33 kişiyi dolandırana 55 yıl hapis; 84 milyonu dolandırıp saraylarda manda yoğurdu, Medine hurması, incik kebabı, ejder meyvesi yiyip milyar dolarlık uçak filolarıyla, zırhlı Mercedesleriyle devran sürene hiçbir şey yok!

03.04.2022
88
A+
A-

 

Bursa’da, sadece 33 kişiyi dolandıran, Sahte Diplomalı Sahte Profesöre 55 yıl hapis cezası istendi.

Üstelik de bu sahtekâr, mağdurların tamamına çarptığı paralarını geri ödediği halde. Yaptığından dolayı pişmanlık duyup herkesten özür dilediği halde…

Önce konunun haberini okuyalım:

 

***

Sahte profesör: İşim, profesörlük gerektirmez

Sahte profesörün 55 yıl hapsi istendi

01 Nisan 2022

Bursa’da sahte diploma ile açtığı konuşma bozukluğu merkezine gelen 33 kişinin parasını dolandırdığı iddiasıyla hakkında 55 yıl hapis cezası istenen Emre Nuri Korkut’un (42), son duruşmada “Kimseye profesör olduğumu söylemedim, ayrıca bu iş için de profesörlük gerektirmez. Herkesin de parasını ödedim, pişmanım” dedi.

Azerbaycan Üniversitesi’nden mezun olduğunu, Pensilvanya Üniversitesi’nden de kekemelik ve dil patolojisi üzerine sertifika aldığını belirten Emre Nuri Korkut, 2018 yılında Bursa’da konuşma bozuklukları merkezi açtı ve gelen kişileri tedavi etmeye başladı. Bir süre sonra merkeze gelen kişilerden birinin şüphelenip, ihbarda bulunması ile gözaltına alınan Korkut’un lise mezunu olduğu ortaya çıktı. Ayrıca Korkut’un iş yerinde yapılan aramalarda sahte diplomalar ile profesörlük ve doçentlik unvan belgeleri ele geçirildi. Korkut, 22 Şubat 2018’de çıkarıldığı mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Karara Bursa Cumhuriyet Savcılığı itiraz etti, Korkut bu kez tutuklandı.

Bursa 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakkında ‘resmi belgede sahtecilik’ ve ‘dolandırıcılık’ suçlarından dava açılan ve 33 kişinin şikâyetçi olduğu Emre Nuri Korkut, duruşmada savunma yaptı. Korkut, şunları anlattı:

“Bana gelen kişilerin öncelikle sordukları ‘Düzelecek miyim’ sorusuydu. Gelen kişileri en az 1 hafta süreyle ücretsiz deneme sürecine alıyorum. Bu süreçte her şeyi şeffaf şekilde ödedikleri rakama kadar öğrenerek çalışıyorlar. Herhangi bir senet veya sözleşme yoktur. Ödeme yapmama şansları her zaman vardır.”

Savunmanın ardından mahkeme heyeti, Korkut’u her bir mağdur için 1 yıl 8 ay hapis cezası vererek, toplam 55 yıla mahkûm etti.​

Sanık avukatı Konuralp Yeşil, ‘resmi belgede sahtecilik ve basit dolandırıcılık’ suçlarının uzlaştırma kapsamında kaldığını belirterek kararı Bursa İstinaf Mahkemesi’ne götürdü. 8’inci Ceza Dairesi de suçun uzlaştırma kapsamında kaldığını bildirerek, Korkut’u tahliye ederek yurt dışı yasağı koydu. Korkut, Bursa 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılanmaya başladı. Son duruşmada tutuksuz sanık Korkut ile taraf avukatları hazır bulundu.

Duruşmada söz alan Korkut, “Kimseye profesör olduğumu söylemedim, ayrıca bu iş için de profesörlük gerekmez. Herkesin de parasını ödedim, pişmanım” dedi. Korkut’un avukatı Konuralp Yeşil de müvekkilinin suçunun basit dolandırıcılığa girdiğini ve uzlaşmaya tabi olduğunu söyledi. Müşteki Erdal Beşer ise parasının bankaya yatırıldığını ancak almadığını söyleyerek, sanıktan şikâyetçi olduğunu belirtti. Mahkeme heyeti, eksiklerin tamamlanması için duruşmayı erteledi. (DHA) (https://t24.com.tr/haber/sahte-profesor-isim-profesorluk-gerektirmez,1024935)

***

 

Gördüğümüz gibi dolandırıcı Emre Nuri Korkut; “işim profesörlük gerektirmez. Kimseye de ben profesörüm demedim.”, diyor…

Hâlbuki Kaçak Saray’da mukim Tayyip nam Hafiz’ın sahip olduğunu-taşıdığını iddia ettiği sıfat veya kimlik “Yüksekokul mezunu olmayı” gerektirir. Hem de Anayasa’nın 101’inci maddesinin emredici bir hükmü olarak… Yüksekokul diplomasına sahip olmayan biri kesinlikle Cumhurbaşkanı olamaz… Hatta adaylık için dahi başvuruda bulunamaz YSK’ye…

Ve bir de sokağından bile geçmediği; “Eyüp Lisesiyle Marmara Üniversitesi mezunuyum. Ben ekonomistim”, diyor…

Bursalı Sahte Profesör toru topu 33 kişiyi dolandırıp cüzi miktarda paralarını çarpmıştır…

Kaçak Saraylı dolandırıcı ise 84 milyon insanımızı dolandırıp trilyonlarca paramızı çarpmıştır.

Ege’de, bazıları İstanbul Büyükada’nın üç-beş misli büyüklüğüne sahip 20 Ada’mızı ve iki kayalığımızı, ABD ve AB’li efendilerinin emri üzerine, Yunanistan’a elleriyle teslim etmiştir, peşkeş çekmiştir. Yani Vatan Satıcılığı suçu da işlemiştir…

Cumhuriyet’in tüm kazanımlarını, kamu kurumlarını komisyon karşılığında yerli-yabancı Parababalarına yok fiyatına satmıştır…

Özetçe Kuvayimilliye’nin Zaferi üzerine inşa edilmiş Laik Cumhuriyet’i yıkıp bir enkaz yığınına çevirmiş, onun yerine Merkez Üssü Kaçak Saray olan Ortaçağcı bir Din Devleti kurmuştur.

Tüm yandaşlarını paraya boğmuş, onların bir bölümünü kanunsuz kamu ihaleleriyle dolar milyoneri, milyarderi yapmış, bürokrat olanlarınıysa üçer, beşer, onar ve hatta kırkar maaşla devlet kurumlarına yönetici yapmıştır. Bu akıl almaz yolsuzluk, hırsızlık, kanunsuzluk iktidarı, halkımızı kuru ekmeğe, kuru soğana muhtaç hale getirmiştir. Velhasıl adaleti, ahlâkı, utanmayı arlanmayı yok etmiştir bu Kaçak Saray Dinci İktidarı.

Nehirlerimizi, göllerimizi, dağlarımızı, ormanlarımızı, zeytinliklerimizi talan edip çöle çevirmiştir…

Halkımız, işsizlik ve pahalılık cehenneminde yanar kavrulur duruma düşürülmüştür.

Bu Kaçak Saray Kanunsuzlar İktidarının, bu çıkar amaçlı bir suç örgütünden başka hiçbir şey olmayan AKP’gillerin kötülükleri ve suçları saymakla bitmez…

Vatanımızın ve Halkımızın bu Amerikan yapımı suç örgütünün elinden kurtarılması biz Gerçek Devrimcilerin, Vatanseverlerin, Halkseverlerin en öncelikli sorunudur…

Bursalı Sahte Profesör, bunlarla kıyaslandığında melek gibi kalır…

O, “resmi evrakta sahtecilik” ve “niteliksiz dolandırıcılık” yapmıştır yalnızca ve 33 kişiye kötülük etmiş onu da özür dileyerek telafi etmiştir.

Tayyip Nam Hafız ise, “Resmi Evrakta Sahtecilik” ve “Nitelikli Dolandırıcılık” yapmış tüm Türkiye Halkına kötülük etmiştir. Vatan Satıcılığı yapmıştır.  Yedi-yirmi dört çalışan bir suç makinesi olarak durmadan hırsızlık, yolsuzluk, vurgun, talan-yağma üreten, hem de yirmi yıldan beri, bir kötülükler iktidarıdır, bu AKP’giller…

Kaçak Saraylı Hafız’ın; “BOP Eşbaşkanı olduğunu ve Tayyipgiller’in Amerika tarafından iktidara getirildiğini” yani bunların ABD yapımı olduğunu, bu kriminal örgütün en kallavi elemanlarından Şems Ethem, iki gün önce çok açık bir ifadeyle bir kere daha ortaya koymuştur…

Kaçak Saray’ında sık sık yandaşlarına kuş sütü eksik ziyafetler veren bu Dolandırıcılar ve Sahtekârlar Kralı, bu Hırsızlar İmparatorluğunun gözü doymaz ve “Ölümsüzlük Yanılgısı” içindeki Reis’i, bayat ucuz ekmek ve yağ kuyruklarında çile dolduran, yaşamaktan bezdirdikleri halkımızla; “Manda Yoğurduyla Medine Hurması, Kestane Balı ve Yulaf Ezmesi” yemeden yatmam ben, siz de öyle yapın! Şifa!”, diye öğütler vererek dalga geçmektedir…

Defalarca belirttiğimiz gibi böylelerini ancak toprak ıslah eder… Gözlerini de tabiî toprak doyurur…

Sahte Profesör haberini okuyunca sevindik.

Demek ki dedik, Bursa’da Resmi Evrakta Sahtecilik yapanları ve Dolandırıcıları kovuşturup, soruşturup, yargılayıp mahkûm eden Mahkemeler varmış…

TCK’de bu sahteciliklerin ve dolandırıcılıkların, cezalandırılmasını öngören maddeler olduğunu bilen ve onlara göre işlem yapan Savcılar, Yargıçlar varmış…

Biz, Ankara ve İstanbul’da böyle suçların kallavisini işleyen Tayyip Hafız için defalarca Suç Duyurusunda bulunduk fakat hiçbir Savcıyı harekete geçiremedik. Sorumluluğunun gereğini yapmak için eyleme geçiremedik…

Şimdi acaba diyorum, Bursa’daki Savcılara başvursak bir kere de, sonuç alır mıyız?.. Bu Savcı kardeşler; “Yahu Sahte Profesörün suçu, Tayyipgiller’in suçlarıyla kıyaslandığında Devede tüy kalır. Bunun hakkında da harekete geçmezsek, kendimize bırakalım hukukçuluğu, insanız diyebilir miyiz? Eşimizin, çocuklarımızın yüzüne nasıl bakarız, bu canalıcı öneme sahip görevimizi yapmazsak.” derler mi?

Hukukçu Yoldaşlarımız bir kafa yorsunlar bu işe lütfen!..

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

03.04.20222

 

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı