AKP Önde Gelenlerini Uluslararası Ceza Mahkemesine Şikayet Eden Partimizin Genel Başkanına Savcılık Soruşturması

29.07.2015
192
A+
A-

BASINA ve KAMUOYUNA

ÖSO’ya Silah Göndererek Savaş Suçu İşleyen AKP Önde Gelenlerini Uluslararası Ceza Mahkemesine Şikayet Eden Partimizin Genel Başkanına Savcılık Soruşturması

Malum MİT tırları herkesin hatırındadır. İçi silah ve mühimmat dolu tırları ulusal ve uluslararası hukuku çiğneyerek Suriye’ye gönderen, önce “yardım” gönderiyoruz yalanına başvurup foyaları çıkınca da sahte külhanbeylikleriyle ev sahibini bastıran yavuzlar, bir de bu konuda tırları durdurarak soruşturma yürüten savcıları, askerleri sürdüler, tutuklattılar ve kendi suçlarını bu yolla örttüler bilindiği gibi.

Mayıs 2015’de ise, Cumhuriyet gazetesinin ve Odatv’nin yayımladığı haberlerde bu savaş suçu konusunda hem yeni görüntüler, hem de yeni tanıklıklar ortaya çıkmıştı. Bizatihi AKP Dış ilişkilerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay, durdurulan Mit tırlarının ÖSO’ya gittiğini söylemişti.

ABD-AB Emperyalistlerinin ve onların talimatıyla AKP iktidarının Suriye halkına ve Suriye hükümetine karşı giriştikleri uluslararası yağma-talan savaşına ve kurdurdukları Ortaçağcı örgütler eliyle gerçekleştirilen terör saldırılarına karşı, partimiz her düzeyde mücadele yürütmüştür. Bu mücadelenin bir ayağı da, hukuk mücadelesi olmuştur.

Temelinde Büyük Ortadoğu Projesi olan bu hainane süreç boyunca, kardeş Suriye halkı aleyhine yasa dışı olarak asker toplanması, Suriye’nin çeşitli bölgelerinde Türkiye’den gönderildiği anlaşılan ÖSO gruplarının gerçekleştirdiği saldırılar, Türkiye’deki kamplarda bu çetelerin fiilen örgütlenmesi-desteklenmesi, Eğit-Donat projesi ve Kampları, “4 adam gönderirim, 8 füze attırırım” provakasyonları, ve son olarak Mit tırları ile ÖSO denilen alçak örgüte silah taşınması üzerine, partimiz onlarca eylem, onlarca suç duyurusu yapmıştır.

Bir dönem cemaatin, sonrasında ise Tayyipgiller’in Hukuk Bürosuna dönüşen Türk Yargısında, tüm bu başvurularımız sonuçsuz kalmıştır, tüm bu eylemler açıkça Türk Ceza Kanunu’nda “yabancı devlet aleyhine işlenen suçlar” şeklinde düzenlenmiş olmasına rağmen. Elbette ki siyasal iktidar ile yargı iktidarının böylesine kaynaşıklaştığı bir dönemde başka türlüsü şaşırtıcı olurdu.

Gelinen noktada, Yasin Aktay’ın da itirafları üzerine, AKP’nin Suriye karşıtı tüm eylemleri, Birleşmiş Milletler Sözleşmelerinde, Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme’de ve Roma Şartı’nda açıkça SAVAŞ SUÇU, ya da ULUSLARARASI TERÖR SUÇU olarak tanımlandığından, bu suçları yargılamakla görevli Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne AKP önde gelenlerini şikayet ettik. Başvuruyu partimiz avukatları aracılığıyla gerçekleştirdik. Her ne kadar Türkiye henüz bu mahkemenin yargılama yetkisini tanımamakta ise de, UCM, sözleşme tarafı olmayan Uganda ve Sudan aleyhine yargılamalar yapabilmiştir.

İşte bu başvurumuzda, “4 adam-8 füze” toplantısının hazirunlarından, AKP’nin sınangalı savaş suçlusu Efkan Ala şikayet ettiğimiz kişilerdendi. Tayyip Erdoğan, Ahmet Davutoğlu ve Hakan Fidan ile birlikte… Öyle olacak ki, kurulacak muhtemel koalisyondaki yerini garantileyememiş olan Efkan Ala, açıkta kalabileceği bir ikbalsizlik korkusuyla olsa gerek, bu başvurumuz sebebiyle “Hakaret, İftira ve Suç Uydurma” iddiasıyla şikayetçi olmuştur, partimiz Genel Başkanı Nurullah ANKUT hakkında.

Ankara Cumhuriyet savcılığı da konuyla ilgili derhal soruşturma başlatmış, ifadeye çağırmıştır Genel Başkanımızı.

Komşu ülkenin meşru hükümetine karşı, şekli de olsa bir meclis kararı bile olmaksızın, illegal güçler eğiten, donatan, onlara yasa dışı yollarla silah gönderenler hakkında tek bir işlem yapamayan Ankara Başsavcılığının, buna isyan eden, buna karşı ulusal ve uluslararası alanda siyasal ve hukuksal mücadele edenler hakkında soruşturma açılmasına şaşırdık mı? HAYIR!

Böylece savaş suçu işleyenlerin aklanmaya çalışılmasına ve bunların üzerlerine gidenlere “aman verilmesin” mesajına şaşırdık mı? Buna da HAYIR!

Lakin müşteki savaş suçlusu Efkan Ala’nın buradan açılacağına emin olduğumuz davaya bizzat katılmasını bekliyoruz. Türk Ceza Kanunu’nun Hakaret suçunu düzenleyen 125. Maddesi, “bir olgu isnadı”nı suç olarak tayin etmiş, devamındaki düzenlemeler ise isnat edilen fiilin ispatı halinde fiil isnat edene ceza verilmeyeceğini hükme bağlamıştır. Ancak bu nitelemeyi yapanın iddiasını ispat talebine müştekinin rıza göstermesi gerekmektedir, gene düzenlemeye göre.

Yani partimiz Genel Başkanı ve avukatlarımız, şayet Efkan Ala’nın savaş suçlusu olduğunu bizzat mahkemede ispat edebilirlerse, bu durumda kendisine karşı kullanılan bu söz ve nitelemeler asla hakaret olarak adlandırılamayacaktır. Ancak Efkan Ala’nın, bu iddiamızı ispata rıza göstermesi gereklidir.

Ey Efkan Ala, biz haklılığımızı insanlığın ileriye doğru giden tarihinden, Halkların Kardeşliğinin geçmişinden, bugününden, geleceğinden alıyoruz… Kendine ve gücüne bu kadar güveniyorsan, gel senin savaş suçlusu olduğunu mahkemede ispat etmemize rıza göster. Savcılığa başvurundan sonra buna rıza göstermezsen, zaten haksızsın ve savaş suçlusu olduğunu zımnen ikrar ediyorsun demektir. Dolayısıyla gel, tümüyle seni kayıracak bir ceza muhakemesi rejiminde, üstelik de sanık olmamıza rağmen, gerçekleri ortaya koyalım, suçunu ispata girişelim, başaramazsak da aklanmış ol, bugünkü burjuva mahkemelerinde de olsa. Yok bundan imtina edersen, tarihen bir daha nedamet getirme şansın olmaz, her halükarda mahkum olursun.

Halkların bilincinde verilecek hüküm bellidir, mahkemelerinizden ne karar çıkarsa çıksın. Bunda hiçbir tereddütümüz yok. Lakin biz bugünkü hukuk düzeninizde, sizin düzeninizde bile hesaplaşmaya varız. Siz var mısınız? Korkmayın, korkunun ecele faydası yok! 16.07.2015

Halkın Kurtuluş Partisi
Genel Merkezi