Türkiye Taşeron İşçileri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği: AKP Hükümeti hep yaptığı gibi İşçi Sınıfımızı aldatmıştır!

17.02.2019
77
A+
A-
Türkiye Taşeron İşçileri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği: AKP Hükümeti hep yaptığı gibi İşçi Sınıfımızı aldatmıştır!

Türkiye Taşeron İşçileri Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, AKP İktidarının kadro aldatmacasının ve sonuçlarının dile getirildiği yazılı bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamayı aynen yayımlıyoruz:

BASINA VE KAMUOYUNA

Değerli emekçi kardeşlerimiz,

Ekonomik krizin en acımasız haliyle yaşandığı ülkemizde İşçi Sınıfımıza her geçen gün yeni bir darbe vuruluyor. Bilindiği üzere İşçi Sınıfımız, insan onuruna yakışmayan yokluk, yoksulluk ve pahalılık cehennemine terk edilmiş durumdadır.

AKP Hükümeti, bir gece yarısı Kanun Hükmünde bir Kararnameyle bütün taşeron işçilerini kadrolaştırdığını, artık taşeron işçiliğin bittiğini ilan etmiş ve hep yaptığı gibi İşçi Sınıfımızı aldatmıştır. Zaman geçtikçe AKP İktidarının ballandırarak anlattığı kadronun tamamen bir yalandan ibaret olduğu, aslında İşçi Sınıfının sahip olduğu birçok ekonomik ve demokratik hakları elinden alındığı, iş işten geçtikten sonra anlaşılmıştır.

Aslında, 24 Aralık 2017 tarihli 696 sayılı KHK çıktığında bu yaşananların kaçınılmazca yaşanacağı gün gibi aşikârdı. Biz de Dernek olarak o dönemki 27 Aralık 2017 tarihli basın açıklamamızda, yaşanacak hak gasplarını ve oluşacak mağduriyetleri işaret etmiştik.

Ne demiştik o tarihteki açıklamamızda?

“Kadroya alınan işçilerse aynı işi yapan kamu işçileri ile eşit haklara sahip olamayacaklar. Kadroya geçen işçiler daha önce çalıştıkları taşeron şirketlerde Yüksek Hakem Kurulu (YHK) tarafından bağıtlanan toplu iş sözleşmelerindeki mevcut haklarını almaya devam edecekler. Yani bu toplu iş sözleşmeleri bitinceye kadar kadro aldıkları işyerlerinde halen var olan toplu iş sözleşmelerinden yararlanamayacaklar. Bu düzenleme ile toplu iş sözleşmesi hukuku da yerle bir ediliyor. Aynı işyerinde iki farklı toplu iş sözleşmesinin uygulanmasına kapı açarak kadroya geçen taşeron işçileri Yüksek Hakem Kurulu (YHK) tarafından bağıtlanan toplu iş sözleşme bitinceye kadar yine taşeron işçisi gibi çalışmaya devam edecekler. Anayasanın eşitlik ilkesine de aykırı olan bu durum kamuda birinci ve ikinci sınıf kamu işçisi yaratmış olacak.

“Bir başka durum da, toplu sözleşme hakkını ortadan kaldıracak bir düzenlemenin KHK’de yer almasıdır. İşkolundaki sendikaları taraf olmaktan çıkaracak ve aynı zamanda işlevsiz hale getirecek olan düzenlemeye göre, hükümet ile kamu işveren sendikaları ve işçi konfederasyonları arasında bütün kamu işçilerini kapsayan çerçeve anlaşma protokolü imzalanabilecek ve bu protokol konfederasyona üye sendikalar için bağlayıcı olacak. Böylece kadroya alınan taşeron işçiler ile eski kamu işçileri arasındaki farklar devam edecek.

“Sonuç olarak;

“696 sayılı KHK ile taşeron işçilerin önemli bir bölümü kamu işçisi kadrosuna alınmıyor,

“Kadroya alınan işçilere yeni bir hak verilmiyor, onun için devlete ek bir maliyet veya yük getirmiyor, aksine kadroya alınmak için sadece geçmişte açılacak davalardan feragat değil, gelecekte bu tip davalar açılmayacağının da taahhüt edilmesi ve tüm haklardan feragat edildiğine dair yazılı bir sulh sözleşmesi istenerek kazanılmış davalardan kaynaklı haklar ve olası haklar gasp ediliyor,

“Kadroya alınacak taşeron işçilerin keyfi olarak elenmesine imkân tanıyan sınav sistemi getiriliyor,

“Kamuda ikinci sınıf kamu işçiliği statüsü yaratılıyor,

“Toplu pazarlık hakkı gasp edilerek işkolundaki sendikalar devre dışı bırakılıyor,

“657 sayılı Devlet Memurlarına uygulanan güvenlik soruşturması veya arşiv araştırması isteniyor.

“Kısacası 696 Sayılı KHK ile düzenen taşeron işçilerine kadro konusu, işin neresinden bakılırsa bakılsın koskoca bir yalandır, kandırmacadır, aldatmacadır, göz boyamadır. Aileleri ile birlikte milyonlarca işçinin tertemiz duygularıyla, umutlarıyla oynamaktır, onlara yok saymaktır.

“Bunların yalanlarına inanma, kanma, umutlarınla oynatma, tanı bunları.”

Yaşananlara baktığımızda da Dernek olarak bizim söylediklerimiz tek tek gerçekleşmiştir…

KHK ile taşerondan sözde kadroya geçirilen işçilerin yedi ceddini araştırmaya tabi tutarak neredeyse bütün işçiler fişlenmiş, emeklilik yaşı gelmiş ama pirimi dolmamış ya da pirim gün sayısı dolmuş ama emeklilik yaşı dolmamış birçok işçi kardeşimiz emekliliğe zorlanarak emekli edilmiştir.

Bunlar da yetmezmiş gibi ucube bir çatı sözleşmesi hazırlanarak bütün taşeron işçileri bu sözleşmeye tabi tutularak, İşçi Sınıfının toplusözleşme hakkı elinden alınmıştır. Öyle ki, uygulanan çerçeve sözleşmede altı ayda bir yapılan zam yüzde 4 gibi komik bir oran olmuştur. Resmi rakamlara göre bile enflasyonun katbekat altında kalan bu ücret artışlarına enflasyon farkı yansıtılmamaktadır. Ayrıca bu zam oranı Merkez Bankasının 2019 yılı için tahmin ettiği enflasyon oranının bile katbekat altındadır. Yine kadroya geçiş adı altında zorla imzalattırılan feragatnameler ile işçilerin geçmiş alacakları sıfırlanmış ve işten ayrılan işçilere geçiş öncesi haklarının verilmediği ve tazminat alamadıkları geçtiğimiz günlerde basına da yansımıştır.

TÜİK’in açıkladığı 2018 yılı enflasyon oranının yüzde 20.35 olduğu bir durumda, Kamuda çalışan, sözde kadroya geçirilen 250 bin işçi kardeşimiz; işyerlerinde işçi arkadaşlarıyla aynı işi yapmalarına rağmen %26’lık asgari ücret zammından mahrum bırakılarak yüzde 4’lük zamma mahkum edilmiştir. Böylece birçok haksızlığın, hukuksuzluğun yanında; şimdi de mağdur duruma düşürülmüştür.

Yıllarca taşeronda çalıştıktan sonra KHK ile kadroya geçirildiği söylenen yaklaşık 900 bin işçi kardeşimizin uğradığı haksızlığın yanı sıra, hâlâ sözde kadroya bile geçirilmemiş ve kaderine terk edilmiş, devleti yönetenlerin ve Parababalarının hakaretlerine, haksızlıklarına maruz kalan yüz binlerce işçi kardeşimiz var.

 

Değerli emekçi kardeşlerimiz,

KHK ile birlikte Türkiye İşçi Sınıfının birçok ekonomik ve demokratik hakkı, Anayasal güvencesi elinden alınmış, 2020 yılına kadar toplusözleşme hakkı gasp edilmiş, işçiyi işverene karşı koruyacak hiçbir tedbir alınmamış, İşçi Sınıfı açlık ve sefalet ücretine mecbur bırakılmıştır. Yine 696 sayılı KHK ile 2020 yılında nasıl bir toplusözleşme olacağı da muallak kalmıştır. Görünen o ki gerçek bir toplusözleşme düzeni olamayacaktır. Yüzde 4 zam aldatmacası devam edecektir.

Aynı şartlarda KHK’den yararlandırılan özellikle merkezi idareye bağlı birimlerde yani Kamuda çalışan işçilere ikramiye ya da 52 yevmiye tediye verilirken, belediyelerde çalışan İşçiler bunun dışında bırakılmıştır. Oysa her iki grup işçi de aynı kararnameyle sözde kadroya geçirilmişti. Bu uygulama Anayasanın eşitlik ilkesine açıkça aykırıdır. Bir kısım işçiye banka promosyonu verilmiş, bir kısmı bunun da dışında bırakılmıştır. Bu ve buna benzer başka haksızlıkları da dile getirmek mümkündür.

Kısacası aynı işi yapan ama aynı ekonomik ve sosyal haklardan yararlanamayan, birbirine düşman edilmiş bir işçi yapısını körüklemekte ısrar eden bir siyasi iktidarla karşı karşıyayız…

 

Değerli emekçi kardeşlerimiz,

İşte AKP Hükümetinin 696 sayılı KHK ile ve uyguladığı ekonomi-politikalarla yarattığı tablo budur…

Bu haksız, hukuksuz, adaletsiz ve Anayasanın eşitlik ilkesine aykırı uygulamaya son verilmeli, öncelikle Asgari Ücrete yapılan zam oranı 696 sayılı KHK ile sözde kadroya geçirilen tüm çalışanlara uygulanmalıdır. Ayrıca kamu işçilerine ödenen 52 yevmiyelik ilave tediye ve Banka promosyonları da tüm işçilere ödenmelidir.

Yine KHK ile getirilen “kadrolu işçi”“sürekli işçi” gibi, işçiler içinde eşitsizlik ve adaletsizlik yaratan, taşeron işçiler arasındaki kamu ve belediye işçisi gibi ayrımcılığa son verilmeli, bütün taşeron işçileri kamu işçisi olarak kadroya alınmalı, işçilerin toplu iş sözleşmesi yapma hakkını ortadan kaldıran antidemokratik uygulamaya son verilerek işçilere özgürce toplu iş sözleşmesi yapma hakları tanınmalıdır.

 

Değerli sınıf kardeşlerimiz,

AKP iktidarı bunca haksızlığı, hukuksuzluğu İşçi Sınıfına reva görürken, bugün sözde muhalefet durumundaki siyasi partiler ya da birçok sendika bu süreçte maalesef üstüne düşen görevi yerine getirmemiş, yapılan haksızlığa, hukuksuzluğa boyun eğmiştir.

Ne yaparlarsa yapsınlar, Türkiye İşçi Sınıfı kendine düşmanlık eden bütün işçi düşmanlarından gereken hesabı soracaktır. 17 Şubat 2019

Yaşasın işçilerin birliği!

Zafer direnen, mücadele eden işçilerin olacak!

Türkiye Taşeron İşçileri

Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği

Genel Merkezi