Cehaletinin, vicdansızlığının ve halk düşmanlığının boyutlarına bir bakar mısınız…

13.07.2022
21
A+
A-

Açlığa ve sefalete mahkûm ettiği insanların acılarıyla alay eden ve onlara yaptığı zulmüyle övünen, dünyada başka bir devlet şefi var mıdır acaba?

Tayyip’in geçen 31 Mayıs “Dünya Tütünsüz Günü”nde, toplatıp karşısına aldığı gençlere hitaben yaptığı konuşmada dile getirdiği şu düşüncelerine bir bakar mısınız, arkadaşlar?..

“Devamlı arttırıyoruz. Bundan dolayı da çok rahatsızlar. Yani hem suluda arttırıyoruz hem sigarada filan arttırıyoruz. Fakat hayret. Yani aç, sefil geziyor, ama onu almaktan geri durmuyor. Rakıyı almaktan, birayı almaktan geri durmuyor. Yeter ki alayım, diyor.” (https://www.youtube.com/watch?v=1la41BBGTWk&ab_channel=CumhuriyetTV)

Kaçak Saraylı Hafız, yukarıda zevkten dört köşe olmuş bir vaziyette zalimliğiyle övünürken, aynı zamanda zalimliğiyle eşdeğer cehaletini de akıl, fikir ve mantıktan yoksunluğunu da sergilemiş oluyor.

Kasımpaşa’da çocukluğundan itibaren bununla birlikte büyümüş namuslu bir insanımıza rastladık, Çengelköy’de. Aynen şunu söylemişti bunun hakkında:

“Son derece korkak, son derece de acımasız, zalim…”

Ne kadar da doğru görmüş ve tanımış bunu, o sevgili yurttaşımız. Sanıyor ki sigaraya ve içkiye yaptığı akıl ve insaf dışı zamlarla insanları bu zararlı maddelerden uzak tutabilecek…

Öylesine bu zamlarda işi hayâsızlığa kardırmış ki Kaçak Saray avanesi, 320 liraya satılan Yeni Rakı’nın 240 lirası vergilerden oluşuyormuş. Yani bir 70’lik rakının fiyatının dörtte üçlük bölümünü vergiler meydana getiriyor.

20 sigaradan oluşan bir paket sigaranın 17 sigarasına ödenen para, vergilere gidiyor. Yani en ucuz sigaranın 30 lira olduğunu bildiğimize göre, bunun sigara başına düşen maliyeti 30/20 olur. Bu da eder 1,5 lira. Demek ki vergiler olmasa, tiryaki vatandaşlarımız 1 paket sigarayı 4,5 liraya alabilecek…

İşi bu derece kansızlığa vardıran Kaçak Saraylı Şef, bu yaptığıyla övünüyor yukarıda, değil mi?

Üstelik bu zararlı maddeleri kullanmış olsun ya da olmasın, insanlarımızın büyük çoğunluğunu açlığa ve sefalete mahkûm ettiğini de burada itiraf etmiş oluyor.

Eskiler ne derdi böyle itiraflara?

İntak-ı hak-Tanrı söyletti…

20 yıllık Ortaçağcı gidişin ve durup dinlenmeden yapılan kamu malı hırsızlığının-yağmasının sonunda Türkiye’nin getirilmiş olduğu, daha doğrusu içine düşürülmüş olduğu durum bu işte…

Tayyipgiller avanesinden (tabiî Beşli, Yedili Çeteler de bu kapsam içindedir) ve TÜSİAD’cılar, MÜSİAD’cılar avanesinden oluşan bir avuç mutlu azınlığın dışında kalan 70-80 milyon insanımızın yaşamakta olduğu cehennem işte budur.

Tayyip burada sadece alkol ve sigara kullanan insanlara zulmettiğini sanıyor. Oysa asıl yaptığı, o insanların evlerinde ekmek bekleyen, aş bekleyen eşlerini ve çoluk çocuklarını açlığa mahkûm etmektir. Gıdasızlığa mahkûm etmektir. Yoksulluktan kaynaklanan binbir acıya gark etmektir. Evlerde huzur bırakmamaktır. Kadına ve çocuğa yönelik şiddetin, yoksulluktan kaynaklanan stresin motivasyonuyla-itkisiyle korkunç boyutlara ulaşmasıdır. Kadın cinayetlerinin artmasıdır…

Bu iki kötü alışkanlığa sahip olan erkekler, ne yapıp edecekler bu zararlı maddelere bir şekilde ulaşacaklardır. Tabiî ilk yapacakları da çoluk çocuklarının nafakasına ayrılan parayı bu yöne aktarmaları olacaktır. Bu ise, özellikle gelişme çağındaki çocuklarımızın gelişim bozuklukları yaşamasına sebep olacaktır. Çocuklarımızın iliklerinin boşaltılıp kanlarının kurutulmasına neden olacaktır.

Bakın, “Türk Aile Hekimleri Dergisi’nde yayımlanan ve üç hekim tarafından yapılan çalışmaya göre, (..) ülkede kız çocuklarının yüzde 85,2’si, erkek çocuklarının ise yüzde 68,6’sı kansızlıkla mücadele ediyor.” (Gözlem Gazetesi, https://www.gozlemgazetesi.com/2022/04/04/cocuklarimiz-neden-giderek-zayifliyor/)

Acıma duygusundan yoksun, vicdan teşekkül etmemiş olan sen, Kaçak Saraylı Hafız, acımasız zamlar yapmakla, insanlarımızın, ailelerin nafakasını çalıyorsun aslında. Ve o fahiş vergilerle sen ve avanen saraylarda saltanat sürüyor. Üçer, beşer, onar hatta kırkar maaş alıyor. Başta kankan, Muaviye ve Yezid Dinciliğinde seninle atbaşı koşturan Ali Erbaş gelmek üzere bütün Diyanet camian, o içkilerden ve sigaralardan toplanan vergilerle maaş alıyor.

Siz de buna din diyorsunuz, İslam diyorsunuz, ahlâk diyorsunuz, yönetim diyorsunuz, öyle mi?

Biz de muhakkak ki içki ve sigaraya karşıyız. Şahsen ben sosyal çevremin etkisiyle ilkokul beşinci sınıfta başladığım sigarayı 1977’de kesin olarak bıraktım. Kaldı ki ondan önce de spor yaptığım için öğrencilik yıllarımda, belli aralıklarla bırakmışlığım vardı.

İçkiyi ise yine erken yaşlarda sosyal çevremin-arkadaş çevremin etkisiyle tatmış olmama rağmen bir türlü sevememiştim. Bu sebeple de içkiden hayatımın hiçbir döneminde zevk almadım ve onu alıp içeyim diye bir eğilimde bulunmadım.

Ha, bu şu demek değildir; ağzımı hiç içkiye sürmem. Yoldaşlar ortamında uyarına gelip yemek sonrası içki gündeme gelmişse, ben sadece siyah-kırmızı şarap alırım, yoldaşlarımın da çok iyi bildiği gibi. Orada da limitim iki kadehtir. Çok kolay ve çabuk sarhoş olduğum için iki kadeh beni orta yolcu yapmaya yetiyor.

Siyasettekinin aksine, içkide orta yolculuk iyidir. Hayyam’ın da tercihi zaten bu değil mi?..

Böyle durumlarsa senede bir iki, yahut en fazla üç dört defa ancak yaşanır…

Bilineceği gibi Konyalıyız. Tayyipgiller’in oy tabanının en çok olduğu birkaç ilden biri olan Konya’da da içki bolca tüketilir. Tabiî biraz kamuflajlı olarak… Fanatik Tayyipçi Konyalı hacı emmilerin gençlikleri, hep hızlı içki tüketicisi oldukları yıllardan oluşur.

Ve Yoldaşlar; biz de çok değerli yani inançlı, kararlı, fedakâr, cesur dört Yoldaşımızı alkole kurban verdik. Onlar da arkadaş ve sosyal çevrelerinin etkisiyle genç yaşlarında tanışmışlardı alkolle. Benim aksime, besbelli ki sevmişlerdi o zıkkımı. Bütün ısrarlı çabalarımıza ve zorlamalarımıza rağmen bıraktıramamıştık içkiyi. Bir Yoldaşımızı iki kez, bir Yoldaşımızı bir kez AMATEM’de ve Ankara Numune Hastanesi’nde tedavi ettirmemize rağmen…

Bütün bu sebeplerden dolayı biz de karşıyız bu zararlı alışkanlıklara. Fakat insanlarımızı bunlardan uzak tutmanın yolu, Temel Eğitimden başlamak üzere bunların zararları hakkında verilecek bilimsel bir eğitim sonucunda oluşacak bilinç, sağlık bilincidir. İnsanları bu bilinç oluşmadan yasaklarla, fahiş fiyatlarla bu zararlı maddelerden uzak tutamazsınız.

Fakat Tayyip’te böyle bir bilgi ne gezer, anlatılsa da bunu anlayacak, kavrayacak zihin ne gezer…

Geçenlerde de söyledik ya; adam Anadolu Selçuklu Devleti’nin başşehrini Ankara sanıyor. En hayranı olduğu Osmanlı Padişahı İkinci Abdülhamid’in İttihatçılar tarafından idam edildiğini sanıyor. Oysa ilkokulda bile öğretilir bu konulardaki bilgiler çocuklarımıza. İkinci Abdülhamid, bilindiği gibi 75 yaşında, 10 Şubat 1918’de yani Osmanlı İmparatorluğu’nun varlığında Beylerbeyi Sarayı’nda kalp yetmezliğinden ölmüştür. Saray doktoru, özel doktoru yanı başındadır o anda. Padişahlara uygulanan devlet töreniyle, büyük babası için Divanyolu’nda yaptırılmış İkinci Mahmud Türbesi’ne defnedilmiştir. Bugün de türbesi ziyarete açıktır.

Daha önce de belirttiğimiz gibi, inanın Tayyip 1950’li yıllarda bizim ilkokuldan mezun olurken girdiğimiz bitirme sınavları benzeri bir sınavdan geçirilseymiş eğer, kesinkes ilkokul diploması bile alamazmış…

Tayyip’in ve avanesinin bu konudaki yaklaşımının her yönden boş ve kof olduğunu, yine bir Tayyipçi olan, neredeyse çocukluk dönemi dışındaki bütün ömrünü (1984’ten bu yana) Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu Başkanlığıyla geçirmiş ve halen de orada olan Bendevi Palandöken bile kesince görüyor ve gösteriyor. Tabiî o zeki… Zekâsıyla o makama gelmiş. Tayyip gibi sadece din alıp satarak, insanlarımızı Allah’la aldatarak ve Amerika’ya teslim olup onun her dediğini yapacağına dair söz vererek getirilmemiş bulunduğu makama. Tabiî böyle cin, fırıldak insanlar, bedavaya Tayyipçilik yapmaz. Oğlu Barış Palandöken de 2018 yılında AKP’den Malatya milletvekili olarak Meclise zıplatılmış Tayyip tarafından.

Odatv’nin hem bu konuya ilişkin, hem de Palandöken’in açıklamalarına ilişkin bir değerlendirmesi yayımlandı dün. Şimdi ikisini de görelim isterseniz:

***

Sigaraya gelen zamlar kaçak tütün ve tütün mamullerini patlattı. Büyük suç örgütlerinin kontrolüne giren makaron (sigara kâğıdı) kaçakçılığından 2022’nin ilk ayında devletin zararı 50 milyar TL’yi geçti. Sadece temmuz ayında 10 günlük süreçte yapılan operasyonlarda yakalanan 100 milyondan fazla makaron ise kaçağın büyümeye devam ettiğini ortaya koydu.

Ekonomik kriz ve sigara fiyatlarına gelen peş peşe zamlar vatandaşları kaçak tütüne itti. Tütün mamullerine yapılan fahiş zamların ardından makaron (sigara kâğıdı) yakalamaları tavan yaptı.

Yılın ilk 6 ayında 3,8 milyon paket kaçak sigara 893 milyon boş makaron ile 290 milyon doldurulmuş makaron, 192 ton tütün mamulü ve 252 bin puro ele geçirildi.

2 KAT ARTIŞ DAHA YOLDA

Adeta dev bir sektöre dönüşen ve büyük suç gruplarının kontrolüne giren kaçak sigaraya yönelik sadece Temmuz ayındaki 11 günlük süreçte düzenlenen operasyonlarda ise tam 113 milyon 217 bin 480 adet makarona el konuldu.

Temmuz’daki 11 günlük makaron yakalamasının 6 aya göre hesaplanması durumunda yıl sonunda iki katlık bir artış ortaya çıkması bekleniyor.

6 AYDA 50 MİLYAR ZARAR

Konuyla ilgili Türkiye Esnaf ve Sanatkârlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken fiyatlara gelen zamlarının kaçak sigarayı adeta patlattığını ve devletin 50 milyar liralık bir zarara uğradığının altını çizdi.

Sigaraya yapılan zamların kaçak oranını yüzde 20’ye çıkardığını belirten Bendevi Palandöken Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Daire Başkanlığı’nca gerçekleştirilen ‘Nefes’in ilk büyük planlı operasyon olduğunu vurguladı. Emniyet ekiplerinin olağanüstü gayretine ve KOM’un önemli operasyonlara imza atmasına rağmen kaçak ise artıyor.

ZAM ÇARE OLMAZ UYARISI

Sigara karşıtlığı ile bilinen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Alkol ve sigarada vergiyi devamlı artırıyoruz. Fakat hayret. Aç sefil geziyor ama almaktan geri durmuyorlar. ‘Yeter ki alayım’ diyorlar” ifadelerinin aksine bunun çözüm olmayacağını kaydeden Bendevi Palandöken şu uyarılarda bulundu:

“Sigara içmek hiç kuşkusuz hem sağlık bakımından hem de ekonomik olarak kesemize zarardır. Ancak sürekli zam yaparak sigara içmenin önüne geçilmez. Bunun için yapılması gereken eğitimdir. Yapılan operasyonlardan ve alınan sonuçlardan zammın çare olmadığı görülmektedir. Bu operasyonla da gördüğümüz üzere kaçak sigara zaman içerisinde form değiştirerek yasa dışı açık tütün ve doldurulmuş makarona dönüşmüş ve büyük suç gruplarınca ticareti yapılmaya başlanmış. Kaçakçılığın bu kadar artmasının en büyük sebebi ise kontrolsüz fiyat artışlarıdır.” (https://www.odatv4.com/ekonomi/odatv-tek-tek-arastirdi-makaron-patlamasi-suc-orgutlerinin-eline-gecti-6-aylik-zarar-50-milyar-244283)

***

İşin en acı tarafı nedir, biliyor musunuz arkadaşlar?

Böylesine cahil, böylesine zalim, acımasız, böylesine korkak ve insani değerlerden tümüyle yoksun bir insanın 20 yıldan bu yana Türkiye’yi avucunun içinde tutuyor olması. Tabiî bu onun yeteneğinden filan kaynaklanmıyor. Bir defa onda ihanet potansiyeli ve hırsızlık potansiyeli neredeyse sonsuz boyutlarda. Din alıp satmayı çok iyi beceriyor. Yalanı gerçekmiş gibi söylemekte muazzam başarılı. Müthiş bir tiyatro oyuncusu. Tabiî bu özellikler Amerika’nın kucağında oynayışla da birleşince, işte böylesine korkunç bir güç ve yakıp yıkıcı, talan edici bir felaket oluşturuyor. Ve halkımız 20 yıldan bu yana bu korkunç felaketin yarattığı acılarla boğuşuyor.

Artık şu çok açık ve katı bir gerçektir ki Tayyipgiller’den, mafyatik bir suç ve ihanet örgütünden başka hiçbir şey olmayan Kaçak Saray Saltanatından kurtulmak, bunun yarattığı kötülüklerden ülkemizi ve halkımızı kurtarmak en öncelikli, en vatansever ve şu andaki en devrimci görevdir.

Günün moda söylemiyle bunlardan kurtulmak, en öncelikli “beka sorunu”dur, ülkemiz ve halkımız için…

Bunu da başaracağız kuşkusuz…

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

13 Temmuz 2022 

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı