HKP Genel Başkanı Nurullah Ankut’un Yön Radyo ile yaptığı röportaj

19.03.2016
206
A+
A-

Yön Radyo, HKP Genel Başkanı Nurullah Ankut’la 17 Mart 2016 Tarihinde bir röportaj yaptı. Bu röportaj 19 Mart 2016 Tarihinde Yön Radyo’dan, saat 13:00’da “Parantez” adlı programda, yayımlandı. Fakat röportajın Suriye Sorunu’na ve Kürt Sorunu’na HKP’nin çözüm önerisini içeren son bölümü, şimdilik bilemediğimiz bir nedenden dolayı, kesilerek yani eksik olarak verilmiştir. Biz röportajın çözümünün ve ses kaydının tümünü sunuyoruz.

Ses kaydını dinlemek için lütfen aşağıdaki tuşa tıklayınız.

Yön Radyo: Evet sevgili Yön Radyo dinleyicileri “Parantez” programı devam ediyor. Programımızda şimdi konuğumuz Halkın Kurtuluş Partisi HKP Genel Başkanı Nurullah Ankut.

Efendim hoş geldiniz yayınımıza

Nurullah Ankut Yoldaş: Teşekkürler, sağ olun.

Yön Radyo: Sayın Nurullah Ankut’la geçtiğimiz hafta sonu Ankara’da gerçekleştirilen terör saldırısını, katliamı konuşacağız. Evet, efendim 37 vatandaşımızın, yurttaşımızın ölümüyle sonuçlanan bu Ankara’daki terör saldırısını, hain saldırıyı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Nurullah Ankut Yoldaş: Biz yıllardan bu yana bir gerçeğin altını çizerek tekrarlıyoruz. Bazen çığlık çığlığa bu gerçeği tekrarlıyoruz. 7 Haziran ve 1 Kasım seçimleriyle ilgili yaptığımız TRT konuşmalarında, yazılarımızda, sözlü, görüntülü değerlendirmelerimizde hep aynı şeyi söylüyoruz. ABD’nin niyeti açık. ABD’nin bölgedeki yerli aktörleri var, o aktörler aracılığıyla Büyük Ortadoğu Projesi’sini (BOP’unu) hayata geçirmek istiyor. Bölgede yaşanan bütün katliamların, bütün çekilen acıların, dökülen kanların, feryatların tek sebebi, o planın hayata geçirilme mücadelesidir.

Tabiî bu tespitten sonra şunu demeliyiz artık. Bu savaşın yöneticisi, projecisi, komutanı ABD’dir.

Onun dışında da bölgedeki diğer aktörlerdir: Türkiye’den başlayalım; AKP başta gelmek üzere Meclisteki dört Amerikancı parti, Irak’taki devlet yöneticileri, eski ve yeni yöneticiler; Suudi Kralı, Katar Emirliği, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün.

Bunların tamamı ABD’nin bölgedeki yerli aktörleridir ve bunlara ilave olarak; PKK, PYD, YPG, HDP aynı oranda Amerika’nın yerli aktörleridir yani enstrümanlarıdır.

Amerika bunları çatıştırır tıpkı tragedyada olduğu gibi. Yani kapıştırır, bazen uyumlu hale getirir. Ama sürecin sonunda gidilecek yer, varılacak hedef BOP haritasının hayat bulmasıdır. Ona çalışıyor. Ankara’da Pazar günü gerçekleşen son büyük yürek parçalayıcı katliam da, ne yazık ki bu aşağılık planın hayata geçirilme uğraşının bir parçasıdır.

Yön Radyo: Evet efendim daha birkaç saat önce, bugün yeni bir gelişme oldu; saldırıyı Kürdistan Özgürlük Şahinleri (TAK) üstlendi. Ama şöyle bir şey söyleniyor açıklamada; ya biz işte sivilleri hedef almak istemezdik de, esas güvenlik… Özür dileriz vs. Samimi mi bu açıklama sizce?

Nurullah Ankut Yoldaş: Hayır, samimi değil. Tercih edecekleri hedef belki askeri bölge olabilir, polis noktası olabilir. Ama oraya ulaşılamayacağı (zaten orada defalarca bu eylemi yapmadan önce keşif yapmış olmaları gerekir, onun sonucunda) apaçık ortaya çıkmış olması gerekir. İç içe barikatlarla, bariyerlerle korunan polis birliğinin olduğu bölgeye ulaşılmasının imkânsız olduğu apaçık şekilde görülmektedir.

Kaldı ki, Kandil’den Cemil Bayık’ın yaptığı açıklamada, açıkça Türkler düşman olarak gösterilmektedir. Yani hedef Türklerdir Cemil Bayık’a göre. Ve bu katliamlar daha devam edecektir demektedir, Cemil Bayık.

Bu da açıkça gösteriyor ki, düşman Türkler olunca; polis olmuş, asker olmuş, sivil olmuş, genç olmuş, lise öğrencisi olmuş, ODTÜ öğrencisi olmuş, demokrat olmuş pek önemli değildir.

Zaten PKK’nin 1990’lı yıllarda yaptığı katliamlar vardı biliyorsunuz. Gencecik yeni atanan öğretmen kızcağızları köyleri basıp, kaldıkları evlerde katlettiler biliyorsunuz. Kaldı ki köylüler yasını tuttu o kızcağızların. Mühendisleri katlettiler biliyorsunuz. Hatta ve hatta otobüsleri durdurarak insanların kimliklerine baktılar; doğum yerleri Kürt illeri olmayan gençleri katlettiler. Bunun canlı tanıkları var bizim dinlediğimiz, aynı otobüste bulunan canlı tanıklar var. Bakıyor kimliğine, Batı illerinden birine aitse doğum yerleri ve nüfusa kayıtlı olduğu yer, yolun 50 metre aşağısına indiriyor gencecik 20’li yaşlardaki bir genci tarayıp geçiyorlar. Aynı katliamda bir Diyarbakırlı imama dokunmuyorlar. İmamsın ama Kürtsün, hadi sana bir şey yapmayalım, diyorlar. Bunu canlı olarak dinlemişliğimiz var yani. Şimdi anlayış bu olunca bunun da PKK’nin bir katliamı olduğu meydanda.

Yön Radyo: Bu saldırı, bu yapılanlar sizce, emperyalizme hizmet ediyor dediniz, emperyalizm bu işin neresinde acaba sizce?

Nurullah Ankut Yoldaş: Emperyalizm bu işin her yerinde. Bölgedeki tüm enstrümanları, tıpkı bir orkestradaki şefin yönetmesi gibi, ABD yönetiyor.

Şimdi bunlar Haziran 2015’e kadar, 2009’dan 2015’e kadar AKP’giller’le PKK, HDP kankaydı değil mi?

Bunlar “Barış Süreci” sürdürüyorlardı, Oslo’da % 90 oranında anlaşıyorlardı, “Dolmabahçe Mutabakatı” yapıyorlardı. Orada Abdullah Öcalan’ın 10 maddelik önerisi üzerinde anlaşıyorlardı. Ve Oslo’daki tapeler meydanda.

Yani orada ne diyor MİT’ten görevli bir kadın?

“Büyük şehirleri patlayıcı deposu haline getirdiniz, bunu da biliyoruz.”, diyor.

Bütün o patlayıcılar, Kürt illerindeki ve büyük şehirlerdeki patlayıcılar, oralara yerleştirilirken MİT de bunu biliyor ve müsamaha ediyor, yani göz yumuyor ona.

Tayyip’in açık beyanı var: Valilere operasyon izni verdirmedik, diyor. Verilmedi, diyor. Kankalardı.

Ama 7 Haziran sonrası bir anda, 20 Temmuz’da çatışmalar başladı. İşte Suruç Katliamı, arkasından iki polisin Ceylanpınar’da katledilmesi, ondan sonra kanlı bir boğazlaşmaya girildi.

Şimdi tiyatroda, sinemada da böyledir dikkat ederseniz. Her şey güllük gülistanlık giderken, herkes mutluyken bir anda bir cinayet olur, bir kaza olur, bir anda felaket ortaya çıkar, bir anda kanlı bir hesaplaşmaya girilir, insanlar birbirini öldürmeye başlar, birbirinin peşine düşer. Bu da aynen öyle yani. Oyunun devam etmesi için…

Bu oyunun sonunda da BOP haritasında Türkiye’ye biçilen rol nedir?

Üç parçaya bölünmek: “Free Kurdistan, West Ermenia ve Türklere bırakılan bölge”.

Yani oraya varılacak.

Oraya varılması, sürecin sırf barış içinde yürümesiyle olmaz. Yürümesi gerekmiyor yani. Bazen kanlı hesaplaşmalara girilecek, bunun sonucunda belki yeniden masaya da oturulabilir. Bir süre; tamam anlaştık biz, süreç devam ediyor denilebilir ve onun sonunda yeniden hesaplaşılabilir.

Bir oyun bu. Her oyunda da düz bir hat izlenmez. O bakımdan iniş çıkışları, barışları, savaşları, kapışmaları olur. Ama ana doğrultu, gidilecek yön ve gittikleri yön orasıdır. Yani Türkiye’nin üç parçaya bölünmesi ve BOP haritasının da bu bölgede hayata geçmesi.

İşte Libya’da geçti, Irak’ta geçti, Suriye’de geçti.

İşte bugünün haberleri: PYD Federasyon ilan etti tek başına, izlemişsinizdir. “Suriye bölündü” diye manşet haber sitelerinde.

Üç parçaya bölünecekti BOP haritasına göre Suriye, biliyorsunuz. Bir de Sünni Suriye bölgesi vardı. Rusya’nın müdahalesiyle, kısmen o şimdilik göz ardı edildi. Yani Rusya’nın müdahalesiyle Suriye’nin resmi, meşru hükümeti, Sünni bölgeden Ortaçağcıları temizliyor, kürüyor, süpürüyor. Yani o bölgeyi ele geçiriyor gün be gün, hızla ilerliyor. Öyle olunca geriye Kürt bölgesi kaldı, Rojava kaldı.

Yön Radyo: Sevgili dinleyenlerimiz vaktimiz bitmek üzere. Son olarak bu tabloda Tayyip Erdoğan’ın da açıklaması var; işte ben gidersem benden sonrası tufan demek istiyor. Türkiye yıkılır, mahvolur.

Bu tabloda sizin çözüm öneriniz nedir? Türkiye nasıl çıkacak bu karanlık tablodan, bu çizdiğiniz haritadan?

Nurullah Ankut Yoldaş: Şimdi önce bu Tayyip Erdoğan’ın sözü üzerinde duralım.

Daha evvelki gün (mahkemede de bizi yargıladıkları ama gerçekte biz onları yargıladık, orada da) AKP iktidarı Türkiye’nin kâbusu, felaketi olmuştur diye aynen yargıcın ve bunların dört Avukatının karşısında söyledim. Bunların Türkiye’yi götürecekleri bir tek yer var: Suriyeleştirmek ve orada üç parçaya bölmek. Başka hiçbir yere götüremezler Türkiye’yi, dedim.

TRT konuşmalarımızda da bunu söyledik.

Ha şimdi eğer biz iktidarda olsaydık, yani sorunuzu daha netleştirelim, bugünkü çıkmazdan Türkiye’yi nasıl kurtarırdık? Daha açık, kesin, net hale geldi sorunuz.

Eğer biz iktidarda olsaydık, en geç bir ay içinde Suriye’de hiç kimsenin burnunun kanamayacağı bir ortam oluşmuş olurdu. Türkiye’de de Kürt Meselesi’ni çözerdik. Türkiye’de de hiç kimsenin burnu kanamazdı. Kürtler ve Türkler bin yıldır olduğu gibi kardeşçe, özgürce, eşitçe bir arada yaşamaya devam ederdi.

Yön Radyo: Nasıl olurdu peki bu?

Nurullah Ankut Yoldaş: Tabiî tabiî, ben soracaktım siz benden önce davrandınız.

Nasıl olurdu?

Türk Ordusu’yla Suriye’nin meşru BAAS idaresindeki yani Beşşar Esad yönetimindeki idarenin ordusu el ele verirdi, bir hafta içinde Suriye’de bir tek Ortaçağcı mevzi kalmazdı. Hepsini ele geçirirlerdi.

Beşşar Esad da zaten Suriye Kürdistanı’na “federasyon kuralım” diye açık teklif yaptı mı?

Yaptı. Üç yıl önce yaptı. “Gelin bizimle birlikte olun, federatif bir yapı oluşturalım.”, dedi.

Şimdi Beşşar Esad o teklifini yine koruyor. Suriye Kürdistanı ile federatif bir yapı oluşturulurdu ve Suriye’deki bütün anlaşmazlıklar bir anda biterdi. Ortaçağcı sözüm ona Yezid, Muaviye neslinin devamcısı olan cihatçı örgütler bir anda son bulurdu. Ortadan kalkardı ve Suriye sınırı da Türkiye’nin en güvenli sınırı haline gelirdi.

Peki, biz Türkiye’de bu meseleyi nasıl çözerdik?

Bunu defalarca söyledik. Belki onlarca kez söyledik, yazdık, literatürümüzde de var. Kürt Meselesi’ne dair çözümümüz Programımızda da var. Gerçek anlamda eşitlik, özgürlük, kardeşlik temeline dayanan ve Batı sınırı Edirne’den başlayıp, Doğu Türkistan’ı da içine almak üzere Doğu sınırı Çin sınırına kadar varan; Türk-Kürt Sosyalist Halk Cumhuriyeti. Parolamız bu. Bu parolayla Kürt Sorunu’nu da çözerdik, Kürt Sorunu diye bir şey kalmazdı. Her iki halkı da onurluca, adaletlice bir çözüme kavuşturmuş olurduk.

Yön Radyo: Evet efendim, çok teşekkür ederiz verdiğiniz bilgiler için.

Bir gün daha geniş bir programda da, daha geniş bir zamanda, dilerim bütün programımızı, hem Kürt Meselesi’ne ilişkin, hem ekonomiye ilişkin, hem siyasete ilişkin, hem kültürel yaşama ilişkin geniş olarak umarım başka bir programda konuşuruz sizlerle.

Bugün üzüldüğümüz, ülkemizi yakından ilgilendiren, hepimizi, mesela bu an Türkiye’yi kaosa götürmeyi planlayan Ankara saldırısını, üçüncü Ankara saldırısını konuştuk. Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ediyorum efendim.

Nurullah Ankut Yoldaş: Bilmukabele. Ben de size kolaylıklar ve başarılar diliyorum.

Yön Radyo: Evet Yön Radyo dinleyicileri, Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanı Nurullah Ankut’la Ankara saldırısını konuştuk. Programımız devam ediyor.