Yat Limanı, Lüks Otel ve AVM’ler Bizim, Duraklar Sizin!

04.07.2013
182
A+
A-

Taksim Gezi İsyan-Direnişi’nin devam ettiği sıralarda “Bütün projeler halkla paylaşılacak, halka anlatılacak ve görüşleri alınacak. Artık bir otobüs durağının yeri değişse bile halka sorulacak. Yol ve güzergâh değişikliğiyle ilgili bilgi verilecek.” diyordu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş. Topbaş bu açıklamayı 20 Haziran’da yapıyor; 2 Temmuz’da ise Ulaştırma Bakanlığı “Haliç Gold” adını verdikleri büyük bir ihale açıyor, kimseye sormadan. Halk neden “bunlara” inanmıyor işte ortada. “Bunların” mumu yatsıyı bulmadan sönüyor…

Peki, “Haliç Yat Limanı ve Kompleksi” olarak adlandırılan projede neler var?

Proje, tarihi Haliç Tersanesi olarak adlandırılan bölgede Aynalıkavak Kasrı, Taşkızak Tersanesi ve Divanhane binasının bulunduğu 250 dönümlük bölgede yükselecekmiş ve 2 yat limanı, 2 adet 5 yıldızlı lüks otel, AVM, 1000 kişilik Cami, parklar, restoranlar yapılacakmış…

3.5 yıl önce, bölgeyle ilgili araştırmaları bulunan İÜ Edebiyat Fakültesi Profesörlerinden İdris Bostan’ın “Denizcilik Müzesi” olacak diye duyurduğu projeyi Tayyipgiller beğenmemiş olacak ki, şimdi sessiz sedasız, işi Cumhurbaşkanlığı himayesinde götürerek tepki çekmemeye çalışıyorlar. Tayyipgillerin, konuyla ilgili araştırmaları olan bir bilim adamının önerilerini dikkate almaları demek karlarından, iç edecekleri, ettirecekleri paracıklarından olmaları demek olur ki; onlar doğaları gereği böyle bir şeyi yapamazlar. Elleri varmaz bunu yapmaya.

Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhcu konuyla ilgili bir açıklama yapıyor: Projenin bu haliyle bölgedeki tüm tarihi ve kültürel varlığı yok saydığını aktaran Muhcu, “Belli ki birileri Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü eksik bilgilendirmiş. İhale Cumhurbaşkanı’nın himayesi ile kamuoyundan gizli kapaklı bir şekilde yapılıyor” dedi. Gezi Parkı için planlanan Topçu Kışlası projesine karşı kamuoyunda oluşan hassasiyeti vurgulayan Muhcu, “İhaleye katılacak firmaları, projeyi Gezi Parkı hassasiyeti kapsamında değerlendirmeleri konusunda uyarıyoruz. Yine yandaş firmaların içinde olduğu bir takım kuruluşlara organizasyonlara kapalı kapılar ardından ihalelerle peşkeş çekilecek” diye konuştu.” (Sözcü, 2 Temmuz 2013)

Muhcu; “Belli ki birileri Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü eksik bilgilendirmiş.” diyerek, A. Gül’ü bu tür vurgunlarda sanki Tayyipgiller’den farklı bir kişilikmiş gibi koyuyor. Halbuki Gül de Tayyipgiller’in önemli bileşenlerinden biridir. Yani özde birbirlerinden hiçbir farkları yoktur. Aralarındaki çelişkiler ise “Malı kim götürsün? Cumhurbaşkanı kim olsun?” tarzındaki çıkar çatışmalarının su yüzüne vurmasından ibarettir.

Muhcu’nun yukarıdaki açıklaması üzerine Cumhurbaşkanlığından hemen bir yalanlama geldi: “Haliç Yat Limanı ve Kompleksi Projesi, proje ve ihale sürecinin Sayın Cumhurbaşkanımızın himayesiyle yapıldığı şeklindeki iddialar, tamamıyla asılsızdır.” denildi. Belli ki “Taksim Gezi Direnişi”nden sonra bu tür doğaya ve tarihe yönelik katliam girişimlerini üstlenmek devletluları iyiden iyiye korkutmuştu. Gül de hemen bu yalanmayı yaparak böylesi bir kamuoyunun tepkisini çekecek girişime adının bulaşmasını istememiş, aklınca kendini bu tür yağma, vurgun girişimlerinin dışında tutmuş oluyordu. Ama dediğimiz gibi bunlar köken itibariyle Tefeci-Bezirgân Sermayenin siyasi plandaki temsilcileridir. Ve aynı kumaştan kesmedirler, bizim deyişimizle Tayyipgiller’dirler. Bunu böyle bilmemiz gerekir. Halka da bu gerçekliği bu netlikte anlatmamız, göstermemiz gerekir.  

Biliyoruz ki Gezi Parkı’nın yok edilmesine karşı başlayan İsyan-Direniş olmasaydı, Gezi Parkı şu anda olmayacaktı. O yüzden tarihi Haliç Tersanesi’ne de sahip çıkmak İstanbulluların görevidir. “Haliç Tersanesi’ne dokunmayacağız” diyerek tarihi, insani, doğal olan ne varsa hepsini bir yolunu bulup yandaşlarına peşkeş çekmeye çalışan Tayyipgiller, yine sözlerinde durmayacaklardır. Zaten proje içeriği incelendiğinde bu sözlerin halkın gözüne toz atmaktan ibaret olduğu en kör gözce bile görülebiliyor. O kadar beton yığınından sonra orada tarih mi kalır, doğa mı kalır?.. Projenin tüm ayrıntılarını açıklamamaları da bundandır.

Kurtuluş Partisi tüm kamuoyunu, burada da onlara bir cevap vermeye, bu ve buna benzer doğaya ve tarihe hiçbir saygısı olmayan vurgun ve talan girişimlerine karşı uyanık olmaya ve fiili tepkiler vermeye çağırır.

 

Kurtuluş Partisi

İstanbul İl Örgütü