“Biji Serok Obama”cılar! Sadece Fidel’e sövmekle yetinmeyin. İsmail Kahraman, ROK, Alçı, Cem Küçük, Aslı Aydıntaşbaş gibi, Mustafa Kemal’e de, Che’ye de, Denizler’e, Mahirler’e de sövün! Daha tutarlı davranmış olursunuz

28.11.2016
261
A+
A-

“Biji Serok Obama”cılar!

Sadece Fidel’e sövmekle yetinmeyin.

İsmail Kahraman, ROK, Alçı, Cem Küçük, Aslı Aydıntaşbaş gibi, Mustafa Kemal’e de, Che’ye de, Denizler’e, Mahirler’e de sövün! Daha tutarlı davranmış olursunuz

Ne demişti birkaç ay önce, Kaçak Saraylı Reis’in Meclis Başkanı, Kanlı Pazar’ın eli kanlı gericilerinden İsmail Kahraman?

“Cumhuriyet’i kuranlar dinsizdi.”

Bir de ne demişti?

“Che 39 yaşında öldürülen, bizzat kendisinin infazlar yaptığı bir katil kişilik. Bir gerilla. Bolivya’da, Küba’da, Güney Amerika’da faaliyette bulunan bir eşkıya” (http://www.hurriyet.com.tr/tbmm-baskan-kahraman-che-denen-eskiya-benim-gencimin-yakasinda-gogsunde-olamaz-40210483)

Tabiî ki Kahraman, 68 Devrimci Gençliği’nin, Denizler’in, Mahirler’in de en azılı düşmanlarındandır.

Kaçak Saraylı’nın ve onun AKP’gilleri’nin “gazeteci” yaptığı, Hazineden beslenen ROK ne demişti, 10 sene kadar önce CIA’nın “Taraf”ında?

“Deniz’ler de 27 Mayıs gibi alçak bir darbeyi “solcu, ilerici bir devrim” olarak görüyor ve kutsuyorlardı. Yine aynı mantıkla, BAAS’çı sosyalist bir askerî darbenin kendi amaçlarına yarayacağına inanıyorlardı.

“(…)

“Bu kuşak, bu çocuklar mektupta da yazıldığı gibi böyle yetiştirildi ve bu Kemalist milliyetçilik üçüncü dünyalı bir Marksizm-Leninizm’le de etkileşime geçerek tam bir ideolojik zehir etkisi kazandı. Aslında üçüncü dünya deneyimi milliyetçilik ile devrimci sosyalist ideolojinin iç içe geçebileceğini de bize defalarca gösterdi. Antiemperyalizm, milli kurtuluş, tam bağımsızlık gibi temalar arkasında rasyonalize edilen nasyonalizm kendi gibi kolektivist-totaliter bir öze sahip Marksizm-Leninizm’le çok rahat uyuşabildi, anlaşabildi ve o ülkelerde iktidara geldiğinde bir katliam ideolojisine dönüşebildi.” (Rasim Ozan Kütahyalı, Denizlerin yolu bizi nereye götürür?, Taraf Gazetesi, 17 Mayıs 2008)

Gelelim, Alçı’ya. O da şöyle saldırmıştı Che’ye, Fidel’e, Denizler’e:

“Enver Aysever: İmgelememiz önemlidir. Bu, o insanın uhrevi bir değer olması için değil, bizim gönlümüzde yeri olduğu içindir. Örneğin Che, dünya sosyalistleri için böyledir. Deniz Gezmiş de böyledir. Bunlar hakkında uluorta bu dille konuşmak doğru da değildir, haddin de değildir. Sosyalistlere böyle davranamazsın.

“Nagehan Alçı: (…) Bunlara yol açan tam da bu putlaştırmadır. Katillere, diktatörlere kahraman payesi vermektir. (…) Bu adam bir barbardı, bir yamyamdı. Binlerce muhalifini (…) katletti. Fidel Castro keza öyle, 25 bin kişiyi katletti.” (https://www.youtube.com/watch?v=eckbkaYqrmU)

Gelelim, Kaçak Saraylı Reis’in AKP’gilleri’nin gözde, yandaş ve de tetikçi gazetecisi Cem Küçük’ün ne dediğine:

“Fidel Castro denen cani adamın kızıl vahşeti övüldükçe dehşete düşüyorum. Korkunç bir katliamcıydı Castro. Bu cani Fidel, Marksist değil sağcı olsa her küfür edilirdi. Türk solu bir katliamcıya ağıt yakıp utanmadan demokratız diyor.. Bu arada katliam övgüsü yapan solcular karşısında ezik kalan sözde muhafazakârlara da yazıklar olsun… ‘Devrim adına her yol mubahtır’ diyebilen Fidel gibi katliamcıyı övenler insanlıktan çıkmıştır.” (http://odatv.com/meger-fidel-castro-tcciymis-2811161200.html)

Kaşar, keser kaçığı, antikomünist, Finans-Kapital ajanı Murat Bardakçı da Fidel’e saldırmaktan kendini alamaz. Onun iğrenç satırlarından da birkaçını aktaralım, isterseniz:

“Üç günden buyana Türkiye dahil ardından daha birçok memlekette güzellemeler ile uğurlanan Fidel Castro mükemmel bir magazin figürü ve sosyalizm sahnesinin gayet parlak bir oyuncusu idi ama açık söyleyeyim, tam bir diktatördü, hem de ne diktatör!” (http://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/1329482-castro-ve-durust-olmak)

Wikileaks belgelerinde, ABD’ce ajanlaştırıldığı açıkça dile getirilen, yukarıdaki kazma kategorisindeki gericilerden çok daha zeki ve sinsi olduğu için, usturuplu gidip inceden inceye Fidel’e ve Küba’daki Devrimci İktidara vuran Aslı Aydıntaşbaş da şöyle yazar:

“Küba’da şampanya açan da var… Castro dünya solu için büyük sembol ama 1 çok Kübalı için de fazla uzun kalan lider” (http://www.abcgazetesi.com/asli-aydintasbas-fidelin-arkasindan-sampanya-acan-da-var-35319h.htm)

“Solcu” diye on yıllar boyu masum gençlere yutturulan sermaye uşağı eski ÖDP Başkanı Ufuk Uras da Fidel’e ve Küba Sosyalizmine saldırmaktan geri durmaz:

“Demokrasiyle sosyalizmin çekişeceğini düşünenler duvar örüp durdular. Duvarsız bir sosyalizme inanan özgürlükçü sosyalistlerin geleceği var. Müeyyidenin olmadığı, testiyi taşıyanla kıranın bir tutuldugu ortamda, kolektif sorumluluktan kolektif sorumsuzluğa anında geçilebilir. ‘İşçi sınıfı diktatörlüğü’ deyip işçi sınıfı üzerinde diktatörlük kuranların eleştirisi üzerinden kapitalizmin alternatifi yaratılabilir.” (http://odatv.com/meger-fidel-castro-tcciymis-2811161200.html)

Bunların tamamı, CIA tarafından bir şekilde devşirilmiş, ruhlarını çıkar karşılığında emperyalistlere satmış ABD hizmetkârlarıdır. Bunların asli görevleri arasındadır, Che’ye, Fidel’e, Denizler’e, Mahirler’e, Mustafa Kemal’e ve Kuvayimilliyecilere saldırmak. Kendilerine verilen görevi yapıyor adamlar. Bu vatana ve bu halka ihanet etmekle görevlendiriyor, ABD bunları. Bunlar da işlerini yapıyorlar.

İnsan, hırsız olur, katil olur, hain olur, tecavüzcü olur, şu olur, bu olur…

Tabiî ki tüm bu sayılanlar namusluların yapacağı işler değildir. Namussuzluktur bunlar. Ama bir insan hem bunları yapar, hem de kendisini bunların tam karşıtıymış gibi yani namusluymuş gibi savunmaya kalkarsa; işte o zaman namussuzluğunda da namussuz olmuş olur.

İnsanın en çok isyan edeceği, insanlığından utanacağı kişilerin başında da böylesi bir oyun oynayan, bir kandırmaca yapan yaratıklar gelmiş olur.

Fidel’e ve Küba’daki sosyalist düzene bir saldırı da Amerikancı Kürt Hareketi’nin çizgisindeki Azadiya Welat ve EMEP’in Evrensel Gazetesi’nin yazarlarından, yine PKK çizgisinde yayın yapan IMC Televizyonunun programcılarından Fehim Işık’tan geldi:

“Castro’nun Batista’yı deviren, ABD’ye kafa tutan devrimciliğini de, anti-emperyalizm adına Kürt katillerine olan sevgisini de unutmayacağız.

“Kürt halkına düşman değildi. Kürt halkına düşmanlık yapanlara ‘dosttu.’ Reel politikanın rezillik batağının klasik sonucu…” (http://odatv.com/evrensel-yazari-fidele-sovdu-2611161200.html)

Açıkça görüldüğü gibi, PKK, HDP ve EMEP ideolojisindeki, çizgisindeki Fehim Işık da Fidel’e karşı kin ve nefretle doludur. Fidel’in ve Küba sosyalist iktidarının “reel politikanın rezillik batağı”nda bulunduğunu iddia etmektedir.

Tabiî bu vatandaşlar, antiemperyalist olmadıkları gibi, emperyalist haydut devletlerin dostu, müttefiki ve Ortadoğu’daki yerel güçleridir.

Bu sebepten de ABD Emperyalist haydutunun Ortadoğu ve dünyanın diğer bölgelerindeki düşmanlarının tamamına PKK de düşmandır. Aynı şekilde, ABD’nin kim dostu ise PKK de onun dostudur.

Fidel, Mustafa Kemal, Beşşar Esad, ABD’nin en önde gelen düşmanları arasındadır. PKK de tabiî ki bu namuslu, yiğit, antiemperyalist liderleri düşman edinecektir.

Siyonist İsrail, ABD’nin bölgemizdeki jandarması, ileri karakolu ve stratejik müttefikidir. Aynı İsrail, PKK’nin de dostudur, müttefikidir.

Mazlum Filistin Halkı ABD’nin düşmanıdır. PKK’nin de düşmanıdır.

Yani PKK de ABD Emperyalistlerinin bölgemizdeki işbirlikçi ve hizmetkârlarındandır. Kaderlerini tümüyle ABD’nin ellerine teslim etmiştir.

Bu gerçekliğin onlarca, yüzlerce kanıtı ortada durmaktadır. Yani, 1991 sonrası Sosyalist Kamp’ın yıkılmasıyla birlikte PKK, ABD’ye yanaşmış ve her şeyiyle onun emrine girmiş, Ortadoğu’daki müttefiki ve onun kara gücü olmuştur.

İşte bu sebeple de, gerçekte Fidel’e de düşmandır, Che’ye de… Denizler’e, Mahirler’e de düşmandır, Mustafa Kemal’e de…

Fakat ikili oynadığı için, yani hem Amerikancı hem de solcu oynama görevi kendisine verildiği için, Denizler’e, Mahirler’e ve Che’ye düşman olduğunu gizlemektedir. Onlara düşman gibi değil, hatta dost gibi görünmeyi siyasi çıkarı açısından faydalı bulmaktadır. Böyle olunca da, bizim “Sevrci Soytarı Sahte Sol” olarak adlandırdığımız hareketleri peşine takabilmektedir. Böyle olunca da bu hareketler sol olmaktan tümüyle çıkmakta ve ABD yörüngesine, PKK’nin ardınca savrulmaktadırlar.

İşte bu nedenle ABD bunları “Umut Kaynağı” ve “Demokrasi Güçleri” olarak ilan edebilmektedir.

Bunların artık bağımsız bir programları, eylemleri yoktur. Halka yarar, ülkemizin hayrına bir düşünce ve davranışları kalmamıştır. Bugün, bunların tüm yapıp ettiklerini ABD Emperyalistleri sevinçle izlemekte, karşılamaktadır. Çünkü bunlar artık ABD’nin “Project Democracy” güçleri kapsamı içine girmiş bulunmaktadırlar.

BOP’un hizmetkârlarıdır bunlar. Onu hayata geçirmenin derdindedirler. Bunlar düzen tutmaz artık. İflah olmazlar. Bunların, ömürleri bir baltaya sap olmadan gelip geçecektir.

ABD Emperyalistleri tarafından ruhları kirletilmiştir bunların…

Bunlar, zaten günbegün eriyip tükenişe gitmektedirler. Bundan kaçışları, kurtuluşları yok.

Fakat, yine de Türkiye Sol Ortamında solcuyu oynayarak bulundukları için, yeni yetişen gençleri kandırabilmekte, kendilerine çekebilmektedirler. Böylece de, o gençlere de yazık etmektedirler. Onları da zaman içinde ya kendilerine benzeterek, soysuzlaştırıp çürütebilmekte, ya da bezginliğe, yılgınlığa ve umutsuzluğa düşürerek solculuktan vazgeçirmektedirler.

Yani, arkadaşlar; bunlar sol ortamı bozmakta, bulandırmakta, soysuzlaştırmaktadırlar. Bunlar, bu ortamdan temizlenmedikçe, gerçek solun gelişmesi, kitleselleşmesi ve geniş yığınlara ulaşması çok zor olacaktır. Bu bakımdan bunlarla mücadele, ABD ve AB Emperyalistleriyle mücadelenin bir parçasıdır aslında.

Başka türlü anlatırsak; ABD’nin bunlara verdiği görev, sol ortamı doldurarak gerçek solun bu ortamda yer bulmasına ve gelişmesine engel olmaktır. Bunlar da kendilerine verilen görevleri başarıyla yerine getirmektedirler.

Eğer Amerikancı Kürt Hareketi ve onun sözcüleri, Fidel’e olduğu gibi Che’ye, Denizler’e, Mahirler’e ve Kıvılcımlı’ya olan düşmanlığını karnında gizlemeyip de açıklasa; biz gerçek devrimcilerin işi bir hayli kolaylaşmış olacaktır.

O zaman, biz bunlara “tamam”, diyeceğiz. “Amerika, İsrail, BOP sizin olsun. İstediğiniz gibi savunun onları. Ama Che’mize, Denizler’imize, Mahirler’imize, Kıvılcımlı’mıza el uzatmayın. Onları savunuyormuş gibi yapmayın. Onları bize bırakın. Onların gerçek devamcısı, mirasçısı, savunucusu ve kutsal davalarının sürdürücüsü bizleriz.”

Fakat nerede…

Kaçak Saraylı Reis’in ve onun AKP’gilleri’nin kendilerini İslam’ın savunucuları olarak göstererek halkı “Allah’la Aldatmaları” gibi, PKK ve HDP’liler de Che’yi, Denizler’i, Mahirler’i ve Kıvılcımlı Usta’yı savunuyor görünerek bilinçsiz, saf gençlerimizi kandırabilmekte, Sevrci Sahte Sol’un saflarına yöneltebilmektedir.

Bu sahtekârlıkların, bu düzenbazlıkların, bu kandırmacaların, bu ikili oynamaların da bir sonu olacak elbette. Fakat oraya varmak için bir hayli uğraşmamız gerekecek. Neylersiniz…

Fakat emin olalım ki sonunda gerçekler kavranacak, Türk ve Kürt Halkınca. Bu halklar, kendilerinin gerçek dostlarının bizler olduğunu anlayacaklar. Bundan adımız gibi eminiz.

En sonunda ABD-AB Emperyalist haydut devletlerini de, onların ülkemizdeki, bölgemizdeki işbirlikçilerini de yenilgiye uğratıp Demokratik Halk Devrimi’mizi başarıya ulaştıracağız. Demokratik Halk İktidarı’nı kuracağız. O iktidar, Kürt Meselesi’nin de gerçek eşitlik, özgürlük ve kardeşlik temelinde çözümünü gerçekleştirecektir.

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

28 Kasım 2016

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı