Vatan satıcılığında ve ihanette sınır tanımayanlar

29.03.2019
231
A+
A-
Vatan satıcılığında ve ihanette sınır tanımayanlar

Bu Kaçak Saraylı Hafız ve avanesinin tamamı birbirleriyle ihanet yarışında be yahu…

Vatan satıcılığı yarışında, Amerikan işbirlikçiliği, Amerikan taşeronluğu yarışında…

Saldırgan alçak Yunan Devleti, Ege’deki 18 Adamızı ve 1 Kayalığımızı, AKP’giller’deki ihanet potansiyelinin derinliğini hissedince, işgal etmişti, hatırlayacağımız gibi.

Namuslu-yurtsever Subay Ümit Yalım’ın hem de belgesi-kanıtıyla ortaya koyduğu gibi, AKP’giller’in eliyle o adalar teslim edilmişti Yunanistan’a.

Hani demiştik ya; bunlar “istenmeden verenler” kategorisine dahildir diye…

Yahu ihanetin, vatan satıcılığının, utanmazlığın arlanmazlığın ve Para Tanrısı’na tapınmanın bunlarda ulaşmış olduğu şu boyutu görebiliyor musunuz?

Görebilmeniz için Yeniçağ Yazarı Ahmet Takan’ın 4 Aralık 2018 tarihli yazısını aynen aktarıyoruz:

 ***

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un işgal altındaki Keçi ve Gavdos adalarına kondurulan Yunan otellerini pazarlamasından sonra adalarımızda Yunan oteller zincirinin kurulduğu ortaya çıktı. Yunan işgali altında olan İzmir Koyun Adası’nda 4 otel, Aydın Hurşit Adası’nda 6 otel, Aydın Nergizçik Adası’nda 1 otel, Aydın Marathi Adası’nda 1 otel, Aydın Eşek Adası’nda 2 otel, Muğla Keçi Adası’nda 1 otel, Antalya Gavdos Adası’nda 4 otel olmak üzere toplam 19 otel işletmeye açılarak Yunan oteller zinciri kurulmuş.

Pekii!.. Tüm bunlar olup biterken “One minute”çiler ne yapmış?.. Aynı Türk adalarının işgalinde yaptıkları gibi hoşgörü içerisinde Yunan’a yol verip, kıllarını bile kıpırdatmamışlar!..

Belki, bu oteller de neymiş diye merak edersiniz veya günün birinde Turizm Bakanı Ersoy’un şirketi etstur’un ünlü gemisine atlar bir gezinti yaparsanız diye listeyi sunalım… Ama unutmayın!.. Bu otellerde konaklayabilmeniz için aynı Binali Yıldırım gibi pasaport ile kendi adalarımıza giriş yapabilirsiniz. Yunan, başka türlü izin vermiyor. İşte, işgal edilen Türk adalarında işletilen Yunan otelleri;

İzmir Koyun Adası’nda; Captain Diamantis Mansion Grand Apartment, Captain Diamantis Mansion Standard Room, Captain Diamantis Mansion Executive Suite ve Captain Diamantis Mansion Deluxe Room.

Aydın Hurşit Adası’nda; Nektaria on the Beach, Studios Nektaria, Studios Rena, Eftichia Rooms&Studios, Costareli ve Patras Apartments.

Aydın Nergizçik Adası’nda; Katsavidis.

Aydın Marathi Adası’nda; Pantelis Marathi Island Resort.

Aydın Eşek Adası’nda; Studios Ageri ve Island Studios.

Muğla Keçi Adası’nda; H Hotel Pserimos Villas. (Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un şirketi etstur da Yunan H Hotel Pserimos Villas’ı pazarlıyor.)

Antalya Gavdos Adası’nda; Gavdos Princess, Gavdos Studios, Metochi Gavdos ve Manthos Casa. (Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un şirketi etstur da Yunan Gavdos Studios Otelini pazarlıyor.)

Turizm işletmesi belgeleri kimden?

İşgal edilen Türk topraklarında Yunan küstahlıkları devam ederken, Türkiye’de iktidarı ve muhalefeti ile siyasiler 3 maymunu oynarken “bunlar nasıl oluyor” sorusu biraz komik kaçacaktır. Türk adalarını işgal eden, üzerinde ağır silahlarla, gerçek mermilerle askerî tatbikatlar yapan, Türk kara sularında petrolümüzü çalıp satan Yunan’a ara sıra dümenden söylenmekten öte ne yapılabildi?. Cevap; Koskocaman bir hiç!..

Ege’de işgal edilen Türk topraklarında içler acısı durumu durmadan, yılmadan belgeleriyle ortaya döken Millî Savunma Bakanlığı eski Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım, adalarımızın işgali döneminde, Atilla Koç, Ertuğrul Günay, Ömer Çelik, Yalçın Topçu, Mahir Ünal, Nabi Avcı, Numan Kurtulmuş ve Mehmet Nuri Ersoy’un Turizm Bakanı olarak görev yaptığını hatırlatıp, “hâlihazırda işgal altındaki Türk adalarında faaliyet gösteren toplam 19 Yunan oteline Turizm Yatırımı ve Turizm İşletmesi Belgelerini kim verdi? T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı mı yoksa Yunan Turizm Bakanlığı mı” diye soruyor.

Ümit Yalım, bir gerçeği daha gözler önüne seriyor;

“Türkiye Seyahat Acentaları Birliği TÜRSAB’ın başvurusu üzerine İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, 29 Mart 2017’de, booking.com’un Türkiye’deki faaliyetlerini yasakladı. Mahkeme kararına göre booking.com, Türkiye’de yerleşik otel ve konaklama tesislerini pazarlayamaz ve pazarlanmasına aracılık edemez. Ancak booking.com şirketi, Türkiye’de yerleşik olan Hurşit Adası’nda 6, Nergizçik Adası’nda 1, Eşek Adası’nda 2, Keçi Adası’nda 1 ve Gavdos Adası’nda 4 olmak üzere toplam 14 Yunan otelini pazarlıyor ve pazarlanmasına aracılık ediyor.

Anayasanın 138. Maddesine göre yürütme organları mahkeme kararlarına uymak zorundadır. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Turizm Bakanlığı, booking.com ile ilgili mahkeme kararına neden uymuyor. Anılan şirkete neden müdahil olmuyor? TÜRSAB uyuyor mu? TÜRSAB, mahkemeye verdiği booking.com şirketinin Türkiye’de yerleşik 14 Yunan otelini pazarlamasına neden sessiz kalıyor?”

Şu, belgeleriyle ortaya dökülenlerin milyonda biri başka bir ülkede olsa ne bakan ne de hükümet kalır!..

Böyle başa böyle tarak misali…

Böyle muhalefete böyle iktidar!.. (https://www.yenicaggazetesi.com.tr/isgal-edilen-turk-topraklarinda-yunan-oteller-zinciri-49862yy.htm)

***

İnsan ihanetin bu kadarına inanmakta zorlanıyor, değil mi arkadaşlar…

Ama işte bunlar böyle.

Önder’imiz Hikmet Kıvılcımlı, tâ 1968’de boşuna ortaya koymamıştı; Antika Tefeci-Bezirgân Sermayenin siyasi plandaki temsilcisi olan bu Muaviye-Yezid Dincilerinde, bu CIA-Pentagon Dincilerinde, bu NATO Dincilerinde vatan millet gibi, halk gibi ulusal değerlerin bir tekini bile bulamazsınız, diye…

Bunların işi gücü hayâsızca vurgun vurmak, kamu malı aşırmak, insanları Allah’la aldatarak küplerini doldurmak ve kendilerini iktidara taşıyan ve orada tutan ABD Emperyalist Çakallarına hizmetkârlık etmektir.

İşte son bir kanıtı daha kabak gibi ortada duruyor…

Bunların en tepesindeki malum şahıs, Kaçak Saraylı Hafız, boşuna yıllarca meydanlarda, kürsülerde höykürmedi; “Biz Büyük Ortadoğu ve Genişletilmiş Afrika Projesi’nin Eşbaşkanlarından bir tanesiyiz, bu görevi yapıyoruz.”, diye.

Oysa o BOP denen namussuzlar projesinin haritasında Türkiye de üç parçaya bölünmüş olarak gösterilmektedir. Yani bu AKP’giller, arkadaşlar; Türkiye’yi BOP çerçevesinde parçalayıp çökertmek ve yok etmekle görevlendirilmişlerdir, ABD tarafından.

İşte Ege’deki 18 Ada’nın bilerek, isteyerek, gönüllüce, elleriyle Yunanistan’a teslimi de onların bu görevlerinin bir parçasını teşkil etmektedir.

Alçak Yunanistan Devleti, adalarımızı işgal etsin, oraları silahlandırsın, tatbikatlar yapsın, keyfinden kuzu çevirsin oralarda, kiliseler açsın, papazlar tayin etsin, tüm bunlara ilaveten de turistik oteller açsın. O otellerin reklamını da Tayyipgiller’in Turizm Bakanının şirketi ETS Tur yapsın. Bunun adı da dincilik olsun, öyle mi?

İblis bile bunların yanında bir milyon defa dindar kalır be! Dürüst kalır, mert kalır…

Geçen hafta bir ihanet daha yaşadık, bildiğimiz gibi. Yunanistan’ın dönek, sahtekâr Başbakanı Alexis Çipras, Yunanistan Milli Günü’nde Ege’de Çeşme ilçemizin sınırları içinde bulunan ve ilçe merkezinin hemen karşısında yer alan, işgal altındaki Eşek Adamıza geliyor. Gelmekle kalmıyor, Türkiye’yi de suçluyor bu arada. Helikopterimi Türk jetleri taciz etti, savaş uçaklarımız gelince de topuklayıp kaçtılar, diyor.

Onun bu hakaret dolu alçakça saldırganlığı, çirkefliği karşısında Kaçak Saraylı ve tayfası ne cevap verdi dersiniz?

Aynen şunu:

Çipras’ın söyledikleri doğru değil. Onu taşıyan helikopter Türk uçakları tarafından taciz edilmemiştir.

Yani ne yaptık, diyor Tayyipgiller avanesi?

Sizin işgal ettiğiniz adamızdaki gösterilerinizi sadece izledik. Size hiçbir rahatsızlık vermedik.

İşte bunun da haberi şöyle, arkadaşlar:

“Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras’ın bindiği helikopterin Ege Denizi’nde, Türk Hava Kuvvetleri uçakları tarafından taciz edildiği açıklamasına güvenlik kaynakları cevap verdi. DHA’nın haberine göre güvenlik kaynakları, Çipras’ın bugünkü faaliyetinde, TSK’ya ait uçakların herhangi bir taciz girişimi olmadığını, uçakların mutat görevlerini yürüttüklerini öne sürdü. 

Başbakan Çipras, Yunanistan’da her yıl 25 Mart’ta kutlanan Bağımsızlık Günü etkinliklerine katılmak için Ege’nin doğusundaki Agathonisi adasını ziyaret etti. Aleksis Çipras, burada yaptığı konuşmada, bindiği helikopterin Türk Hava Kuvvetleri uçakları tarafından taciz edildiğini söyledi. (https://www.artigercek.com/haberler/guvenlik-kaynaklari-cipras-in-helikopterini-taciz-etmedik)

Gördünüz, değil mi arkadaşlar; ihaneti, korkaklığı, vatan millet gibi ulusal değerlerden yoksunluğu…

Ne diyor Kaçak Saray avanesinin güvenlik kaynakları?

Biz Çipras’ın helikopterini taciz etmedik. Agathonisi Adası’na gönül rahatlığı içinde geldi.

İşgal altındaki adamızın daha Türkçe adını bile söyleyemiyor bunlar be! “Eşek Adası” bile diyemiyorlar. Tayyipgiller’in emri altındaki güvenlik kuvvetlerinden beklenen de işte böylesi içler acısı durumlardır, ne yazık ki.

Sen BOP Eşbaşkanlığıyla övünen ABD devşirmesinin emri altına girersen elbette yapacağın budur, işin sonu buraya varır.

Eğer Mustafa Kemal’in ve Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın kahramanlarının taşımış olduğu ruhun milyonda birini olsun taşımış bir “güvenlik görevlisi” olsaydı; Çipras denen o işgalci namussuzu helikopteriyle ve beraberindekilerle birlikte Ege’nin serin ve derin sularına gömerdi o anda!

Vatan toprağımıza el uzatanın sonu budur, diye tüm dünyaya gösterirdi!

Öyle görülüyor ki arkadaşlar; bu işin hesabını sormak da yine bize kalıyor. Hem işgalci Yunanistan’dan yaptığına bin pişman ederek hesabını sormak, hem de Kaçak Saraylı Hafız ve avanesinden ihanetlerinin hesabını sormak…

İkisini de soracağız!

Gelecek o günler de elbette. Bütün hainler gibi bunların da sonu gelecek!

Fakat şimdiden Tarihe bir kez daha not düşmek açısından, hukukçu arkadaşlarımıza bir görev daha düşüyor kanısındayız:

İhanette sınır tanımayan bu Turizm Bakanından, onun şirketinden ve Adalarımızın işgaline seyirci kalan AKP’giller’in “güvenlik kaynakları”ndan ve hepsinin tepesinde bulunan Kaçak Saraylı Hafız’dan, işledikleri bu vatana ihanet suçunun hesabının sorulması için mahkemelere suç duyurusunda bulunmak…

Eğer adliye binalarında oturmakta bulundukları odalarının kapısında yazan “Cumhuriyet Savcısı” ibaresinin kendilerine yüklediği sorumluluğun bilincinde olan bir tek savcı olsun kalmışsa; onu görevini yapmaya davet etmek…

Tabiî şu da bilinmelidir ki eğer bu Cumhuriyet Savcıları görevlerini yapmaktan kaçınırlarsa, suçluyu korumuş olmaktan dolayı suça bulaşmış olurlar, suça ortaklık etmiş olurlar. Dolayısıyla da gelecekte onlar da hesaba çekilirler, sorumluluklarının gereğini yerine getirmedikleri için. Bunun da bilinmesini isteriz.

Herkes bilmelidir ki, Vatan da, Millet de, Halk da sahipsiz değildir!

Mütareke Günlerinden daha ağır ve vahim olan bu günler de muhakkak geçecektir. İkinci Antiemperyalist Ulusal ve Sosyal Kurtuluş Savaşı’mız mutlaka zafere ulaşacaktır!

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

29 Mart 2019

 Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı