bir ortamda, çocuklarımız evde her gün kavga ve şiddete tanık oluyor. Sokaklarda her gün kadın ve sokak canlarının kanının aktığı bir ülkede şiddetten besleniyor, şiddet içeren uyaranlara maruz kalıyorlar. Ülkenin başı olarak gördüğü zalimin her gün televizyonlarda, sosyal medyada halka nasıl hakaretler ettiğini, höykürdüğünü, şiddet uyguladığını görüp ne acıdır ki bu ahlâksızlıkları geçer akçe belliyorlar. En basit çocuk gereksinimleri bile karşılanamazken, anne ve babasıyla, arkadaşlarıyla bir tiyatroya, bir sinemaya, bir konsere gidebilmeyi hayal dahi edemiyorlar. Tarikat-cemaat evlerinde uğradıkları zorbalık, istismarların onlarda bıraktıkları derin izler cabası oluyor, ruhlarında kopan fırtınalar, davranışlarına yansıyor. Laik ve bilimsel eğitimin kırıntısının dahi bırakılmadığı, Ortaçağcı gericiliğin kıskacına girmiş, Peşaver Medreselerinden farksız hale gelmiş olan okullarda, öğrenmenin tadına varabilmesi, çocuk ruhunu beslemesi, yaratıcılığını geliştirebilmesi, sosyalleşebilmesi, bedenen, zihnen, ruhen sağlıklı olabilmesi mümkün olamıyor.
Öğretmenlik mesleğinin yerle bir edildiği, “Değerler Eğitimi” diye diye insani ve vicdani tüm değerlerin çökertildiği, bu çürümüş düzende çocuklarımız kendilerini değerli hissetmiyor, vicdani, insani, ahlâki değerler geliştiremiyorlar ne yazık ki. Bu çürümüş, kokuşmuş düzen, umutlarını, sevinçlerini, hayallerini, geleceklerini çalıyor çocuklarımızın. Ortaçağcı gericiliğin dogmalarıyla kafaları yanan çocuklarımızı insanlıklarından çıkarıyor. İnsan ruhunun temel besini olan sevgiden yoksun bırakıyor, çocukluklarını öğütüyor, içinde yaşadığımız acımasız Sınıflı Toplum düzeni.
Çocuklarımızı bu duruma düşüren ortam, Kanlı Zalim ABD Emperyalist Haydudu tarafından iktidara getirilen ve onlara uşaklık görevlerini yapmak kaydıyla iktidarda tutulan Halk düşmanı, Çocuk düşmanı, laiklik düşmanı, bilim düşmanı, hainler haini Ortaçağcı gerici AKP’giller iktidarı tarafından 24 yıldır hedefli olarak adım adım örüldü. Ülkemizi Ortaçağcı Faşist Din Devletine ve Yeni Sevr hain planına sürüklemenin çok önemli bir parçasıdır, çocuklarımızın ve okudukları okulların bu zalimler eliyle sürüklendiği felaketler.
Son iki gündür okullarımızda yaşanan bu faciaların nedenini sadece güvenlik eksikliğine indirgemek, bu acı olayları sadece asayiş boyutuyla ele almak, Parababaları düzeninin günümüzdeki bekçiliğini üstlenen AKP’giller’in sorumluluğunu hafifletmek olur. Halk düşmanı AKP’giller iktidardayken onun Ortaçağcı Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e yönelik istifa çağrıları da bir ölçüde anlamsızdır; biri gider, biri gelir. Mesele, Genel Başkan’ımız Nurullah Efe’nin defalarca dile getirdiği gibi Türkiye’de “İkili Devlet” yapısının hüküm sürmesidir. Mesele, AKP’giller’in bir Çete Devleti yaratmış olmasıdır. Mesele, AKP’giller’in Anayasa ve hukukla kendini hiçbir şekilde bağlı görmeyen Amerikan yapımı, Amerikan kuklası, Ortaçağcı, mafyatik bir suç örgütü olmasıdır. Dolayısıyla bu suç örgütünün Halkımız üzerindeki tahakkümü sürdüğü müddetçe, bu acıların yaşanması kaçınılmazdır.
Ve bu felaketlere kesin olarak son vermenin bir tek çözümü vardır: Felakete yol açan nedeni ortadan kaldırmak. Can paremiz çocuklarımızı acımasızca öğüten, katleden bu rezil Sınıflı Toplum düzenine karşı var gücümüzle örgütlü mücadele yürütmek. Sömürü, vurgun ve talanlarını sürdürebilmek için her türlü zalimliği yapan yerli-yabancı Parababalarının iktidarına, tahakkümüne son vermek. Ve Partimiz HKP’nin programında yer aldığı gibi temelini Sevgi üzerine oturtan, insan, doğa, bitki, hayvan sevgisiyle dolu insanı yetiştirecek Devrimci Demokratik Halk İktidarını kurmak. Başkaca da yolu yok! Partimiz bunun için var gücüyle, yılmadan, bıkmadan mücadele veriyor. Ve bu mücadele kazanılacak!
Halkın Kurtuluş Partisi olarak yaşamını yitiren öğrenci ve eğitim emekçilerimizin ailelerine ve Halkımıza taziyelerimizi iletiyor, yaralılarımızın en kısa zamanda sağlıklarına kavuşmalarını diliyoruz.
15 Nisan 2026
HKP Genel Merkezi