Küba Devrimi; Kendini ve canını feda etmeyi kesinlikle göze almış olanların Devrimidir

31.12.2018
164
A+
A-
Küba Devrimi; Kendini ve canını feda etmeyi kesinlikle göze almış olanların Devrimidir

Mustafa Kemal, “Zabit ve Kumandan ile Hasbihal” kitabında sesleniyor Nuri Conker’e:

“(…) sözünün bütün gücüyle hitap ederek diyorsun ki, “Subaylık demek, kendini ve canını feda etmeyi kesinlikle göze almış olmak demektir.”

“Bir subay, askerlik sanatı adına, hayatına ve varlığına hiç önem vermeyecektir.”

Subay, “Hayat ve rahatın hiç düşünülmemesi gerektiğinde” rahatını ve hayatını feda etmeyi şeref bilecektir.”

Namusun gereği” budur.” (Mustafa Kemal Atatürk, Zabit ve Kumandan ile Hasbihal, s. 11)

Küba Devrimi’nin Önderi Fidel Castro da ne diyordu: “Ya Özgür Vatan Ya Ölüm!”

İşte Küba Önderliği Özgür bir Vatanı, Küba Halkının rahatını ve hayatını, kendi rahat ve hayatlarının önüne koyarak yola çıktılar. Ezilen halkın acılarını yüreklerinin en derininde hissettikleri için çıkarken devrim yoluna, acılara katlanmayı baştan, gönüllü kabullendiler.

Genel Başkanımız Nurullah Ankut’un da dediği gibi: “Sevmek, acılara katlanmayı baştan, gönüllü kabullenmektir”.

Onlar Halkları, Halkların Kurtuluşu demek olan Devrim ve Sosyalizmi çok sevdiler. Acılara katlanma gücünü işte bu sevgiden aldılar, Devrime Önderlik eden Fidel, Che, Raul ve Camilo Yoldaşlar. Küba Halkı; çocukları, torunları başka acılar yaşamasın diye katlandı çektirilen acılara.

Devrimlerine örnek aldıkları Mustafa Kemal de; “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır”, diyordu.

Küba Önderliği ve Halkı için söz konusu Vatandı, vatanın kurtuluşu için de gerçek bir yurtsever iseniz, gerçek bir devrimci iseniz, size hayat da, rahat da teferruattır.

Gerçek birer Devrimci idiler Fidel, Che, Raul ve Camilo. Gerçek Devrimci Nurullah Ankut tarif ediyor Küba Önderliğini:

“Unutmayalım ki, devrimci olmak, devrimci siyaset yapmak bilim ister, bilinç ister, kararlılık ister, namus ister, cesaret ister, fedakârlık ister. Bunlara sahip değilseniz Gerçek Devrimci olamazsınız. Ancak sahtesi olursunuz, çakması olursunuz, dolayısıyla da zarar verirsiniz sonuç olarak halkımıza ve devrimci harekete…”

60 yıldır Küba Devrimi işte Küba Önderliğinin bu nitelikleri sayesinde yıkılmadı. Ha yıkıldı ha yıkılacaktı, Sovyetler Birliği ve Sosyalist Kamp’ı oluşturan ülkeler ardı ardına kumdan kaleler gibi yıkılırken. Sanıyorlardı ki insan soyunun en büyük düşmanları:

“ABD’li emperyalistler, Küba’nın dayanamayacağını ve topluluktaki yeni durumun Devrimimize onların karşısında diz çöktürmeye yardım edeceğini düşünüyorlar. Küba’ya sosyalizm, Kızıl Ordu’nun galip tümenlerinin arkasından gelmedi.”

“Küba’da halkımız meşru kahraman bir mücadele yolunda sosyalist toplumumuzu yarattı. Devrimimizi yıkmaya çalışan dünya üzerindeki en güçlü imparatorluğa karşı dayandığımız otuz yıl siyasi ve ahlâki gücümüze tanıktır.” (Fidel Castro, Ya Sosyalizm Ya Ölüm, s. 25)

Bu konuşmayı Fidel 7 Aralık 1989’da yapıyordu. Bugün Küba Devrimi’nin 60. yılını kutluyoruz. Tüm dünya Halkları onurla ve gururla izliyor, AB-D Emperyalistlerinin bütün uğraşlarına, saldırılarına rağmen yıkılmadığını görüyor ve tanıklık ediyor, Sosyalizmin onurlu bayrağını taşıyan Küba Devrimi’nin siyasi ve ahlâki gücüne.

Küba Önderliği ve Halkı teslim olmadılar AB-D Emperyalistlerine. Gericilik rüzgârlarına kapılıp terk etmediler Cesaret Vatanlarını. O yüzden de ezilen halklar için hep umut oldular. Hakların sönmeyen ışığı oldular. Karanlıkta mum ışığı oldular. O yüzden de sosyalizmin batmayan adası oldular. Yine Küba Halkının Fidel’ine bırakalım sözü, O anlatsın niye Küba’da Sosyalizmi yıkılmadı:

“Devrim ilerleyebilen veya gerileyen bir süreçtir, hatta hedefine ulaşamayabilen bir süreçtir. Ancak her şeyden önce Komünistler cesur ve devrimci olmalıdır. Komünistler ne kadar ters olsa da bütün şartlar altında mücadele etmek için görevlerine bağlıdırlar. Parisli komünarlar fikirlerini savunmak için mücadele ettiler ve öldüler. Devrimin ve sosyalizmin bayrakları mücadele verilmeden teslim edilmez. Yalnızca korkaklar ve cesareti kırılanlar teslim olurlar. Komünistler ve Devrimciler asla teslim olmazlar.”  (agy, s. 21)

Bir bilimdir Marksizm-Leninizm, insanlığın kurtuluş bilimi. Sırtını dönmeyeceksin bu bilime, bu vatanı da terk etmeyeceksin. Terk edersen bu vatanı, yerçekimi kanununu inkâr edip, gökdelenden atlayan gibi yere çakılırsın. İnsanlığın hayvanlıktan kurtuluş, insanlığa ulaşım bilimi olan Marksizm-Leninizmi eğer terk edersen, durum yerçekimi kanununu inkâr edene benzemez. Zararın kişisel olmaz. Bir halk çeker bu terk edişin acısını, daha doğrusu bütün insanlık zarar görür bu bilime sırt dönüşten.

“Sosyalizmin iyileştirilmesi gerektiği bildirildi. Her insanın çabasına uygulanabilir olan ve tabiatında var olan bu ilkeyi hiç kimse inkâr edemez. Fakat Marksizm-Leninizmin en temel ilkeleri terk edilerek sosyalizm iyileştirilebilir mi?

“Sözde Reformlar neden kapitalist çizgilere varmalıdır?” (agy, s. 19-20)

Uygulansaydı Marksizm-Leninizmin en temel kriterleri, uzaklaşılmasaydı bilimden gerek duyulur muydu “Sosyalizmin iyileştirmesi” gibi kavramlara?

Küba Devrimi uzaklaşmadığı sürece bilimden, kalır Sosyalizm de, kalır İnsanlık da. Bugüne kadar dimdik ayakta kaldığı gibi… Terk etmemek lazım bu bilim vatanını. Eğer terk edilirse bu vatan, üzerinde yaşadığımız vatan bizim olmaktan, sosyalist olmaktan çıkar. Eğer terk edilirse Marksizm-Leninizm; “Devrimin ve sosyalizmin bayrakları mücadele verilmeden teslim edilm”iş olur. Bu terk edişin bu kadar ağır sonuçları olur.

Küba Devrimi neden 60 yıldır dimdik ayakta, neden yıkılmadı?

İşte bunun temel göstergelerinden biri de, insan soyunun en büyük düşmanının sürekli düşmanı kalabilmekte yatmakta. O kanlı zalimin düşmanı olarak kalmışsan yolun doğrudur. AB-D Emperyalistleri dostsa sana, mesela Sosyalizmin Kalesine ablukayı yumuşatıyorum diyorsa, mesela kanlı ayaklarıyla kirletiyorsa ziyaret adı altında, bir zamanlar kumarhane ve kerhaneye çevirdiği ülkeni, bilinsin ki o zaman uzaklaşılıyordur İnsanlıktan, Sosyalizmden.

İşte Fidel yıllar önce yapmış bu uyarıyı. Sadece sosyalizmi terk eden ülkelere mi bu uyarılar, eleştiriler?

Bugün ülkemizde Devrimcilik adı altında Amerikancı Kürt Hareketinin ardına takılıp giden Sol Tabelalı Şark Ekspresinin vagonlarına binen AB-D Emperyalistlerinin umut kaynaklarına da sesleniyor Fidel:

“İnsanlıkça bilinen en güçlü, saldırgan ve açgözlü imparatorlukların liderlerinin yoğun desteğini alan gerçekten devrimci olan bir düşünce örneğini Tarih hiçbir zaman kaydetmemiştir.” (agy, s. 20)

Tarih böyle bir örneği de kaydetmeyecektir.

İşte biz, kendini ateşin kalbine atan Kıvılcımlı Usta’nın öğrencileri olarak onurluyuz, gururluyuz, AB-D Emperyalistlerinin düşmanlığını kazandığımız için. Onların uzak durulması gereken bir parti olduğumuz genelgesini yayınladıkları için. “Saldırgan ve açgözlü imparatorlu”ğun umut kaynağı olmadığımız, insan müsveddelerinin “Kıymetli İstisnası” sınıfına girmediğimiz için.

Kanlı zalimin hemen burnunun dibinde, 90 mil ötesinde gerçekleşti 60 yıl önce Küba Devrimi. Küba Devrimi’ni gerçekleştirenlerin neydi özelliği ve 60 yıldır neden yıkılmadı?

Bunu da Mustafa Kemal yanıtlıyor yıllar öncesinden:

“Bilinmektedir ki, bir orduyu oluşturan neredeyse her birey, yaşayan bir makinenin canlı organları, parçalarıdır. Bu makineyi işleten; her organını, her parçasını harekete geçiren araç; buharla çalışan motorlar değildir. Orduya hareket veren araç, ordu makinesini oluşturan canlı organların zihinlerindeki güç ve kanlarındaki ruhtur. Bu zihinlerde ve bu kanlarda gereken kuvvet ve akım hızı bulunmazsa makine durur ve başka hiçbir güç onu işletemez.” (Mustafa Kemal Atatürk, Zabit ve Kumandan ile Hasbihal, s. 21)

Küba Önderliğinin ve Halkının zihinlerindeki güç ve kanlarındaki Devrimci ruhla gerçekleşti Küba Devrimi. Devrimci zihinlerde ve Devrimci kanlarda gereken kuvvet ve akım hızı kesilmediği için yıkılmadı Küba’da Sosyalizm. Başarıyla yerlerine getirdiler Tarihin kendilerine yüklediği Sosyalizmin yıkılmaz kalesi olma görevini. Fidel’in dediği gibi; “eğer bir gün sosyalizmin en son savunucuları arasında olmamızı kader yazmışsa, bu koruyuculuğu kanımızın en son damlasına kadar yaparız.”

Bundan sonra da umudumuzdur ve inancımızdır:

Küba Sosyalizmden vazgeçmez. Asla teslim olmaz. Ada batar Sosyalizm batmaz. Ve bu “İnsanlık tek Sosyalist Aile” oluncaya kadar devam eder.

Halkın Kurtuluş Partisi olarak, kendini ateşin kalbine atan Marks-Engels’in, Lenin’in ve Kıvılcımlı’nın öğrencileri olarak, bu ülkenin gerçek devrimcileri olarak, yürekleri Kübalı Devrimcilerle aynı frekansta atan Komünistler olarak, 60 yıldır Dünya Halklarının umudu olan, gözbebeği olan Küba Devrimi’ni selamlıyoruz.

01 Ocak 2019

 

Halkın Kurtuluş Partisi

Genel Merkezi