Halkın Kurtuluş Partisi, Tank Palet Fabrikası davasında yasaya aykırı keyfi kararla yürütmenin durdurulmasını reddeden Danıştay kararını AYM’ye taşıdı

10.06.2019
112
A+
A-
Halkın Kurtuluş Partisi, Tank Palet Fabrikası davasında yasaya aykırı keyfi kararla yürütmenin durdurulmasını reddeden Danıştay kararını AYM’ye taşıdı

Partimiz, Sakarya Arifiye’deki Tank Palet Fabrikası’nın özelleştirilmesine karşı Danıştayda açtığı iptal davasında yürütmeyi durdurma talebinin reddedilmesi üzerine Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu.

AYM’ye yapılan başvuruda şunlar belirtildi:

 Hukuk devleti ilkesi ihlal edilmiştir

“4046 sayılı kanunun 1. maddesinde sayılan kuruluşların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına karar vermek ve satış, kiralama, işletme hakkı devri, mülkiyetin gayri ayni hakların tesisi ve işin gereğine uygun sair hukuki tasarruflar ile devredilmelerine ilişkin özelleştirme yöntemlerinden hangisi ile özelleştirileceğini belirlemek hususunda görevli olan Özelleştirme Yüksek Kurulu’na ait görev ve yetkiler konusunda bizzat karar alacak makamın üst hukuk normlarında (KANUNDA) belirlenmeyerek, 1.8.2018 tarihli ve 2018/3 sayılı genelgeye ekli 1 sayılı listenin 3. numarasıyla GENELGE ile tespit edilmiş yetkiyle özelleştirme işleminin tesis edilmesi, yasaya aykırıdır ve TAM KANUNSUZLUKTUR. Hukuk devleti ilkesinin ihlalidir. (Nitekim Danıştay Savcısı da bu yönde mütalaa vermiştir).”

Sosyal hukuk devleti ilkesi ihlal edilmiştir

“Türk Silahlı Kuvvetleri, Anayasal bir güç olup, Anayasanın da, ülkenin de varlık yokluk organıdır. Bu organın bir uzvunun özelleştirilmesi, anayasal bir hukuk devletinin olmadığı, piyasalaştırılmış ve giderek ordusuz kalmış, hukukta tarifi olmayan bir amorf devlet yapısı oluşturur. Kaldı ki vatandaşların, beşeri yaşam ve toplumsal kurumların korunmadığı, ya da bu koruma görev ve yetkisinin devlet dışı özel kişilere, özellikle de yabancı ortaklı özel kişilere devredildiği ülkedeki devlet sosyal bir devlet değildir. Dolayısıyla özelleştirme işlemi Sosyal Hukuk Devleti ilkesinin de ihlalidir.”

Hak arama hürriyeti ihlal edilmiştir

“Davaya ilk derece mahkemesi olarak bakan Danıştay 13. Dairesi, Yürütmenin Durdurulması talebimizi reddederek, etkili başvuru yolunu, etkili bir hak arama hürriyetini engellemiştir. Jabari/Türkiye kararında da AİHM, “tedbirin durdurulması” güvencesini Ankara İdare Mahkemesi sağlayamadığından, Etkili Hukuk Yoluna Başvurma Hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Açıkça Anayasaya ve yasaya aykırı işlemle, dönüşü ve telafisi imkânsız zararların oluşacağı da açık olduğundan, Yürütmenin Durdurulmasına karar verilmesi gerekirdi. (Nitekim bir üye Yürütmenin Durdurulması yönünde görüş ve oy ifade etmiştir). Bu nedenlerle Yürütmenin Durdurulması imkânının ortadan kaldırılması bir etkili hak arama hakkı ihlalidir.”

İki dereceli yargılama hakkı ihlal edilmiştir

“Danıştay dairesi bir karar vermiş, ancak bu karara itiraz yolunu kapatmış ve bunu hükme bağlamıştır. Danıştay dairesi bu kararını ilk derece mahkeme sıfatıyla vermiştir. Oysa mahkeme kararlarına karşı itiraz hakkı olması gerektiği açıktır. Bu nedenle, Yürütmenin Durdurulması Red kararını itiraz yolu kapalı olarak vermek etkili hak arama hürriyetinin bir diğer ihlalidir. Bu hakkın yerine getirilmesi için bir ilke olan iki dereceli yargılanma hakkının da ihlalidir.”

Başvuru konusu davaya konu özelleştirme TAM KANUNSUZLUK ve tam bir ANAYASAYA AYKIRILIK niteliğinde olup memleket için bir BEKA sorunu olduğundan, özelleştirme kararının tedbiren durdurulmasını talep ediyoruz

Hukuk Devleti ilkesinin, Tam Kanunsuzluk halinin, Sosyal Devlet ilkesinin, hak arama hürriyetinin, iki dereceli yargılanma hakkının ihlallerinin tespitine, Anayasa Mahkemesince İhlalleri giderecek kararlar alınmasına ve derece mahkemelerine gönderilmesine, başvuruya konu özelleştirme işleminin TEDBİREN DURDURULMASINA karar verilmesini bilvekale arz ve talep ederiz.”

HKP, Kamu mallarımızın özelleştirme adı altında yerli-yabancı Parababalarına peşkeş çekilmesine karşı mücadele etmeye devam edecektir. Hele bu olayda yapılan sözde özelleştirme ülke savunmasını ciddi zarara sokacağından aynı zamanda açıkça vatana ihanettir. Bu suçu işleyenler er geç bağımsız yargı önünde hesap vereceklerdir. Vatana ihanet suçunda zaman aşımı olmayacaktır. Bu böyle biline! 10 Haziran 2019

Kurtuluş Partili Hukukçular