Şanlı Gezi İsyanı’mız 13’üncü Yılında! Gün, Gezi Ruhuyla Yeni İsyanlar Yaratma Günüdür!

Gezi İsyanı’mızın on üçüncü yılındayız. Kimilerinin dediği gibi Gezi İsyanı’mız; ne iki-üç ağaç meselesiydi ne de bir darbeydi.
Evet, Gezi Parkı Direnişi’miz insanlarımızın, halkımızın ne denli doğaya, çevreye duyarlı olduğunu tüm dünyaya gösterdi. Ama aynı zamanda bu şanlı İsyan ve Direniş, AKP’giller’in diğer gerici ortağı FETÖ ile birlikte yıllarca Halkımıza yaptıkları ihanet ve zulmün halkımızda yarattığı patlamaydı.
Gezi İsyanı’mız;
1- AKP’giller’in ve o yıllarda kol kola olduğu “Cemaat”in şimdiki adıyla “FETÖ”nün ortaklaşa ülkemizi Ortaçağ’ın karanlıklarına götürmek istemesine,
2- Ortaçağcı bu iki gerici gücün Mustafa Kemal’e, Laikliğe, Antiemperylalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mıza ve Laik Cumhuriyet’e yönelik hayâsızca saldırılarına,
3- Türkiye’nin Yeni Sevr’e adım adım götürülüşüne, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’ne karşı Halkımızın bir başkaldırısı, İsyanı ve şanlı bir Direnişiydi.
Öyle bir Direnişti ki bu Direniş; Taksim Gezi Parkı’nda AKP’giller’in 31 Mart gerici İsyanının karargâhı olan Topçu Kışlası’nın yeniden inşası için adım atma girişimlerine karşı 27 Mayıs-1 Haziran arasındaki birkaç gün içinde başlayan mücadele, bir anda tüm ülkeyi sardı. Milyonlarca insan, gerçek anlamıyla yedisinden yetmişine, kadınından erkeğine tüm halkımız tek bir yumruk olarak ayaklandı.
Ancak ne yazık ki Amerikancı Kürt Hareketi PKK ve o zamanki ismiyle BDP, bu İsyan’ımızı arkadan vurdu. AKP’giller’e tıpkı şimdi oldukları gibi koltuk değneği, can simidi oldular. Türkiye’nin dört bir tarafında milyonların sokağa döküldüğü bu şanlı İsyan’a ilgi göstermediler. Kürt Halkını bloke ettiler. Hatta o zaman ki liderleri Selahattin Demirtaş, “Gezi’de darbeyi gördük” diyebildi. Amerikancı çözüm süreci sekteye uğramasın diye ihanet ettiler bu direnişe. İşte bu büyük ihanet Şanlı Gezi İsyanı’mızın başarıya ulaşamamasının önemli nedenlerinden biridir.
Ancak biz bu yaptıklarını gayet normal karşıladık çünkü onlar yüzlerini çoktan ABD Emperyalizmine dönmüşlerdi. Artık tek amaçları, Amerikan bayrağı altında onlara uşaklık yapabilecekleri sözde bir devlet içinde, İkinci bir İsrail, Müslüman İsrail olarak yaşamaktı. Dolayısıyla kendilerine verilen görevi ifa etmiş oldular, İsyana ihanet etmekle. Tabiî Halkımız unutmayacaktır bu ihaneti.
Şimdi de on üç yıl önce yaptıklarının tıpkısını yapmaktadırlar. Trump–Tom Barrack Öcalan üçlüsünün başlattığı, sahtekârca “Terörsüz Türkiye” gibi isimler taktıkları ihanet projelerini hayata geçirmek için yine AKP’giller’le, hatta Kaçak Saray’ın kaset tutsağı Bahçeli’nin MHP’siyle iş tutmaktadırlar. Halkımız yokluk ve yoksulluk cenderesinde AKP’giller’e lanet okurken, toplumun en az yüzde yetmişi bu Amerikan devşirmelerine sırtını dönmüşken, onları iktidarda tutabilmek ve Büyük Ortadoğu Projesi’nin Türkiye ayağını hayata geçirebilmek için onlara can simidi olmuşlardır.
Bu sebeple de AKP’giller, Trump icazetli iktidarlarını ayakta tutabilmek için pervasızca saldırılara girişmişlerdir. Şu anda da bu saldırılarının en yoğununu CHP üzerinde yapmaktadırlar. Kendi emirlerinde olan yargı sopası yoluyla Sorosçu, TESEV’ci Kılıçdaroğlu’nu yeniden CHP başına getirterek iktidarlarını saltanata çevirme arayışındadırlar.
Bu sebeple de on üç yıl önceki Tarihimizin en şanlı isyanlarından biri olan Gezi İsyanı’mız önemini o günlerdeki gibi korumaktadır. Çünkü o İsyanımızda Laik Cumhuriyet’e, Mustafa Kemal’e en önde sahip çıkılmış ve bu ABD-AB Emperyalizminin uşakları olan AKP’giller’e karşı en ciddi direniş sergilenmiştir.
Bu onurlu Direnişte yüzlerce kişi gözaltına alındı, yüzlercesi yaralandı, sakat kaldı, gencecik sekiz insanımız polisin acımasızca saldırıları sonucunda hayatını kaybetti. Ancak tüm bu kayıplarımıza karşın AKP’giller Gezi Parkı’na Ortaçağcı gericiliklerinin simgesi olacak olan Topçu Kışlası’nı yapamadılar. Bu konuda hezimete uğradılar, vazgeçmek zorunda kaldılar.
Gezi İsyanı’mızdaki eylemler sürecinde iktidara karşı mücadele ederken katledilen, gencecik 8 insanımız; Ethem Sarısülük, Mehmet Ayvalıtaş, Abdullah Cömert, Medeni Yıldırım, Ali İsmail Korkmaz, Hasan Ferit Gedik, Ahmet Atakan ve Berkin Elvan (daha 14 yaşında bir çocuktu) Gezi Direnişi Şehitleri olarak Tarihe geçtiler. Genel Başkan’ımız Nurullah Efe’nin dediği gibi bu İsyana katılanlar ve şehit düşenler, “Göğüslerindeki temiz inançtan, sevgi dolu yürekten başka hiçbir silahları olmayan tertemiz insanlardı.”
Bu 8 şehidimiz, doğrudan polis tarafından veya AKP’giller ruhiyatındaki katiller tarafından katledilen insanlarımızdır. Ancak ismini sayamadığımız nice insanımız, polisin sıktığı biber gazı nedeniyle kalp krizi geçirerek, hastalanarak hayatlarını kaybettiler. Binlerce insanımız yaralandı, çok sayıda insanımız gaz kapsülleri nedeniyle gözlerini kaybettiler.
Şanlı Gezi İsyanı’nın ilk gününden itibaren Halkın Kurtuluş Partisi olarak Genel Başkan’ımız Nurullah Efe, Başkanlık Kurulu’muz, Genel Merkez Yöneticilerimiz başta gelmek üzere, bulunduğumuz tüm illerde eylemlerde en ön saflarda yerimizi aldık. Gezi Parkı’nda çadırımızı kurduk, standımızı açtık.
Direnişlerde en önde yer aldık. Yoldaşlarımız yaralandı, gözaltına alındı ama mücadeleden asla vazgeçmedik. Partimiz, son ana kadar Gezi İsyanı’mızın en ön saflarında savaştı.
Ancak Gezi İsyanı tüm bunlara rağmen yine de istediğimiz başarıya ulaşamadı, AKP’giller’i defedemedik ülkemizden. Bunun bir sebebi Amerikancı Kürt Hareketi’nin bu İsyanı sırtından vuruşu, bir diğer sebebi de halkımızın örgütsüzlüğü ve mücadelenin bir programdan yoksun oluşuydu. Başı Sarı Sendikacılar tarafından bağlanmış olan İşçi Sınıfımızın bu İsyanda tam anlamıyla yer alamaması da İsyanın sönümlenmesinin önemli nedenlerindendi. Eğer halkımız gerçek devrimci bir teorinin ve hareketin yani Partimizin bayrağı altında buluşabilseydi, Gezi İsyanı’mızın zaferle taçlanmaması için hiçbir neden yoktu.
Fakat unutmamalıyız ki; AB-D Emperyalizmi ve yerli uşakları AKP’giller çok korkmuşlardı o günlerde. Gezi Parkı’na dokunamadılar. Ancak sonradan vurgunlarına, talanlarına, doğa katliamlarına devam ettiler, ediyorlar. Ülkemizi AB-D Emperyalistleri ile birlikte sömürmeye, BOP’un Türkiye ayağını yani Yeni Sevr’i hayata geçirme çabalarına devam ediyorlar.
Halkın Kurtuluş Partisi olarak Gezi Direnişi’mizi 13’üncü yıldönümünde selamlarken, insanlarımızın açlıktan ve yoksulluktan intihar ettiği, evlerine ekmek götüremediği, işinden çıkarıldığı ve iş bulamadığı bu insanlık dışı düzeni elbet yıkacağımızı bir kez daha belirtiyoruz.
Ant olsun ki İkinci Kurtuluş Savaşı’mızı zaferle taçlandıracağız.
Ve bu sefer tüm sömürgenleri tamamen defedeceğiz ülkemizden ve doğaya, insana, hayvanlara, tüm evrene gerçek değerini veren düzenimizi, Sosyalizmi kuracağız!
Yaşasın Gezi Direnişi’miz!
Bu Daha Başlangıç Mücadeleye Devam!
Halkız Haklıyız Yeneceğiz!
28 Mayıs 2026
Halkın Kurtuluş Partisi
Genel Merkezi