PKK’nın ‘silah bırakma’ adlı palyaço gösterisi üzerine

Saygıdeğer Arkadaşlarım;
Güya PKK silah bırakıyor öyle mi?
İşte ne yaptı PKK dün?
Barzanistan’da 15 kadından, 15 erkekten oluşan 30 kişilik bir savaşçı grubu dağdan indi, askeri disiplin içinde tek sıra yürüyüş koluyla, güya silahlarını teslim etti değil mi?
Yivi seti silinmiş, mekanizması bozulmuş, hurdaya çıkmış silahları güya teslim etti. Ve bu soytarılığa, bu palyaçoluğa Türkiye’den hemen tüm medya temsilcileri katıldı. PKK’nin siyasi plandaki, legal plandaki temsilcisi DEM, onun tüm Eşbaşkanları, takım taklavatı katıldı. Hatta bu palyaço gösterisinde yer alması için en kart palyaço olarak Ahmet Türk’ün yurt dışına çıkış yasağı kaldırıldı.
İşte Tayyipgiller yargısı da, hep dedik ya, artık Tayyip’in oyuncağı. Buyruğu yasadan, vicdandan filan kesinkes almazlar; Kaçak Saray’ın Reisi’nden alırlar. O ne derse “emrin olur” deyip hemen ona bir hukuki kılıf, bir maske geçiriverirler.
Aynı anda Kuzeydoğu Suriye’deki Pekekistan’da 100 bin kişilik, ağır silahlarla ve hava savunma silahlarıyla donatılmış ve yığınla Amerikan Üssüyle iç içe geçmiş, kaynaşmış PKK ordusu askeri bir konvoy halinde gösteri yaptı.
Yani; “Türkiye’deki Tayyip’in Saray Avanesinin ve onun kaset tutsağı Arkadan Bohçalı’sının meczuplaştırdığı taraftarları var; akıldan, fikirden, ferasetten yoksun hale getirip kullaştırdığı, kul kişilikten oluşan zavallılar var. Onların böyle bir palyaço gösterisine ihtiyacı vardı, o yüzden biz işte Barzanistan’da böyle bir gösteri yaptık. Ama bakın burada 100 bin kişilik ordumuz, tüm ağır silahlar, hava savunma silahları dahil savaşa hazır; giderek de güçleniyor. Ve bizimle TC, Amerika’nın sağdıçlığında, garantörlüğünde ateşkes anlaşması imzaladı. Artık bizim kılımıza dokunamaz”, gösterisi yaptı.
Bunların işi gücü yalan, dümen, hile…
Hani koşulsuz olarak PKK kendini feshedecekti?
Buna imkân var mı?
Bütün PKK temsilcileri, her boydan ve soydan bayram ediyorlar; “40 yıllık savaşımızın sonunda faşist TC’ye diz çöktürdük, ona her şartımızı kabul ettireceğiz, liderimiz Abdullah Öcalan da yakında özgür kalarak bu süreci yönetecek. TC’nin Meclisi de bizim buyruğumuz doğrultusunda her partiden oluşan temsilcilerle, 100 kişilik bir ekip oluşturup bizim şartlarımıza, Meclisten geçen bir yargı kılıfı giydirecek.”
Evet, işte böylesine bir palyaço gösterisi sergileniyor ama ne acıdır ki; bu Tayyipgiller’in 211 bin kişilik Diyanet Kadrosunun, 4 bin 500 İmam Hatip Okulunun, 98 İlahiyat Fakültesinin, 30 tarikat, 100 cemaatin ve on binlerce Kur’an Kursunun akıldan, fikirden yoksun hale getirdiği, beyin hasarına uğrattığı mecnunlar, düşünmekten alıkonuldukları için, doğayı olsun, toplumu olsun görmekten kavramaktan alıkonuldukları için, ciddiye alıp inanacaklar. Kaçak ve de Haram Saray’ın Arkadan Bohçalı’sı kaset tutsağının zavallı, cahil, kul kişiliklerden oluşan ve hepsi de Nazi birlikleri gibi Bohçalı’dan ve onun yakın çevresinden gelecek emre Tanrı buyruğuymuş gibi itirazsız itaat etmekle kendilerini yükümlü kılan zavallılar da, mecburen kabul edecek bu soytarılığı, bu palyaçoluğu.
Bunun adı sanı, aslı faslı, özü şudur:
BOP’un Türkiye ayağının hayata geçirilmesi için başlanmış bir somut adım ve bir girişim, bir süreçtir bu. BOP, Irak’ta, Libya’da, Suriye’de hayata geçirildi; sıra İran ve Türkiye’ye geldi. Türkiye’de de hayata geçirilecek; onu deniyorlar şimdi. Ama bu diğer ülkelerde olduğu gibi bir dış saldırı ve iç isyan yoluyla değil; şimdilik satın alınmış, bütünüyle ihanete bağlanmış Tayyipgiller iktidarı ve Süper NATO’nun, Gladyo’nun, Kontrgerilla’nın CIA emrindeki bir paramiliter örgütü olan MHP’nin aracılığıyla gerçekleştirilecek, bu sürecin belli bir bölümü ve ona tabiî Kaçak Saray’ın etrafında yörüngesine girmiş, HÜDA-PAR’ı, Testici’si, Çömlekçi’si, Sinan Oğlan’ı, Teğmen Çelebi’si hepsi buna dahil olacaklar.
Ve işin acı ve garip tarafı:
Tersyüz edilmiş, bütünüyle kurucu değerlerinin tam tersine döndürülmüş, Sorosçu Kemal’in ve onun çömezleri olan Özgür Özel ve İmamın Oğlu Ekrem’in Yeni CHP’si de bu sürece olanca güçleriyle atladılar gördüğümüz gibi. Ne yazık ki işte böylesine karanlık günlerden geçiyor Türkiye…
Ve Amerika bu ihanet sürecinin tamamen planlayıcısı, programlayıcısı, yöneticisi. Onun buyrukları ve yönetiminde yürüyecek bu süreç. Ve yakında ABD’nin buyrukları doğrultusunda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarına, onlarca yıllık hapis cezalarına çarptırılmış PKK’liler de salıverilecek cezaevlerinden. Öcalan’a da İmralı’da yapılacak bir villada örgütünü yönetme, bu süreci yönetme imkânı verilecek ve ihanet süreci sürüp gidecek…
Daha önce de söylediğimiz gibi; son vuruş aşamasına geldiğinde, belki bir iç isyanla birlikte dışarıdan ABD ve AB Emperyalist Haydutlarının Ordusu da bir saldırıda bulunacak ülkemize. Tüm bunları netçe görüp kavramak, ona göre duruş belirlemek, tavır belirlemek, önlem almak gerekir, tedbir almak gerekir.
İşte böylesine karanlık günlerden geçerken, Tayyip, iktidarını sürdürebilmek için kendisine karşı olan herkesi; genç, öğrenci, yaşlı, hasta dinlemeden başta Silivri olmak üzere Türkiye’nin değişik cezaevlerine tıkıyor; halkımızı terörize etmek istiyor böylece. Artık Anayasa, kanun, hukuk hepsi bitmiş durumda, aynen Nazi Almanya’sında olduğu gibi. Nasıl orada bir ikili devlet varsa, bir eski Norm Devleti, bir de Nazilerin “Önlem Devleti” adını verdikleri Nazi Devleti varsa ve yargı bütünüyle Nazi Devleti’nin eline geçmişse Türkiye’de de aynı durum söz konusu. Yargı; bütünüyle faşist, Ortaçağcı, Amerikan yapımı, çıkar amaçlı, mafyatik bir suç örgütünden ve ihanet örgütünden başka hiçbir şey olmayan AKP’giller’in Kaçak ve de Haram Saray’ının eline geçmiş durumda. Artık adalet dağıtmakla kendini yükümlü görmüyor.
Neyle görevli görüyor?
Kaçak Saray’ı korumakla ve onun da efendisi olan ABD’nin BOP’unun hayata geçirilmesine hukuki kılıf oluşturmakla görevli görüyor.
İşte böylesine ağır günlerden geçerken biz de mahallemizdeki, sokağımızdaki çaresiz, kimsesiz, sadece hayatta kalmaları ve nesillerini sürdürmeleri bizim gibi çok az sayıdaki vicdan ve merhamet sahibi insanların fedakârlığına kalmış sokak canlarını, köpeklerimizi, kedilerimizi, koruduğumuz için ve Orta Asya’daki atalarımızın; “onlar da canlıdır”, diyerek ağaçları, denizleri, ırmakları nasıl bir kutsal varlık olarak koruyorlarsa aynen öylece koruduğumuz için, hayvan ve doğa düşmanlarıyla giriştiğimiz kavgadan dolayı ev hapsindeyiz, iki yıla yakın bir süredir.
Ve Tayyipgiller, kendilerine karşı asla teslim alamayacakları bir kale, bir mevzi olarak gördükleri bizi, cezalandırmak için işte bu kelepçeyle de elektronik kelepçeyle de ödüllendirdiler bizi. Ayak bileğimize vurdukları bu kelepçeyle de ödüllendirdiler.
Olsun bakalım… Onurdur bunlar bizim için ne yapalım…
Hep söyleyegeldiğimiz gibi; seversen acı çekersin. Karşılıksız sevgi yok hayatta.
İşte bu bir avuç bıdığımız ölümcül bir hastalığa yakalanmış birkaç sokak ileride. Kanlı ishal, gözleri iltihaptan kapanmış.
Orada hayvanseverleştirdiğimiz gençlerden biri kimi arayacak?
Sultanımı, Hoca Teyzesini arayacak; “Hoca Teyze, burada hasta, gözleri iltihaptan kapanmış bir yavru var”, diye. Hemen, “getir” dedi Sultanım. Getirdi, antibiyotikli şurupla tedavi edip, iyileştirdik, gözlerini Terramycin Göz Merhemiyle iyileştirdik. Şimdi böylesine sevimli, oyuncu bir çocuk oldu, bir oğlan oldu.
İşte inanın bu burjuva siyasetçileri var ya Amerikan uşağı, Amerikanofil, NATO siyasetçileri var ya, başlarında da kim gelir? Kaçak Saray’ın Sultanı ve onun kaset tutsağı Arkadan Bohçalı’sı ve onların partileri gelir. Onların tüm avanelerinin varlık değerlerini bir araya toplasanız benim gözümde bu paticiğin bir tek patisi kadar değer taşımaz. İçtenliklidir, sevgi doludur, sadıktır bunlar.
Biz ki bir sokak canımıza taş ya da sopa vurulmasına, tekme atılmasına bile dayanamayız. Sokağımızdaki bir ağacın dalının kesilmesine bile dayanamayız. Belaya atlar gideriz!
Vatanımızın korunması söz konusu olduğu zaman, halkımızın korunması ve ülkemizin bağımsızlığı, tam bağımsızlığı söz konusu olduğu zaman gözümüz hiçbir şeyi görmez bizim.
Ve bizleri yok etmeden asla hainane amaçlarına ulaşamayacaklar, ABD Emperyalist Çakalları ve onların Türkiye’deki işbirlikçisi hain kere hain Kaçak Saray avanesi.
Kalın sağlıcakla…
12 Temmuz 2025