Katledilişlerinin 47. Yılında Üç Fidan Gençliğin Devrimci Mücadelesinde Yaşıyor

06.05.2019
54
A+
A-
Katledilişlerinin 47. Yılında Üç Fidan Gençliğin Devrimci Mücadelesinde Yaşıyor

“Halkım ben, parmakla sayılmayan
Sesimde pırıl pırıl bir güç var
Karanlıkta boy atmaya
Sessizliği aşmaya yarayan
Ölü, yiğit, gölge ve buz, ne varsa
Tohuma dururlar yeniden
Ve halk, toprağa gömülü
Tohuma durur bir yerde
Buğday nasıl filizini sürer de
Çıkarsa toprağın üstüne
Güzelim kırmızı elleriyle
Sessizliği burgu gibi deler de
Biz halkız, yeniden doğarız ölümlerde.”

Pablo Neruda

Bugün 6 Mayıs. Bundan tam 47 yıl önce, üç yiğit devrimci, üç gözü kara delikanlı katledildi. 68 Kuşağının Üç Fidanı, 12 Mart faşist darbesinin mahkemeleri tarafından idam edildi. Üç kızıl karanfilimiz Deniz, Yusuf, Hüseyin Yoldaşlarımız, darağacına giderken dahi mücadelelerinin haklılığından asla tereddüt etmediler. Çünkü biliyorlardı; katledilen sadece bedenleriydi, düşünceleri asla yok olmayacaktı. Çünkü onlar Türkiye Halklarının kurtuluşu için mücadele ediyorlardı. Ve biliyorlardı; insanlığın kurtuluş davasına kendini adayanların asla ölmeyeceğini.
İşte 68 kuşağının gençlik önderlerinden Deniz Yoldaş da şöyle söylüyordu:
“Ölüm gelip kapına dayandığında, bu tür bir mücadeleyi sürdürdüğüm için, ortaya koyabileceğin her şeyi ortaya koymuşsun gibi geliyor sana. Mutluluk veriyor insana bu… Burada ölen yalnızca bedenimdir ki zaten ölümlüydü, ölecekti. Ama düşüncemi öldüremeyeceksiniz, ölmeyecek yaşayacak.”
İşte bu bilinçle mücadele ettiler, emperyalizme ve onların yerli uşaklarına karşı. 68 Gençliğinin mücadelesi gençliğin devrimci mücadelesinde yaşıyor.

Peki, neydi 68 Kuşağından üç yiğit devrimcinin bu onurlu mücadeleleri?
68 Kuşağının, Denizler’in mücadelesi 27 Mayıs Politik Devrimi’yle gelişmeye başladı.
Nasıl mı?
27 Mayıs Politik Devrimi, Sosyalizmin, Sosyalist düşünce ve örgütlenmenin önünü açtı. Marksist klasiklerin Türkçeye çevrilmesini sağladı. Sosyalist Gençlik, sosyalist aydınlar ve işçiler yetiştirdi. İşte bu dönemde doğdu 68 Kuşağı. Bu dönemin getirmiş olduğu özgürlükler ortamında mücadele ettiler. Aynı 27 Mayısçılar gibi vatanseverdiler. Mustafa Kemal’ciydiler.

Antiemperyalisttiler
Onlar emperyalizme karşı savaşa en önde atılmışlardı. Korkusuz, gözü kara bir şekilde. Denizler çok zor koşullarda kazandığımız Birinci Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mızın önemini en içten şekilde kavramış ve Nihat Erim başta olmak üzere bir grup işbirlikçi hainin ülkeyi AB-D Emperyalistlerine peşkeş çekmesine isyan etmişlerdi. “Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye” sloganını şiar edinip gösteri ve yürüyüşler düzenlemişlerdi. Birinci Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mızın önderi Mustafa Kemal’i sahiplenmişlerdi. Ve bunu Deniz Yoldaş savunmasında “Bu memlekette Mustafa Kemal’e gerçekten sahip çıkanlar varsa onlar da bizleriz.” diyerek ifade etmiştir.

Deniz, Yusuf, Hüseyin Yoldaşlarımız antiemperyalist tutumlarını sadece sözleriyle değil eylemleriyle de göstermişlerdir. Kendilerini İkinci Kurtuluş Savaşçıları ilan etmişlerdir ve bu uğurda aynı Birinci Kuvayimilliyecilerin yaptığı gibi emperyalistlere karşı mücadele etmişlerdir. 6. Filonun Amerikan Conilerini denize dökmüşlerdir. Tam Bağımsız Türkiye ve Mustafa Kemal Yürüyüşü yapmışlardır.

Antifeodaldiler
Ortaçağcı Gericiliğe karşıydılar. Laikliği, bilimsel eğitimi ve toprak reformunu savundular. Emperyalistlerin “Yeşil Kuşak” projesi kapsamında yetiştirilen, 6. Filo’nun önünde secde eden din yobazlarını karşı devrim cephesi olarak görüp, onlara karşı mücadele ediyorlardı.

Antişovenisttiler
Halkların Kardeşliği ilkesinin savunucusuydular. “Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı” ilkesini benimseyip, bu doğrultuda mücadele etmişlerdir. Deniz Yoldaş idam sehpasında “Yaşasın Türk ve Kürt Halklarının Kardeşliği” sloganı haykırmıştır faşistlerin yüzlerine.
Denizler’in, genç yaşta oluşlarına rağmen ülkemizin meselelerini bu kadar duruca görmelerini sağlayansa elbette 11 Ekim 1971’e kadar süren ömrünü, teorik ve pratik mücadeleye vakfetmiş Türkiye Devrimi’nin Önderi Hikmet Kıvılcımlı’nın düşünce ve davranışlarından etkilenmeleridir, yani Usta’mızın düşünce ve davranış eserleri genç yoldaşlarımıza kılavuz olmuştur.

Peki, günümüzde kimler savunuyor Denizler’in mücadelesini? Kimler gerçekten sahip çıkıyor 68 kuşağının düşüncelerine?

Kendine Denizler’in, Mahirler’in savunucusuyuz diyenler bugün ne yapıyor? Ve ne yaptılar bugüne kadar? Denizler Antiemperyalist mücadele uğruna canları feda ederken, devamcıları olduğunu söyleyen “sol gruplar” AB-D Emperyalizminin bayraklarını kendilerine secde edenlerin peşlerinden sürüklenip gidiyorlar. ABD bayraklarına selam duruyorlar.
Mustafa Kemal’e ve Kurtuluş Savaşı’mıza küfretmeyi en büyük devrimcilik sayarak Denizler’e ve halkımıza ihanet ediyorlar. Bu “sol grupların” bir kısmı geçmişte, “Türbana Özgürlük” gibi eylemler yaparak karşı devrimci cepheye hizmet etmişlerdir. Denizler’in ruhunu üniversitelerden silmek, onların geleneğini yok etmek için çabalayan gericilerle yan yana gelerek, Denizler’in mirasına ihanet etmişlerdir. Bunlar Halkların Kardeşliği ilkesine sahip çıkmak yerine emperyalistlerin halkları birbirine düşürme planına destek olmaktadırlar. Denizler’in savunduğu mücadelenin zıt hattına savrulup gitmişlerdir.

İşte bunlar böyle ihanet içindedirler devrimci geleneğe, 68 Kuşağına, Denizler’e, Mahirler’e…
Bugün Denizler’in, Mahirler’in gerçek savunucuları biz Kurtuluş Partililerdir. Onların ideallerini, Antiemperyalist, Antifeodal, Antişovenist mücadelelerini en militanca biz savunduğumuz, bu uğurda mücadele ettiğimiz içindir. Bizler Kurtuluş Partisi Gençliği olarak bulunduğumuz her alanda, AB-D Emperyalizmine ve Ortaçağcı gericiliğe karşı, Usta’mız Hikmet Kıvılcımlı’dan aldığımız bilinçle mücadele ettik ve etmeye devam ediyoruz.

Feodalizme karşı verdiğimiz mücadele örneklerinden biri, Ortaçağcı gericiliğe karşı, “Ne cemaat yurdu ne tarikat evi, insanca yaşanılacak yurtlar istiyoruz” diyerek cemaat yurtlarına, eğitimin Ortaçağcılaştırılmasına ve gençliğimizin din kisvesi adı altında sömürülmesine karşı yaptığımız eylemimizdir. Laiklik ilkesini yıllardır vazgeçilmez bir ilke olarak görüp savunmamızdır.

Emperyalizme karşı verdiğimiz mücadele örnekleri olarak, Mustafa Kemal’e ve Birinci Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mıza sahip çıkarak, bunu her alanda dile getirmemizi gösterebiliriz. Kendimizi İkinci Kurtuluş Savaşçıları olarak adlandırdık. Bu uğurda vatan topraklarını emperyalistlere peşkeş çekenlere karşı haykırdık, siz vatan hainisiniz diyerek. Aynı Denizler’in yaptığı gibi emperyalizme karşı olanca gücümüzle mücadele ettik. Bugün Ege Adalarımız işgal altındadır ve buna kimsenin sesi çıkmamaktadır. İşte bizler buna karşı, “Katil AB-D Ülkemizden ve Ortadoğu’dan Defol!”, diyerek mücadele ediyoruz.

Şovenizme karşı verdiğimiz mücadele örnekleri olarak da, Türk, Kürt ve Ermeni Halklarının kardeşliğini her alanda savunmamızı gösterebiliriz. Halkların kardeşliği ilkesinin en şaşmaz savunucusu olarak bu ilkeye sahip çıkıyoruz.

Taksim Vatanımızdan her sene olduğu gibi bu sene de vazgeçmedik. Çünkü gerçek devrimciler vatanlarından asla vazgeçmezler. Geçtiğimiz hafta “Taksim Vatandır. Taksim 1 Mayıs Alanıdır”sloganımızla 1 Mayıs’ta Taksim mücadelemizi verdik. 2019 1 Mayısı’nın kazanını yine her zamanki gibi biz Kurtuluş Partililer olduk. Gençliğimiz yiğitçe kahramanca dövüşerek gösterdi, Parababaları iktidarına Taksim’den vazgeçmenin vatandan vazgeçmek olduğunu, bizler vatanımıza sahip çıktık.

Peki, ne yaptı diğerleri yani Dörtlü Çete (DİSK-KESK-TMMOB-TTB) ve onların kuyrukçuları? Bakırköy Çukuru’na gittiler. İşçi Sınıfımıza ihanet ettiler. İcazetli 1 Mayıs Kutladılar. Bizler kimseden icazet almadan Taksim Mücadelesine ve vatanımıza sahip çıkacağız. Ant olsun ki, Taksim Vatanımızı Özgürleştirene kadar mücadelemiz sürecek!

AB-D Emperyalizminin temsilcisi, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg emperyalistlerin ülkemizdeki ve Ortadoğu’daki planları için bugünlerde Türkiye’deler. Nasıl Denizler ABD 6. Filosunu protesto ettiyse bizde bu emperyalist çakalları protesto ediyoruz. Bugün  ‘Katil ABD-AB Ortadoğu’dan defol diyemeyen her siyasi ya gafildir ya hain’sloganını haykırıyoruz. Ama ne yazık ki bunu bizden başka hiçbir siyasi söyleyememektedir. Hepsi emperyalizmin yörüngesine girmişlerdir. Yeni Sevr Projesine hizmet etmektedirler.

Bizler, Kurtuluş Partisi Gençliği olarak Denizler’in tek ve gerçek savunucusu olduğumuzu biliyoruz. Kuvayimilliyeciler’den, Mustafa Kemal’lerden, Hikmet Kıvılcımlı’lardan, Mustafa Suphi’lerden, Denizler’den, Mahirler’den ve emperyalizme karşı mücadele etmiş onlarca yiğit devrimciden aldığımız bilinçle ABD-AB Emperyalizmine karşı mücadelemiz devam ediyor.

Deniz Yoldaş’ın babasına mektubunda ifade ettiği gibi “Biz Türkiye’nin İkinci Kurtuluş Savaşçılarıyız. Elbette ki hapislere atılacağız, kurşunlanacağız da. Tıpkı Birinci Kurtuluş Savaşında olduğu gibi. Ama bu toprakları yabancılara bırakmayacağız. Ve bir gün mutlaka yeneceğiz .”

Devrim Şehitleri Ölümsüzdür!
Deniz, Yusuf, Hüseyin Ölümsüzdür!
Yaşasın İkinci Kurtuluş Savaşımız!

Kurtuluş Partisi Gençliği