NATO’cuların hezimeti ve bugünkü şartlarda İki Kutuplu bir dünya oluşması halkların yararınadır…

Çok açık ve nettir ki bugünkü Ukrayna sınırları içinde cereyan eden bu savaş, aslında NATO’yla Rusya arasındaki bir savaştır. Daha da açığı, NATO’nun Başpatronu ABD’yle Rusya arasında olan savaştır.

Savaşın NATO’nun yenilgisiyle ve tabiî Rusya’nın galibiyetiyle sonuçlanması -ve öylece gibi de görünüyor- Uluslararası Proletarya Hareketinin çıkarları ve Dünya Halklarının çıkarları açısından iyidir, olumludur.

Bu iki dev askeri gücün devamlı gerginlik halinde bulunması, birbirini kolluyor, gözetliyor durumda olması da iyidir.

Yani dünyanın tek değil de iki kutuplu olması iyidir…

Burada şöyle bir soru sorulabilir:

Peki ya Ukrayna Halkının çektiği acılar ne olacak?

Hemen belirtelim ki, bütün savaşlarda kurban hep halklar olur. Kaldı ki savaş bugün başlamadı aslında Ukrayna ile Donbas’taki Rusya yanlısı halk arasında; 2014’ten beri sürmektedir. ABD Emperyalistleri zaten 2004’teki “Soroscu Turuncu Devrim”i bu amaçla yaptırmışlardı Ukrayna’da. Ancak bu karşıdevrim sonucunda Nazi artığı, Amerikan uşağı Zelensky’lerin önü açılmıştı. 2004’te iktidara getirilen ilk ABD kuklası Viktor Yuşçenko idi, Zelensky ise üçüncüsüdür… Ve 2019’da seçimle iktidara getirilmiştir.

Tıpkı bizdeki Tayyipgiller gibi önce ABD tarafından devşiriliyor bunlar, sonra da önleri açılarak iktidara taşınıyor…

Ukrayna Halkının hatası bunlara kanması, bunların tuzağına düşmesi olmuştur. Amerikan hayranlığı olmuştur. Şimdi de onun diyetini ödüyor…

Bizim halk da Muaviye-Yezid Dininin ya da CIA-Pentagon-Washington Dininin afyonuyla uyuşturulup zihin hasarına uğratıldığı için Tayyipgiller’e sarıldı. “Bunlar bana dinimi yaşatacaklar, şimdiye kadar yaşayamıyordum dinimi”, diyerek.

ABD’nin 1950 sonrası oluşturup uygulamaya koyduğu “Yeşil Kuşak Projesi” zaten ülkeyi tarikat, cemaat, Kur’an Kursu ve İmam Hatiplerle doldurmuştu… Bu hepsi de vatan millet düşmanı Ortaçağ kurumları insanlarımızı “Kafadan gayrimüsellah”-kafadan silahsızlandırılmış hale getirmişti. O bakımdan bu durum, Tayyipgiller’in halkımızın ortalama yarısını kolayca “Allah’la Aldatıp” oyuna getirmesine, tuzağa düşürmesine yol açtı, sebep oldu…

Halkımız bugün, cebinde ödenememiş elektrik ve doğalgaz faturalarıyla, ucuz ekmek, yağ ve akaryakıt kuyruklarında kış soğuğu ve yağmuru altında saatler boyu bekleyerek bu yanılgısının, “Taklaya getirilişinin” bedelini-diyetini ödüyor.

Ayrıca “Hendek Savaşı”nda, Suriye bataklığında ve IŞİD’ci teröristlerin katliamlarında binlerce evladını kaybetmiştir halkımız…

Ve ilaveten Ege’deki 20 Ada’mızı -ki bazıları Büyükada’nın üç-beş misli büyüklüğündedir- Tayyipgiller, AB’den “Müzakere Takvimi alabilmek” için Yunanistan’a elleriyle teslim etmişlerdir.

Daha Tayyipgiller’in işlediği binbir suç vardır…

Bilinçsiz ve örgütsüz halk her zaman kolayca kandırılabilir… Emperyalist uşağı hainlerin oyunlarına gelebilir, peşlerine takılıp onların oyuncağı olabilir…

Ne diyor Devrimler Kartalı Lenin Usta, Halkının en devrimci sınıfı olan İşçi Sınıfı için?

“İşçi Sınıfı örgütlü ise heptir, örgütsüz ise hiçtir ya da sıfırdır…”

1900’den 1945’e kadar Uluslararası Emperyalizm kenefinin jandarması İngiltere idi. 1945 sonrası yani İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı’nın bitimiyle birlikte, Jandarmalık görevi bir anlaşmayla ABD’ye geçti ya da devredildi. İngiltere, Başpatronun önde gelen stratejik müttefikliğine çekildi. Dolayısıyla da 1945’ten bu yana Dünyanın Başhaydut Devleti ABD’dir. Dünyadaki bütün savaşlardan, bütün katliamlardan, bütün işgal ve ilhaklardan, sömürü ve talanlardan, faşist darbelerden birinci planda o sorumludur…

Che’nin deyişiyle de “İnsan soyunun başdüşmanı”dır…

Her yıl Silahlı Kuvvetlerine ayırdığı para 778 milyar dolardır…

Ondan sonra gelen 4 ülkenin ayırdığı paysa; Çin Halk Cumhuriyeti 252 milyar dolar, Hindistan 73 milyar dolar, Rusya 61,2 milyar dolar, Suudi Arabistan 57,5 milyar dolardır.

Ve bu dört ülkenin toplamı bile ancak 443,7 milyar dolar tutmaktadır. ABD’ninkinin yaklaşık 4’te 3’ü kadardır…

Türkiye’nin ayırdığı paraysa 20,4 milyar dolardır…

ABD, Silahlı Kuvvetlerine neden bu kadar büyük bir meblağ ayırmaktadır?

Dünyayı bütünüyle avucunun içine alabilmek ve öylece tutabilmek için.

Dünyanın bütün kaynaklarını, pazarlarını ve dünya halklarının alınterini yani yarattığı emeği istediği gibi sömürebilmek, yağmalayabilmek için…

Yani dünyayı ve halkları, babasından miras kalmış mal gibi görmektedir bu eli kanlı haydut…

Karşısında tehlikeli rakip olarak kimi görmektedir?

İki eski sosyalist ülkeyi: Çin Halk Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu’nu.

Bu her iki ülkede de Sosyalist devlet yıkılmış yerine Kapitalist devlet yapısı geçmiştir. Tekelci Kapitalizme yani Emperyalizme sıçramışlardır.

Namuslu Fransız Komünist Henri Alleg’in deyişiyle buralarda “Büyük Geri Sıçrama” yaşanmıştır ya da gerçekleşmiştir…

ABD ve avanesi, NATO’yu, Sosyalizmin yayılmasını engellemek, Sosyalist Kamp’ın önüne set çekmek için kurmuştu 1949’da…

İşte bu saldırgan savaş örgütüyle 1950 yılında Kore’ye saldırdı. Yarımada’yı ikiye bölüp, güney kısmını kendi yörüngesine çekti… Bir buçuk milyon insanı katlederek Kore Yarımadası’nın yarısından Sosyalizmi söküp çıkardı. Ve Sosyalizmi Kuzeye hapsetti… Aynı halkı ikiye bölüp birbirine düşman etti…

Vietnam’da aynı namussuzca oyunu oynadı. Fakat Ho Amca ve General Giap’ın liderliğindeki Vietnam İşçi Partisi önderliğinde örgütlenmiş Vietnam Halkı bu oyunu bozdu…

Fakat bu Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’nda 1.5 milyon insanını kaybetti Vietnam…

Sevgili Ozanımız Mahsuni Şerif boşuna demiyor ABD Haydudu için;

 

Devleti devlete çatar

İt gibi Pusuya yatar.

 

Bu emperyalist kuduz devlet şu anda bile Irak’ı, Libya’yı ve Kuzeydoğu Suriye’yi üsleriyle işgali altında tutuyor. Ve bir önceki ABD Başkanı Trump; “Suriye’nin petrol bölgesi bizim elimizde”, diyerek övünüyordu.

Ve biz Gerçek Devrimcilerin dışında da kimse bu haydut şefine; “Sen ne diyorsun?”, diyemiyordu. Bugün hâlâ sormaktayız: “Katil Amerika Ortadoğu’dan Defol!”, diyebilen kimse var mı bizden başka?

Biz, “Katil Amerika, Karadeniz’den de Defol!”, diyoruz.

Bu katil devlet, yirmi yıl işgali altında tuttu Afganistan’ı. Kendi yarattığı ve eğitip donattığı Taliban’la mücadele etme bahanesiyle… Ülkenin bakır başta olmak üzere zengin maden yataklarını da yağmaladı. Birkaç ay önce çekildi. Yenilip çekilmedi, bazılarının sandığının aksine. Programını tamamladığı için çekildi. Çünkü amacına bütünüyle ulaşmıştı. Ülkedeki Sosyalist İktidarı yıkmış, devrimcileri bu Ortaçağcı canilere katlettirmişti. Ülkeyi ilericilik, demokratlık ve sol adına ot bitmez bir çöl haline getirmişti. Aşiret lideri feodal savaş ağalarına ve “Taliban” denen, Ortaçağ’dan fırlayıp gelmiş Cehennem Zebanilerine teslim ederek… Üstelik de bunlara yirmi milyar dolar değerinde silah bırakarak… Dikkat edelim; 20 milyar dolar, Türkiye’nin silahlanmaya ayırdığı yıllık paydır…

Neden yaptı ABD bunu?

Rusya veya Çin’le (her iki ülkeyle de sınırdaştır Afganistan) bir sorun yaşarsa ve savaş durumu hâsıl olursa, yeniden bu Ortaçağ İfritleriyle ittifak edip düşmanlarına karşı savaşmak için. Ya da bu Ortaçağcıları şu anki Ukrayna örneğinde olduğu gibi Rusya veya Çin’le savaştırmak için…

ABD, NATO’su ve avanesi AB Emperyalist Haydutları, Muhammed Necibullah liderliğinde Sosyalist bir iktidara sahip ülkeyi, önce cehenneme çevirdi, sonra da tam 1400 yıl öncesinin karanlıklarına-Muaviye-Yezid Çağının karanlıklarına götürüp oraya hapsetti. Başlarına da kadın ve çocuk düşmanı ve hepsi de birer Kriminal Psikopat olan, insan kafası kesmekten ve kadın öldürmekten ve de oğlancılıktan şehvani bir zevk alan insanımsı görünüme sahip cellatlardan oluşan bir kadro getirdi…

Ülkesinde ve kuklası faşist diktatörler elindeki Latin Amerika ülkelerinde açtığı Kontrgerilla-Süper NATO-Gladio okullarında, bizim de dahil olduğumuz uydu ülkelerinin Özel Harpçilerine yani Kontrgerillacılarına, işkencenin ve pusuların, katliamların en İblisçe yöntemlerini öğretti… Faşist Darbelerin hangi yol ve yöntemlerle yapılacağını öğretti…

Devrimcilerle ve gerçek vatanseverlerle nasıl kalleşçe ve sinsice mücadele edilebileceğini, savaşılabileceğini öğretti. Bu alçakça, namussuzca, insanlık dışı yol ve yöntem önerilerini, uygulamalarını teorileştirdi, kitaplaştırdı. İşte bir örnek: David Galula, “Ayaklanmalara Karşı Koyma–Teori ve Pratik”. Bu insanlık açısından utanç verici kitap ne yazık ki bizim Genelkurmay Matbaasında bastırılıp, Kontgerilla elemanlarına-görevlilerine dağıtılmıştır.

Bu ve benzeri kitaplardaki aşağılık metotlar kullanılarak yaptırtmıştır ABD alçağı Faşist Gorillere, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 Askeri Darbelerini.

27 Mayıs 1960’taki harekât ise kesinlikle bir darbe değildir. Asker ve Sivil Aydın Gençliğin el ele vererek Jön Türkler Geleneklerinin motivasyonuyla gerçekleştirdikleri bir Politik Devrim’dir. Türkiye’ye sınırlı da olsa demokrasi getirmiştir, işçi hakları getirmiştir ve Sosyalizmin önünü açmıştır…

Yeniden günümüze dönersek; ABD ve onun casus örgütleri sistemli ve sinsi çalışmaları sonucu Ukrayna’da bir “Soroscu Turuncu Devrim” gerçekleştirmiştir. Böylelikle de ülkeyi kucağına düşürmüştür…

Rusya’nın yandaşlığından çıkarıp kendi yörüngesine sokmuştur. Zelensky’ler işte bu “Turuncu Devrim”lerin ürünüdür. O andan itibaren işbaşına getirilen Nazi artığı liderler ve hükümetler Rusya yanlılarına ve Donbas’taki çoğunluğu oluşturan Rus Halkına karşı bir savaş açmıştır. Ve 14 bin insanın canına mal olmuştur bu savaş, 300’ü çocuk olmak üzere…

Putin, bu savaşa karşı 7 yıl etkili bir tavır koymamıştır…

Putin, orta düzeyde bir cesarete, özgüvene sahip bir liderdir… Fakat liderlik konusunda bilgili ve deneyimlidir. Ayrıca da acımasızdır… Gaddardır.

Ortadoğu’da mesela; Irak, Libya ve Suriye’de tam bir meydan okuma yapamamıştır ABD’ye, NATO’suna ve AB’li NATO’culara…

Suriye’de yıllar sonra inebilmiştir sahaya 2015 yılında… Olayın ilk anında-2011’de ses çıkaramamış, BAAS Liderliği yanında yer alamamıştır. Bir başına kalan Beşşar Esad liderliğindeki ülke topraklarının üçte ikisini kaybetmiştir. Kuzeydoğusunu PKK-PYD-YPG-SDG ve koruyucusu olan ABD ele geçirmiştir -ki bu işgal hâlâ sürmektedir- ülkenin, üçte birini de IŞİD ve benzeri Ortaçağcı örgütler…

Rusya’nın Suriye’de BAAS Liderliği yanında savaşa girmesiyle Ortaçağcıların elindeki bölge, İdlib dışında, kurtarılmıştır. Kurtarılamayan bu bölgede de Türkiye ve birlikte olduğu cihatçı Ortaçağcıların işgali sürmektedir. Buradaki Ortaçağcılar da Heyet Tahrir’üş Şam, Hurras al-Din, Türkistan İslami Partisi, Ecnad eL-Qoqaz, Ulusal Kurtuluş Cephesi (Ahrar’üş Şam, Nureddin Zengi, Feylak el Şam, Ceyş İdlib el Hür, Ceyş al Nasr, Sukur al Şam ve Ceyş el Ahrar) gruplarından oluşmaktadır. Türkiye, bu gericiler ittifakına bazen “Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)”, bazen “Suriye Milli Ordusu” gibi isimler vermektedir. Türkiye diyoruz, o bir anlamda doğrudur. O gericilerin hamisi Tayyipgiller Hükümetidir. Çünkü kendisi de aynı toptan kesmedir.

Vladimir Putin ve Rusya’sı, önce de söylediğimiz gibi Libya’da da vahim bir yanlış yaparak NATO’nun Libya’ya saldırmasına ve ülkeyi cehenneme çevirmesine, Muammer Kaddafi’yi çakallara linç ettirerek şehit etmesine onay vermiştir, BM Güvenlik Konseyi’nde.

Fakat Libya petrollerine NATO’cuların çöküp kendisinin hava aldığını görünce, oyuna getirildiğini görüp uyanmıştır. Suriye’de aynı tuzağa düşmediği gibi, bir hayli geç kalmış da olsa NATO’cuların tersi bir tutum takınmış ve ülkenin yasal yönetimi olan BAAS İktidarının yanında yer almış ve savaşa girmiştir.

Fakat burada şu ana kadar, ABD ve NATO’cuları tam anlamıyla karşısına alamamıştır. Buna cesaret edememiştir. Trump Faşist Bunağının da övünerek itiraf ettiği gibi ABD halen Suriye’nin petrolünü çalmaktadır. Ve işgalini sürdürmektedir. ABD’nin yerel kara gücü Amerikancı Burjuva Kürt Hareketi’nin bölgedeki lideri Mazlum Kobani, ABD’li efendilerine gitmemeleri, yanlarında hep kalmaları için yalvarmaktadır.

Ulaştığı askeri teknolojinin ve onun ürünü olan silahlarıyla ekonomisinin gücüne ikna olup inanan V. Putin ve ekibi, ABD ve NATO’nun kendisini kıskaca alıp burnunun dibinde at oynatmasına daha fazla seyirci kalamadı… “ABD ve NATO’dan Ukrayna’yı ittifaklarına almayacaklarına dair bir açıklama bekliyoruz”, dedi. Fakat günler geçmesine rağmen herhangi bir ses çıkmadı. Putin de askeri hazırlıklarını tamamladıktan sonra harekâtını başlattı. 24 Şubat’ta başlatılan harekât bugün 14’üncü gününe girmiştir. Rusya, Ukrayna’nın başşehri Kiev’i kuşatıp şehre girmiş durumdadır. Putin, “Özel askeri harekât planladığımız gibi devam ediyor. Koyduğumuz tüm hedeflere ulaşıyoruz”, diyor.

Ve Rusya amaçlarını yani taleplerini şöyle açıkça ortaya koydu:

“1- Kırım’ın, Rusya’nın bir parçası olduğunun resmen kabulü (tabiî Ukrayna tarafından).

“2- Donbas’ta oluşturulan iki Cumhuriyet’in bağımsızlığının tanınması.

“3- Ukrayna’nın NATO’ya girmeyeceği şeklindeki bir taahhüdün Anayasa Maddesi haline getirilmesi.”

ABD devşirmesi ve kuklası Zelensky, efendilerinden kendilerini kurtarmaya yönelik askeri yardım ve desteğin gelmeyeceğinin tekrar tekrar ABD yetkilileri tarafından açıklanması üzerine, Rusya’nın bu taleplerini ya da şartlarını masada tartışabileceklerini belirten bir demeç vermiştir. Yani olay çözüm yoluna girmiş gibi görünmektedir. Tabiî biz de daha fazla can ve mal kaybına yol açmadan problemin masada halledilmesini isteriz. Çünkü bütün savaşlar kan, gözyaşı, acı, ölüm ve yıkım getirir. Fakat daha önce de belirttiğimiz gibi toplumda uzlaşmaz Sosyal Sınıf Çelişkileri varlığını sürdürdükçe, yani toplumların, çıkarları ve durumları birbirine zıt Sosyal Sınıflara bölünmüşlüğü-ayrılmışlığı varlığını sürdürdüğü sürece, savaşlar da kaçınılmazca varlığını sürdürecektir.

Bu sıcak askeri çatışmalı bunalımda Rusya’nın galibiyet elde etmesi, kuşkusuz, Proletaryanın Uluslararası Hareketinin çıkarları açısından olumludur. Rusya da emperyalist bir devlet olmasına rağmen kötü bir sicili henüz oluşmuş değildir. ABD, NATO ve AB Emperyalistlerininse yukarıda da belirttiğimiz gibi insanlığa karşı işlemiş olduğu suçlar saymakla bitmeyecek kadar çoktur.

Bu yenilgiyle burnu sürtülen ve gururu kırılan ABD ve tayfaları bundan sonraki cinayetlerini planlarken artık eskisi gibi pervasız olamayacaklardır. Daha tedirgin, daha ürkek davranacaklardır…

Dünya Halkları için olumsuz olan; ABD ve NATO’cularla Rusya’nın bir anlaşmaya, çıkar ortaklığına girme olasılığıdır. Bu çatışma, böyle bir ihtimali bir hayli azaltmıştır. Bu durum da iyidir.

Bildiğimiz gibi, Marksizm-Leninizmin Metodu Diyalektik Maddeciliktir. Diyalektik Maddeci Metot ve Mantık, önce olayları tahlil eder. Yani gerçeklikte neyse, öylece ortaya koyar, ortaya çıkarır. Ama bununla yetinmez. Olayları, İşçi Sınıfı ve Halkların çıkarı yönünde değiştirmenin, dönüştürmenin yollarını gösterir. Bu metodumuzdan hareketle biz, her olaya Uluslararası Proletarya Devrimi’nin çıkarları açısından bakmak ve yaklaşmak mecburiyetindeyiz.

Bu da bize neyi gösterir, bugünkü olaya ilişkin tutumumuz konusunda?

Rusya’nın galibiyetinin ve ABD ile NATO’cuların hezimete uğratılmasının dünya halkları ve İşçi Sınıfı Hareketinin çıkarları açısından iyi olacağını…

Başta da belirttiğimiz gibi iki kutuplu bir dünya, kamplara bölünmüş bir dünya halkların çıkarınadır. Son otuz yılda olduğu gibi ABD ve NATO’cuların; “Köpeksiz köyde değneksiz gezmeleri”, dünya halklarının, özellikle de İslam Coğrafyasının felaketi olmuştur.

 

Özetçe Yoldaşlar; azgın kanlı zalimin ve NATO’cu ortaklarının Ukrayna’da durdurulmaları, kıçlarına bakarak bölgeden ayrılmaları, biz devrimciler ve dünya halkları için yararlı olacaktır…

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

9 Mart 2022

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı