HKP TÜRGEV Peşkeşlerinin Peşini bırakmıyor!

26.04.2017
222
A+
A-

HKP TÜRGEV Peşkeşlerinin Peşini bırakmıyor!

Her geçen gün baskılar, haksızlıklar, hukuksuzluklar artsa da; HKP hiçbir muhalefet partisinin yapmaya cesaret edemediği suç duyurularını yapmaya, davaları açmaya yılmadan devam etmektedir.

1996 yılında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde, Recep Tayyip Erdoğan tarafından kurdurulan, oğlu Bilal Erdoğan’ın yöneticisi olduğu ve 17/25 Aralık sürecinde yolsuzluklarla adı çok fazla anılan TÜRGEV’e yapılan peşkeşlerin ardı arkası kesilmiyor.

20 Nisan 2017 tarihinde basında yer alan haberlere göre; İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından TÜRGEV’e ait Fatih Mevlanakapı’daki 2 bin 800 metrekarelik park alanı, 29 Eylül 2016 tarihinde sosyal kültürel tesis alanına alınmıştır. Böylelikle park alanıyken bu arazinin söz konusu vakıf tarafından yurt olarak kullanılmasının önü açılmıştır. Böylelikle kamuya tahsis edilmiş yeşil alan ve park görevini gören bir bölge parayla hizmet veren özel bir kuruluşa tahsis edilmiştir.

Ayrıca haberlerde yer alan muhalif belediye meclis üyelerinin ifadelerine göre, bu tür tahsislerin yüzde doksanı TÜRGEV ve İlim Yayma Cemiyeti’ne yapılmaktadır.

Daha önce de defalarca bu konu ile ilgili suç duyuruları yapan HKP’nin Konya’daki benzer bir vurgun ile ilgili şikâyeti üzerine İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü tarafından tahsis işleminin yeniden değerlendirilmesi Konya Valiliği ve Belediyesinden istenmiş, bunun üzerine Konya Valiliği ve Konya Belediyesi, şikâyetimize konu İstanbul Belediyesi ile aynı içerikteki bedelsiz tahsislerin usul ve yasaya uymadığını kabul etmiş ve aylık 5.000.00 TL. Ecrimisil alınmasına karar verildiğini tarafımıza bildirmek zorunda kalmıştır.

HKP’nin bu şikâyetleri ile (komik rakamlar da olsa) kamunun zararını bir nebze olsun önlemeye çalışılmaktadır ve çalışılacaktır. Bu böyle biline!

Halka ait olan kamu mallarını bir avuç Parababasına yedirtmemek için mücadelemiz devam edecektir! 26 Nisan 2017

Halkız, Haklıyız, Kazanacağız!

 

Halkın Kurtuluş Partisi

İstanbul İl Örgütü

Suç Duyurusu Dilekçesini aynen yayımlıyoruz:

İSTANBUL CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

 

Şikayetçi…………….: Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanlığı 

Karanfil Sk. No:24/15 Kızılay/ANKARA

 

V e k i l l e r i……..: Av. Ayhan ERKAN, Av. Ali Serdar ÇINGI, Av. Pınar AKBİNA,

Atatürk Bulvarı Emlak Bankası Blokları B Blok K:4 D:16 Fatih/İstanbul

 

S a n ı k l a r…………..: 

  1. Recep Tayip ERDOĞAN- Cumhurbaşkanı
  2. Kadir TOPBAŞ İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı
  3. Suçun işlenmesine oylarıyla katkı veren İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi üyeleri,
  4. Suç işlenmesine onay veren zamanın İstanbul İl Genel Meclisi üyeleri.

 

S u ç……………….…….: Görevi kötüye kullanma (TCK.257/1,2), görevinden   kaynaklı kişi ve kurum kayırma (ayırımcılık- TCK.122/1-a), bilerek ve isteyerek kamu zararına sebep olmak (İrtikap- TCK. 250/1), Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak nitelikli dolandırıcılığa neden olmak (TCK. 158/1-d-e), Nüfuz Ticareti (TCK. Md 255)

 

Suç Tarihi…………….:  29/09/2016 ile 21/04/2017 tarihleri arası

 

A ç ı k l a m a l a r…….: I- O L A Y        :

                             Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı, kısa adı ile TÜRGEV 17 Aralık operasyonlarının ardından basında ve kamuoyunda sürekli haberleri yer almıştır. Türgev’e çeşitli devlet kurumları tarafından yapılan tahsislerin çokluğu kadar usulsüzlüğü ve hukuksuzluğu bu haberlerde yer almalarının başlıca sebebi olmuştur. Hatta bu nedenle müvekkil parti tarafından çeşitli defalar suç duyurularında bulunulmuştur.

            20 Nisan 2017 tarihinde basında yer alan bir kısım haberlere göre İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından TÜRGEV’e ait Fatih Mevlanakapı’daki 2 bin 800 metrekarelik park alanı, 29 Eylül 2016 tarihinde sosyal kültürel tesis alanına alınmıştır. Böylelikle park alanıyken bu arazi söz konusu vakıf tarafından yurt olarak kullanılmasının önü açılmıştır. Böylelikle kamuya tahsis edilmiş yeşil alan ve park görevini gören bir bölge parayla hizmet veren özel bir kuruluşu tahsis edilmiştir.

            Ayrıca haberlerde yer alan  muhalif belediye meclis üyelerinin ifadelerine göre bu tür tahsislerin yüzde doksanının TÜRGEV ve İlim Yayma Cemiyetine yapılmaktadır.  Bu anlamda bedelsiz olarak başkalarına bina tahsis etmesi ve belirli dernek ve vakıflara özel plan değişikliği yapılması yasal değildir.

Basında çıkan bu konulardaki haberlerden bir kaçının linkini sunuyoruz;

 

(http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/725055/iBB__TURGEV_e_her_kapiyi_aciyor.html)

 

TÜRGEV Vakfı ;1996 yılında, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kurdurulmuştur.

Bilal Erdoğan Yöneticisidir. 17/25 Aralık sürecinde yolsuzluklarla adı çok fazla anılmıştır. Şüpheliler, siyasi nüfuzlarını kullanarak, önceden kurmuş oldukları vakıflar aracılığıyla, memur olan şüphelileri de kanuna aykırı ve kamuyu zararlandırıcı işlemlere zorlayarak kamu mallarına el koymaktadırlar.

Geçmişte, 25 Aralık yolsuzluk soruşturmaları döneminde, zamanın Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç “TÜRGEV’e ait 143 gayrimenkul olduğunu” açıklamıştı. Osmanlı döneminde kurulmuş vakıflarda bile bu kadar çok taşınmaz yokken, TÜRGEV her geçen gün Emlak Zengini olmaktadır. Bugün bu sayının nerelere vardığını tespit edemiyoruz, ancak en az ikiye üçe katlandığı çok açıktır. Zira şüpheliler Milli Emlak ve diğer kamu arazilerini hukuka, hakkaniyete ve etiğe aykırı yöntemlerle devralmaktadırlar.

Kamunun TÜRGEV’e yaptığı peşkeşlerin listesini burada çıkarmamız mümkün değildir. Ancak başta İstanbul olmak üzere, Konya, Antalya, Tekirdağ, Tokat, Şanlıurfa, Bursa, Kütahya, Adıyaman, Çanakkale gibi Türkiye’nin birçok il ve ilçesinde bu Vakıflara kamu zararına bedelsiz tahsisler yapıldığı çok açıktır.

Bu tahsislerin bazılarıyla ilgili müvekkil parti adına benzer suç duyurularında bulunduk. Bunlardan Konya’da yapılan bir yurt tahsisi ile ilgili olarak yaptığımız Suç duyurusunda İçişleri Bakanlığının hukuksuz olarak verdiği “soruşturma izni vermeme” kararı itirazımız üzerine Danıştay 1. Dairesi’nin 16/09/2015 tarih ve 2015/218 E., 2015/1236 K. Sayılı kararıyla; “Bakanlık tarafından verilecek karara dayanak bir araştırma raporu hazırlanmadan, sadece Valilik görüşü ve ilgili yazışmalardan yola çıkılarak karar verilmesinin izin vermeye yetkili mercilerce verilecek işleme konulmama kararının objektifliğini, sıhhatini ve hukukiliğini tartışmalı hale getireceği ve 4483 sayılı Kanunun prensiplerine aykırı olacağı açıktır.” denilerek kaldırılmıştır. (EK-1)

Ayrıca, şüphelilerin Konya’daki vurgunlarına ilişkin şikâyetimiz üzerine İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü tarafından tahsis işleminin yeniden değerlendirilmesi Konya Valiliği ve Belediyesinden istenmiş, bunun üzerine Konya Valiliğinin 18/08/2014 tarih, 97229992/667.02-10737 sayılı yazısı ile Konya Belediye Başkanlığının ekteki 15/08/2014 tarih, 91498529-903.99-1019/21933 sayılı yazısı tarafımıza tebliğ edilmiştir.

Belediye Başkanlığının yazısında aynen şöyle denilmektedir:

“İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü’nün 14/03/2014 tarih ve 5695 sayılı yazısı ile Bakanlık Hukuk Müşavirliğinin 16/08/2013 tarih, 102776 sayılı görüşü dikkate alınarak TAHSİS İŞLEMİNİN yeniden değerlendirilmesi istenilmiştir.

 “(…),

“Mülkiyeti İl Özel İdaresi’ne ait iken Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfına (TÜRGEV) tahsis edilen, 6360 sayılı yasa ile belediyemize devredilen öğrenci yurdu binası ile ilgili gerekli fiyat araştırması yapılarak, yer teslim tarihi olan 19.09.2013 tarihinden itibaren Büyükşehir Belediye Encümeninin 05/08/2014 tarih ve 933 nolu kararı ile aylık 5.000 TL (Beşbin) ECR-İ MİSİL BEDELİ ALINMASINA KARAR VERİLMİŞ VE KONUYLA İLGİLİ GEREKLİ YASAL ÇALIŞMALAR BAŞLATILMIŞTIR” (EK-2, 3)

Görüldüğü gibi, Konya Valiliği ve Konya Belediyesi, işbu şikâyetimize konu İstanbul Belediyesi ile aynı içerikteki bedelsiz tahsislerin usul ve yasaya uymadığını kabul etmiş ve aylık 5000 TL. Ecrimisil alınmasına karar verildiğini tarafımıza bildirmek zorunda kalmıştır. Yani müvekkil partinin bu şikâyetleri ile (komik rakamlar da olsa) kamunun zararını bir nebze olsun önlemeye çalışmaktayız. 

Bu nedenle, soruşturma makamlarının, şüphelilerin, sadece İstanbul’da değil ülkenin birçok yerinde benzer suçları işledikleri ve işlemeye devam ettiklerinden şüphelilerin fiillerinin ZİNCİRLEME SUÇ kapsamında değerlendirilmesini talep ediyoruz.

 

II- HUKUKİ NİTELEME   :

a-) Şüphelilerden Recep Tayip Erdoğan, kendi deyimiyle ülkemizin “fiili devlet başkanı” olarak kendisini yasamanın da yürütmenin de yargının da üstünde gören birisidir. Bu kişi ne yazık ki, YARGIYI DA TESLİM ALMIŞ DURUMDADIR. Tasarruflarıyla işlediği hukuksuzluklar karşısında, ne yazık ki kimse, hakkında soruşturma açılmasına cesaret edememektedir.

Ancak suça konu olayda, TÜRGEV vakfının yöneticisi Bilal Erdoğan ve Esra Albayrak Tayyip Erdoğan’ın çocukları olmasa, hiçbir kamu görevlisinin olayımızdaki gibi bir suçu işleyemeyeceği açıktır. O zaman, “Devlet Başkanı” Recep Tayip Erdoğan’ın SUÇUN AZMETTİRENİ olduğu açıktır.

Dilekçede kamu görevlisi olmadıkları için şüpheli sıfatıyla belirtilmeyen ancak başka bir dilekçeyle haklarında suç duyurusunda bulunulan Esra Albayrak ve Bilal Erdoğan, Babası Recep Tayyip Erdoğan’ın organizasyonu ve yönlendirmesiyle, kamunun tüm imkânlarını kullanarak, menfaat elde etmeyi hedefleyen ve bu amaçla kurdukları TÜRGEV’i kullanarak hem iş çevrelerinde hem de kamu kurumlarında yasal dayanaktan yoksun “bağış” ve gelir elde etmektedirler.

Diğer kamu görevlisi şüpheliler ise  tamamen BİAT kültürüyle yetişmiş, zavallı bürokratlardır. Aldıkları kararların suç olduğunu bile bile, suça konu kararları alabilmişlerdir.

 

III- SUÇ NİTELEMESİ     :

Yukarıda açıklanan eylemlerle ilgili olarak:

a-) Sanıkların bilerek ve kasten memuriyet görevlerini kötüye kullandıkları (TCK.257/1,2);

b-) Memuriyet görevlerini kullanarak kişi ve kurum kayırma (Ayrımcılık) suçunu işledikleri ( TCK.122/1-a);

 c-) Bilerek ve isteyerek kamu zararına sebep oldukları ve böylece irtikap suçunu işledikleri (TCK. 250/1);

d-) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak Nitelikli dolandırıcılığa aracılık ettikleri (TCK.158/1-d, e) sabittir.

e-)  Kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle, haksız bir işin gördürülmesi amacıyla girişimde bulunulmuş ve özel bir kuruma haksız menfaat sağlanmıştır. Böylece nüfuz ticareti suçunu işledikleri sabittir. (TCK md. 255)

Bu nedenle şüphelilerin hakka, hukuka, hakkaniyete ve yasaya en küçük bir saygı duymadan, paravan vakıfları aracılığıyla kamu mallarına sahip olmalarının önüne geçilmek zorunluluğu vardır.

Türkiye’nin en Yurtsever, Halkçı ve Kamucu Partisi olan müvekkil Halkın Kurtuluş Partisi, “tüyü bitmemiş yetimin hakkı” olan kamu mallarının göz göre göre, devlet başkanının çocuklarına peş çekilmesine seyirci kalmamaktadır. Halkına olan sorumluluğu nedeniyle işbu şikâyetin yapılması zorunlu olmuştur. Baştan beri anlatıldığı gibi kuvvetli şuç şüphesinin varlığı da gözetilerek soruşturmanın acilen başlatılması gerekmektedir.

 

Sonuç ve İstem…: Açıkladığımız ve soruşturma sonucu ulaşılacak diğer deliller ışığında, olayla ilgili gerekli soruşturmanın yürütülerek, ve haberde adları geçen Belediye Meclis üyelerinin de tanık olarak ifadelerinin alınması suretiyle sanıklar hakkında gerekli kamu davasının açılmasını vekaleten saygıyla dileriz. 25/04/2017

 

                                               MÜŞTEKİ HALKIN KURTULUŞ PARTİSİ

Vekilleri

Av. F. Ayhan ERKAN                   Av. Ali Serdar ÇINGI,        Av. Pınar AKBİNA

 

EKLERİ:

  1. Danıştay 1. Dairesi’nin 16/09/2015 tarih ve 2015/218 E., 2015/1236 K. Sayılı kararı
  2. Konya Valiliğinin 18/08/2014 tarih, 97229992/667.02-10737 sayılı yazısı,
  3.  Konya Belediye Başkanlığının 15/08/2014 tarih, 91498529-903.99-1019/21933 sayılı yazısı
  4. Vekaletname.