Tuzla Piyade Okulu Olayı, Tayyipgiller’in Ortaçağcı Faşist Din Devleti ve onun Yargısı

Saygıdeğer Arkadaşlarım;
Vatansever gazeteci, Ergenekon kumpasının da mağdurlarından Müyesser Yıldız Hanımefendi sitesinde yazmış, haber veriyor; 2023 10 Kasım’ında tören esnasında Mustafa Kemal’in resmini yakasına takmadığı gibi yere atıp ayağıyla çiğneyen tarikatçı meczup bir insan sefaleti ve onu destekleyen aynı kafadaki, aynı yoldaki iki arkadaşıyla Mustafa Kemal’i ve Silah Arkadaşlarını savunan dört Teğmen tartışıyor bildiğimiz gibi. Tepki gösteriyor namuslu, vatansever, yiğit dört Teğmen Gencimiz. Ve bu tartışma üzerine hemen bu üç gerici ve dört Mustafa Kemalci, vatansever derdest ediliyor ve hepsine birden Ordudan ihraç kararı veriliyor, düşünebiliyor musunuz?
Yani Mustafa Kemal’in resmini ayağının altına alıp çiğneyene tepki göstermek artık Mustafa Kemal’in kurucusu olduğu Orduda, Başkomutanı olduğu Orduda suç oluyor. Mustafa Kemal’i savunmak suç oluyor.
Yine hepimiz hatırlıyoruz, geçen 30 Ağustos’ta mezuniyet törenlerinde “Mustafa Kemal’in Askerleriyiz!” diye slogan atan beş Teğmen Yiğit Evladımız Ordudan ihraç edildi. Yani Mustafa Kemal’in askeri olmak, onu dile getirmek suç artık.
Çünkü ne dedik biz?
Tayyip ve avanesi yargıyı ele geçirdiği gibi, Ordunun tepesini de, Genelkurmayı da ele geçirdi. Artık o Ordu, Mustafa Kemal’in ve Silah Arkadaşlarının kurduğu Ordu ve onun Genelkurmayı olmaktan çıkarılmak isteniyor. Genelkurmayını çıkardılar ama Ordu Gençliği’mizi çıkaramayacaklar, buna hiçbir zaman güçleri yetmeyecek. Tabiî bu Teğmenlerin yani o yedi Teğmenin tamamı da İdare Mahkemesine ihraç işlemlerinin iptali için dava açıyorlar.
Ve işin bir hazin yönü de nedir biliyor musunuz?
Mustafa Kemal’in resmini yakasına takmadığı gibi, ayağının altına alıp çiğneyen o gerici insan sefaletine, meczuba İdare Mahkemesi; “haksız yere Ordudan ihraç edilmiş, Orduya dönmelidir”, diye lehinde karar veriyor, hüküm oluşturuyor. Ve Mustafa Kemal’i savunan Yiğit Teğmene ise; “Ordudan ihracı yerindedir, Orduya dönmesi gerekli değildir”, diye dönme talebine ret kararı veriyor. Düşünebiliyor musunuz?..
Biz hep dedik ya, Türkiye’de İkili Devlet var:
Bir; Tayyipgiller’in 23 yıldan bu yana indirdiği ağır darbelerle (FETÖ’yle birlikte yaptılar bu darbelerin bir bölümünü ve sonrasında da Tayyipgiller yapmaya devam ettiler) tarumar edilen, kısmen de olsa Laik Cumhuriyet Devleti, Mustafa Kemal’lerin, İnönü’lerin kurduğu Cumhuriyet Devleti.
Ve diğeri nedir?
O da Tayyipgiller’in günbegün inşa etmekte oldukları Amerikancı, Amerikan yapımı, Amerikan kuklası, Ortaçağcı Faşist Din Devleti.
İşte yargı bu ikinci devletin emrine girmiş durumda. Yani Tayyipgiller’in Ortaçağcı, Amerikan yapımı Faşist Din Devleti’nin emrinde artık.
İşte son yapılan tutuklamalar; İmamın Oğlu Ekrem’in, CHP’li Belediyelerin görevden almakla kalınmayıp tutuklanması ve yüzlerce gencimizin yasalara ve anayasaya aykırı kararlarla tutuklanmaları gibi ve hiçbir suç oluşturacak eylemi olmamasına rağmen Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ’ın tutuklanması gibi. Artık hukukla, kanunlarla bağını tümden koparmış durumda bu Tayyipgiller yargısı. Aynen Nazi Almanya’sındaki “Önlem Devleti” dedikleri faşist Nazi Devleti’nin yargısı gibi.
Orada ne diyordu Hitler’in yani Nazi Yönetiminin hukuk işlerinden sorumlu görevlisi, tüm mahkemelere verdiği buyrukta; “karar verirken şu anda benim yerimde Führer olsaydı nasıl karar verirdi diye düşüneceksiniz ve ona göre karar vereceksiniz”, diyordu.
İşte bizim şu anki Tayyipgiller’in Kaçak ve de Haram Saray’ının bir uzantısı, bir bölümü, onun hukuk bürosunu oluşturan yargı da aynen şu anda; Kaçak ve de Haram Saray’ın Reisi Tayyip benim yerimde olsaydı ne karar verirdi, diye düşünüyor ve ona göre karar veriyorlar.
İşte İdare Mahkemesinin verdiği bu içler acısı, utanç verici karar bizim bu tespitimizi bir kez daha doğrulamış oluyor.
Bir dönem Ankara’da karargâh kurmuş olan CIA’nın Ortadoğu Masası Şefi Graham Fuller ne diyordu?
“Kemalizm miadını doldurdu onu artık terk edeceksiniz, onun yerine Liberal Ilımlı İslam’ı uygulayacaksınız”, diyordu.
Ve aynen Amerika’nın ve CIA’nın buyruğu yerine getirildi Türkiye’de. Tayyip boşuna devşirilmedi CIA tarafından, onun avanesi boşuna devşirilmedi, bunlar boşuna partileştirilip iktidara taşınmadı ve 23 yıldan bu yana da Amerika tarafından boşuna iktidarda tutulmuyorlar. Bu hainane görevi yapsınlar diye iktidarda tutuluyor bunlar.
Ve bunlar ne görevlisidir bir de?
BOP’un. Alayı BOP görevlisi bunların.
Türkiye’yi, adım adım BOP cehennemine sürüklemekte bunlar. Orada üç parçaya bölünmüş gösterdikleri Türkiye Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmakla görevlendirilmişlerdir ve bu hainler aynen o görevi yapmaktadırlar. Ve ne yazık ki, şu an Mecliste bulunan bütün partilerin aynı ortak paydada birleştiğini görüyoruz. Hep söyleyegeldiğimiz gibi; onların içinde Türkiye’ye çalışan insanların sayısı bir elin parmakları kadardır ancak. Diğer 595’i Amerika’nın hizmetindedir, Amerika’ya çalışmaktadır ve BOP hizmetkârıdır onların.
İşte bunun bir kanıtı daha ne zaman görüldü?
Hemen birkaç gün önce görüldü. Sinemacı Sırrı Süreyya’nın, Florence Nightingale’deki 19 günlük yatış sürecinde ve sonrasındaki AKM’de yapılan cenaze töreninde, bu burjuva partilerinin, bu Meclisi dolduran tüm partilerin tüm yetkilileri, tavaf ettiler o hastaneyi ve o AKM’yi. Bir teki eksik bırakmadı.
Demek ki neyi gösteriyor bu?
Bunların tamamı BOP görevlisi.
Biz TRT’deki son Seçim Konuşmamızda ne demiştik halkımıza?
Senin peşinden gittiklerin, senin bel bağladıkların aslında senin en ağulu düşmanlarındır, demiştik.
Aynen öyle. İşte görmek isteyenler için, akıl sahipleri için bu kahredici gerçek bir kez daha görülmüş oldu.
Kalın sağlıcakla…
08 Mayıs 2025