Türkiye’de Üç Çürütücü Odak

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

“Çürütücüler” diye bir kitap yazmışız.

Ne demişiz?

“Yargıyı, Orduyu, Eğitimi, Dini, Ahlâkı, Vicdanı, Onuru, Namusu Çürüttüler”, demişiz.

Evet, Türkiye’de demek ki yargıdan daha önemli sorun çürüme; ahlâki çürüme. Her şeyi çürüttüler. Toplumun tüm katmanlarını sardı bu çürüme.

Üç çürütücü odak var. Üçü de ABD yapımı, ABD kuklası, ABD hizmetkârı.

Birincisi; Tayyipgiller iktidarı. Bu iktidarın ABD tarafından nasıl devşirildiğini, nasıl partileştirildiğini, nasıl iktidara taşındığını ve 23 yıldan bu yana nasıl orada tutulduğunu defalarca anlattık somut, açık belgeleriyle, kanıtlarıyla.

İkinci çürütücü; Yeni CHP’nin şefleri. Onlar da CHP’yi çürüttü. Yani Tayyipgiller Türkiye’yi çürüttüler, Yeni CHP Şefleri de; Baykal, Sorosçu Kemal ve onun çömezi Özgür Özel de Mustafa Kemal’ler’in, Silah Arkadaşlarının ve İnönü’lerin kurduğu CHP’yi çürüttüler; tersyüz ettiler, bütün prensiplerinden kopardılar. ABD hizmetkârı, ABD kuklası uyuntulardan, İbişlerden oluşan bir muhalefet rolü oynayan parti haline getirdiler. Yani ABD’nin yönettiği, CIA’nın yönettiği ihanet tiyatrosunda Yeni CHP muhalefet rolü oynuyor. O rol verilmiş; ona göre yeniden formatladılar bu Yeni CHP’yi.

Üçüncü çürütücü; Amerikancı Burjuva Kürt Hareketi PKK. Daha önce de defalarca söylediğimiz gibi, 1991’de Sosyalist Kamp’ın yıkılışıyla, çöküşüyle birlikte Abdullah Öcalan ve onun yönetimindeki PKK aniden dümen kırıp doğrudan Atlantik ötesine yol aldı ve Miami Kıyılarına demirledi. Artık ABD’nin hizmetine ve yörüngesine ve buyruğu altına girdi.

Sadece kendisi ABD kuklası olmakla kalmadı, ABD haydudu ona başka bir hainane görev daha verdi; Türk Solu’nu da çürüteceksin, yörüngene çekeceksin ve getirip bizim hizmetimize sokacaksın, dedi.

O buyruk doğrultusunda Öcalan ve PKK, Türk Solu’na da saldırmaya başladı. Kaypakkayacı hareketten birkaç kişiyi öldürdü, bu EMEP denen, şu andaki sefalet siyaseti yapan partiden birkaç kişiyi öldürdü, Yeni Sahte TKP’nin taraftarlarını birkaç yerde sopaladı, kovaladı ve bunları da pasifize etti. Tabiî bu arada sopa ve havuç siyaseti de uygulamayı ihmal etmedi. Yani bunlara birer ikişer milletvekilliği verdi her dönemde. Ve bunların artık PKK’den, onun siyasi plandaki temsilcisi olan HDP’den, DEM’den, DAM’dan, YPG’den, PYD’den farklı hiçbir görüşü olmadı.

Yavaş yavaş, ara sıra, sol, sosyalist söylemde bulunsalar da bu, Avrupa Solu’nun sosyalizm iddiasında bulunurken yaptığı içi boş söylemden farklı bir söylem anlamına gelmez.

Biliyorsunuz İngiltere’de de İşçi Partisi, Portekiz’de, İspanya’da Sosyalist Partiler, Almanya’da Sosyal Demokrat Partiler gelir geçer ama bunların hepsi Uluslararası Finans-Kapitale, Parababalarına ve onun ağababası ABD’ye hizmetkârlıkta asla kusur etmezler.

İşte PKK’nin, PYD’nin, DEM’in de ve onların yörüngesindeki TİP’in, TÖP’ün, SODAP’ın, EMEP’in, ESP’nin sol ve sosyalizm iddiaları aynen bu kapsam içinde yer alır.

Bu sol hareketleri çürütmekle kalmadı PKK, daha da genişletti saldırısını ve etkisini. Halk Örgütlerini de yörüngesine çekti. Hani “Kitle Örgütleri” deniyor ya, biz “Halk Örgütleri” diyoruz bunlara, yani; DİSK’i, KESK’i, TMMOB’u ve Türk Tabipler Birliği’ni de yörüngesine çekti. Onları da kendisinin merkezi oluşturduğu bir yapının içinde, kukla uydular olarak oynatmaya başladı. Onlar da artık hepsi PKK yancısı, PKK muhibbi. Hatta son bir iki yıldır gördüğümüz gibi, dünyanın en önde gelen bir iki barosundan biri olan İstanbul Barosunu da, onun yönetimini de ele geçirdiler. İşte bu İbrahim Kaboğlu, Çanakoğlu, Çömlekoğlu başkanlığındaki yönetime baktığınız zaman, tümü ABD hizmetkârı ve PKK sevici. Öyle olunca bunlar da çürüdü. Gerçek Halk Örgütü olma özelliklerini tümüyle kaybettiler.

İşte bunların önümüzdeki 1 Mayıs’ta yani yarınki 1 Mayıs’ta ve ondan önceki 1 Mayıs’larda hep Tayyip’in, o ABD hizmetkârı kanlı diktatörün, despotun gösterdiği yerlerde sözüm ona 1 Mayıs Bayramımızı kutlamaları buradan kaynaklanmaktadır.

Ne dedi Tayyip bunlara?

Maltepe Dolgu Çukuruna gideceksiniz, orada 1 Mayıs yapacaksınız, dedi. Marş marş çekti. Bunlar; emrin olur Reis, diyerek koştular oraya.

Bir sefer de ne dedi?

Bakırköy Pazar Çukuruna gideceksiniz. Marş marş çekti. Bunlar; emrin olur Reis, diyerek yine alayı koştular oraya.

Şimdi de ne dedi Tayyip?

Kadıköy’e gideceksiniz, dedi. Bunların hepsi; emrin olur, dediler, aynen Tayyip’in buyruğuna uydular.

Çünkü hepsi çürümüş, içleri boşaltılmış, kof, kurumuş birer ağaca dönmüş bunlar. Böylece de kitle desteklerini bütünüyle kaybetmişler.

İçler acısı bir sefalet yaşanıyor ne yazık ki ülkemizde…

DİSK’e baktığınız zaman, başındaki kadın bir tek gün bile ömründe işçilik yapmamış, sıradan bir uyuntu. Bunu getirip; sen başkan olacaksın, dedi PKK, Amerika ve çevresini de ona göre doldurdu. Bunlardan mücadele beklemek, İşçi Sınıfını yönetmesini beklemek, İşçi Sınıfının hak ve çıkarlarını savunmasını beklemek boş bir hayalden öte ne olabilir? Bunların tamamının, yaptıkları bir direniş, bir mücadele yok. Teslimiyet ve ihanet siyaseti yapıyorlar on yıllardan bu yana.

Yarınki 1 Mayıs’ta tanık olacaksınız; tümü de bizim yoldaşlarımızın oluşturduğu DİSK’e bağlı Nakliyat-İş Sendikası, bunların tamamından daha fazla işçiyi 1 Mayıs’a getirecek.

Nereye getirecek?

Oruç Gazi Ortaokulu ile Pertevniyal Lisesi karşısında yer alan Nakliyat-İş Genel Merkezi’nin önüne getirecek. Oradan Saraçhane’ye yürüyecek bu 1 Mayısçı işçi kardeşlerimiz. Tamamı işçilerden oluşacak, sadece yöneticileri bizim yoldaşlarımızdan oluşacak. Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu başta gelmek üzere, tüm yöneticileri bizim yoldaşlarımızdan oluşuyor.

İzleyin gözleyin; bu Kadıköy’e gidecek onca sendikanın ve diğer kitle örgütünün getirebileceği işçi sayısından sanıyorum daha fazla işçiyi, biz 1 Mayıs kutlamak için buraya getireceğiz ve buradan Taksim’e çıkmak amacıyla Saraçhane’ye doğru yönleneceğiz.

Hep söyledik ya; biz 1967’den bu yana Usta’mız Hikmet Kıvılcımlı’dan ve ondan bayrağı devraldığımız günden bu yana Denizler’le, Mahirler’le yoldaşlık ettiğimiz günden bu yana, prensiplerimizden bir milim taviz vermedik, uzaklaşmadık ve vazgeçmedik.

Aynı heyecanla, aynı teoriyi savunarak, aynı kararlılık, fedakârlık ve adanmışlıkla devrimci savaşımıza devam ediyoruz.

O günlerde de söylediğimiz gibi; bizim düşmanımız ABD Emperyalist Haydudu, Che’nin deyişiyle “insan soyunun başdüşmanı”, onun müttefiki Avrupa Birliği Emperyalist Haydutları ve onların Türkiye’deki yerli işbirlikçi hainleridir.

1967’den bu yana bunlara karşı savaşıyoruz ve bugün de bunlara karşı savaş vermekteyiz. Yarın da bunları, aynen Birinci Kuvayimilliyeci Atalarımız gibi, hezimete uğratacağız ve emperyalist ağababalarıyla birlikte geldikleri gibi göndereceğiz.

Yaşasın İşçi Sınıfımızın Uluslararası Birlik Mücadele Savaş ve Dayanışma Günü 1 Mayıs!

Yaşasın İşçi Sınıfımızın 1 Mayıs’ının Anavatanı Taksim için Savaşanlar!

 

Kalın sağlıcakla…

30 Nisan 2025