AB-D Emperyalistleri ve Yerli Satılmışlar Cephesinin Suriye Saldırısı Ortadoğu Halklarını Birbirine Boğazlatmayı Amaçlayan İkinci Bir Haçlı Seferi Olacaktır.

10.09.2013
172
A+
A-

Bu yıl, 9 Eylül İzmir’in kurtuluşu AB-D Emperyalistlerinin ve yerli satılmışlar cephesinin Suriye’ye karşı silah şakırdattıkları günlere denk geldi.

Bu nedenle, 9 Eylül sadece İzmir’in kurtuluşu değil aynı zamanda da emperyalistlere ve yerli satılmışlar cephesine karşı kazanılmış büyük bir zaferin yıldönümü olduğundan, bu zaferimizi Suriye’ye yapılacak emperyalist saldırı ile bütünleştirdik.

9 Eylül zaferimizin yıl dönümünde, partimiz her yıl olduğu gibi bu yıl da alandaydı. 12.30’da Konak Meydanı Kemeraltı girişinde yaptığımız basın açıklamasıyla 9 Eylül’ü andık ve emperyalistlerin Suriye halkı üzerindeki kanlı politikalarını protesto ettik.

Halkın Kurtuluş Partisi İzmir İl Başkanı Av. Tacettin Çolak yaptığı açıklamada ilkin 9 Eylül’ün bizim için anlam ve önemini belirterek: Ne yazıktır ki; son yıllarda Antiemperyalist l. Kurtuluş Savaşımızın, Türk ve Kürt Halklarının ortak mücadelesiyle kazanılmış bu zaferlerini ya kutlayamaz olduk ya da buruk kutlar olduk. Bu 9 Eylül’de de aynı burukluğu yaşıyoruz.”dedi.

Daha sonra, ülkemizin yerli satılmışlar eliyle, AB-D Emperyalistlerin emir erliği yapılarak Suriye’ye karşı Emperyalist bir savaşın içine sürüklenmekte olduğunu vurgulayarak; “Dünyanın neresinde bir Ortaçağcı hareket başlatılmışsa oraya gönderilen, insan eti yiyen profesyonel katillerden derleşik CIA denetimindeki ÖSO adlı CIA Müslümanlarına para ve silah desteği vererek mezhep çatışmalarını körüklediklerini, Son günlerde kopartılan kimyasal silah yaygaralarıyla dünya kamuoyunu yanıltıp, Suriye’ye yapacakları müdahaleyi meşrulaştırmak istediklerini” belirtti.

Çolak, konuşmasının devamında; “Sözde Müslüman geçinen bu yerli satılmışlar cephesinin gerçekte ihanet bataklığı içinde olduğuna dikkat çekerek; siyasi emellerini, AB-D Emperyalistlerinin çıkarlarıyla birleştirmiş, onlara hizmette kusur etmeyen bir ihanet şebekesiyle karşı karşıyayız. Bu şebeke, yıllardır söylediğimiz gibi Tayyipgillerdir. 9 Eylül’ün 91. Yıldönümünde bu ihanet şebekesi, bir kez daha Ortadoğu’yu ve ülkemizi bir savaş ortamına sürüklemektedirler. AB-D Emperyalistlerinin çıkarları için, ağızlarından salyalar akıtarak kardeş Suriye Halkına ve onun Antiemperyalist önderi Esad’a kin kusmaktadırlar.” dedi.

Çolak açıklamasını “And olsun ki AB-D uşağı yerli satılmışlar cephesine karşı, işçi sınıfımızla, sivil-asker gençliğimizle, bilim insanlarımızla, Kürt kardeşlerimizle Halk Kurtuluş Cephesini öreceğiz ve bu aşağılık düzene karşı, Demokratik Halk İktidarını kuracağız. Buna inancımız tamdır.” diyerek noktaladı.

İzmir halkı tarafından yoğun ilgi ve çoşkuyla karşılanan eylem “Katil ABD, Halk Düşmanı AKP”,“Yeni Sevr’e Karşı Yaşasın İkinci Kurtuluş Savaşımız”, Suriye Halkı Yalnız Değildir”sloganlarıyla sonlandırıldı.

 

                                                                       Halkın Kurtuluş Partisi

                                                                       İzmir İl Örgütü

 

Okunan Açıklama:

 

AB-D EMPERYALİSTLERİ VE YERLİ SATILMIŞLAR CEPHESİNİN SURİYE SALDIRISI;

ORTADOĞU HALKLARINI BİRBİRİNE BOĞAZLATMAYI AMAÇLAYAN

İKİNCİ BİR HAÇLI SEFERİ OLACAKTIR.

 

Birinci Kurtuluş Savaşı’nın başlamasına neden olan en önemli olaylardan bir tanesi, 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgalidir. Kuvayimilliye’nin örgütlenmesi ve Kurtuluş Savaşı’na tüm ulusumuzun fedakârca ve kararlıca katılımıyla önderliğin bağımsızlıktan ödün vermeyen kararlı tavrı birleşince ZAFER kaçınılmazdı. 30 Ağustos 1922’de başlayan zafer yürüyüşü, İlk Kurşun’un atıldığı yerde, İzmir’de 9 Eylül 1922’de son buldu.

Onun içindir ki, 9 Eylül sadece İzmir’in kurtuluşu değil aynı zamanda da emperyalistlere ve yerli satılmışlar cephesine karşı kazanılmış büyük bir zaferin yıldönümüdür.

Ve ne yazıktır ki; son yıllarda Antiemperyalist l. Kurtuluş Savaşımızın, Türk ve Kürt Halklarının ortak mücadelesiyle kazanılmış bu zaferlerini ya kutlayamaz olduk ya da buruk kutlar olduk. Bu 9 Eylül’de de aynı burukluğu yaşıyoruz.

Çünkü; siyasi emellerini, AB-D Emperyalistlerinin çıkarlarıyla birleştirmiş, onlara hizmette kusur etmeyen bir ihanet şebekesiyle karşı karşıyayız. Bu şebeke, yıllardır söylediğimiz gibi Tayyipgillerdir.

Bunlar siyasi çıkarları ve küplerini doldurmak için hainlikte sınır tanımazlar. Halklarımızı Allah’la kandırıp, temiz din duygularını ve inançlarını sömürürler ve AB-D Emperyalistlerine peşkeş çekerler. Onların dini imanı paradır. Yani para tanrısına taparlar. Bunun için yapmayacakları ihanet yoktur. Elinden insan hakları ödülü aldıkları Kaddafi’yi sahipleri emrettiği için bir günde düşman ilan ederler. Daha dün kardeşi olan Esad bir anda oluverir “Esed”. Bunlara hiçbir zaman güven olmaz.. Kendilerine en yakın gördüklerine bir anda sırtını dönüp satıverirler.. Bunların feyz aldıkları ataları, Vahdettinler, Damat Feritler de aynıydılar.

9 Eylül’ün 91. Yıldönümünde bu ihanet şebekesi, bir kez daha Ortadoğu’yu ve ülkemizi bir savaş ortamına sürüklemektedir. AB-D Emperyalistlerinin çıkarları için, ağızlarından salyalar akıtarak kardeş Suriye Halkına ve onun Antiemperyalist önderi Esad’a kin kusmaktadırlar. Dünyanın neresinde bir Ortaçağcı hareket başlatılmışsa oraya gönderilen, insan eti yiyen profesyonel katillerden derleşik CIA denetimindeki ÖSO adlı CIA Müslümanlarına para ve silah desteği vererek mezhep çatışmalarını körüklemektedirler. Son günlerde kopartılan kimyasal silah yaygaralarıyla dünya kamuoyunu yanıltıp, Suriye’ye yapacakları müdahaleyi meşrulaştırmak istemektedirler. Oysa bazı Uluslararası gözlemcilere göre bu kimyasal silahların pekala ortaçağcılarca da kullanılabileceği açıklanmaktadır. Ve bu konuda ciddi bulgulara rastlanmıştır.

Benzer senaryoyu Irak’ta da uygulamışlardı. Saddam Hüseyin’i katlettikten ve Irak’ı kan gölüne çevirdikten sonra en ufak bir kanıt dahi gösteremediler. Öyle ki, savaştan yıllar sonra zamanın ABD Dışişleri Bakanı; “kimyasal silahlar konusunda yanıltıldıklarını” söyleyerek, özür dilemiştir.  Ve şu anda Irak her gün yüzlerce insanın öldüğü bir cehenneme dönmüş durumda. Ama olsun AB-D Emperyalistleri her gün milyonlarca varil petrolü kendi topraklarına götürüyor ya gerisinin hiçbir önemi yok. Tabii Tayyipgiller için de. Onlar için Müslümanlar öldürülüyor, kadınlar Amerikan askerlerinin tecavüzüne uğruyor, ortalık kan gölüne dönmüş hiç önemi yok. Efendilerine iyi hizmet etmişler mi, hatta bu da yetmez Amerikan askerlerinin evlerine sağ salim dönmesi için bir de dua etmişler mi? Etmişler.. Hem de büyük bir iştahla.. Ve yine aynı iştahla, Suriye’de Müslüman kanı dökmek isteyen efendilerinin komutunu emre amade bekliyorlar. Tabii, bu sürecin Suriye’de dökülen kanla sınırlı kalmayıp, ülkemizdeki etnik ve mezhepsel boğazlaşmaların da tetikleyicisi olacağı kaçınılmazdır. Bu ortaçağcı canavarlar, alevi Suriye’lilerin ülkemizde barınmasına dahi katlanabilmiş değiller. Tayyipgillerden aldıkları cesaretle İstanbul’un göbeğinde, Gazi Mahallesi’ndeki Cemevinde kalan Suriye’li alevi sığınmacıların çıkartılması için gece yarısı saldırmışlardır.

Ama bu böyle sürgit devam etmez. Gücünü Antiemperyalist l. Kurtuluş Savaşından alan, Türkiye’nin İkinci Kurtuluş Savaşçıları var. Silivri zindanlarının barikatlarını yerle bir eden, Gezi Direnişi’nde hep önde olan, İşçi sınıfı mücadelesinde her türlü engeli bileğinin hakkıyla aşan, sarsılmaz inanç ve devrim ustası Hikmet Kıvılcımlı’nın öğrencileri HKP’liler var. Yani biz varız. And olsun ki AB-D uşağı yerli satılmışlar cephesine karşı, işçi sınıfımızla, sivil-asker gençliğimizle, bilim insanlarımızla, Kürt kardeşlerimizle Halk Kurtuluş Cephesini öreceğiz ve bu aşağılık düzene karşı, Demokratik Halk İktidarını kuracağız. Buna inancımız tamdır. 9 Eylül 2013.

YAŞASIN TAM BAĞIMSIZ, DEMOKRATİK, LAİK TÜRKİYE

YAŞASIN 9 EYLÜL

KAHROLSUN AB-D EMPERYALİZMİ ve YERLİ SATILMIŞLAR CEPHESİ

HALKIN KURTULUŞ PARTİSİ

            İZMİR İL ÖRGÜTÜ