Anayasa Mahkemesinden TÜRGEV’e kıyak

25.10.2016
206
A+
A-

“Ülkede anahtarı TÜRGEV’e verilmeyen kamu arazisi kalmasa kimse şaşırmayacak…”

Bu sözleri Yurt Gazetesi’nin 21.08.2015 tarihli sayısında Esin Gedik köşe yazısında yazmıştı. Yazının tamamı şöyleydi:

“Ülke gündemine 25 Aralık yolsuzluk soruşturmasıyla girdi TÜRGEV ama biz gazeteciler kurulduğu günden beri bu ‘vakıf’la ilgili gelişmeleri yakından izliyoruz. Biliyorsunuz Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kızı Esra Albayrak ve oğlu Bilal Erdoğan’ın yönetiminde olduğu Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı (TÜRGEV), başdöndürücü bir şekilde büyüyor. Ülkede anahtarı TÜRGEV’e verilmeyen kamu arazisi kalmasa kimse şaşırmayacak… Artık durum öyle bir hale geldi ki Zeytinburnu’ndaki tüm kamu binaları belediye başkanının keyfiyle TÜRGEV’e verilebilir, çünkü belediye meclisi başkanı bu konuda yetkili kıldı.
Arama motorunu açıp “TÜRGEV, kamu binaları” yazdım, yüzlerce sayfa açıldı. Hepsini okumaya kalksanız günlerce bilgisayarın başından kalkamazsınız.

25 Aralık soruşturması sırasında Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, TÜRGEV’e ait 143 gayrimenkul olduğunu açıklamıştı. Türkiye’de geçmişi yüz yıl öncesine dayanan vakıfların bile bu kadar çok gayrimenkulü yokken TÜRGEV’in hızla büyümesinin altında Milli Emlak ve diğer kamu arazilerinin kanuna, etiğe sığmayacak yöntemlerle devrediliyor olması yatıyor.

İşte kamunun TÜRGEV’e yaptığı kıyaklar, afedersiniz tahsisler…

– AKP’li Fatih Belediyesi, 25 yıllığına bedelsiz olarak Mevlanakapı Kız Öğrenci Yurdu arsası,
– Fatih’teki Hırkai Şerif Camii’nin yanındaki Muhafızlık Konağı,

– Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne ait iki öğrenci yurdu,

– Tekirdağ Üniversitesi’nin kullandığı Milli Emlak’a ait arazi,

– Tokat Gazi Osman Paşa Üniversitesi kampüsündeki kamu arazisi,

–  Üsküdar’ın Ünalan mahallesinde bulunan TCDD’ye ait arazi,

– İstanbul Ataşehir’de TMSF’ye ait arazi,

– Şanlıurfa Harran Üniversitesi Osmanbey Yerleşkesi yakınında Hazine’ye ait arazi,

–  Emlak’a ait otel yapmak için İstanbul Fatih ilçe sınırları içerisindeki Şehzadebaşı arazisi,

– Esenyurt’ta çok sayıda taşınmaz,

– Zeytinburnu’nda yarısı Hazine’ye yarısı vakfa ait 89 dönüm arazi,

–  Bursa’da Milli Emlak’a ait Hazine arazisi,

–  Kütahya’da Enerji Bakanlığı’na ait yaklaşık 50 dönüm arazi ve 209 adet daire,

– Adıyaman Gölbaşı’nda Milli Emlak’a ait arazi,

–  Çanakkale’de 18 Mart Üniversitesi’nin kullandığı öğrenci yurdu da olan 18 bin 438 metrekarelik arazi.

Üniversite arazileri, TÜRGEV’e veriliyor.

Bu sıraladıklarım yolsuzluk soruşturması sırasında hazırlanan fezlekeye yansıyanlar, bir de daha sonrası var. Zeytinburnu’nda geçici kaymakamlık binası olarak kullanılan bina geçtiğimiz ay TÜRGEV’e devredildi. Hatta Zeytinburnu Belediye Başkanı Murat Aydın’a, diğer kamu binalarını da vakıflara tahsis etme yetkisi verildi. Muhalefetin itirazları her zaman olduğu gibi bir işe yaramadı. Bir başka kamu kıyağı yine İstanbul’da yaşandı. Tuzla’da daha önce üniversitelere verilmeyen, Formula-1 pistinin yanındaki 167 dönümlük değerli arazi, TÜRGEV’e verildi. Bu binayı daha önce Yeditepe ve İstanbul Ticaret Üniversitesi istemiş, kamu ‘hayır’ yanıtı vermişti. Bir diğer haber de Gaziantep’ten. Gaziantep Şahinbey Belediyesi, biri 17 bin 500 metrekare diğeri ise 6 bin 500 metrekarelik iki arsayı TÜRGEV’e tahsis ettiğini açıklamak zorunda kaldı.

Sakarya Üniversitesi Esentepe kampüs alanında 14 bin 666 metrekarelik arazi Milli Emlak tarafından TÜRGEV’e tahsis edildi ve kısa bir süre sonra da Sakarya Büyükşehir Belediye Meclisi, bu araziyi imara açıldı. Bu yıl içinde Konya İl Özel İdare’sine ait bina 29 yıllığına bedelsiz olarak TÜRGEV’e yurt binası olarak tahsil edildi, Ümraniye Belediyesi tarafından yaptırılan Özel Şule Yüksel Şenler Kız Yurdu da TÜRGEV’in oldu. Bunlar benim bulabildiklerim, kamuoyuna yansımamış başka arazileri, binaları varın siz düşünün. Özel sektörün ‘gönüllü’ olarak yaptığı bağışlar başka bir yazının konusu olsun. ” (http://www.yurtgazetesi.com.tr/memleketin-tapusunu-turgeve-verip-kurtulalim-makale,10795.html)

Bu yazı ve basında çıkan başka haberler üzerine Halkçı Hukukçular olarak harekete geçmiş ve Recep Tayip ERDOĞAN ve çocukları Türgev yöneticisi Bilal Erdoğan,  Esra Albayrak, İstanbul ve diğer suç yeri Valileri ve İl Genel Meclisi üyeleri ve Belediye Başkanları hakkında Görevi kötüye kullanma (TCK.257/1,2), görevinden   kaynaklı kişi ve kurum kayırma (ayırımcılık- TCK.122/1-a), bilerek ve isteyerek kamu zararına sebep olmak ( İrtikap- TCK. 250/1), Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak nitelikli dolandırıcılığa neden olmak ( TCK. 158/1-d-e) suçlarından suç duyurusunda bulunmuştuk.

Suç duyurumuza karşılık İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 25.11.2016 tarihinde  “soyut iddia dışında, kamu davası acımaya yeterli, kesin ve inandırıcı deliller olmadığı” gerekçesi ile İşlemden Kaldırma Kararı vermiş bu karara da itiraz etmiştik. Bu itirazımız İstanbul 8. Sulh Ceza Hakimliği tarafından reddedildi. Tüm bu aşamalardan sonra Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanı Nurullah Ankut adına “Etkili Başvuru” ve “Adil Yargılanma” hakkının ihlali gerekçesi ile Anayasa Mahkemesi’ne başvuru yaptık. Ancak Anayasa Mahkemesi de “Somut olayda, ihlale neden olduğu ileri sürülen kamusal işlem veya eylemden başvurucu tüzel kişiliğin etkilenmediği anlaşılmaktadır”  “gerekçesi” ile  ““…başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin Kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar” vermiştir.

Oysa ki daha önce aynı konuda Konya’da suç duyurusunda bulunmuştuk ve bunun üzerine Konya Valiliği: “Konya valiliğinin tarafımıza gönderdiği yazısına ek yaptığı Konya Büyükşehir Belediyesi yazısında ise belediye “İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü’nün yazısı ile Bakanlık Hukuk Müşavirliğinin görüşü dikkate alınarak TAHSİS İŞLEMİNİN belediyemiz tarafından yeniden değerlendirilmesi istenilmiştir…, Mülkiyeti İl Özel İdaresi’ne ait iken Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfına (TÜRGEV) tahsis edilen, 6360 sayılı yasa ile belediyemize devredilen öğrenci yurdu binası ile ilgili gerekli fiyat araştırması yapılarak, yer teslim tarihi olan 19.09.2013 tarihinden itibaren…, 5.000 TL (Beş bin) ECR-İ MİSİL BEDELİ ALINMASINA KARAR VERİLMİŞ VE KONUYLA İLGİLİ GEREKLİ YASAL ÇALIŞMALAR BAŞLATILMIŞTIR” şeklinde cevap vermişti.

Görüldüğü gibi suç duyurumuza karşılık Konya’da böyle bir işlem yapılırken İstanbul’daki suç duyurumuza karşılık şüpheliler hakkında hiçbir işlem yapılmamış en son Anayasa Mahkemesi de “kişi bakımından yetkisizlik” kararı vermiştir. Arada büyük bir çelişki vardır. Bir tarafta Ecri Misil bedeli alınmasına karar verilirken diğer tarafta şüpheliler aklanmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin kararının ise hiçbir iler tutar yanı yoktur. Halkın Kurtuluş Partisi “kişi yönünden yetkisiz”miş!?!

Oysa ki yukarıda aktardığımız gibi onlarca kamu malı AKP’giller’in TÜRGEV’ine peşkeş çekilmiş bu konuda daha önce de suç duyuruları yapılmıştır. Soralım o zaman: Bir ülke de Kamu mallarının birilerine peşkeş çekilmesinden tüm halk zarar görmez mi? Tüm işçi, köylü, öğrenciler zarar görmez mi? Peki tüm üyeleri Emekçi Halktan oluşan Halkın Kurtuluş Partisi nasıl kişi yönünden yetkisiz olurmuş? Parti Programında insan, hayvan, doğa, kısacası evren sevgisini başa koyan ve bunun için mücadele eden bir Partinin en önemli görevi değil midir bu suç duyuruları?

Ancak Adli Yıl açılışlarını bile Kaçaksaray’da yapan, AKP’giller’in reisinin önünde ayağa kalkıp düğmesiz cüppelerini iliklemeye davranan, HSYK’nin kura çekme törenlerini bile Kaçaksaray’da yapan ve böylece Cumhuriyetin Hâkimi ve Savcısı değil Saray’ın Savcısı ve Hâkimi olduklarını gösteren yargıç ve savcılardan başka ne beklenebilirdi ki!

Halkçı Hukukçular olarak tüm bunlara rağmen tarihin bizlere yüklediği görevi yerine getirmeye devam edeceğiz. Anılan kararı AİHM’ne götürecek ve hukuki ve toplumsal mücadelemize devam edeceğiz!

Halkın Adaletinden kaçış yoktur! Eninde sonunda Halkın ekmeğine göz koyanlar cezalandırılacaktır! Buna inancımız tamdır! 25.10.2016

 

HALKÇI HUKUKÇULAR