Kentsel Dönüşüm mü, Rantsal Dönüsüm mü? >>> 19.01.2013

28.01.2013
212
A+
A-

İşsizlikle ve Pahalılıkla Savaş Derneği (İPSD) ve SEV-DER tarafından düzenlenen “Kentsel dönüşüm mü Rantsal Dönüşüm mü” paneli, İPSD’nin İzmir Yamanlar Şubesi’nde 19 Ocak saat 18:00’da gerçekleştirildi. İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı Ayhan Emekli ve HKP İzmir İl Sekreteri Levent Çelik’in konuşmacı olduğu paneli SEV-DER Başkanı Fahri Kaya yönetti.

Fahri Kaya açış konuşmasında bu panele neden ihtiyaç duyulduğunu belirterek İMO İzmir Şube Başkanı Ayhan Emekli’ye söz verdi.

Ayhan Emekli, Kentsel Dönüşüme dayanak olan “Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliği” hakkında bilgi vererek yönetmelikte yer alan ve halkımızı ilgilendiren üç temel noktaya dikkat çekti. “Riskli Alan, Riskli Yapı ve Rezerv Alan”.

Ayhan Emekli, yönetmeliğe göre; riskli alan ilan edilen bölgelerdeki binaların riskli yapı olup olmadığının tespiti idarece ve lisanslı kurumlarca saptanır, dedi. Eğer mal sahibi konutu hakkında riskli yapı başvurusu yaparsa lisanslı kurumlar ve bürolarca riskli yapı olup olmadığı saptanacaktır. Bu tespit parasını da mal sahibi ödeyecektir. Eğer riskli yapı olduğu saptanırsa, büro, yapının riskli olduğunu Çevre ve Şehircilik Müdürlüklerine bildirmek zorundadır. Bu karara itiraz olmadığı takdirde Çevre ve Şehircilik Müdürlüğünün, Tapu Müdürlüğüne riskli yapı bildirimi yapacağını ve Tapu Müdürlüğünce de tapuya riskli yapı şerhi düşülmek zorunluluğu olduğunu, belirtti.

A. Emekli, eğer riskli yapı saptanırsa mal sahibinin 60 gün içinde binayı kendisinin yıktırmak zorunda olduğunu, yıkım parasının da kendisi tarafından ödeneceğini belirterek, bu konuda tek yetkilinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olduğunu, Bakanlığın istediği bölgeyi riskli alan ilan edebileceğini ve oradaki binalara yıkım kararı getirerek dümdüz edebileceğini söyledi.

Ayhan Emekli, yönetmeliğe göre ev sahiplerine kira ödenebileceğini belirtti.

Riskli alanların afet bölgelerinde olması gerekirken uygulamada rant getirilebilecek yerlerin seçildiğini, binalar yıkıldıktan sonra o bölgeye yüksek yapı yapma hakkı tanındığını ama mal sahiplerinin bu satıştan yararlandırılmadığını söyleyen A. Emekli, yükseklik artışından doğan daireler ilgili müteahhit veya TOKİ’ye bırakılacak. Riskli bina sahibi değer artışından pay alamayacak, dedi.

A. Emekli, Rezerv Alanın ise hiç yapılaşmamış ama yapılaşmaya uygun yeni alanlar olduğunu, buna da talep üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığının karar vereceğini belirtti.

A. Emekli, İzmir’deki riskli alan ve kentsel dönüşüm bölgelerinden örnekler vererek, bu yasanın tüm yasaların üzerinde olduğunu ve hukuk tanımazlığını anlatarak, doyurucu ve bilgilendirici konuşmasını bitirdi.

HKP İzmir İl Sekreteri Levent Çelik, kentsel dönüşümün Türkiye’de rantsal dönüşüm haline geldiğinin bir göstergesi olan İstanbul Sulukule örneğini vererek başladı konuşmasına ve bu dönüşümde TOKİ’nin oynadığı rolü göze batırdı. TOKİ’nin farklı amaçla kurulduğunu oysa bugün geldiği noktada AVM ve lüks villalar, stadyumlar yaparak çevresinde rant bölgeleri yarattığını hatırlattı. İktidarın Kentsel dönüşüm başlatacaksa önce Samsun’daki TOKİ binalarından, Bornova’daki öğrenci yurtlardan yıkıma başlayıp güvenilir yapılar yapması gerektiğini söyledi.

L. Çelik, insan odaklı, bütünlüklü bir proje olması gereken kentsel dönüşüm bölgelerinin yeşil dokusuyla, spor alanlarıyla, sağlık ocaklarıyla ve ulaşım imkânlarıyla, tarihsel yapılar korunarak bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Kapitalist düzende insanların doğdukları yerlerden göç ederek, büyükşehirlerde mahalleler kurduklarını ama bu dönüşümle yerlerinden sürüleceklerini ve şu anda yaşadıklarından daha az metre kareli evlerde yaşamak zorunda kalacaklarını belirtti.

L. Çelik, Sosyalist ülkelerde gecekondu olmadığını, konut sorununun planlı bir şekilde çözüldüğünü, sağlıklı, depreme dayanıklı ve merkezi ısıtmalı binaların yapıldığını, Küba’nın devrimden sonra bu sorunu çözdüğünü ve dünya halklarına örnek olduğunu belirterek, ülkemizde de katılımcı ve planlı bir çalışmayla insana değer vererek bu sorunun çözülebileceğini söyledi.

Örneğin Karabağlar bölgesinin riskli alan ilan edildiğini, oysa kimi riskli yapıların güçlendirilmeyle kurtarılabileceğini, ancak yönetmelikte buna benzer durumlarda ne yapılacağına yer verilmediğini anlattı.

Kentsel Dönüşüm adı altındaki bu talan politikasına karşı çıktığı için Hükümetin ve Parababalarının TMMOB’yi parçalamak ve etkisizleştirmek istediklerini, buna karşı halkımızı yanlarında görmek istediklerini belirtti. Halkımızın kentsel dönüşüm konusunda uyanık olmasının, bilinçli davranıp örgütlenmesi gerektiğinin önemi üzerinde durdu.

Soru cevap bölümü canlı geçti. Katılımcılar ve konuşmacılar, bu yasayla getirilenlerin halkımız için bir “sosyal afet” olduğu ve buna karşı mücadele edilmesi gerektiği görüşünde birleştiler.19.01.2013

 

İzmir’den Kurtuluş Partililer