Biz Yeni CHP’nin iktidar olmasını, en az onların şefleri kadar, hatta belki de onlardan daha çok istiyoruz. Şu iki sebepten dolayı…

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Video paylaşımlarımın altına yorum yazan bazı arkadaşlar; “Dayı, git evinde otur”, diyor bize.

Ben, zaten mecburen bir buçuk yılı aşkın bir süredir ev hapsindeyim ve evimde oturmak durumundayım. Mahallemizdeki patili canlarımızı ve evimizin yanı başındaki arsada ve metruk evin bahçesindeki ağaçlarımızı korumak için doğa ve hayvan düşmanlarıyla yaptığımız kavgadan dolayı ev hapsindeyim. Onlar akıllarınca bizim yaşlı olduğumuzu, artık siyasi meselelerle uğraşmamız gerektiğimizi söylemiş oluyorlar bize.

Evet, 80’inci yaşımızın içindeyiz ama sanıyorum, bize bu yorumları yazıp, bize bu nasihatleri eden arkadaşların fizikçe pek çoğundan daha güçlü durumdayım. Gençliğimdeki fizik gücümün ancak üçte birini taşıyorum şu anda kendi tahminlerime göre. Ama Üsküdar’da ve bölgemizde hayvan düşmanlarıyla yaptığımız kavgalarda da tanık olduğum gibi, kendimden 15 cm. daha uzun ve en az 20 yaş daha genç insanları anında indirdiğimi gördüm.

Evimizdeyiz, işte bu patili canlarımızla ve kitap okuyarak zamanımızı geçiriyoruz. Bu bize büyük bir okuma imkânı sağlıyor. Mesela, şu an elimde okumakta olduğum Joel Whitney’in “CIA Dünyanın En İyi Yazarlarını Nasıl Kandırdı?”, adlı bir kitabı var, Edebiyat Yayınevi tarafından yayımlanmış. Yine Arif Tekin’in “Bilinmeyen Yönleriyle Hz. Ali ve Ailesi”, kitabı var okumakta olduğum. Ve yine Banu Avar’ın Remzi Kitapevinden çıkan “Alaycı Kuş”, adlı kitabı var. Okumanızı öneririm sizlere de.

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

CHP’nin, Yeni CHP’nin diyelim çünkü eskisiyle zerre miktarda olsun ilgisi yok, iktidar olmasını inanın bu CHP’nin ya da Yeni CHP’nin şeflerinden çok daha fazla istiyorum. Neden?

Şu iki nedenden:

Birinci Sebebimiz: Tayyipgiller, ABD yapımı, ABD kuklası, ABD hizmetkârı; Kuvayimilliye, Mustafa Kemal ve İnönü geleneği ve Laik Cumhuriyet düşmanı, Türk’e ve Türkiye Cumhuriyeti’ne düşman bir hainler iktidarıdır ve aynı zamanda da çıkar amaçlı, mafyatik bir suç örgütüdür. Bundan daha kötüsü olamaz.

Bunlar, bütün bu kötülükleriyle yetinmiyorlar, en son Kontrgerilla’nın, Süper NATO’nun, Gladio’nun yani CIA yönetimindeki, bütün dünyada örgütlü olan Gladio’nun, Türkiye’deki paramiliter, siyasi legal parti formundaki bir örgütü olan MHP ile ve onun kaset tutsağı Arkadan Bohçalı’sıyla BOP’un Türkiye ayağının hayata geçirilmesi için çalışma başlatmış durumdalar.

Geçen 1 Ekim’den bu yana yürütülen çalışma, yapılan görüşmeler ve yapılan anlaşmalar; BOP haritasında Türkiye’ye biçilen rolün yani en az üç parçaya bölünmüş olan Türkiye’nin fiiliyatta hayata geçirilmesi için somut olarak atılmış bir adamıdır. Bunlar Türkiye parçalansa, yok olsa zerre miktarda üzülmezler, buna adımız gibi eminiz.

İşte bu sebepten, Yeni CHP’nin bunlara karşı iktidar olmasını istiyoruz. Daha önce de söyledik; Yeni CHP’nin şefleri, İmamın Oğlu Ekrem, Özgür Özel vb. de BOP’u uygulamaktan çekinmezler, onların da Türkiye diye bir dertleri yok. Ama Yeni CHP’nin tabanını oluşturan, oy kitlesini oluşturan milyonlar hâlâ içtenlikli olarak Kuvayimilliye’ye, Mustafa Kemal ve İnönü geleneğine ve Laik Cumhuriyet’e bağlı insanlardır. O yüzden, bu Yeni CHP’nin iktidara gelmesi durumunda, BOP’un uygulanması pek rahat olamayacaktır. Çünkü tepedeki şefler somut olarak uygulama işine giriştiklerinde, tabandan tepki alacaklardır.

Ama AKP ve MHP’de böyle bir tepki söz konusu olmaz. Daha önce de anlattık biz bunu. AKP tabanı millete dair hiçbir değer taşımaz. Onlar kafaca, zihnen Ortaçağ’ın ya da 1400 sene öncesinin Medine Köleci Toplumunun ruh dünyasını yaşamaktadırlar. Ümmetçilik konağının anlayışına sahiptir onlar.  Ve “Asrı Saadet” dedikleri, ki aslında “Asrı Cehennem”dir o çağlar, özellikle kadınlar ve çocuklar için. Arif Tekin’in “Hz. Ayşe” ve “Hz. Ali” kitaplarını okuduğunuz zaman, bunu somutça, onlarca kanıtıyla görürsünüz. Ama AKP tabanı işte o dönemin özlemi içindedir. O yüzden Türkiye’nin yok olması onların zerre umurunda olmaz. MHP tabanıysa şefleri tarafından esir alınmış, kullaştırılmış kitlelerden oluşmaktadır.

Yeni CHP’nin iktidar olmasını desteklemekteki İkinci Sebebimiz şudur: Yeni CHP’ye umut bağlamış milyonlarca insan vardır. Bu insanlarımız, AKP’den kurtuluşun yolunun Yeni CHP’nin iktidar olmasından geçtiğine umut bağlamış durumdadır, ki haklıdır bu umutları. Ana muhalefet şu anda son yapılan kamuoyu araştırmalarına göre bile yüzde 33’lük bir oy tabanını sahiptir ve birinci partidir.

Yeni CHP de halkımızın derdine derman olamayacaktır. Çünkü kafaca ve ekonomi anlayışı bakımından bunlar da bütünüyle Parababalarının yani Emperyalist Dünya Sisteminin değerlerini taşımaktadır ve anlayışına sahiptir. Bu sebeple bunların ekonomi anlayışı asla halkımızın derdine derman olmaz. Ama ne yapar?

Vurgunu, soygunu, israfı, Tayyipgiller’in hayâsızca yaptığı bu kamu malı yağmasını durdururlar. Bu halkımızda bir nebze de olsa ferahlık yaratır. Ama Türkiye’nin ekonomik sorunlarının köklü biçimde çözümü, çözülmesi; bunların anlayışıyla ve bunların çapıyla, bilim ve bilinciyle asla olası değildir. Halkımız Yeni CHP’yi de dişine vuracak. Bunların da derdine derman olmadığını yaşayarak görecek ancak ondan sonra solun önü açılacak, gerçek solun önü açılacak.

Artık halkımız, şu anda dincilerin ve CIA milliyetçilerinin iktidarlarından yaka silkmiş durumdalar. Bunların ipliği pazara çıktı artık. Bunların kendilerine hiçbir faydasının dokunmayacağını ve vatanımıza dair hiçbir değer taşımadığını halkımız az çok anladı, bilince çıkardı. O bakımdan yeniden onlara bir dönüş söz konusu olmayacaktır.

Yeni CHP’nin dertlerine derman olmadığını gören insanlar, ancak ondan sonra bir seçenek olarak biz gerçek devrimcilere yönelecektir. Halkımızın dertlerini sadece biz çözümleriz. Vatanımızı sadece biz koruruz. Mustafa Kemal’in deyimiyle; “Bizi yok etmek isteyen emperyalizme karşı, bizi mahvetmek isteyen kapitalizme karşı” aşılmaz bir direnç kalesi oluşturacak olan sadece biz gerçek devrimcileriz. Bu sebeple ancak ondan sonra halkımız bizi anlamaya, bize kulak vermeye, bize yönelmeye başlayacak.

İşte bu iki sebepten dolayı biz Yeni CHP’nin iktidar olmasını, Yeni CHP şeflerinden çok daha fazla istiyoruz. Çünkü onların tuzu kuru, ballı maaşlarla Mecliste geyik çeviriyor onlar. Onların bir eli yağda bir eli balda. Ama biz halkımızın en yoksul kesimiyle aynı düzeyde bir yaşam sürmekteyiz. Mütevazı yani 14 bin 600 liralık emekli maaşımızı hemen hemen bütünüyle bu patili canlarımıza harcamaktayız. Eğitim emekçisi eşimin emekli maaşıyla da geçimimizi sağmaktayız.

Ve durup dinlenmeden mücadele yapıyoruz; bu Tayyipgiller iktidarına karşı, bu Yüzyılın Felaketi’ne karşı, bu Amerikan Emperyalist Haydudunun devşirmesi, yapımı, kuklası, hainler haini iktidara karşı. Ama mücadelemizin yüzde biri bile muhalifi oynayan medyada yer almamaktadır. Onlar da aynen Tayyipgiller’in havuz medyası gibi bize düşmandır. Bunun somut bir kanıtını göstereyim size:

Bakın, 19 Mart’tan bu yana Tayyipgiller’e karşı, özellikle aydın gençliğimizin, üniversite gençliğimizin çoğunluğunu oluşturduğu bu başkaldırıda, bu isyanında kitlesel olarak en ön saflarda yer aldık. TV’lerin canlı yayınlarında, bizim bayraklarımızın dalgalandığını hemen her ilimizde gördü insanlarımız. Ama bu muhalifi oynayan medyanın bir tekinde adımız geçmedi. Bu muhalifi oynayan televizyonların bir teki bizden söz etmedi. Bu muhalifi oynayan medyanın yazılı basınının bir tekinde bizim adımız geçmedi.

Bunların alayı bize düşman çünkü onlar da çevrimiçi oynar. En solcuyu oynayan Merdan Yanardağ’ın Tele1’i bize en azılı düşmanların önünde gelir. Çünkü bizzat Merdan Yanardağ’ın kendisi, Tele1 çalışanlarıyla oluşturduğu WhatsApp grubuna aynen şu buyruğu veriyor; “HKP haberlerini girmiyoruz yeni bir emre kadar”, diyor. Bunun, şu an biri Tele1’de halen çalışmakta olan; ikisi Tele1’den ayrılmış olan toplam üç tanığı var bizim irtibatta olduğumuz. Ama buna rağmen Merdan bunu inkâr etti; “Ben böyle bir buyruk vermedim”, dedi. Yani bu yaşında utanmadan, sıkılmadan verdiği buyruğu ve bize uyguladığı yasağı inkâr etti.

İşte bunların ahlâki seviyesi, insanlık kalibresi bu düzeyde. Bakmayın kendilerini allayıp pullayıp ekranlarında sattıklarına. Tayyip de ekranlarında yazılı prompter cümlelerini kurarken böyle kallavi nutuklar atar. Bunlarınki de onun bir benzeri.

Yine bazı medya emekçileri eylemlerimize geliyorlar ve haberler yapmak için görüntüler çekiyorlar, konuşuyorlar yoldaşlarımızla. Yoldaşlarımız diyor ki; sizin televizyonunuz, gazeteniz bize yer vermez, sen bunları yapıyorsun ama boşuna yapıyorsun. Yok ben bunları yayımlayacağım, yayımlatacağım, diyor muhabirler. Ama bakıyoruz ki yayımlanmıyor. Arkadaşlarımız kendisine ulaşıp sorunca da; “Ben bu haberleri koymuştum ama haber müdürümüz; onların haberini yapmayacaksın, çıkaracaksın, diye bana buyruk verdi. O yüzden koyamadım”, diyor.

Durum bu. Bu bakımdan Banu Avar’ın “Alaycı Kuş”u, bunların hali pürmelallerini çok iyi anlatır, bunu da okumanızı salık veririm.

Fakat bütün bu ablukaya rağmen biz mücadelemize hiç ara vermeden, hiç mücadelemizi duraksatmadan sürdürüyoruz. Son soluğumuzu verene kadar da sürdüreceğiz.

Bizler Mustafa Suphi ve Onbeşler’in, Denizler’in, Mahirler’in, Kıvılcımlı’ların ve binlerce devrim şehidinin yasal, meşru mirasçılarıyız.

Onlarla kalbimiz aynı tempoda çarpıyor, aynı heyecanları taşıyoruz, aynı kararlılık ve inançla ve aynı adanmışlıkla kavgayı sürdürüyoruz.

Eninde sonunda, aynen Birinci Kuvayimilliyeci Atalarımız gibi yine biz kazanacağız.

Bütün mesele halkımızın bizi anlayabilmesinde, bizi kavrayabilmesinde. Bunun için de halkımıza ulaşabilmemiz gerekir. Ulaştığımız anda halkımızın bizi anlaması çok kolay

 

Evet, Saygıdeğer Arkadaşlarım,

Bugün de bunları söyleyelim istedik size.

Kalın sağlıcakla…

30 Mart 2025