ABD ve AB Emperyalist Haydutları, Türkiye’yi Batısından ve Güneyinden kuşatarak boğmak ve Sevr’i dayatmak istiyor

26.05.2022
52
A+
A-

Yunanistan, Mütareke günlerindeki gibi, Batılı Emperyalistlerin “Gauleiter”liğine (Nazi Bölge Valiliğine) soyunmuştur bir kez daha…

Geçmişten zerre miktarda olsun ders çıkarmamıştır. Tam tersine; 9 Eylül 1922’de Mustafa Kemal önderliğindeki Ordumuzun önünde İzmir’de denize dökülüşünün ve uğradığı hezimetin intikamını, rövanşını alma peşindedir.

Daha önce de defalarca belirttiğimiz gibi, Yunanistan tıpkı Ermenistan gibi ulusal kimliğini Türk düşmanlığı üzerine inşa etmiştir. Bunlar burjuva ekonomi düzeni içinde kaldıkları sürece bu düşmanlıklarından asla vazgeçmezler. Bu ülkelerde gerçekleşecek bir Sosyalist Devrim, ancak bunlardaki bitmez tükenmez kini ve nefreti yok edebilir. Ve ancak ondan sonra komşu halkların kardeşliği pratikte bütüncül bir kucaklaşmaya dönüşebilir.

Yunanistan, İzmir, Ege ve İstanbul’a “Kaybedilmiş Vatan” adını vermektedir. Ve buraların yeniden ellerine geçmesi, onların burjuva ve küçükburjuva aydınlarının, devlet yöneticilerinin rüyalarını süslemektedir. Yunanistan’ın bu ideolojik anlayışı ile insan soyunun başdüşmanı ABD Haydudu ve müttefikleri olan AB Emperyalist Haydut Devletlerinin Türkiye hakkında besledikleri “Yeni Sevr” arzusuyla bire bir uyuşmaktadır.

Günümüze gelirsek; ABD Çakalı’nın BOP’uyla Yunanistan’ın bu hayalleri tam bir uyum içindedir. İşte bu sebepten Yunanistan da tıpkı İsrail gibi artık ABD’nin bölgemizdeki bir ajan devleti, bir ileri karakolu, bir askeri üssü konumuna gelmiştir, getirilmiştir bugün.

Yunanistan, ABD ve AB Emperyalist Haydut Devletlerinin kışkırtması ve desteğiyle Ege’de 2004 yılından itibaren kademeli biçimde 20 Adamızı ve 2 Kayalığımızı işgal etmiştir. İşgal edilen bu adalarımızın Ege sahillerimize uzaklığı, yüzerek ulaşılabilecek mesafededir. Ve bunların bir bölümü bizim Büyükada’nın birkaç misli büyüklüktedir.

Tayyipgiller İktidarı, Türkiye adına çalışmadıkları için, Tayyip’in samimi itirafında da ortaya koyduğu gibi onlar, BOP’un hizmetindedirler ve onun hayata geçirilmesinin uğraşı içindedirler.

Bunu nasıl ifadelendirmişti Tayyip?

“Biz Büyük Ortadoğu ve Genişletilmiş Afrika Projesinin eşbaşkanlarından bir tanesiyiz ve bu görevi yapıyoruz biz.” (https://www.youtube.com/watch?v=j1v8150ME0k&ab_channel=BenimOY%27um)

BOP Haritası da meydandadır ve bunu artık hepimiz biliyoruz, değil mi?

Eğer Türkiye’de, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Milleti adına yargılama yapan bağımsız bir yargı kurumu bulunsaydı ya da kalmış olsaydı; Tayyip ve avanesi bu sözlerinin hemen ardından “Vatana İhanet” suçundan soruşturulmaya ve yargılanmaya başlanırdı.

Fakat yine bildiğimiz gibi, ne yazık ki Tayyipgiller de FETÖ’den öğrendikleri İblisçe bir oyunla ilkin Yargıyı ele geçirip onu gerçek anlamda Yargı olmaktan çıkardılar ve kendilerinin hukuk bürolarına veya Kaçak Saray’ın operasyon silahına dönüştürdüler.

Bu ihanet iktidarı, bu çıkar amaçlı suç ve ihanet örgütü olmanın dışında hiçbir şey olmayan mafyatik iktidar; ABD-AB Emperyalist Çakallarına yapmakta olduğu bu hizmetin karşılığında ne aldı?

Trilyonlarca dolarlık kamu malını aşırarak küplerine doldurmayı, istiflemeyi aldı…

Ve 1165 odalı saraylarında ve daha başka birçok sarayında manda yoğurtlu, kestane ballı, Medine hurmalı geyikler çevirebilme imkânını aldı…

Şimdi gelelim Amerika’nın öncelikle bizi Anadolu’ya hapsetme, sonrasında da BOP çerçevesinde parçalayabilmek için Akdeniz ve Ege’de yaptığı kuşatmaya…

Görelim şimdi, Yunanistan topraklarında ve Ege Adalarında bulunan ABD üslerini.

Kuzeyden başlayalım:

Meriç’in hemen öbür yakasındaki Dedeağaç ve Kavala Üsleri bulunmaktadır. Biraz Batıya gidince Selanik Üssü’nü görürüz. Ve aşağıya doğru Larisa ve Stefanovic Üsleri. Güneyde Girit Üssü vardır ABD’nin…

Gördüğümüz gibi ABD Haydudu, Ege’yi tümden hâkimiyeti altına almıştır artık. Yunanistan, başta da söylediğimiz gibi ona sadece piyonluk etmektedir, kuklalık etmektedir. Onun kara gücü rolünü oynamaktadır.

ABD Emperyalist Çakalıyla Burjuva Yunan Devleti, etle tırnak gibi kaynaşık hale gelmiştir gayrı…

Ve Yunanistan devamlı Türkiye’ye gözdağı vermekte, meydan okumaktadır. Ve hatta kendi işgal ve saldırganlığını gizleyerek masumu oynayıp çirkefçe Türkiye’ye saldırmaktadır.

Ne diyor Yunan Başbakanı Kiryakos Miçotakis?

“Türkiye provokasyonlarına son verirse görüşmeler başlar.” (https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-54029913)

Yukarıda da belirttiğimiz gibi Yunanistan, sistemli bir biçimde “Megali İdea” (“Büyük-Kutsal İdeal”) peşindedir ve tüm söz ve davranışları ona uygunluk içindedir. Adım adım o hedefine yürüyor…

Daha önceki paylaşımlarımızda da konu ettiğimiz gibi adamlar, Ege’de yeni işgal ettikleri adalarımızdan birinde askeri gösteriler yaparken, Yunanistan Bayrağı yanında Bizans Bayrağı da taşıyorlar.

Ve ABD’nin ölüsü kokmuş, uyuz ama can çıkmadan huy çıkmaz özdeyişimize uygun biçimde Türk düşmanlığını takıntı haline getirmiş yeni Başkanı Joe Biden da ne diyor?

“ABD Başkanı Joe Biden, Beyaz Saray’da Yunan Başbakanı Miçotakis’i karşılarken “Ben Joe Bidenopulos” esprisi yaptı. Yunan Başbakanı “Bidenakis daha iyi. Miçotakis-Bideniakis” esprisiyle yanıt verdi. ABD’deki Yunan lobisinin önde gelenleri, Yunan-Rum yanlısı görüşleri nedeniyle Biden’e 2008 seçimlerinden sonra “Bidenopulos” adını takmışlardı. Yunanistan’da ‘pulos’ soyadı takısı Türkçe’deki ‘oğlu’ gibi kullanılıyor. ‘Akis’ ekine ise daha çok Girit kökenlilerinin soy isimlerinde rastlanıyor.” (https://www.hurriyet.com.tr/dunya/mavi-vatan-haritasiyla-sikayet-etti-42064786)

Ve bu emperyalist haydut, İstanbul için ne diyor? Ve 1915’te Osmanlı’nın Arnold Toynbee’nin bile itirafıyla haklı bir savunma tedbiri olarak aldığı Tehcir kararını nasıl tersyüz ederek değerlendiriyor?

“24 Nisan 1915’ten itibaren Konstantinopolis’teki Ermeni aydın ve cemaat liderlerinin Osmanlı yetkilileri tarafından tutuklanmasıyla bir buçuk milyon Ermeni tehcir edildi, katledildi, imha politikasıyla öldürüldü. Meds Yeghern’in (Büyük Felaket) kurbanlarını onurlandırıyoruz, böylece olanların dehşeti tarihte asla kaybolmasın. Nefretin tüm yıpratıcı etkisine karşı daima tetikte kalmamız için hatırlamalıyız.” (https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/soykirim-sozcugunu-kullanan-bidendan-konstantinopolis-vurgusu-1830776)

Bu Biden namussuzu azıcık namuslu olsa, sözünü ettiği yıllardaki ABD’nin Halep Konsolosunun Amerikan Dışişleri Bakanlığına ilettiği şu bilgiyi aktarırdı. Görelim:

“Savaş öncesinde Osmanlı sınırları içinde 1 milyon 300 bin civarında Ermeni nüfus vardı. Tehcire tabi tutulan Ermeni insanı 924 bin 158 kişidir, Talat Paşa’nın not defterindeki kayıtlara göre. Bunun 440 küsur bininin Halep’e ulaştığını dönemin oradaki ABD Konsolosu raporlarında bildirir ülkesine. Yüz binlercesi Rusya Ermenistanı’na gitmiştir. Bir o kadarı da Mısır’dan Irak’a, Lübnan’a kadar yayılan Ortadoğu ülkelerine gitmiştir. Ve bir bölümü de Avrupa’ya, Amerika’ya ve hatta Avusturalya’ya…” (https://www.hkp.org.tr/11609-2/)

Tehcir edilenlerden bir 400 bin kadarı da zaten Çarlık Rusyası’na gitmiştir o yıllarda…

Demek istediğimiz, arkadaşlar;

ABD Haydudu 100 yıl öncesinde olduğu gibi Sevr’i yeniden çekmecesinden çıkarıp masasının üzerine koymuştur ve onu yeniden uygulamaya koymuştur. Tayyipgiller’i de işte bu Yeni Sevr’le uyum içinde bir iktidar oluşturmaları için devşirip Türkiye Cumhuriyeti’nin tepesine çöktürmüştür.

Ne diyor bu Muaviye-Yezid Dincisi Tayyip ve avanesi?

“Biz Şeriatçıyız.”

Burada soralım:

Hangi Şeriat savunduğun, Tayyip?

Bugün saysak, belki yüz tane birbirinden farklı Şeriat çıkar ortaya. Türkiye’deki 30 küsur tarikatın, kendilerine bağlı 100 küsur cemaatin her biri kendine göre bir Şeriat oluşturmuştur. Ve bunlar birbirlerinin Şeriatını da dinden çıkma sayarlar, düşman sayarlar.

Sizinki (Tayyipgiller Şeriatı) Muaviye-Yezid Şeriatına benzer, değil mi?

Bu Şeriatın birinci kuralı nedir?

İnsanları Allah’la aldatacaksın ve trilyonlarca dolarlık kamu malını küplere doldurup istifleyeceksin. Ve de FETÖ’nün deyişiyle “Bugün dünya gemisinin kaptanı olan” ABD’nin bir dediğini iki etmeyeceksin.

İşte bunların dini bundan ibarettir.

Ve arkadaşlar; hiçbir Şeriatçı, Ümmetçi yapı, parti, iktidar asla milli olamaz. Ulusalcı olamaz. Millete dair bir tek bile olsun değer taşıyor olamaz. Bunlar kafaca, ruhça aslında Ortaçağ’ın Ümmetçilik Konağında yaşamaktadırlar…

ABD Emperyalist Hayduduna hizmetten, piyonluktan, uşaklıktan da asla vazgeçemezler. Asla bağımsızlıkçı olamazlar. Bunlardan böyle bir tutum beklemek yani Türkiye yararına olumlu bir tavır almalarını beklemek, davranışta bulunmalarını beklemek, tekeden süt sağmayı ummak kadar boştur, koftur, saçmadır, akıl ve mantık dışıdır.

Eğer bunlardan zerre ümidimiz olsaydı, derdik ki; Türkiye’nin gerçek dostu Beşşar Esad ve Suriye’deki BAAS İktidarıyla hemen barış yap, Suriye bataklığından çık, Türkiye’deki 8 milyonu aşkın Suriyeli Geçici Sığınmacıyı da ülkelerine gönder ve derhal Ege’ye gel. Ege’de işgal altına alınmış adalarımızın kurtarılması için neler yapabiliriz, nasıl çalışmalıyız, diye bir harekât planı hazırla…

Ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni Türkiye’nin bir vilayeti yap. Türkiye’yle birleştir…

Ve mahv-u perişan ettiğin, harap ettiğin ekonomimizi ayağa kaldırmak için tarımdan ve hayvancılıktan başlamak üzere üretim seferberliğine gir. Bilimin ve tekniğin son sözü üzerine kurulmuş ağır sanayi hamlesine giriş.

Yabancı emperyalist tekellerin yerli ortakları durumundaki TÜSİAD’cıların, MÜSİAD’cıların ve senin peydahlayıp yetiştirdiğin beşli, yedili çetenin mallarına el koyarak onları kamulaştır. Halkın söz ve karar sahibi olduğu bir ekonomiye ve siyasete yönel.

Fakat bu dediklerimizi sadece biz Gerçek Devrimciler gerçekleştirebiliriz. Antiemperyalist, Antifeodal ve Antişovenist Prensiplere dayalı Demokratik Halk İktidarımızda…

Ha, AKP’giller böyle de Meclisteki muhalefet rolü oynayan diğer Amerikancı partiler, sağcısından solcusuna kadar farklı mı?

Yooo…

Onlar da Amerika’nın dümen suyundan santim olsun sapmıyorlar.

Ne diyordu evvelki günün akşamı Anamuhalefet Partisinin Başkanı, TESEV’ci, Soros’çu Kemal Efendi, Tayyip’in “vakıf” adı altındaki vurgun ve soygun çetelerine aktardığı milyon dolarların belgelerini gösterirken, onların da bu milyon dolarları ABD’ye kaçırışlarını anlatırken?

Aynen şunu:

“Neden Amerika? Ülkeyi Kataristan’a dönüştürenler, Katar’a gider diye beklersiniz ya, biliyorlar ki o ülkede hukuk yok. İlk uçakla geriye gönderirler bunları. Amerika kanunlarının arkasına ise gizlenebilirler. Orası hukuk devleti.” (https://www.yeniakit.com.tr/haber/sen-kacmasini-iyi-bilirsin-kilicdaroglu-feto-agziyla-erdogana-yine-kacacak-dedi-1658929.html)

Bu zırvalamanın neresini ele alalım?

Elle tutulur hiçbir yanı yok ki…

Eğer Katar’da hukuk yoksa, kanun dışı işler yapmış, on milyonlarca dolarlık kamu malı çalmış bir mücrimi ne diye ülkesine göndersin?

Tam tersine; onun oraya hırsızlayarak taşıdığı parayı kırışıp yemek varken ne diye adamı çaldığı paralarla birlikte Türkiye’ye iade etsin?

Eğer Katar Tayyip gibileri paralarıyla birlikte iade etse, gerçekten kanun devleti olduğunu ortaya koymuş olur.

Gelelim Amerika’ya…

Amerika eğer Tayyip’i kabul eder ve Tayyip de oranın kanunlarının arkasına sığınırsa, demek ki Amerika’nın kanunları hırsızları, yolsuzları, vurguncuları, kamu malı aşırıcılarını hoş gören, onlara karşı hiçbir işlem yapmaya gerek duymayan kanunlardır.

Böyle bir devlet nasıl hukuk devleti olabilir?

Dedik ya; bu Amerikan işbirlikçilerinde, bu Amerikan kuklalarında ahlâk da, namus da, tutarlılık da aramayacaksın…

Ayrıca Amerika’nın hukuk devleti olduğunu iddia eden her kim olursa olsun, o ahlâksızdır, namussuzdur, ABD uşağıdır. Yahu “demokrasi götürüyorum, bölgeyi kitle imha silahlarından arındırıyorum” yalanlarıyla Yugoslavya’dan Afganistan’a kadar yığınla ülkeyi önce havadan uçakları ve füzeleriyle vurarak cehenneme çeviren, sonra da işgal eden ve on bir milyon civarında insanı katleden, emperyalist haydutların ağababası olan ABD nasıl hukuk devleti, nasıl kanun devleti olabilir?

Bunların tamamı birer haydut devlettir, çakal devlettir. ABD de Che’nin deyişiyle insan soyunun başdüşmanı, kan içici bir emperyalist devlettir.

NATO da bunların ikincil bir saldırgan savaş örgütüdür. Onun da Başpatronu ABD Çakalı’dır. Bu nedenle NATO da birincil planda o çakalın menfaatini gözetir, o doğrultuda savaşlar başlatır, işgallerde bulunur, ülkeleri parçalar.

Her kim ki bu emperyalist saldırgan savaş örgütünü “NATO bir güvenlik örgütüdür” diyerek tersyüz edip insanları kandırmaya kalkarsa, bilin ki o en başta ABD piyonudur, ABD uşağıdır, ABD ajanıdır, namussuzdur, ahlâksızdır, vicdan ve merhamet yoksuludur…

ABD’nin de AB’nin de ve onların saldırgan emperyalist ordularının da NATO’larının da yanı başlarında hep ölüm celladı bulunur. Ve onlar nereye giderlerse gitsinler; ölüm celladı da onlarla birlikte orada olur…

 

Saygıdeğer Halkımız;

Hep belirtegeldiğimiz gibi çok kara günlerden geçiyoruz. Ülkemiz adım adım Tayyipgiller ve Meclisteki Amerikancı, muhalefet rolü oynayan Dörtlü Çete tarafından yıkılışa, yok oluşa doğru sürüklenip götürülüyor. Onların hiçbirinin tutulacak, güvenilecek bir yanı, yönü yoktur.

Fakat bunların en haini ve en ABD kuklası olanı, 20 yıldan bu yana ABD eliyle devşirilip Türkiye’nin başına çökertilmiş bulunan AKP’giller adlı kriminal yapıdır. En öncelikli görevimiz tabiî ki Türkiye’nin bu yapıdan kurtarılmasıdır.

İşte bunun için biz yıllardan bu yana bütün gücümüzle mücadele ediyoruz. Hep belirtegeldiğimiz gibi bizim de başdüşmanımız ABD Emperyalistleri ve onların Türkiye’deki işbirlikçileridir.

Hatırlayacaksınızdır; Kıvılcımlı Usta da Denizler, Mahirler de aynen böyle diyorlardı. Onlar bunun için savaştılar ve hayatlarını bu uğurda feda ettiler.

Şimdi bayrak bizlerin elindedir. Ağır, karanlık günlerden geçiyor olsak da, büyük bedeller ödeyecek olsak da, en sonunda Birinci Antiemperyalist Ulusal Kurtuluş’ta olduğu gibi yine biz kazanacağız!

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

26 Mayıs 2022

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı