ÇANAKKALE ZAFERİ; İNANÇLI, FEDAKÂR, KARARLI, ÖRGÜTLÜ HALKLARIN MÜCADELESİ KARŞISINDA EMPERYALİZMİN KÂĞITTAN KAPLAN OLDUĞUNUN KANITIDIR!

16.03.2013
223
A+
A-

Bugün Çanakkale Zaferi’nin 98’inci yıldönümü. Halkların tarihinde onurla, gururla kutladıkları mücadeleler, zaferler vardır. Çanakkale Zaferi de bu destansı zaferlerden biridir.

Çanakkale Zaferi, emperyalistlerin silah, cephane, teknoloji gücü ne kadar fazla olursa olsun, haklılığına ve yeneceğine inanmış bir halk karşısında duramayacağının ve bir hiç olacağının ispatı olan bir zaferdir.

Çanakkale Zaferi, sıradan bir savaş ya da kolayca kazanılmış bir zafer değildir. Bu öyle bir savaştır ki, o dönemin en gelişmiş silahlarıyla donatılmış İngiliz Kraliyet Donanması ve müttefikleri Fransızlar başta olmak üzere Tarihin o güne kadar gördüğü en büyük donanma, diğer yanda ulusal onurlarını ölümüne savunan, karşılarındaki güçle kıyaslanmayacak kadar geri savaş araçlarına sahip mazlum halklar…

Ulusal onurlarını her şeyin üstünde tutan; Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Lazıyla, Çerkeziyle, Alevisiyle, Sünnisiyle; yiğit, inanmış, mazlum halklar…  Ve bir de askeri dehasıyla: Mustafa Kemal…

Onlar, emperyalistlerin, “Hasta Adam” diye nitelendirdiği ve öldürücü darbeyi vurmak için harekete geçtiği bir ülkenin-Osmanlı’nın yarı aç yarı tok, ayağında yırtık çarıklı insanlarıydı.

O günün en ileri teknoloji ürünü silahlarıyla, gemileriyle donanmış Batılı Emperyalistlere karşı ellerindeki tek mayın gemisi Nusrat ve 26 mayınla ölümüne mücadele ettiler. Seyit Onbaşı gibi 280 kiloluk top mermisini, ülkesini, onurunu, namusunu emperyalistlere teslim etmeme inancıyla sırtlayıp topun ağzına sürdüler. Ve 3 Kasım 1914’te Çanakkale Boğazı’na dayanan emperyalistleri 18 Mart 1915’te denizde büyük bir hezimete uğrattılar. Tarihe, altın harflerle “Çanakkale Geçilmez!” sözünü kazıdılar.

Denizde aldıkları ağır yenilginin ardından 25 Nisan 1918’de İngiliz, Fransız, Yeni Zelanda, Avustralya ve diğer sömürge ülkelerinden getirdikleri askerlerle bu kez karadan Gelibolu Yarımadası’nı geçerek İstanbul’a ulaşma ve ülkemizi işgal etme girişimlerine devam etmeye çalıştılar. Emperyalistler yaklaşık 8 ay süren bu savaştan da Mustafa Kemal’in öncülüğünde ölümüne mücadele eden askerler karşısında mağlup oldular.

Çanakkale Zaferi, Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mıza da ilham vermiştir. Mayası olmuştur. Buradan alınan güven ve cesaretle de Kurtuluş Savaşı kazanılmıştır.

Bunun yanında Çanakkale Zaferi kazanılmasaydı, emperyalistler sömürge politikalarını rahatlıkla uygulayacaklardı.

David Fromkin’in, “Barışa Son Veren Barış, Modern Ortadoğu Nasıl Yaratıldı, 1914-1922” adlı kitabında da ayrıntılıca anlatıldığı gibi, o zamanki İngiliz, Fransız ve Çarlık Emperyalizmi ve özellikle de İngiliz-Fransız Emperyalizmi, Osmanlı’yı paylaşma planları hazırlıyorlar, masa başında kotarıyorlar, sonrasında da bunun uygulamasını yapıyorlardı.

Churchill, Lloyd George ve bütün İngiliz Emperyalistleri, Fransız Emperyalistleri yana yakıla anlatıyorlar ki, Çanakkale olmasaydı Tarih farklı yazılacaktı. Ve savaş 5-6 ayda bitecekti diye hesaplanıyor. “Özellikle Çanakkale’yi ele geçirdiğimiz anda İstanbul’u ele geçiriyoruz, Osmanlı’yı yeniyoruz, Çarlık’la birleşiyoruz, Ortadoğu’yu tümden Hindistan’la birleştiriyoruz ve Almanları Avrupa’da hapsediyoruz” diyorlar.

İşte Çanakkale Zaferi, emperyalistlerin heveslerini kursaklarında bıraktı, sömürge politikalarını o zaman için durdurdu.

Çanakkale Zaferi ayrıca, emperyalistlerin Boğazlar’dan geçerek Rus Emperyalizmine destek olmasını engellemiş ve Rusya’da devrimin hızlanmasına katkıda bulunmuştur. Bu dayanışma Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mız sırasında da devam etmiş, devrimini daha yeni yapmış Sovyetler ve Önderi Lenin Usta, Kurtuluş Savaşı’mızın en büyük müttefiki olmuştur.

Bugün Ortaçağcı Tayyipgiller ve faşistler Çanakkale Zaferi’ne sahip çıkar görünüyorlar. Bu zaferimizi kendi tekellerinde tutmak istiyorlar. Zaferin kazanılmasını evliyalarla, hurafelerle ve ırkla açıklama yoluna gitmekte, bunun propagandasını yapmaktadırlar. Bu bilinçli bir politikadır. Bu şekilde o destansı mücadeleyi olmamışa çevrilmek, bu zaferi canı kanı pahasına kazanan askerlerimizi ve Mustafa Kemal’i yok sayılmak istenmektedirler. Ve nihayetinde halkların kendi gücünün farkına varmasının, kendine güvenmesinin önüne geçmeyi hedeflemektedirler.

Hikmet Kıvılcımlı Usta, “Çanakkale Zaferi sadece bizim değil, tüm mazlum milletlerin Emperyalizme karşı ilk zaferidir”der.

Çanakkale Zaferi’ne bu nedenle özellikle yurtseverlerin, vatanseverlerin sahip çıkması gerekmektedir. Bu durumu, dünyadaki ilk muzaffer İşçi Sınıfı iktidarının kurucusu Lenin Usta, ortaya koymaktadır.

“Ulusal gurur duygusu bize, biz bilinçli Büyük-Rus proleterlerine yabancı bir duygu mudur? Elbette ki değildir! Biz, dilimizi ve yurdumuzu severiz; biz, yurdumuzun emekçi yığınlarını (yani yurdumuz nüfusunun onda-dokuzunu) demokratik ve sosyalist bilinç düzeyine yükseltmek için elimizden geleni yapıyoruz. Çarın kasapları, soylular ve kapitalistler elinde, güzel yurdumuzun uğradığı hakaretleri, zulüm ve aşağılamaları görmek ve duymak bizim için çok acıdır. Rodiçev’i, Dekabristleri ve 1870’lerin devrimcilerini kendi içinden yaratmış olan biz Büyük-Rusların, bu zulüm ve aşağılamalara karşı göstermiş olduğumuz direnişten ötürü gurur duyuyoruz. Büyük-Rus İşçi Sınıfının, 1905’te yığınların güçlü devrimci partisini yaratmış olmasından ötürü; Büyük-Rus köylülüğünün demokrasiyi benimsemeye başlamasından, papazların ve büyük toprak sahiplerinin boyunduruğunu kırma işine girişmesinden ötürü, gurur duyuyoruz.

“Büyük-Rus ulusu da, bir devrimci sınıf yarattığı için, bu ulus da insanlığa, yalnızca katliamlar, sıra sıra idam sehpaları, zindanlar, büyük açlık ve papazlara, çarlara, büyük toprak sahiplerine ve kapitalistlere kölece bağlılık örnekleri değil, özgürlük ve sosyalizm uğruna savaşımdan da örnekler verebildiği için, yüreklerimiz ulusal gururla doludur.

     “(…)

“Yüreklerimiz ulusal gurur duygusuyla doludur; işte bundan ötürüdür ki, (toprak sahibi soyluların, Macaristan’ın, Polonya’nın, İran ve Çin’in özgürlüğünü boğmak için köylüleri savaşa sürdükleri) kölece geçmişimizden özellikle nefret ederiz.” (Lenin, Büyük-Rus Ulusal Gururu Üzerine)

Emperyalistlere karşı kazanılan zaferden, başarılardan “ulusal gurur” duymak ama başka halkların ezilmesine neden olunursa bundan nefret etmek…

Biz gerçek devrimciler, sosyalistler tıpkı Büyük Ekim Devrimi Önderi Lenin gibi, emperyalistlere karşı verilen bu savaş, mücadele ve sonuçta elde edilen zaferle gurur duyuyoruz ve bunu özüne uygun kutluyoruz.

Çanakkale Zaferi, Birini Kurtuluş Savaşı gibi halklarımızın belleğindedir. Emperyalistlere karşı girişilecek İkinci Kurtuluş Savaşı’mız için halklarımıza ilham vermekte, umut olmaktadır. Tüm değersizleştirme, içini boşaltma, faşist ve gerici içerik kazandırma girişimlerine rağmen… Bu yüzden ayrıca değerlidir. Çünkü bugün ülkemiz bir kez daha, hem de o dönemleri aratmayacak biçimde emperyalist kuşatma altındadır. İnsanlığın başbelası olan emperyalizm, sömürüye, savaşa doymuyor. Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) çerçevesinde dünya halklarına kan kusturmaktadır. Yanı başımızda Ortadoğu’da, en son Irak’ta ve bugün Suriye’de olanlar… Ve ülkemizin adım adım götürüldüğü bataklık: Ortaçağ ve Yeni Sevr.

Ama buna izin vermeyeceğiz!

Bu ülkenin İkinci Kurtuluş Savaşçıları olarak Halklarımızı yeniden örgütleyeceğiz. Antiemperyalist, Antişovenist, Antifeodal İkinci Kurtuluş Savaşı’mızı Sosyal Kurtuluşla-Sosyalizmle taçlandıracağız. Birinci Kurtuluş Savaşı’mızın yarım bıraktığı işi tamamlayacağız.

Kararlı, inançlı, örgütlü gücümüz karşısında emperyalizm ve işbirlikçileri bir hiçtir! 18.03.2013

 

HALKIN KURTULUŞ PARTİSİ

GENEL MERKEZİ