Din üzerine ahlak inşa edilemez. Çünkü dinler, kul kişilik yaratır.

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Bugün internet sitelerinden okuduğum bir haber; İslami Gençlik İlim ve Hikmet Derneği Başkanı Rafet Rumeysa Ermiş, Sinop Gerze’deki mekânlarında 4 erkek çocuğa tecavüz etmiş. Ve ailelerin şikâyeti üzerine iş yargıya intikal etmiş. Ve herhalde namuslu, hukuka, vicdana bağlı bir savcı ve yargıçlardan oluşan mahkeme bakmış davaya, 24 yıl ceza vermiş bu sapığa.

Bu rastlantısal ya da tekil bir olay değil bildiğimiz gibi. Yani Ensar’larda, Kur’an Kurslarında, tarikatlarda, dergâhlarda, tekkelerde binlerce evladımıza tecavüz edilmekte böyle; bunları hep duyuyoruz, okuyoruz. Yani öyle ki, bu Kur’an Kurslarının filan %90’ında mutlaka çocuklara bir tecavüz vakası yaşanmıştır.

Bu neden kaynaklanıyor?

Şundan: Biz defalarca söyledik; dincilerde ahlâka, vicdana, insana dair hiçbir değer bulamazsınız, aramayacaksınız, diye.

Ve yine söyledik ki; din üzerine ahlâk inşa edilemez.

Neden edilemez?

Çünkü dinler, kul kişilik yaratır. İnsanın kendine ait özerk, özgür bir kişiliği olmaz. İnandığı dine ve onun kutsalına aittir kişiliği. Ve o dinin dogmalarına bağlıdır. Bu sebeple de o dogmalar hem zihnini prangaya vurur hem de değerler sistemini. Bu yüzden bir ahlâk inşa edilemez din üzerine. Ahlâkın inşa edilebilmesi için otonom yani özerk, özgür bir kişiliğe sahip olması gerekir insanın. Bu da ancak var oluşunun sorumluluğunu taşıyan, onun bilincine vararak o sorumluluğu taşıyan insanlarda oluşur.

Yani özgürlüğün bir bedeli var. Eğer özgür bir kişiliğe sahipseniz varoluşunuzu nasıl, hangi değerler sistemi üzerine inşa edeceğinizi kendiniz belirlersiniz. Yani ahlâki dizgeniz, ahlâki sisteminiz kendi uzun araştırma, inceleme ve değerlendirmeleriniz sonucunda oluşur ve ona sahip çıkarsınız. Eğer ona dair bir yanlış yaparsanız kişiliğiniz sizi yargılar. Kendine bir yanlış yapmış, kendine ihanet etmiş olursun. O yüzden oluşturduğunuz, özgürce oluşturduğunuz ahlâki sisteme göre yaşamınızı düzenlersiniz. Bunun için de varoluşunuz kendinize ait olmalı, onun sorumluluğu size ait olmalı ve o sorumluluğun bilincinde olmanız gerekir.

Yoksa var oluşunuzu inandığınız bir dinin doğaüstü bir gücüne, bir Tanrı’sına, ilahına, Allah’ına ait olarak görürseniz kendi kişiliğiniz olmaz, kulsunuzdur. O zaman kendinize ait hiçbir değer sisteminiz olmaz. İnandığınız dinin ancak dogmalarına uygun bir yaşam sürmeye çalışırsınız. Kaldı ki onu da her zaman atlatırsınız. Çünkü kendinizi bağlayan bir şey yok. O yüzden hem hayvani içgüdüleriniz sizi esir alır, hem maddi hayatın önünüze çıkardığı fırsatlar sizi esir alır. Yani hem kolayca cinsel yönden ahlâksızlık yaparsınız, hem de ekonomik yönden kolayca önünüze çıkan fırsatları değerlendirir, her türlü ahlâksızlığı, hırsızlığı, yolsuzluğu, vurgunu, soygunu yaparsınız. İşte yaşanan bu Türkiye’de.

Biz hep ne diyoruz; bu Tayyipgiller avanesinden, bu tarikatlardan, cemaatlerden, tekkelerden, şeyhlerden oluşan bu egemen sistemin mensuplarının hiçbirinde ahlâka, vicdana, merhamete, insanlığa dair, insana dair bir değer yoktur. O sebeple bunlar trilyonlarca dolarlık kamu malını durup dinlenmeden aşırıyorlar, zimmetlerine geçiriyorlar. Koltuklarında kalabilmek için kolayca vatan topraklarını satabiliyorlar, Mavi Vatan’ımızı satabiliyorlar. Çünkü bunlar modern ulusa dair, dolayısıyla da vatana dair bir değer taşımazlar. Hiçbir anlamda bir değerler sistemi yok bunların.

Bu sebeple asla bunlara güvenemezsiniz. Bunu, Tayyip’in bizi yargılamak amacıyla çıkardığı mahkemelerin önünde de onların savcılarının, avukatlarının, yargıçlarının karşısında açıkça söylüyoruz. Ve hep onların hırsızlıklarını, yolsuzluklarını ahlâksızlıklarını anlatarak biz onları yargılıyoruz.

Ve diyoruz ki sonunda; bir yere gideceksiniz ve küçük evladınızı emanet bırakmanız gerekecek bir süreliğine, Tayyipgiller’den birine mi emanet edersiniz yoksa ben komünist Nurullah Efe Ankut’a mı emanet edersiniz? Evinize gittiğiniz zaman aynanın karşına geçin, bu soruyu kendinize sorun. Dikkat edin, emanet edeceğiniz evlat sizin evladınızdır, diyorum.

Evet, yaşanan her olay bizim bu tespitimizi tekrar tekrar doğruluyor, kanıtlıyor.

Demek ki din üzerine ahlâk inşa edilemezmiş. Çünkü dinler kul kişilik yaratır, kul kişiliğin de kendine ait hiçbir değer sistemi oluşmaz, olamaz.

Kalın sağlıcakla…

30 Ocak 2025