Teslimiyeti, Halka “Direniş” diye kakalamaya çalışanlar!

26.04.2017
90
A+
A-
Teslimiyeti, Halka “Direniş” diye kakalamaya çalışanlar!

Teslimiyeti, Halka “Direniş” diye kakalamaya çalışanlar!

Yeni CHP’nin Sorosdaroğlu Kemal’i, bildiğimiz gibi, 16 Nisan Kanunsuzluğunun üzerini Kaçak Saraylı Reis ve avanesiyle birlikte örtüp geçti.

Diz çöktü Kaçak Saraylı önünde, resmen…

Ne demişti? Hatırlayalım, isterseniz. Aktarmıştık aslında ama, bu tür şeyleri tekrarlamakta yarar var:

“- [CHP’nin sokak protestoları konusundaki tutumu üzerine] “İnsanların YSK’nın bu haksız kararını protesto etmek hakkı var. Bunun için sokakta protesto yapanlar da olabilir.

“(..)

“- Bu sokak protestolarının içinde CHP üyeleri olabilir de, olmayabilir de, ama kurum olarak, parti olarak CHP yoktur. CHP kurumsal kimliğiyle sokak protestolarında yoktur ve destek olmamaktadır. Siyaseti ve hak arayışını parlamenter demokrasi zemininde sürdürüyoruz.” (http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/murat-yetkin/kilicdaroglu-hak-arayisindan-vazgecmeyecegiz-40434460)

Görüldüğü gibi, “Teslimiyete düşmenin hazin gerçeği”yle karşı karşıyayız…

Zulme karşı, Firavunlara karşı, zalimliklere karşı Tarih boyunca halkların isyan hakkı, başkaldırı hakkı, hep kutsal sayılmıştır.

Ne demişti, Büyük Devrimci Hz. Muhammed?

“Bir belde ki, orada zalimler zulümlerini bütün şiddetiyle sürdürürler ve bir tek kişi bunların karşısına çıkıp da ‘ey zalim!’ demez; orada yaşayan kavimden umut kesilmiştir.”

Demek ki, zalimler karşısında, düzenbazlar karşısında, sahtekârlıklar karşısında, hilekârlıklar karşısında, halkların buna tepki gösterme, sokaklara, meydanlara dökülme hakkı, biricik meşru, tarihsel haktır.

Ahmak yerine konuluşuna, eşek yerine konuluşuna, hakkın hukukun, kanunun hiçe sayılışına elbette tepki gösterecektir halkımız. Göstermelidir de… Göstermiştir hem de…

Fakat, hain Sorosçu Kemal ve avanesi, işte yukarıdaki kelamı ederek, sırtından hançerlemiştir, hak arayan insanlarımızı. Zaten o tür hainlerin görevi de budur.

Türkiye’de sadece gayrimeşru bir iktidar yoktur. Meclisteki muhalefet de gayrimeşrudur, baştan ayağa. Bunların tamamı, proje partisidir. ABD’nin, CIA’nın, Washington’un, Pentagon’un emrinde ve hizmetindedir.

Eğer CHP eski CHP olmuş olsaydı, yani namuslu CHP olmuş olsaydı, Mustafa Kemal’in, İnönü’nün ve silah arkadaşlarının kurduğu CHP olsaydı; AKP’giller 1 yıl bile iktidarlarını, hırsızlıklarını, zulümlerini, ihanetlerini sürdüremezlerdi. Hatta iktidara bile gelemezdi, Kaçak Saraylı ve avanesi.

İşte bu sebepten biz ne diyoruz?

“Meclisteki Amerikancı Dörtlü Çete”, diyoruz bunlara. Bunlar Mecliste tantanacılık ederek halklarımızı kandırmaktadırlar. Oynadıkları ihanet oyununu halkın gözünden kaçırmaktadırlar.

Sorosçu Kemal, bu teslimiyeti üzerine, CHP tabanındaki namuslu insanlarımızın tepkisiyle karşılaşınca, aynı tutumunu çalkalayarak maskelemeye çalıştı. Demagojik bir gargarayla, teslimiyetini gizlemeye girişti. Bu sefer, kendisi konuşmadı. Mersin Milletvekili Hüseyin Çamak’ı öne sürdü. Mugalâtacılığı ona yaptırttı.

Demişti ya, Sorosçu Kımıldaroğlu, “Biz sokak protestolarında yokuz, CHP olarak. Muhalefetimizi parlamenter demokrasi içinde yapacağız.”, diye.

Tabiî CHP’ye umut bağlamış içtenlikli insanlarımız, Sorosçu’nun Kaçak Saraylı Reis önündeki bu utanç verici alçalmasına çok haklı olarak tepki göstermişti. İşte o tepkiyi nötralize etmeye çalışıyor, Sorosçu ve avanesi, demagojik safsatalarla. Görelim, Hüseyin Çamak’ın gevelemelerini:

“CHP Mersin Milletvekili Dr. Hüseyin Çamak, YSK’nın “mühürsüz pusula” kararının referandum sonuçlarına etki ettiğini, referanduma şaibe bulaştığını iddia ederek “Seçimin ardından telefonlarımız susmuyor. Vatandaşlarımız ‘neden CHP’liler sokağa çıkmıyor, neden sokak gösterileri organize edilmiyor’ diyorlar. Geri çekilme yok. Bir yandan ulaşamadığımız kesimlere ulaşacağız, bir yandan da büyük mitingler yapacağız” dedi.

“(…)

“Bu seçimde ‘hayır’ kazandı, biz Türkiye’nin her yerinde sandığımıza sahip çıktık ama YSK bir hukuksuzluk süreciyle, yasalara uymayarak hatta kendi kararları ile çelişerek referandumdan evetin çıkmasını sağladı” dedi.” (http://www.yurtgazetesi.com.tr/politika/referandum-saibelerini-protesto-etmek-yok-buyuk-mitingler-var-geri-h27884.html)

Sorosçu Kemal ve avanesi, gördüğümüz gibi, Referandumda “Hayır”ın kazandığını itiraf ediyor. Fakat, bunu sadece YSK’nin kanunsuzluk ederek tersine çevirdiğini iddia ediyor. Onun gerisindeki Kaçak Saraylı ve AKP’giller’i görmüyor. Oraya hiç girmiyor.

Fakat, halkın haklı ve meşru tepkisini kitlesel gösteriler biçiminde ortaya koymasını hançerlemesini biliyor. CHP sokağa çıkmayacak, diyerek yasaklıyor, taraftarının sokağa çıkmasını.

Ne yapacakmış onun yerine?

“Kitlesel miting.”

Ha, onu da ileride yapacakmış. Gülerler adama be…

Şu dediğinize siz inanıyor musunuz?

Yazık, yazık insanlığınıza. Utanın.

Sorosçu ve avanesi, Baykal haini ve avanesi ne zaman büyük mitingler yapabildi ki…

Hatırlayan var mı?

Bunların sokaktan korkan aslında kendileri. Dolayısıyla da halktan korkan, kendileri aslında bu hainlerin. Görevleri halkın hakkını aramak değil ki… Halkı binbir düzenbazlıkla kandırıp ABD Emperyalist haydutlarının dümen suyunda siyaset yapmak. Onu yapıyorlar işte…

Türkiye’de şu an, böylesi apaçık bir sahtekârlıkla “Ben Başkan seçildim”, diyen Kaçak Saraylı’nın zerrece olsun meşruiyeti var mıdır?

Hayır. Onun AKP’giller’inin de yoktur.

Siz, bu gayrimeşru ihanet, zulüm ve hırsızlık iktidarının sürmesini sağlıyorsunuz, ona payanda oluyorsunuz. Halkı kandırarak onlara rıza göstermesine yol açıyorsunuz. Onları sırtında taşımasına sebep oluyorsunuz.

Ne mitingi yapacaksın sen?..

Siz ancak Mecliste geyik yaparsınız. Üstelik de AKP’giller’le el ele, kol kola, omuz omuza. 9 bin liralık kıyak emeklilikler, 20 bin liralık aylık maaşlar, özel odalar, sekreterler yetip de artıyor size. Başka hiçbir şey umrunuzda değil. Ne millet, ne vatan, ne halk…

CHP böyle de, Meclisteki Amerika’nın verdiği muhalefet rolünü oynayan diğer iki parti farklı mı?

Hayır, onlar da aynı. Çünkü onlar da CIA yönetiminde, denetiminde.

Kaçak Saray’ın Arka Bahçeli’sinin MHP’si zaten doğrudan eklemlenmiş durumdadır, AKP’giller’le.

Amerikancı Burjuva Kürt Hareketi PKK’nin legal plandaki kolu HDP de, bildiğimiz gibi, AKP’giller’le sürekli bir ittifak arayışındadır. Onların derdi demokrasi, laiklik, hak hukuk filan değildir. Onların tek odaklandığı konu, Amerikancı Kürt Devleti’nin bir an önce oluşturulmasıdır. Yani BOP’un Suriye ve Türkiye ayağının da en kısa zamanda hayata geçirilmesidir. Başka hiçbir şey umurlarında değildir onların.

Göreceksiniz; kısa süre sonra da yeniden artık Oslo mu olur, Dolmabahçe mi olur, bir yerde aynı masa başında bir araya geleceklerdir, bu iki Amerikancı parti.

Bugün medyaya düşen şu haber, zaten bu sürecin sinyalini vermektedir:

“Kurtulmuş ve Baydemir arasında çok kritik diyalog

“Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 55’inci kuruluş yıldönümü töreninde karşılaşan HDP Sözcüsü Osman Baydemir’le Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un görüşmesi ortaya çıktı.

“Vatan gazetesi Ankara Temsilcisi Murat Çelik, “Kurtulmuş- Baydemir sohbeti” başlıklı yazısında, ikilinin kısa sohbetini aktardı.

“Murat Çelik, “55’inci kuruluş yıldönümünü kutlayan Yüksek Mahkeme’nin Ahlatlıbel’deki binasında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın salona gelişi beklenirken, protokol sıralarında, ilginç, bir o kadar da önemli bir diyaloğa şahit oldum” dedi.

“İkinci sırada HDP’li Osman Baydemir’i gördüm. Merhabalaştık, ‘Genel başkanlar olmayınca, buraya gelmek de bize kaldı’ dedi” diyen Murat Çelik şöyle devam etti: “Saat 10.17’ydi… Baydemir ile konuşurken, yeri hemen onun önündeki koltuk olan Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş geldi yanımıza. Karşılıklı ‘Günaydın’lar ve tokalaşmaların ardından Osman Baydemir, ‘Biz de Murat Bey ile eş genel başkanların yokluğunda bu sırada oturmanın bana kalmasından bahsediyorduk’ diye başladı söze. Ardından da, ‘Ya genel başkanlar gelecek ya bizi de alacaklar’ diye devam etti espriyle karışık.”

“BEN O DÖNEMDE SİZE ALAN YARATMAK İÇİN AÇIKLAMA YAPTIM”

“Murat Çelik, “Baydemir’in bu girişi üzerine söz sırası Numan Kurtulmuş’taydı” diyerek ikili arasında geçen konuşmayı şöyle aktardı:

“- Sayın Baydemir, çok uğraştık biliyorsunuz. Defalarca söyledik, örgütle aranıza mesafe koyun diye. Ama olmadı maalesef. Yapamadınız… Yazık oldu, yazık ettiniz.

“Osman Baydemir’in bu sözlere yanıtı şöyle oldu:

“- Sayın Bakan, beni tanıyorsunuz. Vallahi, billahi, tillahi çok uğraştık. 18 yerde miting yaptık Selahattin Başkan (Demirtaş) ile birlikte. ‘Yapmayın, etmeyin’ dedik. ‘Bedeli biz ödeyelim’ dedik ama iki taraf da izin vermedi.

“Kurtulmuş araya girdi:

“- Örgüt izin vermedi.

“Baydemir devam etti:

“- Örgüt de… Ama iki taraf da izin vermedi maalesef.

“Kurtulmuş bir kez daha aldı sözü:

“- Ben o dönemde size alan yaratmak için açıklama yaptım, biliyorsunuz. ‘Böyle bir ortamda HDP’nin Meclis’te olması şanstır’ dedim.

“- Biliyorum’ dedi Osman Baydemir:

“- Öyle ama dediğim gibi, iki taraf da izin vermedi ve işte geldiğimiz nokta bu oldu. Şimdi bedeli yine biz ödüyoruz.

“Ben adeta bir tenis maçı izler gibi bir Baydemir’e, bir Kurtulmuş’a dönerek takip ediyordum bu diyaloğu.

“Pekiyi ne olacak’ diye sordum ikisine birden.

“Soruyla eş zamanlı olarak iki taraftan da benzer yanıtlar geldi.

“Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş ‘Neyse, bakalım… O dönem geçti, bir fırsat kaçtı ama şimdi artık geleceğe bakmamız lâzım. Bir şeyler yapmak lâzım’ derken HDP Şanlıurfa Milletvekili Baydemir de, ‘Aynen öyle’ dedi ‘Bir şeyler yapmak lâzım.’

“Anayasa Mahkemesi binasındaki bu birkaç dakikalık sohbet, yakın gelecek için bir işaret, bir ışık niteliğinde midir bilemiyorum ama umarım öyledir, öyle olur.”

“Odatv.com” (http://odatv.com/kurtulmus-ve-baydemir-arasinda-cok-kritik-diyalog-2604171200.html)

Açıkça görüldüğü gibi, her iki taraf da birbirleriyle eski günlerdeki gibi kankiliğin özlemi içindedirler. ABD’li efendileri, kendi hakemliklerinde bir araya getirecek bunları, önümüzdeki günlerde. Çünkü bunların her ikisi de, en âlâsından BOP’çudur.

Göreceğiz o ihaneti de…

 

Saygıdeğer Halkımız;

İşte Türkiye böylesine karanlık günlerden geçiyor. Felaketten felakete sürükleniyor. Sonunda da hainler cephesinin götürmek istedikleri BOP cehenneminin kıyıcığına getirilip konuldu. Onun içine atacaklar ülkemizi, ABD uşakları. Hepsi onun hazırlığı içinde. Tabiî bu ihanetlerini açıktan yapamayacaklar. Binbir dolapla, düzenle, aldatmayla, hilekârlıkla yapacaklar. Hain yüzlerini gizlemek için, sureti haktan görünecek hepsi.

 

Saygıdeğer Halkımız;

Kanma bunların yalanlarına, oyunlarına, hilelerine, dümenlerine…

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

26 Nisan 2017

 

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı