Tank Palet Fabrikası Davasında Hukuk Kaybetti, Vatan Kaybetti!..

02.01.2020
72
A+
A-

Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) bugüne dek AKP Hükümetinin hukuka aykırı pek çok işlemlerine karşı Cumhuriyet Savcılıklarına suç duyurusunda bulunmuş, gerek İdari Yargıda, gerek ise Anayasa Mahkemesinde davalar açmış, toplumun, vatanın, halkının çıkarlarının savunucusu olmuş, olmaya da devam etmektedir.

Bu davalardan son aylarda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 1919/2011 E, 4001 K. sayılı dosyasında açtığımız “Tank-Palet Fabrikasının özelleştirme davasının temyizi” oy çokluğu ile kesin olarak ret edilmiş olmasıdır.

Saygıdeğer halkımızın da bildiği üzere bugüne değin yapılan özelleştirmelerin ülke yararına, verimi artırma gerekçesi yalanı ile yapıldığıydı. Bunun sonucunu hepimiz; ekonomik, sosyal yaşantımızda İŞSİZLİK, YOKSULLUK, DIŞ BORÇ gibi sonuçlarıyla yaşayarak öğrendik. Bu özelleştirmelerin kaynağında Emperyalist ülkelerin 24 Ocak 1980 Kararlarıyla dayattığı, Özal Hükümetleriyle kısmen, onun devamcısı olduğunu söyleyen AKP Hükümetiyle doruğa ulaştırdığı; halkın binbir özverisiyle yarattığı ekonomik değerlerin; örneğin Limanlar, Çimento fabrikaları, PTT, Bankalar, Kağıt fabrikaları, Barajlar, Sigorta şirketleri, Madenler, Gıda Sektörleri, TEKEL aklınıza ne gelirse kamuya ait olan tüm değerler yabancılara, onun yerli işbirlikçilerine yok pahasına satılmış, yeyim edilmiş olduğu, bunun sonucunda da İŞSİZLİK, PAHALILIĞIN çığ gibi büyüdüğü, hayatı çekilmez hale getirdiğidir. Yapılanlar da yol, köprü, tünel ve AVM’den ibarettir. Sonuçça dış borç 580 milyar ABD doları, % 20’lerde işsizlik, samanını, buğdayını, baklagillerini, etini dışarıdan alan bir ülke durumundayız.

Partimiz Özelleştirme olgusuna; kamunun, toplumun yarattığı değerlerin yabancılara ve onun ülkemizdeki ortaklarına yok pahasına devredilmesi olarak bakar, gerisi laf-ı güzaftır.

Şimdi de kamunun yukarıda bir kısmını belirttiğimiz değerlerinin yanında sıra milli güvenliğimize ait olan değerlerin özelleştirilmesine gelmiş ve davranışa geçilmiştir. İşte bunlardan biri de TANK-PALET gibi ülke güvenliğiyle ilgili olan, kendimizin ürettiği Tankımız ve topumuz özelleştirilmiştir. Bunun da gerekçesi; yukarıda belirttiğimiz üzere ülke ekonomisine katkı, üretim verimliliğinin artırılmasıdır.

Dava dilekçemizde de belirttiğimiz üzere Fransızlar kendi gıda sektörlerinin tanınmış ismi olan DANONE yoğurtlarının özelleştirmesine izin vermemişler, ABD, Çin’e çelik sanayini satın almasına izin vermemişlerdir. Durum böyle iken bizim stratejik değeri olan silah fabrikamızı 50 milyon dolara elden çıkarmak ne denli mantığa, ulusal değerlerimizle bağdaşır, hem de bugünlerde ülke gerçeklerine aykırı olan yeni İstanbul Kanalının 75 milyar dolara yapılacağı söylenirken…

Tank-Palet fabrikasının özelleştirme kararının temyizinin incelendiği Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nda; 15 üyenin altısı ve Tetkik Yargıcı özelleştirmenin İPTALİ YÖNÜNDE KARAR belirtmiş, dokuz üye ise ÖZELLEŞTİRMENİN YERİNDE OLDUĞUNA karar vermiştir.

Muhalif üyeler, Özelleştirmenin 4046 Sayılı Yasaya, 5201 Sayılı Harp Araç ve Gereçleri ile Silah Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşları Denetimi Hakkındaki Kanuna, yine 5202 Sayılı Savunma Sanayi Güvenliği Kanununa aykırı olduğuna, yapılan özelleştirmenin de YETKİ YÖNÜNDEN SAKAT OLDUĞUNA ilişkin çoğunluk kararına uymadıklarını 8 sayfadan oluşan karşı oylarını gerekçelendirmişlerdir.

Özelleştirmenin hukuka uygun olduğunu belirten 9 üyeden oluşan; Başkan Hasan GÜZELER, üye Yalçın EKMEKÇİ, üye Doç. Dr. Selami DEMİRKOL, üye Bilal ÇALIŞKAN, üye Oğuz YAĞLICI, üye Yunus AYKIN, üye Hasan ÖNAL, üye Selbi KOCA, üye Fatih TERZİ görüşlerini belirten “HUKUKİ DEĞERLENDİRME” başlığında:

“Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. Maddesinde yer alan; “a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

“b) Hukuka karar verilmesi,

“c) Usul hükümlerinin kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.” denilerek, yarım sayfa bile tutmayan, bize göre gerekçesiz bir şekilde özelleştirmenin yerinde olduğuna karar vermişlerdir.

Özelleştirmenin İdare Hukukuna usul ve esastan aykırı olduğunu belirterek İPTALİNİ 8 sayfadan oluşan karşı oylarıyla yasa maddeleriyle tartışan üyeler de; Üye Gürsel MEKİK, üye Ziya ÖZCAN, üye Turgay Tuncay VARLI, üye Hasan ODABAŞI, üye Muhsin YILDIZ, üye Bilge APAYDIN,İPTAL yönünde görüş bildiren Tetkik Yargıcı Nuray AVCIOĞLU’dur.

Bu karar ile yukarıda belirttiğimiz gibi hukuk kaybetti, Vatan bir mevzi daha kaybetti. 02.01.2020

Halkçı Hukukçular

Söz konusu temyiz kararını aynen yayımlıyoruz:

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : Halkın Kurtuluş Partisi

VEKİLLERİ : Av. Metin Bayyar, Av. Sait Kıran

UETS Kodu : 16050-50750-94387 (E-tebligat)

DAVACI YANINDA MÜDAHİLLER : 1- Mustafa Acer

Tınaztepe Mah. Hacıyolu Sok. No:25/18

Küçükesat/ANKARA

2- Muzaffer Özkan

Cevizlidere Mah. 1244. Sok. No:4/17- Balgat/ANKARA

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- Cumhurbaşkanlığı

VEKİLİ: Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürü

Hakkı Susmaz

UETS Kodu : 35756-96577-89850 (E-tebligat)

2- Özelleştirme İdaresi Başkanlığı

Ziya Gökalp Cad. No:80 – Kurtuluş/ANKARA

VEKİLİ: Av. Mehmet Kılcı – Aynı adreste

İSTEMİN KONUSU :Danıştay Onüçüncü Dairesinin 25/06/2019 tarih ve E:2019/194, K:2019/2235 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ     :

Dava konusu istem:20/12/2018 tarih ve 30631 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı’nın 19/12/2018 tarih ve 481 sayılı kararının iptali istenilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Onüçüncü Dairesinin 25/06/2019 tarih ve E:2019/194, K:2019/2235 sayılı kararıyla;

20/12/2018 tarih ve 30631 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı’nın 19/12/2018 tarih ve 481 sayılı kararı ile; “Mülkiyeti Maliye Hazinesine ait ve Milli Savunma Bakanlığına (MSB) tahsisli Sakarya ili, Arifiye ilçesi, Hanlıköy Mahallesinde bulunan 1075 ada, 5 parsel numaralı 1.804.131 m2 yüzölçümlü taşınmaz ile üzerinde bulunan MSB Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü 1. Ana Bakım Fabrika Müdürlüğü işletimindeki mal ve hizmet üretim birimlerinin (Fabrika), özelleştirme ile hedeflenen genel amaçların karşılanmasının yanı sıra; milli savunma sanayiinde ülke kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasının sağlanması ile fabrikanın işletme verimliliğinin artırılması ve yeni iş/üretim imkânları oluşturmaya yönelik yatırımların özel sektör tarafından yapılması amacıyla;

Özelleştirme kapsam ve programına alınmasına,

Özelleştirme uygulamasının, işletme hakkının verilmesi yöntemiyle gerçekleştirilmesi ve işletme hakkı süresinin 25 yıl olarak belirlenmesine,

Özelleştirme işlemleri tamamlanıncaya kadar Fabrikanın MSB Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü 1. Ana Bakım Fabrika Müdürlüğü tarafından işletilmesine devam edilmesine,

Fabrikada Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik mal ve hizmet üretiminin devamlılığının sağlanması ile MSB’nin kontrolünde yeni yatırımların yapılması da dâhil olmak üzere, ihale dokümanında ve işletme hakkı sözleşmesinde yer alacak hususların Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve MSB tarafından belirlenmesine,

Özelleştirme uygulamasında teklif sahiplerinin savunma sanayi tesisi işletme deneyimleri, mali yeterlilikleri gibi MSB ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca uygun görülecek sair hususların ön yeterlik kriterleri olarak belirlenmesine,

Özelleştirme işlemlerinin 31.12.2019 tarihine kadar tamamlanmasına,

4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un 3. ve Geçici 29. maddeleri gereğince” karar verilmesi üzerine bu kararın iptali istemiyle bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı;

4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1. maddesinin (A) fıkrasında, bu Kanun’un amacının, bu maddede “kuruluş” adı ile anılacak olan; “f) Genel ve katma bütçeli idarelerle bunlara bağlı döner sermayeli kuruluşların, mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıkları (baraj, gölet, otoyol, yataklı tedavi kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) ile bu Kanun’un 35. maddesinin (B) fıkrasında belirtilen kamu iktisadi kuruluşlarının temel kuruluş amaçlarına uygun mal ve hizmet üretim birimlerinin işletilmesi haklarının, ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak, Hazineye ait taşınmazları değerlendirmek suretiyle kamuya gelir elde etmek gerekçelerinden birisi ile özelleştirilmelerine ilişkin esasları” düzenlemek olduğunun belirtildiği; “Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri” başlıklı 3. maddesinin 2. fıkrasında, “a) Bu Kanunun 1. maddesinde sayılan kuruluşların “Özelleştirme kapsamına” alınmasına, özelleştirme kapsamına alınanlardan mevcut durumu itibarıyla özelleştirilebilir nitelikte olmayanların mali ve hukuki açıdan “özelleştirmeye hazırlanmasına”, hazırlık işlemleri tamamlananların bu işlemlerin tamamlanmasından sonra, hazırlık işlemlerine gerek görülmeyenlerin ise doğrudan “özelleştirme programına” alınmasına karar vermek ve özelleştirme kapsamına alınan kuruluşların özelleştirme işlemlerinin tamamlanması için süre tespit etmek, b) Özelleştirme kapsamına alınmış olan kuruluşlardan gerekli görülenlerin özelleştirme kapsamından çıkarılarak eski statülerine iade edilmesine ve/veya özelleştirme programına alınmış kuruluşlardan gerekli görülenlerin özelleştirmeye hazırlanmasına karar vermek, c) Kuruluşların; satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirleme…”nin Kurul’un görevleri arasında sayıldığı;

09/07/2018 tarih ve 30473 (3. Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 85. maddesinde, “24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun; … e) … 3. maddesinin birinci fıkrası… yürürlükten kaldırılmıştır. f) Geçici 28. maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. GEÇİCİ MADDE 29- Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işler Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılır.”; “Kurulların görevleri” başlıklı Geçici 8. maddesinde, “Bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde danışma kurulu, koordinasyon kurulu, değerlendirme komitesi ve benzer adlar altında yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan kurul, komisyon, komite, çalışma grubu ve benzeri birimlerden; ilgili bakanlık ve kamu kurum ve kuruluşuna dair bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesine aktarılmayanlara ait politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler Cumhurbaşkanlığı politika kurullarına, bunların dışındaki görev ve yetkiler Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılır.” kurallarına yer verildiği;

02/08/2018 tarih ve 30497 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı’nın 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Genelgesi’nde, 02/07/2018 tarih ve 703 sayılı KHK ile kaldırılan kurul, komisyon ve komitelere, ekli (1) sayılı listede belirtilen mevzuatta verilmiş olan görev ve yetkilerin karşılarında gösterilen kurum ya da makam tarafından kullanılmasının ve mezkûr kurul, komisyon ve komitelerin görev ve yetkilerine ilişkin olarak diğer mevzuatta yapılan atıflardan; politika belirleme ve istişari nitelikte olanların ilgili Cumhurbaşkanlığı politika kuruluna, icrai nitelikte olanların ise mezkûr listede karşılarında gösterilen ilgili kurum ya da makama yapılmış sayılmasının uygun görüldüğünün kurala bağlandığı, Genelge’ye ekli (1) sayılı listenin 3. sırasında yer alan Özelleştirme Yüksek Kurulunun görev ve yetkisinin tevdi edildiği kurum/makamın “Cumhurbaşkanı” olarak belirlendiği;

Aktarılan mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, Anayasa’da yapılan değişikliklere uyum sağlanması amacıyla bazı kanun ve kanun hükmünde kararnamelerde değişiklik yapılması için 18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7142 sayılı Kanun’un verdiği yetkiye dayanılarak, Bakanlar Kurulunca 02/07/2018 tarihinde kararlaştırılan 703 sayılı KHK’nın 85. maddesi ile 4046 sayılı Kanun’un “Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurulun sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür.” düzenlemesi yürürlükten kaldırılmışsa da, 4046 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 2. fıkrasında Kurul’un görevlerinin sayıldığı metnin yürürlükte olduğu; 703 sayılı KHK’nın Geçici 8. maddesi ile de, bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan kurul ve benzeri birimlerin bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ne aktarılmayanlara ait ve politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler haricindeki diğer görev ve yetkilerin ise Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılacağı belirtilerek, 703 sayılı KHK’nın 85. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasında oluşumuna yer verilen Özelleştirme Yüksek Kurulunun görev ve yetkilerinin Cumhurbaşkanına veyahut yetkilendirilecek kurum ya da makama devredileceğinin kurala bağlandığı;

Nitekim, 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’yle de, 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun’la verilmiş görev ve yetkilerin tevdi edildiği makamın “Cumhurbaşkanı” olduğu belirtilerek 4046 sayılı Kanun’la Özelleştirme Yüksek Kuruluna verilmiş görev ve yetkilerin bizzat Cumhurbaşkanınca kullanılacağının açıklığa kavuşturulduğu;

Bu itibarla, 4046 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 2. fıkrasında yer alan ve Kanun’un 1. maddesinde sayılan kuruluşların; özelleştirme kapsam ve programına alınmasına karar vermek ve satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemek konularında görevli olan Özelleştirme Yüksek Kurulunun bu görevleri de Cumhurbaşkanı’na devredildiğinden, dava konusu kararda yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı;

Dava konusu kararla, mülkiyeti Hazineye ait ve Milli Savunma Bakanlığına tahsisli olan taşınmaz üzerinde bulunan Milli Savunma Bakanlığı Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü 1. Ana Bakım Fabrika Müdürlüğü işletimindeki mal ve hizmet üretim birimlerinin (fabrikanın) özelleştirme kapsam ve programına alınmasına, özelleştirme uygulamasının ise işletme hakkının verilmesi yöntemiyle gerçekleştirilmesine karar verildiği;

4046 sayılı Kanun’un 1. maddesinin (f) bendi uyarınca, genel ve katma bütçeli idarelerin mal ve hizmet üretim birimleri ve varlıklarının (baraj, gölet, otoyol, yataklı eğitim kurumları, limanlar ve benzeri diğer mal ve hizmet üretim birimleri) işletilmesi haklarının ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlamak için özelleştirilmelerinin mümkün olduğu;

Dava konusu kararda fabrikanın özelleştirilmesine ilişkin gerekçelere yer verildiği, bu hususta özelleştirmenin genel amaçlarının karşılanmasıyla birlikte, milli savunma sanayiinde ülke kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasının sağlanması ile fabrikanın işletme verimliliğinin artırılması, yeni iş ve üretim imkânları oluşturmaya yönelik yatırımların özel sektör tarafından yapılması amacıyla tesis edildiği belirtilerek, kararın sebep unsurunun açık bir şekilde ortaya konulduğu;

4046 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde, bu Kanun ile yapılan düzenleme sonucunda Devletin diğer mal ve hizmet üretim birimlerinin de özelleştirme kapsamına alınması suretiyle, özelleştirme uygulamalarının sınırlarının genişletildiği ve Devletin ekonomik alandaki rolünün azaltılmasının amaçlandığının belirtildiği;

Bu bağlamda, 4046 sayılı Kanun ile dava konusu kararda belirtilen hususlar bir arada değerlendirildiğinde, tesis edilen işlemin, 4046 sayılı Kanun’un genel gerekçesine, Kanun’da belirtilen ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlama amaçlarına ve özelleştirme ilkelerine uygun olduğu sonucuna varıldığı;

Bu itibarla, 1. Ana Bakım Fabrika Müdürlüğü işletimindeki fabrikanın (mal ve hizmet üretim birimlerinin) özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ve özelleştirme uygulamasının ise işletme hakkının verilmesi yöntemiyle gerçekleştirilmesine ilişkin dava konusu kararda hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI      : Davacı tarafından, dava konusu işlemin yetki yönünden hukuka aykırı olduğu, 4046 sayılı Kanun’un verimlilik ilkesine uygun olmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI     : Davalı idareler tarafından, Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ NURAY AVCIOĞLU’NUN DÜŞÜNCESİ : Davacının temyiz isteminin kabul edilerek, Daire kararının bozulması ve yetki yönünden hukuka aykırı olan dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan;

“a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,

  1. b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
  2. c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması” sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

  1. Davacının temyiz isteminin reddine,
  2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Onüçüncü Dairesinin temyize konu 25/06/2019 tarih ve E:2019/194, K:2019/2235 sayılı kararının ONANMASINA,
  3. Kullanılmayan 73,10-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
  4. Kesin olarak, 02/10/2019 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
 

Başkan

 

Üye

 

Üye

 

Üye

 

Üye

Hasan

GÜZELER

Gürsel

MEKİK

(X)

 

Ziya

ÖZCAN

(X)

Yalçın

EKMEKÇİ

Doç. Dr. Selami

DEMİRKOL

         
 

Üye

 

Üye

 

Üye

 

Üye

 

Üye

Bilal

ÇALIŞKAN

Turgay Tuncay

VARLI

(X)

Oğuz

YAĞLICI

Hasan

ODABAŞI

(XX)

Yunus

AYKIN

         
 

Üye

 

Üye

 

Üye

 

Üye

 

Üye

Muhsin

YILDIZ

(X)

Hasan

ÖNAL

Bilge

APAYDIN

(XX)

Selbi

KOCA

Fatih

TERZİ

         

KARŞI OY

X- 20/12/2018 tarih ve 30631 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 19/12/2018 tarih ve 481 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının iptali istemiyle açılan davada; Danıştay Onüçüncü Dairesince verilen davanın reddine ilişkin 25/06/2019 tarih ve E:2019/194, K:2019/2235 sayılı kararı davacı temyiz etmekte ve bozulmasını istemektedir.

Davaya konu edilen 19/12/2018 tarih ve 481 sayılı Cumhurbaşkanığı Kararında, “Mülkiyeti Maliye Hazinesine ait ve Milli Savunma Bakanlığına (MSB) tahsisli Sakarya ili, Arifiye ilçesi, Hanlıköy Mahallesinde bulunan 1075 ada, 5 parsel numaralı 1.804.131 m² yüzölçümlü taşınmaz ile üzerinde bulunan MSB Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü 1. Ana Bakım Fabrika Müdürlüğü işletimindeki mal ve hizmet üretim birimlerinin (Fabrika), özelleştirme ile hedeflenen genel amaçların karşılanmasının yanı sıra; milli savunma sanayinde ülke kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasının sağlanması ile fabrikanın işletme verimliliğinin artırılması ve yeni iş/üretim imkânları oluşturmaya yönelik yatırımların özel sektör tarafından yapılması amacıyla;

Özelleştirme kapsam ve programına alınmasına,

Özelleştirme uygulamasının, işletme hakkının verilmesi yöntemiyle gerçekleştirilmesi ve işletme hakkı süresinin 25 yıl olarak belirlenmesine,

Özelleştirme hizmetleri tamamlanıncaya kadar Fabrikanın MSB Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü 1. Ana Bakım Fabrika Müdürlüğü tarafından işletilmesine devam edilmesine,

Fabrikada Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik mal ve hizmet üretiminin devamlılığının sağlanması ile MSB kontrolünde yeni yatırımların yapılması da dâhil olmak üzere, ihale dokümanında ve işletme hakkı sözleşmesinde yer alacak hususların Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve MSB tarafından belirlenmesine,

Özelleştirme uygulamasında, teklif sahiplerinin savunma sanayi tesisi işletme deneyimleri, mali yeterlilikleri gibi MSB ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca uygun görülecek sair hususların ön yeterlilik kriteri olarak belirlenmesine,

Özelleştirme işlemlerinin 31.12.2019 tarihine kadar tamamlanmasına,

4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 3 üncü ve geçici 29 uncu maddeleri gereğince karar verilmiştir.” denilmektedir.

Anayasa’nın “Devletleştirme ve Özelleştirme” başlıklı 47. maddesinin 2. fıkrasında, “Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.

18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7142 sayılı Kanun’un verdiği yetkiye dayanılarak Bakanlar Kurulunca 02/07/2018 tarihinde kararlaştırılan 703 sayılı KHK’nın 85. maddesi ile 4046 sayılı Kanun’un “Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurulun sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür.” düzenlemesi yürürlükten kaldırılmakla birlikte, 4046 sayılı Kanun’un, Özelleştirme Yüksek Kurulunun görevlerinin sayıldığı 3. maddesinin 2. fıkrasındaki düzenleme yürürlükte bulunmaktadır.

Her ne kadar, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin “Kurulların Görevleri” başlıklı Geçici 8. maddesinde; bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan Kurul ve benzeri birimlerin bu maddenin yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine aktarılmayanlara ait ve politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler haricindeki diğer görev ve yetkilerin Cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılacağı belirtilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun’la verilmiş görev ve yetkilerin bizzat kimin tarafından kullanılacağı konusunda açık bir kurala yer verilmemiştir.

Nitekim, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Geçici 8. maddesine dayanılarak hazırlanan 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesiyle 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırılan 4046 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kuruluna 4046 sayılı Kanun’la verilmiş görev ve yetkileri kullanacak makamın bizzat “Cumhurbaşkanı” olduğu belirtilmiştir. Görüleceği üzere, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname veya yasal bir düzenleme ile yetkili makam tespit edilmediğinden, Genelge’ye ekli 1 sayılı Cetvelin 3. sırasında Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkileri kullanacak Makamı gösteren ayrık bir düzenlemeye daha gerek duyulmuştur.

Öte yandan, 4046 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasında yapısı düzenlenen Özelleştirme Yüksek Kurulunun görev ve yetkisinin tevdi edildiği makamın Cumhurbaşkanı olduğu 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi’ne ekli 1 sayılı Listenin 3. sırasında tespit edilmiş ise de, Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler arasındaki özelleştirme kapsam ve programına alınması hususunda karar verecek makamın, Genelge hükümleri ile tespit edilmesi, normlar hiyerarşisine açıkca aykırıdır.Yetki kuralları, idari kararların, Anayasa ve kanunların yetkili kıldığı organ, makam ve kamu görevlileri tarafından alınmasını ifade etmektedir. “Görev ve yetki”kamu düzeninden olup, varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınması hususunda karar verecek makamın da alt düzenleyici işlem niteliğindeki Genelge ile değil, ancak üst hukuk normu niteliğindeki ve Anayasa’nın 47/2. maddesinin açık hükmü gereğince, kanun ile düzenlenmesi gerekmektedir.

Bu nedenle, 4046 sayılı Kanun’un 1. maddesinde sayılan kuruluşların; özelleştirme kapsam ve programına alınmasına karar vermek ve satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemek hususunda görevli olan Özelleştirme Yüksek Kuruluna ait görev ve yetkiler konusunda bizzat karar alacak makamın, üst hukuk normlarında belirlenmediği, 01/08/2018 tarih ve 2018/3 sayılı Genelge’ye ekli 1 sayılı Listenin 3. numarasında Genelge ile tespit edilmiş yetkiye dayalı şekilde işlem tesis edildiği dikkate alınarak dava konusu Karar’ın, yetki kuralları yönüyle hukuka aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

Öte yandan, 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 85. maddesinin (f) bendi ile 4046 sayılı Kanun’aeklenen Geçici 29. madde, 09/07/2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Davalı Cumhurbaşkanlığı’nın savunma dilekçesinde, 1. Ana Bakım Fabrikasının devir işlemlerinin 11/10/2018 tarihinde başlatıldığı ve teknik çalışmanın Milli Savunma Bakanlığı tarafından 14/11/2018 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Makamına sunulduğu belirtildiğinden özelleştirme kapsam ve programına alma işlemini, bu tarih itibarıyla tesis etmeye yetkili kurum/makamın tespiti uyuşmazlığın çözümünde açıkça önem taşımaktadır. Dolayısıyla 703 sayılı KHK’nın yürürlüğe girdiği 09/07/2018 tarihinde “görülmekte olan işler”in, bu tarih itibarıyla devam eden özelleştirmeye ilişkin işlemler olduğu ve bu işlemlere yönelik yetkinin de “geçici” nitelikteki yasa hükmü ile eklendiği göz önüne alındığında, 703 sayılı KHK yürürlüğe girdikten sonra verilen özelleştirme kapsam ve programına alma kararının 09/07/2018 tarihi itibarıyla devam eden işler kapsamında olduğundan söz edilemez. Bu itibarla, 19/12/2018 tarih ve 481 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un Geçici 29. maddesi kapsamındaki görülmekte olan işler niteliğinde bulunmadığından, bu maddeye dayanılarak işlem tesis edilmesi hukuken mümkün değildir.

Kaldı ki, Geçici 29. maddeyle, sadece bu Kanun hükmünde Kararname’nin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca “görümekte olan işlerin” Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağına ilişkin düzenlemeye gerek duyulmuş olması da, Özelleştirme Yüksek Kurulunun Geçici 8. madde kapsamında olmadığını göstermektedir. Nitekim, dava konusu Karar’da da Geçici 8. madde dayanaklar arasında gösterilmemiştir.

Bu nedenle, dava konusu Karar yetki yönünden hukuka aykırı bulunmaktadır.

Uyuşmazlığın esasına gelince;

Harp araç ve gereçleri ile silâh, mühimmat ve patlayıcı madde üreten sanayi kuruluşlarının kurulması, işletilmesi ve yükümlülükleri ile denetimine ilişkin esas ve usulleri düzenlemek amacıyla 5201 sayılı Harp Araç ve Gereçleri ile Silah Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Kanun çıkarılmış, 3. maddesinin son fıkrasında, yıllık listelerde belirlenen silâhlar ile bunlara ait mühimmat ve yedek parçaların iç pazara üretici veya dağıtıcı firmalarca sunulmasına, İçişleri Bakanlığının olumlu görüşü alınarak Millî Savunma Bakanlığınca izin verilebileceği belirtilmiş, 6. maddesinde, bu Kanun kapsamındaki bütün kuruluşlar, Milli Savunma Bakanlığının denetimine tabi tutulmuştur.

Ayrıca, 5202 sayılı Savunma Sanayii Güvenliği Kanunu’nun “Kapsam” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, “Bu Kanun, savunma sanayiine ait gizlilik dereceli her türlü anlaşma ile bilgi, belge, proje, malzeme veya hizmetlerin alımını, satımını, üretimini, araştırma ve geliştirmesini, muhafazasını ve depolanmasını yapacak veya yaptıracak bütün kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişileri ve bunların faaliyet gösterecekleri tesisler ile 26 Haziran 2001 tarihli ve 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununa göre kurulan tesisleri kapsar.” düzenlemesine yer verilmiş, 2. fıkrasında ise “Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşlarında bulunan askerî tesisler ile personeli bu Kanunun kapsamı dışındadır.” denilmiş ve devamında “Ancak, askeri tesislerde gerçekleştirilen savunma sanayii projelerinde bu Kanunda belirtilen sanayi güvenliği esasları ve kontrolü uygulanır.” kuralı getirilmiştir.

Öte yandan, 5202 sayılı Kanun’un “Güvenlik denetlemeleri” başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasında, “Kanun kapsamındaki tesisler; uygulamakla zorunlu bulundukları savunma sanayii güvenliği esaslarına yönelik olarak Makamın koordinesinde, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı yetkililerinden oluşturulacak bir heyet tarafından asgari, yılda bir defa denetlenir. Şartları sağladığı belirlenen tesislere, ‘Tesis Güvenlik Belgesi’ verilir.”, 2. fıkrasında, “NATO projelerinin gerçekleştirildiği tesisler için heyete, Kuzey Atlantik Andlaşması MerkezKurulu Başkanlığından da yetkili personelin katılması talep edilir.” 3. fıkrasında ise “Askeri tesislerdeki savunma sanayii güvenlik denetlemesi, yukarıda belirtilen esasların dışındadır. Bu tesisler Makam (Milli Savunma Bakanlığı) tarafından oluşturulan heyetler tarafından denetlenir.” kuralı yer almıştır.

Görüleceği üzere, 5201 sayılı Harp Araç ve Gereçleri ile Silah Mühimmat ve Patlayıcı Madde Üreten Sanayi Kuruluşlarının Denetimi Hakkında Kanun, her türlü harp araç ve gereçleri ile silâh, mühimmat ve bunlara ait yedek parçalarla patlayıcı maddeleri üretmek üzere kurulan veya işletilen kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilere ait kuruluşları kapsamakta ve savunma sanayi sektöründeki mal ve hizmet üretimi 5202 sayılı Savunma Sanayii Güvenliği Kanunu çerçevesinde yapılmaktadır. Özel sektörün savunma sanayi alanındaki faaliyeti devletin kontrolü altında gerçekleştirilmekle birlikte 5202 sayılı Kanun’un 2. maddesinin 2. fıkrasının yanı sıra 11. maddesinin 3. fıkrasında da ayrıca düzenlendiği gibi Türk Silahlı Kuvvetleri kadro ve kuruluşlarında bulunan askerî tesisler ile personeli; 5202 sayılı Kanun’un 11. maddesinin 1. ve 2. fıkrasındaki savunma sanayii güvenlik denetimi esasları dışında bırakılmış, yalnızca askeri tesislerde gerçekleştirilen savunma sanayii projelerinde bu Kanun’daki sanayi güvenliği esasları ve kontrolünün uygulanabileceği belirtilmiştir. Böylece milli güvenlik ve savunma alanındaki sektörel öneminden dolayı askeri tesislerdeki güvenlik denetimi; (savunma sanayi projeleri dışında) 5202 sayılı Kanun ile getirilmiş sanayi güvenliği esasları ve kontrolü kapsamının da dışında, özel bir hukuki statüye tabi kılınmıştır.

Bu nedenle, özelleştirme kapsam ve programına alınan varlıkların, 4046 sayılı Kanun uyarınca 25 yıl süre ile işletme hakkının devrine ilişkin olarak taraflar arasında imzalanacak sözleşme hükümlerine de tabi olacağı dikkate alındığında dava konusu Karar’ın, Türk Silahlı Kuvvetleri kadrosunda yer alan askeri tesis ile personelinin savunma sanayiindeki mal ve hizmet üretimi hususunda devletin etkin ve istisnai şekilde kontrolünü düzenleyen 5202 sayılı Savunma Sanayii Güvenliği Kanunu’nun 2. maddesinin 2. fıkrası ile 11. maddesinin 3. fıkrasındaki özel düzenlemeye aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.

Diğer yandan, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’un “Amaç ve Kapsam” başlıklı 1/A maddesinde; bu Kanun’un amacının, bu maddede belirtilen ve Kanun’un uygulanmasında “kuruluş” adı ile anılacak olan maddede sayılanların ekonomide verimlilik artışı ve kamu giderlerinde azalma sağlamak için özelleştirilmesine ilişkin esasları düzenlemek olduğu belirtilmiş; Kanun’un 2. maddesinde ise, özelleştirme uygulamalarındaki ilkeler sayıldıktan sonra son fıkrasında, Kanun’da belirtilen amaç ve ilkeler doğrultusunda alınacak kararlarda öncelikler ile bunların tabi olacağı özelleştirme uygulamalarına ilişkin esas ve usullerin kuruluşların nitelikleri ve ülke ekonomisinin gerektirdiği şartlar da dikkate alınarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca belirleneceği kurala bağlanmıştır.

Kanun’un genel gerekçesinde de; özelleştirmenin, geniş anlamda Devletin iktisadî faaliyetlerinin en aza indirilmesi veya tamamen ortadan kaldırılması, kamu iktisadî teşebbüslerinin Devlet bütçesi üzerindeki finansman yükünün hafifletilmesi, rekabete dayalı piyasa ekonomisinin gerçekleştirilmesi, atıl tasarrufların ekonomiye kazandırılarak sermaye piyasalarının geliştirilmesi ve bu şekilde elde edilecek kaynakların, altyapı yatırımları, savunma, eğitim ve sağlık hizmetlerinde kullanılması suretiyle ekonomide verimliliğin arttırılmasını sağlayan önemli araçlardan biri olduğu vurgulanmıştır.

4046 sayılı Kanun ile verilen bu görev ve yetkinin, mutlak ve sınırsız olmadığı, kamu yararı ve hizmet gerekleri ile özelleştirmeye konu varlığın niteliği, fiili ve hukuki durumu gözetilerek ve hukuka uygun bir şekilde kullanılması gerektiğinde kuşku bulunmamaktadır.

Bu bağlamda, uyuşmazlık konusu olaya baktığımızda; özelleştirme kapsam ve programına alınan varlıkların, milli güvenliğe yönelik hizmetleri yerine getirmek amacıyla, savunma alanında faaliyet göstermek suretiyle mal ve hizmet ürettiği, bu üretimin Milli Savunma Bakanlığı bünyesinde ve devletin etkin kontrolü altında gerçekleştirilmesinin önemi göz önüne alındığında, davaya konu taşınmaz ile üzerindeki MSB Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü bünyesinde faaliyet gösteren 1. Ana Bakım Fabrikası’nın özelleştirme kapsam ve programına alınması yolundaki Karar’ın, kamu yararına uygun olmadığı açıktır.

Bu durumda, özelleştirmeden beklenen yasal amacı karşılamayan dava konusu özelleştirme kapsam ve programına alma işleminde kamu yararı bulunmaması bakımından da hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Bu nedenle, davacının temyiz isteminin kabulü ile, davanın reddi yolundaki Daire kararının bozulması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

 

   Üye

 

Üye

 

   Üye

 

       Üye

   Gürsel

MEKİK

Ziya

ÖZCAN

Turgay Tuncay

VARLI

       Muhsin

YILDIZ

 

     

KARŞI OY

 

XX- Anayasa’nın “Devletleştirme ve Özelleştirme” başlıklı 47. maddesinin 2. fıkrasında, “Devletin, kamu iktisadi teşebbüslerinin ve diğer kamu tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan işletme ve varlıkların özelleştirilmesine ilişkin esas ve usuller kanunla gösterilir.” kuralına yer verilmiştir.

4046 sayılı Kanun’un “Özelleştirme Yüksek Kurulu ve Görevleri” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “Başbakanın başkanlığında, Başbakanın belirleyeceği dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulu (Kurul) kurulmuştur. Kurul, üyelerin tamamının katılımı ile toplanır ve kararları oybirliği ile alır. Kurulun sekretarya hizmetleri Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yürütülür.” kuralı, 09/07/2018 tarih ve 30473 (3. Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 85. maddesinin 1. fıkrasının (e) bendi uyarınca yürürlükten kaldırılmıştır.

703 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 85. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi ile de, 4046 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 29. maddede, “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işler Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılır.” kuralı yer almıştır.

703 sayılı KHK’nın “Kurulların görevleri” başlıklı Geçici 8. maddesinde, “Bu Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırılan kanun ve kanun hükmünde kararnamelerle bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde danışma kurulu, koordinasyon kurulu, değerlendirme komitesi ve benzer adlar altında yapısı ve görevleri düzenlenmiş olan kurul, komisyon, komite, çalışma grubu ve benzeri birimlerden; ilgili bakanlık ve kamu kurum ve kuruluşuna dair bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararnamesine aktarılmayanlara ait politika belirlemeye ilişkin görev ve yetkiler Cumhurbaşkanlığı politika kurullarına, bunların dışındaki görev ve yetkiler cumhurbaşkanlığına veya yetkilendirilecek kurum ya da makama devredilmiş sayılır.”; “Yürürlük” başlıklı 232. maddesinin (b) bendinde, “Diğer hükümleri, 24/06/2018 tarihinde birlikte yapılan Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri sonucunda Cumhurbaşkanının andiçerek göreve başladığı tarihte, yürürlüğe girer.” kuralına yer verilmiştir.

Mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, özelleştirmeye ilişkin esas ve usullerin kanunla gösterilmesinin anayasal bir zorunluluk olduğu, Özelleştirme Yüksek Kurulunun kuruluşunun düzenlendiği ve kimlerden oluştuğuna ilişkin 4046 sayılı Kanun’un 3. maddesinin 1. fıkrasının 703 sayılı KHK ile yürürlükten kaldırıldığı, Kurul’un görevlerinin düzenlendiği 2. fıkrasının ise yürürlükte kalmaya devam ettiği; ancak, Kurul tarafından yerine getirilen bu görevlerin hangi kurum/makam tarafından yerine getirileceğine ilişkin bir düzenleme yapılmadığı görülmektedir.

703 sayılı KHK’nın Kurulların görevlerinin Cumhurbaşkanlığı’na veya yetkilendireceği kurum ya da makama geçeceğine ilişkin Geçici 8. maddesinde yer verilen, “… bakanlıklar ve kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde danışma kurulu, koordinasyon kurulu, değerlendirme komitesi…” şeklindeki düzenlemenin, Başbakanın başkanlığında dört bakandan oluşan Özelleştirme Yüksek Kurulunu ifade ettiğini kabul etmek mümkün değildir.

Kaldı ki; 703 sayılı KHK’nın 85. maddesiyle, sadece bu Kanun Hükmünde Kararname’nin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca “görülmekte olan işlerin” Cumhurbaşkanı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılacağına ilişkin düzenlemeye ihtiyaç duyulmuş olmasından da, Özelleştirme Yüksek Kurulunun aynı KHK’nın Geçici 8. maddesi kapsamında olmadığı anlaşılmaktadır.

Bu nedenle, dava konusu Karar yetki yönünden hukuka aykırı bulunmaktadır.

Açıklanan nedenle, davacının temyiz isteminin kabulü ile, davanın reddi yolundaki Daire kararının bozulması ve yetki yönünden hukuka aykırı olan dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

 

                               Üye

 

                    Üye

                                 Hasan

ODABAŞI

Bilge

APAYDIN