1 Mayıs Alanı Taksim Vatandır! 1 Mayıs alanı Taksim Devrimdir! 1 Mayıs 2013’te Vatan, Devrim için savaştık!

02.05.2013
191
A+
A-

1977 yılı 1 Mayısı’nda TAKSİM’de 36 şehit verdik.

TAKSİM için daha ömrünün baharındaki MEHMET AKİF DALCI’yı şehit verdik 1989 1 Mayısı’nda.

1990 yılı 1 Mayısı’nda da TAKSİM için dövüşürken felç oldu GÜLAY BECEREN.

TAKSİM 1 Mayıs’larda VATAN oldu artık bizler için…

TAKSİM VATANIMIZIN yeniden zaptı için onlarca yaralılar, yüzlerce gözaltılar, tutsaklar verdik yıllar boyu.

VATAN TAKSİM’i geri almak için on yıllar boyu verdiğimiz mücadelemiz 2007 yılı 1 Mayısı’ndaki atakla şahlandı adeta. Ve TAKSİM VATAN’ına girildi nihayet az sayıda olsak da… Artık Parababalarının çakal sürülerinin 1 Mayıs’lardaki TAKSİM kuşatmasında bir gedik açılmıştı. Her yıl gediği biraz daha büyüttük. 2010 yılı 1 Mayısı’nda Taksim Meydanı’nı yani TAKSİM VATANIMIZI tamamen zapt ettik. 2010 yılı 1 Mayısı’nda TAKSİM VATANIMIZI yeniden ÖZGÜRLEŞTİRDİK. O gün sevinçten, coşkudan, heyecandan gözü sulanmayan, genzi yanmayan, burnunun direği sızlamayan, hançeresini yırtarca slogan haykırmayan bir tek DEVRİMCİ yoktu alanda.

Ve 2011, 2012 yılları 1 Mayısı’nda TAKSİM VATANIMIZA İNSANLAR SEL OLDU AKTI… Alana sığmaz olduk. Alan birkaç kez doldu boşaldı.

Yerli-yabanca Parababaları (emperyalistler ve yerli ortakları) bu yenilgiyi hazmedemediler. İşçi Sınıfının, Sol Güçlerin bu zaferi karşısında kapıldıkları korku, endişe bir karabasana dönüştü onlar için.

Sol Güçler böylesine dağınık, ideolojik olarak sağa sola savrulmuş; çoğu Yeni Sevrci rüzgârlara kapılmış (başta Nakliyat-İş gelmek üzere birkaç sendika dışında) İşçi Sınıfının yığın örgütleri böylesine dibe vurmuşken TAKSİM VATANINI zapt eden bu güç bir de ete kemiğe büründüğünde neler yapmazdı ki?

Onlara göre ne pahasına olursa olsun İşçi Sınıfı TAKSİM’den püskürtülmeliydi tekrar.

Öyle de oldu. Ama umdukları, bekledikleri kadar kolay olmadı. Güçler dengesinin kıyas edilemeyecek kadar orantısız olmasına, DİSK’in yönetiminde Nakliyat-İş Sendikası’nın yani Ali Rıza KÜÇÜKOSMANOĞLU’nun olmamasına, TAKSİM hedefinde toparlanan güçlerin fire vermesine ve karşıdevrim cephesinin geçmiş TAKSİM saldırılarımızdan çıkardığı derslerle geçmiş yılların iki-üç katı bir savunma hattı, gaz ve gazlı su cephanesi yığınağına, 15-16 Haziran’dan bu yana köprülerin ilk kez açılmasına rağmen.

TAKSİM’de 1 Mayıs ısrarının bir “alan tartışması” olmadığının bilincinde olan güçler canını dişine taktı saldırdı o gün. Gaz demedi saldırdı… Gazlı su demedi saldırdı… Karşıdevrimin panzerlerle, TOMA’larla, gaz bombalarıyla, gazlı tazyikli sularla, coplarla karşı saldırısına yürekle, inançla, pankartla, bayrakla, sloganla kahramanca direndi saatler boyu İşçi Sınıfı ve Sol Güçler… Gaz yedi boğuldu ama gene dikildi panzerin, TOMA’nın karşısına bayrağı, sıkılı yumruğu ve “Taksim Kızıldır Kızıl Kalacak!”, “Yaşasın 1 Mayıs!”, “Taksim 1 Mayıs’a Kapatılamaz!” sloganıyla… Gazlı tazyikli suyla ıslandı ama gene çıktı TOMA’ların, copların karşısına bir değil beş değil, on değil onlarca kez. Bu kadar gaza, bunca tazyikli suya insan dayanamazdı. Bu insan değildi! Bu TAKSİM VATANI uğruna savaşan insanın devleşmiş haliydi!

Partimiz de, çeşitli alanlardaki yoldaşlarımız da TAKSİM VATANININ YENİDEN ZAPTI için verilen bu mücadelede hep en önde oldu. Genç yoldaşlarımızın bir kısmı geceden konuşlanarak, bir kısmı da sabah erkenden onlara dahil olarak DİSK önündeydiler.

En önde DİSK, hemen arkasında Partimizin geceden DİSK önünde konuşlandırılan üyelerinin Parti pankartı ile bulunduğu, Şişli’den Taksim’e çıkmaya çalışan korteje, polisin gaz bombalarıyla defalarca ve yoğun gazla saldırmasıyla dağılan kitleyle birlikte Kurtuluş Partisi ekibi de ikiye bölündü. Bir ekip disk önünde mücadeleye devam ederken diğer ekibimiz ise dağılan kitleyi toparlamaya çalışarak ve DİSK’teki mücadeleden uzaklaşmamak için DİSK’e yakın bir cadde üzerinde aktif direniş sergiledi. Gazın etkisiyle telaşla kaçışan kimi kesimlerin aksine, ana arter üzerinde soğukkanlıca ve en sonra geri çekilen yoldaşlarımız, ara sokaklara çekilen gruplara polisin saldırısını geciktirmek, etkisini azaltabilmek amacıyla, bazı gruplarla beraber sokak girişlerine barikatlar kurdu. Yoldaşlarımız buralarda, polisin attığı gaz bombalarını kendilerine geri atarak iade etti. Yine ilk saldırıdan hemen sonra polise karşı sesli ajitasyon ve sloganlarla sol kitleye yeniden moral ve direnç kazandıran yoldaşlarımız oldu.

Özellikle dar sokaklarda sıkışma riski yaşayan kitleyi, kavşaklara, ana caddelere çekerek daha büyük yaralanma ve fire ihtimalini azaltan buradaki Kurtuluş Partililerdi. Yerde bırakılan BDSP olta bayrağını polisin önünden alarak BDSP’lilere teslim eden, direnmeyi taş atıp kaçma zanneden soytarı ESP’lilerin ilk saldırıda yere attıkları pankartı, en sondan çekilirken, daha fazla gaz yeme pahasına yerden toplayan da işte buradaki yoldaşlarımızdı.

Daha sonra Parti önderliğimizin “DİSK’in önüne gitmeye çalışın” talimatı üzerine, ara sokaklarda bir yerden sonra zıttına dönerek anlamsızlaşan, sonuç almaktan uzak çocukça narodnik “çatışma”ları terk ederek, meşru bir direnişin örgütlenebileceği, sürekli saldırı altında bulunan ve bir kısım yoldaşımızın direniş sergilediği DİSK Genel Merkez binasının önüne gitmenin yollarını aramaya başladı yoldaşlarımız. Ancak hangi sokağa girdilerse polis barikatı, hangi sokağa girdilerse gaz bombası ve tazyikli suyla karşılaştılar. Bir sokakta özel olarak bu grubumuza saldıran Çevik Kuvvet, Kurtuluş Partililerin kaçışmadığını, korkmadığını, kararlılıkla durduğunu görünce, kaçanı kovalama itçil psikolojisi, saldırıyı durdurmasını emretmiş ve Kurtuluş Partililerin geçişlerine izin vermek zorunda kalmıştır. Ancak ilk karşılaşma anında korkusundan, yalnızca birkaç metre mesafede olmalarına rağmen bir yoldaşımızın bacağına gaz bombası kapsülünü nişan alarak atan polis, bu yoldaşımızın yaralanmasına sebep oldu.

Orantısız polis gücü karşısında DİSK’in önüne gitme imkânı bulamayan buradaki kolumuz, Şişli Camisinin arkasında bulunan ve dört bir tarafı polis barikatıyla tutulmuş alana çekilebildi. Burada bir süre bekledikten sonra, bayraklarımızı yeniden açarak ilk barikata kadar yürüme ve DİSK önüne gitme eyleminde ısrar ettiler. Bu durumu fark eden polis yaklaşık 150 metreden üzerlerine gaz bombası attı. Ancak arkadaşlarımızın bir adım bile geri gitmediğini gören polis, saldırısını durdurdu. Bu noktadan, kitlemizi temsilen bir yoldaşımız, polis amirlerine, DİSK’in önüne gitmek istediğimizi, buna izin verilmemesi halinde polisi teşhir eden bir basın açıklaması gerçekleştireceklerini bildirdi. DİSK’in önüne gidilmesine izin verilmeyeceği söylendiğinde ise grubumuz sloganlarıyla eyleme geçti. Burada Kurtuluş Partililer adına Ankara İl Sekreterimiz Av. Doğan ERKAN, AB-D Emperyalistlerini, AKP’yi ve AKP’nin polisini teşhir eden, 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamanın İşçi Sınıfının ve Devrimcilerin kazanılmış hakkı olduğunu ifade eden bir basın açıklaması gerçekleştirdi.

Açıklamasında, polis terörü sebebiyle yaralanan tüm devrimcilere ve evi, dükkânı, arabası polisin gaz bombası kapsülleri ve tazyikli suyu sebebiyle zarar gören tüm halkımıza geçmiş olsun dileklerini ileten yoldaşımızın konuşması, polisin saldırısından bunalmış halktan insanlardan, çevredeki binaların camlarına çıkan yurttaşlardan, arkadaşlarının yanına gidemeyen eylemcilerden büyük bir destek ve alkış aldı. Açıklamanın ardından eylemlerini sonlandırarak, barikatlar kalkana kadar alanda bekleyen Şişli’deki bu yoldaşlarımız, daha sonra önce DİSK’e, Haliç Köprüsünün açılmasıyla da Aksaray’da bulunan Parti binamıza gelerek burada yoldaşlarına katıldılar.

Basının Partimize yönelik bilinen ambargosuna rağmen canlı yayınlarda, fotoğraflarda ve videolarda neredeyse tüm basına yansıdığı gibi Kurtuluş Partililer, TAKSİM VATANLARI için verilen mücadelenin de hep en önünde oldular.

Ne mutlu Partimize, ne mutlu yoldaşlarımıza, ne mutlu o gün TAKSİM için devleşen tüm savaşçılara.

Nakliyat-İş Genel Başkanı, Yöneticileri, Avukatı, Yurtiçi Kargo ve MNG Direnişçileri, TÜVTURK ve Ambarlar’da çalışan üyeleriyle daha akşamdan DİSK’teydiler. İki gün önceki 1 Mayıs gündemli toplantıda Nakliyat-İş Örgütlenme Daire Başkanı’nın 30 Nisan Akşamı DİSK’te konuşlanma önerisinin kabul görmemesine rağmen Nakliyat-İş akşamdan oradaydı. 1 Mayıs sabahı TAKSİM’e doğru yürüyüşe geçildiğinde DİSK kortejinin yarısından çoğu Nakliyat-İş üyeleriydi bu yüzden. Ve bu yüzden Direnişin de, savunmanın da hep en önündeydi Nakliyat-İş’liler. Yeni DİSK yönetiminin bu öngörüsüzlüğü ya da gönülsüzlüğü nedeniyle 2008 yılındaki kitlenin 1/5’i bile yoktu o gün. Birkaç sendikadan başka ne sendika ne de yönetici vardı o gün DİSK önünde.

Bazı yoldaşlarımız da, karşıdevrim cephesinin ördüğü savunmanın zayıf noktalarını araştırmakla görevlendirilmişti Taksim civarında. Ve onlardan alınan bilgi, tramvayların Kabataş’a kadar çalıştığı yönündeydi. Bunun üzerine Parti’de toplanan yoldaşlarımız saat sekizde Aksaray’daki İl Binamızdan Dolmabahçe’ye-Taksim’e doğru harekete geçti. Taksim’den önceki toplanma yeri olarak Dolmabahçe’yi belirlemiştik. Partiden tramvaya doğru yola çıktığımızın “görevliler” tarafından anons edilmesi üzerine önce tramvay seferlerine Eminönü’ne kadar izin veriliyor.  Biz tramvayda iken de Karaköy’e geçişimizi engellemek için Galata Köprüsü açılıyor. (Bu bilginin kaynağı bizzat Eminönü’ndeki tramvay ve köprü görevlileridir. “Bize geceden valiliğin direktifi vardı: Bir durum oluştuğunda köprüyü açın, diye. Sizin tramvaya bindiğiniz anons edilince biz de köprüyü açtık”, dediler.) Tramvayda yoldaşlarımız 1 Mayıs Marşı, Dev-Genç Marşı gibi marşları söylemişler, sloganlarımızı haykırmışlardır. Eminönü’ne vardığımızda ise Galata Köprüsü’ne ek olarak Unkapanı (Atatürk) Köprüsü’nün de açıldığını görünce, mevcut kitleyi Dolmabahçe’ye ulaştırabilecek başka bir yol da kalmayınca biz de 1 Mayıs’ı burada, Galata Köprüsü’nün üzerinde kutladık. Çünkü Galata Köprüsü artık Taksim’di bizim için. Çünkü 1970 15-16 Haziran Şanlı İşçi Direnişinden tam 43 yıl sonra bir kez daha Parababalarını ecelleri gelmişçesine korkutmuş, Galata ve Unkapanı Köprüleri’ni açtırmıştık. 15-16 Haziran Direniş’inde de Genel Başkan’ımız aynen bugün olduğu gibi bu engeli yaşamıştı, işçilerle birlikte. Hangi fani böyle bir olayı ömründe iki kez yaşar ki?.. Bu onur da Genel Başkan’ımızın nezdinde Partimize aittir.

Taksim’e varmayı deneyen ama varamayan birçok devrimci de, halkımızdan insanlar da Eminönü’nde bizi görünce alkışlarla gelip bize katıldı. Halkımızdan geniş bir kesim de, köprü girişini polis tuttuğu için, uzaktan bize alkışlarla destek sundular. Sonraki süreçte polise müdahale ederek bu kitleden önemli bir kısmının da karşılıklı alkışlar eşliğinde bize katılmasını sağladık. Onlar da bizimle beraber 1 Mayıs coşkusunu yaşadılar. Aralarında “TKP”ye lanetler yağdıran “TKP”liler de vardı.

Aynı güzergâhtan Taksim’e varmak isteyen “Antikapitalist Müslümanlar”ın bizle birleşmesini istemeyen polis onları engellemeye çalıştı. Ama içeriden bizim, dışarıdan onların zorlamasıyla polis barikatı yarıldı. Onlar da Galata Köprüsü’ne çıkmış oldular. Onlarla ortak bir programımız yoktu. Tamamen tesadüfî bir karşılaşmaydı. Köprü üzerinde kısa bir süre durup geri döndüler. Yanımızdan geçerken birbirimizi alkışlayarak karşılıklı dayanışma gösterdik.

Bizim için 2013 yılının Taksim’i olan Galata Köprüsü üzerinde Doğan Haber Ajansı ve İhlas Haber Ajansı’na ve kitlemize hitaben Partimizin Genel Sekreter Yardımcısı Av. Tacettin Çolak Yoldaş’ın kısa bir konuşmasından sonra Genel Başkan’ımız bir konuşma yaptı.

Genel Başkan’ımız Nurullah Ankut Yoldaş’ımız, coşku dolu konuşmasında; Taksim’in VATAN olduğunu, dökülen kanlarla, alın teriyle vatana dönüştüğünü anlattı. 43 yıl önce de (15-16 Haziran 1970’te) yine işçilerle Eyüp-Alibeyköy tarafından yürüyerek bu köprüye geldiklerini ve köprülerin açılmış olması nedeniyle karşıdaki işçi kardeşlerimizle buluşamadıklarını dile getirdi. Parababalarının İşçi Sınıfının gücünden dün de, bugün de böylesine, ecelini görmüşçe korktuğunu belirtti. Sözlerini Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz, diyerek bitirdi.

Hem eylemimizin hem de Genel Başkan’ımızın bu konuşmasının medyada hiç yer almadığını, bize yönelik yeni bir abluka yaşadığımızı anlatmaya sanırız gerek yoktur.

 

***

Eminönü’nde bulunan kitlemizi Taksim’e taşıyamayacağımızı görünce buradaki bir grup genç yoldaşımızı daha Şişli’ye, DİSK’e yolladık. Bazı yoldaşlarımız da Taksim’e ulaşım için yeni yollar aramayla görevlendirildi.

Şişli/DİSK’teki Direnişin bitirildiğini öğrenince saat 13:30’da biz de Eminönü’ndeki yoldaşlarımız önce Andımızı içtiler, sonra Partimizin Genel Sekreter Yardımcısı Av. Tacettin Çolak bu eylemimizin değerlendirilmesini içeren kısa bir konuşma yaptı. Böylece bu seneki 1 Mayıs kutlamamızı Galata Köprüsü üzerinde bitirerek düzenli bir şekilde; yol boyunca pankartlarımızı ve bayraklarımızı dalgalandırarak, sloganlarımızı haykırarak Partimize döndük.

Partimizde günü değerlendirme gündemli bir toplantı yaptık. Genel Başkan’ımız heyecanlı, özlü kısa bir değerlendirme yaptı. Genel Başkan’ımızın 1 Mayıs’larda Taksim’in sadece bir alan olmadığı, Devrimcilerin toprağını kanlarıyla suladığı bir VATAN olduğu vurgusu yoldaşlarımız ve konuklarımızın alkışlarıyla taçlandı.

Genel Başkan’ımızın dediği gibi 1 Mayıs’larda TAKSİM, bizler için sadece bir alan değil, bir alanın çok ötesinde bir VATANDIR. Şehitlerimizin kanıyla suladığı bu Vatan topraklarını savunmak bir Vatan Borcu, tüm görevlerimizin başında gelen bir DEVRİM Mücadelesidir.

Yerli-yabancı Parababalarının (emperyalistler ve vatan satıcısı AKP+Cemaat+satılmışlar medyasından oluşan işbirlikçilerinin) bu Devrim Mücadelesini basit bir alan tartışmasına indirgemeleri bizleri VATANSIZ bırakmak ve DEVRİMDEN vazgeçirmek içindir. Kendine “sol”um diyen her kim olursa olsun Parababalarının bu demagojisiyle aynı jargonu kullanıp “1 Mayıs’ı alan tartışmasına dönüştürmemeli” türünden teraneler geveliyorsa o da bilerek veya bilmeyerek Vatan Hainliği yapıyor, DEVRİM diye bir derdi olmadığını ilan ediyor demektir.

Nakliyat-İş Başkanı “anlamsız bir alan tartışması” yüzünden mi bacağından gaz bombası kapsülüyle yaralandı. Bursa’dan gelen bir Yoldaşımız aynı şekilde gözünden yaralandı. Bu Yoldaşımızın elmacık kemiğinde parçalı kırık oluşmuş, kulağı yaralanmıştır. Bursa’da Uludağ Üniversite Hastanesinde ameliyat edilmek üzere yatmaktadır. Kartal’dan bir Yoldaşımız bacağından, Ankara İl Başkan’ımız da ayağından, Ankara’dan bir başka Yoldaşımız ise göğsünden aynı şekilde kapsülle yaralanmıştır. Bazı arkadaşlarımız da daha önemsiz sıyrık yaraları almış, on beş dakikada bir gaz ve gazlı su yemiştir. Gene Nakliyat-İş üyelerinden gazdan bayılan, fenalaşanlar ve gözaltına alınanlar olmuştur. Bunlar sadece Şişli’de ve DİSK’in önünde olan ve HKP ile Nakliyat-İş üyeleriyle ilgili olanlardır. Bunun dışında aynı bölgede başka sendika ve siyasi yapılanmalardan da onlarca ağır ve hafif yaralılar ve gözaltılar olmuştur.

Ayrıca, Şişli’nin dışında başta Beşiktaş ve Mecidiyeköy olmak üzere İstanbul’un muhtelif yerlerinde, Taksim’e ulaşmaya çalışan çeşitli yapılardan onlarca insan yaralanmış ve gaz bombardımanlarına maruz kalmış ve gözaltına alınmışlar, yılmamış tüm gün boyunca kıran kırana kahramanca mücadele etmişlerdir.

Tüm bu yaşananlara “anlamsız bir alan tartışması”, diyerek çamur atmaya çalışan Yeni Sahte TKP, ne kadar “komünist”likten, “sol”culuktan söz ederse etsin yaptığı vicdansızlığın, korkaklığın daniskasıdır. Vardığı tek yer ise yıllarca verilen mücadeleye, dökülen kanlara, harcanan alınterine ihanettir.

İster Parababalarının karşıdevrim cephesi, ister kendine “sol”, hatta “komünist” diyen korkaklar cephesi olsun onlara inat TAKSİM VATANIMIZI her ne pahasına olursa olsun tekrar zapt edeceğiz. Ama 2014 yılında, ama 2015, 2016 yılı… Ama mutlaka ve mutlaka toprağı şehitlerimizin kanlarıyla sulanan VATANIMIZ TAKSİM’i işgalden kurtarıp 1 Mayıs Kutlamaları için özgürleştireceğiz tekrar. 02.05.2013

 

Yaşasın 1 Mayıs!

Taksim Kızıldır Kızıl Kalacak!

Taksim Vatandır! Vatan İçin, Devrim İçin Ölüm Hoş Geldi, Sefa Geldi!

Halkız Haklıyız Kazanacağız!

 

Halkın Kurtuluş Partisi

Genel Merkezi