Emperyalist Haydut, Yerel BOP Taşeronu ve onun dünkü ve bugünkü yalamaları

18.08.2018
231
A+
A-

Tayyip, “Biz stratejik müttefikiz”, diyor,

“Sen stratejik müttefikinin ayağına sıkıyorsun”, diyor,

“Bak beraberce Somali’de, Afganistan’da senin projelerinin hayata geçirilmesi görevinde hizmet ettik sana”, diyor,

“Bir papaza 40 yıllık NATO müttefikini satıyorsun, satma!”, diyerek yalvarıyor,

“Bak Membiç’te senin askerlerinle yan yana Türk Askerleri de nöbet tutup devriye gezecek”, diyor.

Ve de hemen her gün İncirlik’ten kalkan ABD uçakları “DSG” adı altındaki PYD, YPG, dolayısıyla da PKK güçlerine en hafifinden en ağırına kadar silah taşıyor.

Ayrıca da ABD ve AB Emperyalistlerinin çıkarları doğrultusunda Irak’ın, Libya’nın, Suriye’nin cehenneme çevrilmesinde, iki ülke liderinin katledilmesinde ve 10 milyon masum Müslümanın kanının akıtılıp canının alınmasında o emperyalist haydutlara bütün gücüyle hizmetkârlık yapıyor Kaçak Saraylı Tayyip;

Fırıldak gibi dönen, yılan gibi kıvrılarak kalıptan kalıba geçen Bin Kalıplılar Dergâhının ahlâk ve namus fukarası Şefiyle, o dergâhtan yetişme çömezleri ısrarla ve defaatle diyorlar ki;

“Erdoğan vatan savaşı yapıyor. Erdoğan Antiemperyalist bir uğraş veriyor. Onun safında yer almamız, kendi deyişleriyle de ‘onun gemisine binmemiz gerekir.’”

Bre yalamalar!

Tayyip hiç de “Ben Antiemperyalistim”, demedi.

“Ben Amerikan Emperyalizmine karşıyım”, demedi.

“Ben AB Emperyalizmine karşıyım”, demedi…

Tam tersine; “Biz onlarla dostuz, müttefikiz”, dedi.

Siz kalkıyorsunuz, Tayyipgiller Medyasının bile savunamadığı ölçüde Tayyip savunuculuğu yapıyorsunuz, onun yıkama yağlamacılığını, cilalamacılığını yapıyorsunuz.

Ayıp ya!

Yazık sizin insanlığınıza!

İnsanda zerre miktarda olsun utanma arlanma olur, diyeceğiz de sizlerde o da kalmamış ki…

Ancak toprak ıslah eder sizin gibileri…

Bakın, ABD Eski Ankara Büyükelçisi, şimdilerde ise ABD’nin Suriye’den sorumlu özel temsilcisi James Jeffery ne diyor, Tayyip, AKP’giller ve ABD ilişkileri hakkında:

“Türklerin kızgınlığını anlıyorum. Bu kızgınlık yalnız 1984’ten bu yana 40 bin kişiyi PKK terörüne kurban vermelerinden kaynaklanmıyor. ABD’nin PYD ile ilgili sözünü tutmamasından da kaynaklanıyor. Başta geçici ve taktikseldi. Ama sonra uzun vadeli ortaklığa döndürdük. Türkler de ‘bir dakika ne oluyor’ dedi haliyle

“(…)

“Amerika IŞİD’e karşı savaşta PKK bağlantılı grubun öncülüğündeki güce destek veriyor, Türkiye buna her gün tepki gösteriyor ama bu gücü destekleyen uçaklar büyük oranda Türkiye’deki üslerden kalkıyor. Erdoğan buna her gün izin veriyor.

“(…)

“Rusya’dan S400 füze savunma sistemi alıyor ama aynı zamanda NATO, Türkiye’yi Afganistan’daki çabalarımızda en kritik 4 ülkeden biri olarak görüyor. Türkiye-AB ilişkileri her zaman çukurda ama mülteci anlaşması Avrupa’nın istikrarında en önemli gelişmelerden biri. Dolayısıyla Erdoğan’ın aslında neler yaptığına bakıldığında, işbirliği açısından muazzam bir alan var.” (https://odatv.com/turklerin-kizginligini-anliyorum-abd-sozunu-tutmadi-diyen-isme-abdden-cok-kritik-gorev-17081818.html)

Açıkça görüldüğü gibi, ABD Emperyalizminin önde gelen temsilcilerinden biri, “Siz boş verin Erdoğan’ın mızıldanmalarına”, diyor.

“O, hizmete devam ediyor bize. Bakın Afganistan’da bizim adımıza büyük işler yapıyor. Bizim yarattığımız cehennemin ürünü olan 4 milyon mülteciyi ülkesinde barındırıp besleyerek, yine aynı şekilde Avrupalı müttefiklerimize büyük hizmette bulunmuş oluyor. Yani adam, kullanılmaya çok müsait. Bu bakımdan biz de onun ara sıra şikayetlenmelerine, gak guk etmelerine aldırmamalıyız. Görmezlikten gelmeliyiz onları. Ve kullanmaya devam etmeliyiz böylelerini.”

Yine geçenlerde, Pentagon’un ABD ve Türkiye’nin askeri ilişkileri üzerine bir açıklaması oldu. Bakın, adamlar memnuniyetlerini ne kadar açık şekilde ifade ediyorlar:

“Pentagon’dan Türkiye açıklaması: Müttefiklerimizle ilişkimizde bir değişiklik görmüyoruz

“ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyon komutanlarından Felix Gedney, Türkiye ve ABD arasında son dönemde yaşanan diplomatik sorunların askeri ilişkileri etkilemediğini bildirdi.

“Gedney, ABD Savunma Bakanlığında ( Pentagon) düzenlenen basın toplantısında, kendisine yöneltilen sorular üzerine Türkiye ve ABD ilişkilerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“Türkiye ve ABD arasında devam eden diplomatik sorunlar askeri olarak Türkiye ile ilişkinizi etkiledi mi? İncirlik Üssü’nün kullanımı konusunda bir değişiklik gözlemliyor musunuz?” şeklindeki bir soru üzerine Gedney, “Hayır, Türkiyeli müttefiklerimizle ilişkimizde bir değişiklik görmüyoruz.” yanıtını verdi.

“Türkiye’nin koalisyon içerisinde önemli bir role sahip olduğuna işaret eden Gedney, “Onlar (Türkiye) askeri koalisyona, askeri birlikle destek veren bir ülke ve kıymetli bir NATO müttefiki ve aynı zamanda önemli bir bölgesel müttefik. Stratejik seviyede yaşananlar var, fakat profesyonel ilişkimizde operasyonel ve taktiksel anlamda bir değişiklik görmüyoruz.” değerlendirmesini yaptı.” (http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/dunya/1055807/Pentagon_dan_Turkiye_aciklamasi__Muttefiklerimizle_iliskimizde_bir_degisiklik_gormuyoruz.html)

En üst düzeyden yapılmış olan bu açıklamalar da göstermektedir ki, Tayyipgiller Hükümeti ABD’ye hizmete devam etmektedir. Ve gönüllüce devam etmektedir.

Ne demişti Tayyip 2005 yılında, dönekliğinin kitabını yazan, Tayyip’in eski yalaması Hasan Cemal’e verdiği röportajda?

İşte şunları:

 

“ABD’nin Türkiye’ye yönelik ekonomik yaptırım kararları TL’nin zayıflamasına neden olurken, Cumhurbaşkanı Erdoğan da ABD’ye karşı bir boykot çağrısı yapmıştı.

“CHP’nin 25. ve 26. Dönem Bursa Milletvekili Ceyhun İrgil ise, arşivden dikkat çeken bir haber çıkardı. İrgil, sosyal medya hesabından 2005 yılındaki bir haber kupürünü paylaşırken, “Bir zamanlar Türkiye… Tarih gerçekleri ortaya çıkarır. Yeter ki tutarlı ve doğru durun” diye yazdı.

“İrgil’in paylaştığı haber kupürü, 2005 yılında Milliyet gazetesinde, dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan’ın ABD’ye uçarken Hasan Cemal’e verdiği demeci yansıtıyor. Haberde, Erdoğan’ın ABD’ye uçarken, Anti Amerikancılığa karşı tavır alması konu ediliyor. Erdoğan’ın o dönem Hasan Cemal’e, CHP’nin ABD karşıtı olmasını, “talihsizlik” olarak değerlendirdiği görülürken, haberde, “Erdoğan Washington’u kızdıran Anti Amerikanizmin faturasını CHP’ye kesti: ‘Bu ilk defa çıkmadı, talihsizlik ana muhalefetin de o çizgide olması’” ifadelerinin kullanılması dikkat çekiyor.” (https://odatv.com/erdoganin-hasan-cemale-dert-yandigi-gunlerden-oyle-bir-arsiv-cikti-ki…-15081857.html)

Açıkça gördüğümüz gibi, adam Amerikanofillikle yetinmiyor; kendisi gibi olmayanları da “talihsizlik”le nitelendiriyor.

Yani herkes bizim gibi Amerika’nın hizmetkârı olsun, kuklası olsun, istiyor.

 

Saygıdeğer arkadaşlar;

Hep tekrarladığımız gibi, biz her olayı sosyal sınıflar esasına dayanarak değerlendiririz.

Marksizm-Leninizmin bize öğrettiği gibi, politika, “sınıflar arasında savaş demektir.” Ve aynı zamanda da “ekonominin yoğunlaşmış ifadesidir.”

Tayyipgiller’in Kökeni ve Sınıf Temeli nedir?

Bu konuda yazmış olduğumuz, ilk basımları 2005 yılında olan “Tayyipgiller- Kökeni ve Sınıf Yapısı” adlı iki ciltlik kitaplarımızda ortaya koymuştuk.

Tayyipgiller, Tarihte ilk egemen sınıf olan ve Sümer’de ortaya çıkan, insan düşmanı, üretimden kopuk, yani asalak, vurguncu Antika Tefeci-Bezirgân Sermaye Sınıfının siyasi plandaki temsilcisidirler.

Bu sınıf, kayıtsız şartsız egemen olduğu Ortaçağ’ın Ümmetçilik Konağının hayranıdır ve hep o günlerin özlemi içindedir. Bunların 1400 yıllık Hilafet ve Saltanat düşkünlükleri, bu sınıf temellerinden ve kökenlerinden kaynaklanmaktadır.

Bunlar üretim dışı oldukları için, sadece üreticilerle tüketiciler arasında aracılık ve tefecilik yaparak, fahiş kâr ve vurgunculuk ederek küp doldurmayı biricik gaye edinmişlerdir. Bütün düşünce ve davranışları bunun üzerinedir.

Bu çürümüş ve asalaklıklarını, hiçbir insani ve vicdani değere sahip olmayışlarını maskelemek için de sürekli, durup dinlenmeksizin din alıp satarlar-din tacirliği yaparlar.

Yani insanları “Allah’la aldatırlar”, Kur’an deyişiyle…

Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk’ün ifadelendirişiyle, bunlarınki “Saltanat Dinciliği”dir. Ve tamamı da “Maun Suresi Mücrimleri”dir bunların.

Yine Yaşar Nuri’ye göre Müslüman sıfatıyla bunların cenaze namazları bile kılınmaz, hatta gittikleri camilerde de namaz kılınmaz.

Kur’an ve Hz. Muhammed tarafından böylesine lanetlenmiş bir sınıfın siyasi temsilcileridir bunlar…

Ebu Süfyan, Muaviye ve Yezid Dinciliği neyse, bunlarınki de birebir odur…

Bunlar, iktidarlarını sürdürebilmek, hayâsızca sömürü ve talanlarını yapabilmek için, vatanı da, milleti de gözlerini kırpmaksızın satarlar, kendilerini Emperyalist Haçlı’nın koruyucu şemsiyesi altına atıverirler.

Kıvılcımlı Usta, “Türkiye’de Sınıflar ve Politika” adlı, hacmi küçük ama derinliği ve anlayışı devasa olan eserinde şöyle ortaya koyar, bunların mide bulandırıcı, insanlık düşmanı içyüzlerini:

“Türkiye’de “kozmopolit” olma bakımından Finans-Kapitale tıpatıp uygun ve çarkla dişli gibi iç içe gelen tek bilinçli ve kasıtlı sosyal sınıf Tefeci-Bezirgân Sınıfıdır. Çünkü bu sınıf oldu olasıya modern “MİLLET” karakterini bilmemiş ve tanımamıştır. İlk Mekke ve Medine Kentlerinden beri Antika Toplumun kutsal “ÜMMET” düzeyini yaşamaktadır. Ümmetçiliği aşamadığı için, kendiliğinden “VATANSIZ” ve “MİLLETSİZ” olan Tefeci-Bezirgân Sınıfı, ister istemez 1300 yıllık Hilafet ve Saltanat düşkünlüğüne bağlıdır. Saltanatı kendi toprağının devletçiliğinde bulamadığı gün, Finans-Kapitalin uluslararası yapısına giren yerli şubesini başına taç etmekte sakınca bulmaz. O zaman gözünü kırpmaksızın bütün kasaba eşraf ve agavatını Türkiye devrimci güçlerine karşı, Sen Bartelmi katliamlarına taş çıkartan, kana susamış eğilimiyle Haçlılar Seferi açmış durumda buluruz.

“Bu durum, Türkiye’de hayli sol ve sosyalist edebiyatı, kitaplarda okumuş, millete “turist bakışlı” kimseleri şaşırtmaktadır. Bu kimseler formüllerini biraz gözü kapalı ezberledikleri bir MODERN KAPİTALİST SINIF” önünde bulunuyormuş izlenimine aldanırlar. Bir avuç Finans-Kapitalist ile ülke düzeyine yaygın fakat yeri geçmiş çağlarda duran Tefeci-Bezirgân Sınıfının kaynaşması bu izlenimi “Hafız-ı Kapital” olanları kolayca aldatabilir. Aldanılmamalıdır. (Hikmet Kıvılcımlı, Türkiye’de Sınıflar ve Politika, Derleniş Yayınları, s. 19-20)

Bu Antika Asalak Sınıfın temsilcisi olan Tayyipgiller İktidarı da, daha önce de tekrar tekrar belirttiğimiz gibi, ABD yapımıdır.

Artık her namuslu aydın bilmektedir ki Tayyip’i Refah Partisi Beyoğlu İlçe Başkanlığı döneminde, ondaki ihanet potansiyelini görerek bulup keşfeden, dönemin Ankara Büyükelçisi ve CIA Şefi Morton Abromowitz’dir.

Onu keşfeden, kendisi gibi Ortaçağcı hainleri etrafında toplayan ve bunları partileştirip iktidara taşıyan, 16 yıldan bu yana da iktidarda tutan ve hatta onlara en son 24 Haziran Seçimlerini kazandırtan, başta ABD Emperyalist Haydut Devleti olmak üzere AB Emperyalistleri ve Siyonist İsrail’dir.

Böylesi bir adamın ve onun etrafındaki avanenin oluşturduğu bir siyasi iktidarın Antiemperyalist olması, ABD karşıtı olması, doğasına aykırıdır.

Peki, mesele nedir?

ABD Haydudu BOP’un sahibidir. Tayyip de iktidarlarının bu projenin hayata geçirilmesinde görev alacağını baştan beyan ve kabul etmiştir. Onun yıllar boyu “Ben BOP Eşbaşkanıyım” diye övünmesi boşuna değildir.

Fakat Tayyip ve avanesi, 2015 7 Haziran Seçimlerinde gördüler ki, BOP’taki hizmetkârlıkları, kendi iktidarlarının da bitişini hızlandırmaktadır.

Yani, BOP hizmetinde aldıkları yol, kendilerini bitişe, tükenişe ve iktidardan tekerlenişe götürmektedir.

Ve öyle sonlanacaktır…

İşte bu gerçeği görmesiyle birlikte Tayyip ve AKP’giller’i BOP’ta ayak sürümeye başladılar.

ABD ile aralarındaki çelişki ve menfaat ayrışması buradan kaynaklanmaktadır.

Yoksa Tayyipgiller’in ne vatan umurlarındadır, ne vatanın BOP çerçevesinde parçalanması umurlarındadır, ne millet, ne halk umurlarındadır…

Bunlar gördüler ki BOP’taki taşeronlukları, Allah’la aldattıkları kitlelerin yavaş da olsa uyanışına yol açmaktadır. Dolayısıyla da bunların iktidarını bayır aşağı çekmektedir.

İşte bu sebepten, 180 derece çark ederek Oslo’da ve Dolmabahçe’de yüzde 90 oranında anlaştıkları PKK’yi bir anda düşman ilan etmişlerdir.

Dolayısıyla da kendilerini BOP dışına atmaya çalışmaktadırlar, bir anlamıyla…

İşte bütün gürültü ve patırtı, Washington’daki Faşist Bunak’la Tayyip arasındaki ağız kavgası, hep bu menfaatlerin bir yerden sonra ayrışmasından kaynaklanmıştır.

Tayyip’in yalvarışları da bunu dile getirmektedir aslında:

“Tamam, ben size sadakatle hizmet edeyim, bunda gönüllüyüm. Ama siz de o kadar üstüme geliyorsunuz ki, dediklerinizin tamamını kısa sürede yapmaya kalkarsam, iktidarımı sürdüremem. Tehlikeye atmış olurum Sarayımı, Saltanatımı. Siz de beni anlayın. Uzun bir zamana yayalım bu işleri…”

Görüldüğü gibi, arkadaşlar, ortada ne bir Antiemperyalist tutum alış vardır, ne de vatanı savunuş…

Tayyip, sınıf yapısı gereği emperyalizmin yandaşıdır, hizmetkârıdır yerel müttefikidir.

Tayyip’in bütün yapıp etmeye çalıştığı, Kaçak Saray’ını ve Saltanatını sürdürme uğraşıdır. Bunda başka bir anlam arayanlar, hele hele samimi bir tutum arayanlar, sadece gafiller ve hainlerdir…

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

18 Ağustos 2018

 Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı