Ant olsun ki kaybettiğimiz Ulusal Egemenliğimizi yeniden kazanacağız!

22.04.2019
77
A+
A-
Ant olsun ki kaybettiğimiz Ulusal Egemenliğimizi yeniden kazanacağız!

Bugün 23 Nisan,

Bugün,TBMM’nin açılışının 99’uncu yıldönümü ve aynı zaman da Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı.

Bilindiği gibi bundan 99 yıl önce Batılı Emperyalist Haydutlar vatan topraklarımızı işgal etmişler ve memleketimizin dört bir yanını yakıp yıkarak halkımızı teslim almak istemişlerdi. Ancak Mustafa Kemal önderliğinde silaha sarılan Türkiye Halkları Birinci Antiemperyalist Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızı başlatmış, ilkin emperyalistler karşısında dağınık haldeki güçlerin birleştirilmesi için toplantılar yaparak, yayımladıkları bildirilerle, genelgelerle milletin kendi kaderini eline alması gerektiği vurgulanmıştı. Emperyalist işgale karşı “Tam Bağımsızlık” şiarı ile dernekler kurulmuştu. Bütün bu girişimler 23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşu ile taçlanmıştı.

O dönemde dersini alan sadece Batılı Emperyalistler olmamıştı. Ülkemize dayatılan, kabul ettirilmek istenilen Sevr Antlaşması’nın hayata geçirilmesi için emperyalistlerle işbirliği yapan, vatanımızın dört bir yanında verilen Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mıza karşı cephe alan, halkımızı da bu emperyalistlere teslim olmaya çağırıp, düşmanla işbirliği yapan Hilafet ve Saltanat savunucuları da hak ettikleri dersi almışlardı.

Ancak aradan geçen 99 yılda Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızın kazanımları birer birer aşındırıldı. Bu kazanımlar son 17 yılda da Ortaçağcı AKP’giller tarafından itibarsızlaştırılmakta ve değersizleştirilmeye çalışılmaktadır…

AKP’giller, ülkemizde Bağımsızlığımızın temsili olan 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim Cumhuriyet Bayramları’nın içini boşaltarak halk nezdinde değerini düşürmeye çalışmakta ve bu özel günlere karşı açıkça düşmanlığını da her defasında belli etmektedirler.

Özellikle son 2 yıldır Halkın Kurtuluş Partisi olarak bağımsızlık günlerimizi kutlamak için gittiğimiz Anıtkabir’e girişimizi engelleyerek, açıkça Mustafa Kemal ve Birinci Kuvayimilliye düşmanlıklarını da göstermektedirler. Anıtkabir’e alınmıyor olmamızın gerekçesi olarak ise Mustafa Kemal’in Ulusal Kurtuluş Mücadelemizin Komutanıyken çekilmiş kalpaklı fotoğrafını ve bununla özdeşleşen “Bağımsızlık Benim Karakterimdir” sözünü taşıyor olmamızı göstermektedirler. Onlar için bu rahatsızlık teşkil ediyor ve bu sebepten dolayı Anıtkabir’e girişimizi engelliyorlar.

AKP’giller, Mustafa Kemal’i, Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’mızı, Birinci Kuvayimilliyecileri, bizlere onlardan yadigâr kalan bayramları, Laikliği, Cumhuriyet’i, ah bir unutturabilseler, halkın aklından çıkartabilseler, gönlünden silebilseler, izlerini tozlarını yok edebilseler, dünyada onlardan mutlu kimse olmayacak…

Ancak 17 yıldır yaptıkları Cumhuriyet ve Mustafa Kemal düşmanlıklarının bu topraklarda onları hezimete uğratacağını, Cumhuriyet, Mustafa Kemal ve Halk düşmanlıklarının onlara geri dönüşünün kaçınılmaz olacağını gayet iyi biliyorlar. Çünkü Türkiye Halklarının gönlünden Cumhuriyet ve Mustafa Kemal sevgisinin silinemeyeceğini ve bu değerlere karşı yaptıkları açık düşmanlıklarının hesabını er ya da geç vereceklerini gayet iyi biliyorlar.

ABD ve AB Emperyalistleri başta AKP’giller’i ve diğer Amerikancı burjuva partilerini, ülkemize yıllar sonra tekrardan dayatılmak istenen Yeni Sevr planını hayata geçirebilmek için maşa gibi kullanmaktadırlar.

BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) kapsamında uygulamak istedikleri Türkiye’nin en az 3’e bölünmesi planını bu işbirlikçilerin yardım ve yataklıkları ile hayata geçirmek için duraksamadan çalışmaktadırlar.

Sözümüzdür:

Tıpkı Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızda olduğu gibi İkinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızda da nihai zafere ulaşıp ABD ve AB Emperyalistlerini ve onların yerli işbirlikçilerini bir daha gelmemek üzere bu topraklardan defedeceğiz…

Ant olsun ki kaybettiğimiz Ulusal Egemenliğimizi yeniden kazanacağız!

 

Bugün aynı zamanda Çocuk Bayramı.

Mustafa Kemal tüm dünya çocuklarına bugünü bayram olarak hediye etmişti. Ancak AB-D Emperyalizminin politikaları yüzünden yüz binlerce çocuğun savaşlarda, açlıktan, susuzluktan, bakımsızlıktan öldüğü, ülkemizde ise, çocukların sokak ortasında katledildiği, tecavüze uğradığı günleri yaşıyoruz.

Cumhuriyet’imizin kuşkusuz en büyük kazanımlarından olan Laikliğin ise günümüzde AKP’giller tarafından işlevsiz hale getirildiği ve çocuklarımızın bilimsel eğitim görmesinin önüne geçilerek “dindar ve kindar” bir nesil yetiştirmek için Ortaçağcı bir eğitim sisteminin dayatıldığını görmekteyiz.

AKP’giller bu amaçla; bilimli, bilinçli ve evrensel eğitimin önüne geçerek Ortaçağcı bir eğitim sistemi ile geleceğimiz olan çocuklarımızı kendi düşünceleri ve çıkarları doğrultusunda yetiştirmek istemektedirler. Bununla birlikte de çocuklarımızı Cumhuriyet değerlerine, Mustafa Kemal’e düşman bir nesil olarak yetiştirmek ve onların kendi çürümüş, gerici düşüncelerini savunup benimsemelerini amaçlamaktadırlar.

Ülke genelinde binlerce çocuk Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlarken aynı oranda çocuk ise çeşitli sebeplerden mağdur ya da bayramdan habersiz atölyelerde çalışıyor, sokakta zor koşullarda yaşıyor, cinsel istismara uğruyor ve eğitimden yoksun kalıyor.

Ülkemiz genelinde İşsizlik ve Pahalılığın derinden hissedildiği bu dönemlerde çocuklarımız birçok olanaktan yoksun bir şekilde okumaya, yaşamaya ve kendilerini geliştirmeye çalışmaktadırlar.

Zor şartlar altında yaşamını sürdüren ve bu sebepten dolayı okula gidemeyen, tarlalarda, atölyelerde çalışmak zorunda kalan ya da eğitim ve öğretimden yoksun olduğu için suça sürüklenen, uyuşturucu bataklığına saplanan çocuk sayısı ise epey fazladır…

İşte bu şartlarda kutlanıyor 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı!

Vatanımıza ve çocuklarımıza düşman olan bu işbirlikçilerden hesap sormadan, onlara yaptıkları tüm bu ihanetlerin bedelini ödetmeden ne ülke insanımıza ne de çocuklarımıza kendi topraklarında rahat bir nefes alma, özgürce yaşama olanağı doğmayacaktır.

Mustafa Kemal’in de dediği gibi; “umutsuz durumlar yoktur, umutsuz insanlar vardır, ben umudumu kaybetmedim.”

Evet, içinde yaşadığımız günler kara günler. Tıpkı Mustafa Kemal’in Samsun’a çıktığı günlerde olduğu gibi.  Hatta ondan da daha kötü…

Ama umudunu kaybetmeyen Mustafa Kemal ve Yoldaşları; karanlık günleri yarıp aydınlığa kavuşturdular bu toprakları. Türk ve Kürt Halkları kenetlendiler Birinci Kurtuluş Savaşçılarının arkasında. Topu tankı var demediler emperyalistlerin, ölmeyi göze alıp mücadele ettiler.

Dört bir tarafımız sarılmış, teslim olmaktan başka çare yok, demediler; düşmanın karşısında eğilmediler; yürüdüler üstüne üstüne Emperyalist Haydutların. Ülkenin dört bir tarafında yaktılar Kuvayimilliye ateşini ve bu ateşle yaktılar düşmanın üzerimizde yarattığı karanlığı.

Biz de bu ülkenin İkinci Kurtuluş Savaşçıları olarak, atalarımızın yarım bıraktığını tamamlayacağız. Antiemperyalist Ulusal Kurtuluş Savaşı’mızı nihai sonucuna götüreceğiz. Sosyal Kurtuluşla taçlandıracağız.

İşte o zaman bir daha gelmemek üzere göndereceğiz AB-D Emperyalistlerini bu topraklardan. İşte o zaman tam anlamıyla kökünü kazıyacağız Tefeci-Bezirgân Sermayenin temsilcileri CIA İslamcılarının. AB-D Emperyalistleri de, CIA İslamcıları da Mustafa Kemal’in dediği gibi lanetle anılacaklar kuracağımız Halkın İktidarında.

O günler gelecek. O günleri mutlaka getireceğiz!

Birbirimizle düşmanlaştırmaya çalıştıkları Kürt Kardeşlerimizle getireceğiz.

Devrimci İşçi Sınıfımızla getireceğiz.

Yıldırılamaz Gençliğimizle getireceğiz.

Yurtsever, Halkçı, Mustafa Kemal’in cesaretine, yüreğine sahip genç askerlerimizle getireceğiz.

Haklı Gezi İsyanı’mızla getireceğiz.

Demokratik Halk İktidarı Mücadelemizin zaferiyle getireceğiz!

22.04.2019

Halkın Kurtuluş Partisi
Genel Merkezi