HKP, AKP’nin kapatılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu

20.08.2014
204
A+
A-

YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

                                                                                     ANKARA

BAŞVURUDA BULUNAN.: Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanlığı

Karanfil Sokak No:24/15 Kızılay/ANKARA

 

V E K İ L L E R İ……….: Av. Orhan ÖZER, Av. Metin BAYYAR, Av. Ayhan ERKAN,

Av. Ali Serdar ÇINGI, Av. Tacettin ÇOLAK, Av. Sait KIRAN, Av. Ayça ALPEL, Av. Halil AĞIRGÖL, Av. Pınar AKBİNA, Av. Doğan ERKAN

Ortak adres: Necatibey Cad. Sezenler Sokak. No: 4/15  Sıhhıye/ANKARA

İLGİLİ PARTİ ve KİŞİLER:

1- Adalet ve Kalkınma Partisi

Söğütözü Caddesi No:6 Çankaya – ANKARA

2- Recep Tayyip ERDOĞAN  –  ANKARA

3- AKP; Merkez Yürütme Kurulu ve Merkez Karar ve Yönetim Kurulu Üyeleri.

KONUSU …………………: 10 Ağustos 2014 tarihinde Cumhurbaşkanı seçilen R. Tayyip Erdoğan’ın; YSK tarafından kesin seçim sonuçlarının Kamuoyuna duyurulduğu 15/08/2014 tarihi itibariyle Anayasa’nın 101/son ve 6271 Sayılı Yasanın 4/5. maddeleri uyarınca başkaca herhangi bir işleme gerek kalmaksızın “Partisi ile ilişiği kesilip TBMM üyeliği sona er”miş bulunduğundan, adı geçenin AKP Genel Başkanlığı ve Başbakanlık görevini yürütmekte ısrarlı olması karşısında, AÇIKÇA ANAYASAYI İHLAL EDEN ve iktidar olmaktan alınan güçle CEBREN ve FİİLEN ANAYASAYI İLGA EDEN şikâyetli parti yöneticileri ile R. Tayyip Erdoğan hakkında gerekli yaptırımların uygulanması ve 2820 s. Siyasi Partiler Kanunu’nun 101. Maddesi (a) ve (b) bendleri uyarınca Adalet ve Kalkınma Partisi hakkında da KAPATMA DAVASI açmak üzere Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması için gereğinin yapılması ihbar ve istemidir.

AÇIKLAMALAR………:

 

I- CUMHURBAŞKANI SEÇİLEN R. TAYYİP ERDOĞAN’IN HUKUKİ STATÜSÜ İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR:

 1-)Bilindiği gibi, 10 Ağustos 2014 günü ülke genelinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçiminde R. Tayyip Erdoğan T.C 12. Cumhurbaşkanı seçilmiştir. Bu seçimin kesin sonuçları Yüksek Seçim Kurulu tarafından 15/08/2014 günü Kamuoyuna ilan edilmiş, Cumhurbaşkanlığı mazbatası TBMM Başkanlığı’na verilmiştir. Ancak bu seçim sonucu hemen 15 Ağustos 2014 tarihli Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanması gerekirken bugüne kadar yayımlanmamıştır.

Oysa 6271 Sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nun “Cumhurbaşkanı Seçiminin Sonuçlandırılması” başlıklı 20/1. maddesinde; “Cumhurbaşkanı seçiminin kesin sonuçları, Yüksek Seçim Kurulu tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı ile Cumhurbaşkanlığı Makamına bildirilir, kamuoyuna ilân edilir ve Resmî Gazetede yayımlanır.” denilmektedir. Bu nedenle bu sonuçların Resmi Gazete yayımlanmaması da ayrı bir suç fiili olduğundan ilgililer hakkında ayrıca Suç Duyurusunda da bulunulacaktır.

2- Anayasa’nın Cumhurbaşkanı’nın “Nitelikleri ve Tarafsızlığı”nı düzenleyen 101. maddesinin son fıkrasında; “Cumhurbaşkanı seçilenin, varsa partisi ile ilişiği kesilir ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliği sona erer” denilmektedir.

 Aynı düzenleme; 19 Ocak 2012 tarihinde kabul edilen ve  26 Aralık 2012 ve 28185 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6271 Sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nun 4/5. maddesinde de yer almaktadır.

Görüldüğü gibi, gerek Anayasa’nın 101/son maddesi gerekse 6271 Sayılı yasanın 4/5. maddesi açık, kesin ve buyurucu düzenlemelerdir. Bu nedenle, R. Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı seçildiğine dair kesin seçim sonuçlarının YSK tarafından Kamuoyuna duyurulduğu 15/08/2014 tarihi itibariyle; adı geçenin PARTİSİ İLE İLİŞİĞİ KESİLMİŞ VE TBMM ÜYELİĞİ SONA ERMİŞTİR.

3- Yine Anayasa’nın 109.  maddesinde; “Başbakan, TBMM üyeleri arasından atanır” hükmü öngörülmüştür. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı seçilmekle birlikte; 101. maddeye göre TBMM üyeliği kendiliğinden sona eren birinin Başbakan olarak kalması ya da Başbakanlık görevini yürütmesi hukuken mümkün değildir.

Dahası, TBMM Üyeliği sona eren ve dolayısıyla Başbakanlık görevi de ortadan kalkmış bulunan R. Tayyip Erdoğan’ın yerine Başbakan Vekili de atanmadığından 61. Hükümet de düşmüş durumdadır. Hal böyle olunca, 61. Hükümetin yönetme erki de ortadan kalkmıştır ve 15 Ağustos 2014 tarihinden sonraki Bakanlar Kurulu Kararları, Atama vb. tüm işlemleri hukuken yok hükmündedir.

Yukarıda belirtilen Anayasal ve Yasal düzenlemelerde; Cumhurbaşkanlığına Seçilme ile Göreve Başlama konuları birbirinden ayrı ayrı olarak düzenlendiği görülmektedir. Bir başka anlatımla Cumhurbaşkanı seçilen kişinin partisi ile ilişiğinin kesilmesi ve TBMM üyeliğinin sona ermesi anı; göreve başladığı an değil seçildiği yani kesin seçim sonuçlarının ilan edildiği andır. Buna karşın, Parti ilişiğinin kesilmesi ve TBMM üyeliğinin düşmesi anını seçimi kazanan adayın TBMM’de yemin etmesi şartına bağlayan ve genellikle AKP cenahından dillendirilen keyfi ve zorlama görüşlerin, yukarıdaki Anayasal ve Yasal hükümler karşısında hukuken bir önemi bulunmamaktadır.

Oysa geçmişte (1989’da) T. Özal’ın Cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra buna benzer bir durum yaşanmış ve Danıştay’dan görüş alınmıştı. Danıştay 1. Dairesi (30.01.1989 günlü, E.89/161, K.89/157 sayılı kararı ile) verdiği görüşünde; “Cumhurbaşkanlığı’na seçilen bir başbakanın Cumhurbaşkanlığı görevine başlayıncaya kadar geçecek süre içinde, eski hükümetin bir üyesinin başkanlığında göreve devam edebileceğine” karar verilmişti. Bu görüşten sonra T. Özal Başbakanlık’tan istifa etmiş ve dönemin C.Başkanı, Hükümet içinden bir bakanı (Ali Bozer’i) Başbakan Vekili olarak atamıştı.

Bu açık ve kesin düzenlemeler karşısında R. Tayyip Erdoğan’ın halen AKP Genel Başkanlığı görevine devam etmesi, AKP yönetimi tarafından 27/08/2014 tarihinde toplanacağı ilan edilen Olağanüstü Genel Kurul’a Genel Başkan sıfatıyla katılacak olması açıkça suçtur. Bu suçun failleri ise R. Tayyip Erdoğan’la birlikte AKP Merkez Yürütme Kurulu ve Merkez Karar ve Yönetim Kurulu üyeleridir.

 II- İŞLENEN FİİLLERİN SİYASİ PARTİLER YASASINA AYKIRILIKLARI:

   Yukarıda da belirtildiği gibi, R. Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı’na seçilmesi ile birlikte Anayasa’nın 101/son maddesi uyarınca kendiliğinden Partisi ile ilişiği kesilmiştir. Böylece Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanlık organı boşalmış olduğundan, 2820 Sayılı Siyasi Partiler Yasası’nın 15/6. maddesine göre anılan partinin Merkez Karar Yönetim Kurulu kendi içinden seçeceği birisine partiyi temsil yetkisini vermesi ve en geç kırkbeş gün içinde de Büyük Kongre’nin toplantıya çağrılması gerekir.

Oysa AKP Merkez Yönetim Kurulu’nca yasanın bu açık hükmü görmezden gelinerek, sanki partinin genel başkanı Cumhurbaşkanı seçildiği için Genel Başkanlık organı boşalmamış gibi, Büyük Kongre’nin Tayyip Erdoğan’ın parti genel başkanlığında 27/08/2014 tarihinde toplanacağı açıklanmıştır. Bu, açıkça Anayasa’nın 101. Maddesi ile 2820 Sayılı Yasanın 15. Maddesine aykırıdır.

Bilindiği gibi. 2820 Sayılı Yasanın “Siyasi Partilerin Amaçlar ve Faaliyetlerle İlgili Yasaklar”ı düzenleyen bölümünün DEMOKRATİK DEVLET DÜZENİNİN KORUNMASI İLE İLGİLİ YASAKLAR”ı öngören 78. Maddesinin (f) bendinde; “Siyasi Partiler; Anayasanın hiçbir hükmünü, Anayasada yer alan hak ve hürriyetleri yok etmeye yönelik bir faaliyette bulunma hakkını verir şekilde yorumlayamazlar.” hükmüne amirdir.

Olayımızda ise Türkiye toplumu AKP’nin tipik bir “ben yaptım oldu” dayatması ile karşı karşıyadır. Bu, bırakalım hukuku-hukukun üstünlüğünü ve demokrasiyi; kanun devletine dahi tahammülsüzlüğün bir dışa vurumudur. Öyle ki, 12 Eylül 2010 Referandumu sonrasında Anayasa’nın 101 vd. maddelerindeki değişiklikler ile 6271 Sayılı Cumhurbaşkanı Seçim Kanunu 2012 yılında bizzat kendileri tarafından çıkartıldığı halde, kendi çıkarttıkları bu yasalara dahi uymamaktadırlar.

Bu yaklaşımla ülke yönetilemez. Toplum ayrıştırılmakta, kamplara bölünmektedir. Eski Yargıtay Başkan ve üyeleri, Anayasa Mahkemesi Başkan ve Üyeleri, Anayasa Hukukçuları, Öğretim Üyeleri ve objektif tüm hukukçular; Cumhurbaşkanı seçilen T. Erdoğan’ın “partisi ile ilişiğinin kesildiği Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinin sona erdiği”görüşünde birleştikleri halde T. Erdoğan’la birlikte diğer AKP yöneticilerinin hukuksuzlukta ve keyfilikte ısrarlarının başka bir anlamı yoktur. Hatta adı geçenin; istifa etmesi gerektiği yönündeki tartışmalar karşısında; “İstifa edecekmişim, Git işine ya” diyerek aldığı tavır ise son derece çirkindir, hukuk dışıdır.

Anayasa’nın 68. Maddesi dördüncü fıkrası açıkça Siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez.” hükmünü düzenlemektedir.

2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’nun “Anayasadaki Yasaklara Aykırılık Halinde Partilerin Kapatılması” başlıklı 101. Maddesi’nin (a) bendi, Anayasanın 68. Maddesindeki bu kural ve yasakları aynen ifade ettikten sonra, bunlara aykırı davranan partilerin kapatılacağını, (b) bendinde ise devamla “Bir siyasi partinin, Anayasanın 68 inci maddesinin dördüncü fıkrasına aykırı eylemlerin işlendiği odak haline geldiğinin Anayasa Mahkemesince tespiti” halinde yine o partinin kapatılacağı hükümleri ihdas edilmiştir.

Tayyip Erdoğan’ın AKP Genel Başkanı olarak yaptığı her iş ve eylem, attığı her imza, 68. Madde bağlamında Anayasal bir suçtur ve Siyasi Partiler Yasası 101. madde bakımından da AKP’nin kapatılma nedenidir. Zira, Recep Tayyip Erdoğan ve AKP’li Bakanlar Kurulu üyeleri ile AKP Merkez Yürütme Kurulu ve Merkez Karar ve Yönetim Kurulu Üyeleri, EYLEMLİ OLARAK DEMOKRATİK HUKUK DEVLETİ VE CUMHURİYET İLKELERİNE AYKIRI DAVRANMAKTA, iktidar olmalarından aldıkları güçle, fiilen ve cebren ANAYASAYI İLGA etmektedirler. Buradan hareketle, Anayasa 101 karşısında birleşmesi mümkün olmayan Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık sıfatlarını fiilen Tayyip Erdoğan üzerinde birleştiren bu kişiler, bir tür TEK ADAM DİKTATÖRLÜĞÜ kurmaktadırlar. Çeşitli güdümlü televizyon kanalları da bu durumu kanıksamış ve halka kanıksatmak görevi üstlendiklerinden, şimdiden “Cumhurbaşkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan” diye bahsetmektedirler! Böyle bir birleşen makamdan bahsetmek, ve Anayasanın açık hükmüne karşın ilgililerce fiilen böyle bir makam örgütlemek ÇOK AÇIK BİR ANAYASAYI İLGA ETME SUÇUDUR ve PARTİ KAPATMA NEDENİDİR.

 Bu nedenle Sayın C. Başsavcılığı’nızın harekete geçmesi için işbu dilekçenin verilmesi zorunlu olmuştur.

SONUÇ ve İSTEM……….:

Yukarıda ayrıntılıca açıklandığı üzere;

10 Ağustos 2014 tarihinde Cumhurbaşkanı seçilen R. Tayyip Erdoğan’ın; YSK tarafından kesin seçim sonuçlarının Kamuoyuna duyurulduğu 15/08/2014 tarihi itibariyle Anayasa’nın 101/son ve 6271 Sayılı Yasanın 4/5. maddeleri uyarınca başkaca herhangi bir işleme gerek kalmaksızın “Partisi ile ilişiği kesilip TBMM üyeliği sona er”miş bulunduğundan, adı geçenin AKP Genel Başkanlığı ve Başbakanlık görevini yürütmekte ısrarlı olması karşısında, AÇIKÇA ANAYASAYI İHLAL EDEN ve iktidar olmaktan alınan güçle CEBREN ve FİİLEN ANAYASAYI İLGA EDEN şikâyetli parti yöneticileri ile R. Tayyip Erdoğan hakkında gerekli yaptırımların uygulanması ve 2820 s. Siyasi Partiler Kanunu’nun 101. Maddesi (a) ve (b) bendleri uyarınca şikâyetli parti yöneticileri ile R. Tayyip Erdoğan hakkında gerekli yaptırımların uygulanması ve Adalet ve Kalkınma Partisi hakkında da KAPATMA DAVASI açılarak Anayasa Mahkemesi’ne başvurulması ihbar ve istemimizi müvekkil parti adına arz ve talep ederiz. Saygılarımızla 20/08/2014

Başvuruda Bulunan Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanlığı

 V e k i l l e r i

Av. Metin BAYYAR    Av. Sait Kıran        Av. Doğan ERKAN