1 Mayıs İşçi Bayramı, ekmek ve hürriyet kavgasıdır

28.04.2015
195
A+
A-

1 Mayıs, 1886 yılında Şikagolu işçilerin 14-18 saatlik işgünü cehennemine isyan edip, 8 saatlik işgünü mücadelesini başlattıkları gündür.

1 Mayıs, gerçek anlamda birer cehennem olan fabrikalarda, madenlerde, inşaatlarda günde 15-16 saate varan sürelerde çalışan İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele, Dayanışma Günü’dür.

1 Mayıs, ancak iş cinayetlerine kurban gittiklerinde Parababalarının medyasında yer alabilen İşçi Sınıfımızın ve Emekçi Halkımızın bayramıdır.

Tarih: 13 Mayıs 2014. Tayyipgiller’in madenleri özelleştirmesinden sonra yürü ya kulum dediği ve Türkiye’nin en büyük ikinci kömür üreticisi haline getirdiği Soma Holding, Tarihimizin en büyük iş cinayetinin-maden faciasının yaratıcısı oldu. Soma’da 301 maden işçisi yaşama veda etti. Hem de en acı şekilde. 301 ocağa ateş düştü.

Yetmedi! Tayyipgiller ve Parababaları işçi kanına doymadı. Takvimler 28 Ekim 2014’ü gösterdiğinde, geliyorum diyen bir başka maden faciası yaşandı. Bu kez facianın mimarı, Has Şekerler Madencilik adlı bir şirketti. Şirketin sahibi Saffet Uyar, daha önce AKP’den belediye başkanlığına aday olmuştu. Sahibi olduğu Ermenek’teki maden ocağında 18 işçi kardeşimiz yaşamını yitirdi. Ve onlardan geriye belleklerimizden silinmeyen, maden işçilerinden Tezcan Gökçe’nin annesi Ayşe Ana’nın, “Oğlum yüzme de bilmezdi, suyun içinde ne yaptı” çığlıkları ve babası Recep Amca’nın 2 yıldır giydiği yırtık lastik ayakkabıları kaldı… Tabiî, belleğimizden asıl silinmeyecek olansa, bu onurlu işçi babasına “bir çift sağlam kara lastik” gönderen canlılar âleminin dördüncü türüne ve Tayyipgiller’e mensup Karaman Valisi’ydi.

6 Eylül 2014. Tayyip’in İmam Hatip Lisesi’nden arkadaşı olan Aziz Torun’un sahibi olduğu Torunlar İnşaat’ın Mecidiyeköy’deki rezidans inşaatında 10 işçiyi taşıyan asansör 32’nci kattan zemine çakıldı. 10 işçi yaşamını yitirdi.

31 Ekim 2014. Isparta’da kapasitesinin 2 katı yani 42 tarım işçisini taşıyan minibüs şarampole yuvarlandı. 17 işçi hayatını kaybetti.

Ve sadece son üç ayda en az 351 işçi hayatını kaybetti.

Madenlerde, inşaatlarda, fabrikalarda, tarlalarda çalışan ve Parababaları için, canları yaşam odalarından, asansör bakım bedellerinden, büyük bir otobüs tutmaktan daha değersiz olan bu işçi kardeşlerimize reva görülen Asgari Ücret ne kadardı?

Asgari Ücret net (Asgari Geçim İndirimi hariç) 859 TL.

Peki ya Açlık ve Yoksulluk Sınırı?

Ülkemizde Açlık Sınırı bin 301 TL, Yoksulluk Sınırı 4 bin 238 TL.

Hal böyleyken, Tayyipgiller’in Çalışma Bakanı Faruk Çelik, geçtiğimiz yıllarda “Asgari Ücret büyük para, bal gibi geçinirsiniz” demişti. Madem bu parayla bal gibi geçiniliyor, niye milletvekili maaşları 15 bin lira? Belli ki, kendileri “bal gibi geçinmek” istemiyorlardı. Bunlar yemek yer su içer gibi yalan söyler. Halkımızın gözünün içine baka baka dalga geçer, hiç utanmadan.

Yaşanılan bu acılar, zulümler karşısında susacak mıyız? Sustukça daha fazla zulmedecekler.

O zaman ey halkım, mücadele edeceğiz!

1 Mayıs İşçi Bayramı’nda, yerli-yabancı Parababalarının, Tayyipgiller’in yaşattığı vurgun, sömürü, zulüm düzenine karşı Taksim’de olacağız, olmalıyız!

Ülkemizin içinde bulunduğu siyasi duruma baktığımızda da ekonomik tablodan farklı bir tabloyla karşılaşmıyoruz.

Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’mızın yadigârı olan kamu malları Parababalarına peşkeş çekildi; laiklik kerte kerte budanıyor. Dünyada başarıyla sonuçlanan ilk Ulusal Kurtuluş Savaşıydı bizimki. Fakat kapıdan kovduğumuz Batılı Emperyalistler bacadan girdiler. Mustafa Kemal’in Gençliğe Hitabesi’nde söylediği gibi, cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedil”di. “Bütün tersanelerine giril”di, “bütün orduları dağıtıl”“ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edil”di. “Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde”dirler. Tayyipgiller, ABD-AB Emperyalistlerinin en sınangılı, en sadık uşağı oldular. “Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit e”tmektedirler. Din tüccarlığı yaparak halkımızı mecnunlaştırdılar. Küplerini doldurdular. Tarihimizin en büyük vurgunlarını yaptılar. Tarihe “Hırsızlar İmparatoru” olarak geçtiler.

Peki, bunlar karşısında AKP’ye tık diyen oldu mu?

Sadece tek bir parti, halkın partisi HKP şöyle dedi:

“Sözümüzdür

“Nereye gidersen git

“Nereye çıkarsan çık

“Çelik bilezikle tanışacaksın.

“Tarihe de; hırsız, katil, hain ve ABD uşağı olarak geçeceksin!”

Bugün de diyoruz ki,

1 Mayıs ABD-AB Emperyalistlerine ve onların yerli uşağı Tayyipgiller’e karşı mücadele günüdür.

1 Mayıs Alanı Taksim’dir.

Taksim Vatan’dır. Taksim’de 1 Mayıs kutlamak anayasal bir haktır.

15-16 Haziran’ları, Gezi İsyanı’nı yaratan halkımız nasıl geçtiğimiz yıllarda tüm yasaklara baskılara rağmen 1 Mayıs’ı özüne uygun kutladıysa bu yıl da aynı kararlılıkla 1 Mayıs Alanı Taksim için mücadele edecektir.

Sözümüzdür, ABD-AB Emperyalistlerinin ve Tayyipgiller’in tüm yasaklamalarına rağmen, uğruna bedeller ödediğimiz Taksim’i kazanacağız.

Halkın İktidarı için seçimlere giren HKP, 1 Mayıs’ta TAKSİM Vatanı’mızda 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlayacaktır. Başta İşçi Sınıfımız gelmek üzere tüm halkımız davetlidir. 22.04.2015

 

Yaşasın 1 Mayıs!

Yaşasın İşçi Sınıfının Birlik Mücadele Dayanışma Günü!

1 Mayıs’ta 1 Mayıs Alanı’ndayız!

1 Mayıs’ta Taksim’deyiz!

 

 

 

Halkın Kurtuluş Partisi

Genel Merkezi