Biz ne diyoruz 23 yıldan beri…

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Biz, bu Tayyipgiller’i nasıl tanımladık?

Amerikan yapımı, Amerikan kuklası, çıkar amaçlı, mafyatik bir suç örgütüdür, dedik.

Hatay Milletvekili Fuat Geçen’in şu videosunu bir izleyelim. 2002 ila 2006 yılları arasında Tayyipgiller’den milletvekilliği yapmış bu. Sonrasındaysa bizim hırsızlıklarımızı, yolsuzluklarımızı, vurgunlarımızı, soygunlarımızı niye dile getiriyorsun, niye rahatsızlık duyuyorsun bunlardan? Biz bu işin örgütüyüz, biz hırsızlık örgütüyüz ya, demişler ve ihraç etmişler bu vatandaşı:

 ***

Videonun çözümü

Fuat Geçen: Adalet Kalkınma Partisi bu yaptıklarını yolsuzluk olarak görmüyor, işin sıkıntısı burada başlıyor. Ne olarak görüyor? Biz paraya, pula çok sahip olmalıyız çünkü biz çok özeliz, çok baskı altındayız, yıllardır baskı alındaydık dolayısıyla paranın gücüyle biz kendimizi ayakta tutacağız; birtakım çevreleri bununla sindireceğiz. Dolayısıyla burada haram diye bir şey yok. Gerektiği kadar ilgi gösterilip tedbir alınmadığı gibi şöyle bir dışlama psikoloji de işlemeye başladı; ya bunları niye dile getiriyorsunuz, bizde bir şey yok, biz temiziz. Daha sonra bunları bilgi ve belgelerle paylaşmaya çalıştım ama yine parti içerisinde kalmak kaydıyla. İhalelerdeki usulsüzlükleri ortaya koydum. Bu ihaleleri alan siyasi aktörlerin bizim iktidarımızın, partimizin yöneticileri olduğunu ispata çalıştım; belgeleriyle verdim. Fakat baktım ki, bizim hırsızımız olduğu müddetçe hırsız muamelesi görmeyecek siyasi partimizde. Yani başkalarınınsa olur. Ama bizim kendi kadrolarımızsa bunu ifşa etmek, bunu suçüstü yapmak siyaset kimliğine zarar verir, partiyi yıpratır, hükümeti yıpratır psikolojisi öne çıktı. Hükümet bu konuyu kendine yönelmiş bir hareket gibi algıladı.

***

Ne diyor?

Evet, aynen bizim dediğimizi, diyor. Durup dinlenmeden kamu malı aşıracaklar, vuracaklar, soyacaklar, talan edecekler, yağmalayacaklar, buna bir dini kılıf geçirecekler maskelemek için.

Evet, demek ki biz aynen gerçeği tespit etmişiz.

Biz Diyalektik Maddeci Mantık ve Metodumuzun ışığında olayları görür, tahlil eder, değerlendirir ve onların adı neyse aynen öylece adlandırırız.

Bir de halkımızın, sıradan vatandaşımızın sokak röportajında yaptığı şu konuşmayı izleyelim:

 ***

Videonun çözümü:

Sokak röportajı-Bir yaşlı kadın: İnsan utanır, oraya çıkar manda yoğurdu, Medine hurması, kestane balı… İnsan utanır onları anlatmaktan, insan utanır. Allaha havale ettim onu.

Soru: Düzelteceğiz, diyorlar. Peki, umut veriyor mu?

Bir yaşlı kadın: Nasıl düzelecek? 20 senedir Türkiye’yi batırdı, sattı, yedi. Şimdi düzelecek… Bundan sonra düzelecek… Sabret ki düzelir! Belki biraz, bir umut var. Ama onun da aman niyeti hiç yok.

Soru: Peki erken seçim olmasını istiyor musun?

Bir yaşlı kadın: Hem de bugün, hem de bugün!

O gözümün önünden gitsin. Ben kanal değişiyorum. Televizyona bakıyorum o var, bu sefer hep kapatıyorum onu. Yüzünü görmek istemiyorum ben.

***

Ne diyor bu sevgili bacımız da, saygıdeğer Bacımız da?

Aynen bizim ve Fuat Geçen’in dediklerini diyor değil mi?

Yaktılar, yıktılar, soydular soğana çevirdiler, halkımızın kanını kuruttular ve ülkemizde insanlarımızı kuru ekmeğe, kuru soğana muhtaç hale getirdiler. İşsizlik pahalılık cehenneminde yanar, kavrulur, yakılır hale getirdiler insanlarımızı. Böylesine hayâsızca soyguna, vurguna, talana can mı dayanır? Olacağı sonuç buydu.

Ve biz, bir de hangi tespitte bulunduk?

Türkiye de şu anda ikili devlet var, dedik.

Bir; 23 yıldan bu yana durup dinlenmeden ölümcül darbeler alan ve bunun sonucunda da enkaz yığınına çevrilen Laik Cumhuriyet Devleti; Kuvayimilliye zaferimizin üzerine inşa edilen Mustafa Kemal, İnönü ve silah arkadaşlarının kurduğu Laik Cumhuriyet Devleti, ne yazık ki tarumar edilmiş durumda şu anda. Ordusunun tepesi, yargısı, eğitimi, dini, kültürü, medyası ele geçirilmiş durumda, yıkılmış durumda.

Şimdi bu konuya ilişkin de Yılmaz Özdil’in yaptığı şu konuşmayı izleyelim:

 ***

Videonun çözümü

Yılmaz Özdil: AKP hâlâ iktidarda oturmaya devam ediyor ama AKP döneminin hazin sonunu izliyoruz aslında. Nelerden şikâyet ederek iktidara geldilerse, yıllarca eleştirdikleri ne varsa ona dönüştüler. Şikâyet ettikleri tüm olumsuz kavramların kendisi oldular. Yıllarca neyi kınadılarsa, o kınadıklarına dönüştüler.

Asrın liderimiz mesela, bismillah iktidara gelir gelmez, önce ne diyordu; Bu CHP var ya bu CHP, bunların il başkanları valiydi, bunlar nasıl demokrat, bunların Cemaziyülevvelleri işte bu, diyordu. Cemaziyülevvel lafını da çok sever biliyorsunuz. CHP, tarihi boyunca atanmışlarla seçilmişler arasındaki farkı anlayamadı, bunlarda demokrasi yok, demokratlık yok, diyordu. Gençler bunu iyi bilin. Bunların il başkanları aynı zamanda valiydi, bunlar diktatör ya, diyordu.

Sonra yıllarca neyi kınadılarsa ona dönüştüler. AKP döneminin AKP valilerini hepimiz ibretle seyrettik, seyretmeye de devam ediyoruz. Mesela AKP milletvekilinin sünnetinde AKP amblemli pasta kesen vali gördüm. Depremde insanlarımız enkaz altında can çekişirken AKP’li Bakanların gözüne girmek için, şirin görünmek için; “kamuoyunda algı çok iyi”, diyen vali gördük. Makam odasına oturur oturmaz Atatürk’ün fotoğrafını indirip AKP Genel Başkanının fotoğrafını asan vali gördük. 30 Ağustos resepsiyonunda 10. Yıl Marşı yerine AKP’nin seçim şarkısını çaldıran vali gördük. 9 Eylül resepsiyonuna katılmak yerine AKP İl Başkanının kızının düğününe giden vali gördük. ABD Bağımsızlık Günü kutlamalarına katılan, İsrail Milli Günü kutlamalarına katılan, Sudan Bağımsız Günü kutlamalarına katılan, Kuveyt Milli Günü kutlamalarına katılan ama 19 Mayıs kutlamalarına izin vermeyen, yasaklayan vali gördük. Tarikat şeyhini protokole oturtan AKP valisi gördük. “CHP’nin kapatılmaması en büyük talihsizlik”, diyen AKP valisi gördük. Ya AKP’ye seçimde oy toplamak için elektriği, suyu bile olmayan köylere buzdolabı, çamaşır makinası dağıtan, valiliğinin depolarında böyle AKP pankartları-bayrakları bulunan vali gördük. AKP’nin dev tesisleri olarak duyurduğu toplu açılış töreninde, törenle yalak açılışı yapan vali gördük. Yalak açılışı yaptı adam törenle. AKP’nin dev tesisi olarak mezarlık binası açılışı yapan vali gördük. Mezarlıkta törende kurdele kesti adam ya. “O kadar nezih bir mekân ki insanın ölesi geliyor”, dedi, bunu diyen vali gördük. “İcabında sayın valim atlayacaksın kamyonun şoför mahalline sen gideceksin, kömürü sen dağıtacaksın”, lafını duyar duymaz, kamyona atlayıp götüren kendi elleriyle kömür torbası taşıyan vali gördük. Devletin valisi olması gerekirken “elbette iktidarın valisiyiz”, diyen AKP valisi gördük. Devletin valisi olması gerekirken; “utanılacak, sıkılacak bir şey değil ya hükümetin valisi olmaktan şeref duyarım”, diyen vali gördük. Öyle cila süngeri getirerek ayakkabısı tozlanan AKP Bakanının ayakkabısını silmeye kalkışan vali gördük. AKP’den milletvekili aday adayı olup seçimi kazanamayınca yine vali yapılan AKP valisi gördük. AKP il başkanlıyla birlikte Ankara’ya gidip AKP’li Bakanları ziyaret eden AKP valileri gördük. AKP il başkanlarıyla esnaf ziyareti yapan vali gördük. AKP il başkanıyla birlikte ortak basın toplantısı düzenleyen vali gördük. Ya muhalefet partilerine miting yasağı uygulayan AKP valileri gördük. Vatandaşı AKP mitingine çağırmak için valiliğin sosyal medya hesaplarından AKP bayraklarıyla, AKP klibi yayımlayan vali gördük.

Seçilmiş belediye başkanlarını görevden alıp, kendi atadıkları valileri o şehirlere belediye başkanı yaptılar. Nelerden şikâyet ediyorlarsa ona dönüştüler. Valiyi kendi partisinden büyükşehir belediye başkanı yaptı; kendi partisinin büyükşehir belediye başkanını götürüp vali yaptı. Yıllarca neyi kınadılarsa ona dönüştüler. Yıllarca eleştirdikleri ne varsa bizatihi o oldular. Demokrasi adına ibret verici sonlarını izliyoruz.

***

Ne diyor?

AKP’nin valileri bütünüyle AKP’yle kaynaşmış durumdadırlar diyor, etle tırnak gibi kaynaşıktırlar ve artık sadece AKP’yi savunuyorlar, diyor.

Bu neyi gösteriyor?

Tayyipgiller’in ikinci devletini gösteriyor; Tayyipgiller Ortaçağcı Faşist Din Devletini gösteriyor. Onun oluşturulduğunu, onun varlığını gösteriyor Türkiye’de.

İşte bu valiler, işte bu İmamın Oğlu Ekrem’in, CHP’li belediye başkanlarının ve ne yazık ki yüreğim sızlayarak izlediğim, genç yavrularımızın işkenceler altında gözaltına alınarak tutuklandığı görüntüler, hep ikinci devletin varlığını netçe ortaya koyuyor.

Demek ki bu işleri yapan yargı; Mustafa Kemal’lerin, İnönü’lerin kurduğu Laik Cumhuriyet yargısı olmaktan çıkmış. Bu yargı, bütünüyle Tayyipgiller Ortaçağcı Faşist Din Devletinin yargısına dönüşmüş.

Demek ki ikinci devlet, ordunun tepesini tutarak, orduyu kendi yörüngesine çekmiş durumda. Yargıyı tutarak, kendi yargısını oluşturmuş durumda. Polislerini, emniyet güçlerini tutarak, onları kendi devletinin güvenlikçisi haline getirmiş durumda.

Ve medyayı bütünüyle ele geçirme teşebbüsünde şimdi de. Zaten yüzde 95’i emri altında da diğer kalan yüzde 5’ini de eline geçirmek için saldırıda bulunuyor.

Demek ki; bizim tespitlerimiz açık, kesin net. Yılmaz Özdil, o valilerin AKP’yle iç içe geçtiklerini görüyor ama Türkiye’de ikili bir devletin varlığını göremiyor. Görmek için diyalektik maddeci metot ve mantık gerekir, bilim ve bilinç gerekir.

Yılmaz Özdil göremiyor da Yeni CHP’nin şefleri görebiliyor mu?

Hayır! Zerre miktarda göremiyorlar. Onlar yukarıda izlemiş olduğumuz videoda Karadenizli kardeşimizin yaptığı tespitleri bile yapabilmiş durumda değiller. O kardeşimizin gördüğünü bile görebilmiş durumda değiller. Böylesine zavallı işte bunlar. Neylersiniz…

İşte o yüzden Tayyip bütün hırsızlıklarına, bütün yolsuzluklarına, bütün kanunsuzluklarına, bütün ihanetlerine rağmen 23 yıldan bu yana ihanetini zulmünü vurgununu, soygununu, hırsızlığını sürdürebiliyor. Ve hâlâ yüzde 30 oranında oy alabiliyor. İşte ülkemizin durumu bu.

Bu ikili devleti göremedik miydi; olayları kavrayamamış oluruz, olayların sadece kabuğunu kemirmekle vakit geçirmiş oluruz, olayların muhtevasını, içeriğini, özünü anlayamamış, kavrayamamış, ona akıl erdirememiş oluruz.

Saygıdeğer Halkımız;

İşte bugün de size bu gerçekleri, daha önce de defalarca anlatmış olmamıza rağmen, bir kez daha vurgulayalım istedik.

Kalın sağlıcakla…

31 Mart 2025