‘Terörsüz Türkiye’, ‘Barış ve Demokrasi Süreci’ demogojileriyle halkımıza yutturulmaya çalışılan ihanet sürecinin, BOP’un Türkiye ayağının hayata geçirilmesi süreci olduğunun açık bir kanıtı daha

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Bu Tayyip ve onun kaset tutsağı Kaçak Saray’ının Arkadan Bohçalı’sı Bahçeli Hafız’ın 1 Ekim’de başlatmış oldukları bu Yeni Kürt Açılımı için ne demiştik biz?

Bu BOP’un Türkiye ayağının uygulamaya konulmasının atılmış ilk somut adımıdır, demiştik ve bu açılımın buyruğunu ABD Emperyalist Haydudu vermiştir Tayyip’e ve Bohçalı’ya, demiştik. İşte bizim bu tespitimizin ne kadar doğru olduğu o günden bu yana yani Ekim’den bu yana yaşanan olaylarca da tekrar tekrar doğrulanıyor.

Şimdi buna bir kanıt olarak da tüm gazetecilik hayatını PKK’nin yayın organlarında geçirmiş olan, 1995’ten bu yana da Almanya’ya iltica edip orada PKK’nin yayın organlarının yöneticiliğini yapmış olan ve halen de yapmakta olan Günay Aslan adlı Hafız’ın şu videosunu bir izleyelim:

***

Videonun çözümü

Günay Aslan: Öcalan’ın çağrısına uygun bir biçimde bir silah bırakma olacak. Fakat orada da farklı tartışmalar da var. Yani gelecek orada silahlarını bırakacak olan gerillalar o silahları kimseye teslim etmeyecek. Öyle anlaşılıyor ki silahlar imha edilecek, yakılacak ya da kırılacak. Çünkü silah teslim etmek de çok ağır bir şeydir. Yani böyle hani silahıyla var olmuş bir hareket, silahın onur olduğunu, namus olduğunu söyleyen bir halk gerçekliği var. Dolayısıyla öyle götür silahını savaştığın kişiye teslim et gibi bir yaklaşım ben de beklemiyorum, uygun da olmaz. Çünkü bu Kürtlerde bir travmadır, bütün Kürt isyanları sonrası yaşanan gelişmeleri de bildiğimiz için. Bu da silahların sembolik olarak imha edilmesi, yakılması bir gerçekliktir.

Ama şöyle de bir beklenti içerisine kimse de girmesin; gerillalar kuyruğa girecekler teslim olup işte ya geri gidecek ya Türkiye’ye gidecek böyle bir şey yok.

Kürtlerin sonuçta Rojava’da ve Rojhilat’ta örgütlü silahlı güçleri de olacak. Dolayısıyla bazı güçler ve bazı güçlerin elindeki silahlar ister istemez Kürt kardeşleriyle paylaşılacak. Doğru olan da odur zaten.

Fakat bunlar dediğim gibi çok manipüle ediliyor, çok tartışılıyor, bu tür tartışmalara girmemek lazım. Dolayısıyla sürece bir başka açıdan da böyle yaklaşmak gerekiyor. Bunun gerekli adımları Türkiye tarafından olumlu karşılanırsa, öyle anlaşılıyor ki, yani önemli, olumlu bir dönem başlayabilir. Her şey Kürtlerin tek taraflı adımlarıyla, tek taraflı çabalarıyla ilerlemez. Geçmiş süreçleri de biliyoruz, 95-96-99-2013-2011. Oraları da biliyoruz. Dolayısıyla sorumluluk Türkiye Cumhuriyeti Devletindedir. Büyük ihtimalle Öcalan da PKK de Türkiye Cumhuriyeti Devletinin içinde bulunduğu sıkışıklığın da farkındadır. Onları bir parça daha rahatlatmak adına, onları bu süreçte biraz daha cesaretlendirmek adına, bu özverili diyebileceğimiz tek taraflı adımları atıyorlar.

***

Ne diyor?

Öyle PKK’nin silah bırakması filan yok, diyor. Ama sembolik olarak birtakım silahlarını imha edecek, yakacak, diyor. Bizce de bunlar artık kullanılmaz hale gelmiş, arızalanmış, çaptan düşmüş tırışka malzemelerden oluşacak. Ama gerisini bütünüyle İran’daki PJAK’a ve Rojava dedikleri Kuzeydoğu Suriye’deki PYD, YPG Kürdistan’ına aktaracak, diyor açıkça, netçe. Ve bu sembolik silah yakma işini de şu anki TC Yöneticileri sıkışık durumda, dara düşmüş durumdalar, diyor halk nezdinde, yani onları rahatlatmak için yapacak, diyor. Olay bu…

Ve PKK çevresini; Öcalan’ı, DEM’i, PYD’yi, YPG’yi ve bu konuda konuşan her yetkiliyi dinlerseniz ne diyorlar konuşmalarının ana fikri olarak?

Biz galip durumdayız, biz barış filan, masaya oturalım filan demedik. TC Devleti geldi bize; sizinle masaya oturalım, barış yapalım, diye; biz onun üzerine kendi şartlarımızı da koyarak, Abdullah Öcalan’ın bilfiil özgür olarak bu süreci yönetmesi kaydıyla, başta gelen ilk şart olarak, buna tamam dedik, diyorlar. Ve bizim öne sürdüğümüz şartların Türkiye Devleti tarafından kabulüyle ve kabulü oranında bu süreç ilerleyecektir, diyorlar.

Olay bu!

Bu süreci açıkça ABD Emperyalist Çakalı yönetiyor. Devlet Bahçeli adlı kaset tutsağı zavallı olsun, Kaçak Saray’da yaşayan düz yolda bile yürümekte zorlanan Tayyip olsun bu süreci yönetmeleri olası değil. Onlar sadece birer kukla, birer piyon bu süreçte.

ABD bunlara buyruk verdi, dedi ki:

Artık Irak’taki gibi, Suriye’deki gibi benzer bir yapının Türkiye’de de oluşması gerekiyor, bunun zamanı geldi. Bunun yoluna girdiğiniz oranda size iktidarda kalma mühleti veririz. Yoksa iktidardan tekerlenirsiniz, zaten halk desteğini kaybettiniz, dedi. Bunlar da sarıldılar ABD Emperyalist Haydudunun bu tehdidine ve teklifine.

Olay bu!

Bunu işte halkımız anlamıyor çünkü muhalefeti oynayan Yeni CHP’nin şefleri Özgür Özel ve Silivri’deki İmamın Oğlu Ekrem nam Hafızlar da bu sürece balıklama daldılar, atladılar; biz de bu kampanyanın içindeyiz, bizi de yazın bu kampanyaya, diye. Çünkü onları da Amerika yönetiyor, oynatıyor. Ve onlar da adları gibi biliyorlar, ABD’nin buyruğuna girmeyen hiçbir siyasi hareket 1950’den bu yana, bir iki küçük istisna dışında, iktidar olamamıştır Türkiye’de. Çünkü 1950’den itibaren o Haydut Devlet, ABD Çakalı, Türkiye’yi yarısömürgesi durumuna düşürmüştür. Türkiye’yi Türkiye yönetmiyor, o Haydut ABD Emperyalist Devleti yönetiyor.

Bu gerçeği halkımız anlamadığı sürece defalarca kandırılmaya mahkûm eder kendini. Yaşanan süreç bu maalesef… Halkımız da ondan uyanamıyor, uyandırılmıyor.

Sürece doğrudan karşı çıkan kim vardı?

Bir, Zafer Partisi ve lideri Ümit Özdağ vardı, Tayyip de onu hemen Silivri zindanına alarak 150 günlük bir esaret süreci içinde teslim aldı, diz çöktürdü, ayar verdi; bizim çizdiğimiz sınırlar içinde oynayacaksın, asla yaramazlık yapmayacaksın, dedi. Bu, ömrü boyunca devletin kucağında milliyetçilik oynamış olan Ümit Özdağ da buna razı oldu. Dikkat edersek duruşmasındaki savunmasında da bu açıkça görüldü, sonrasında yapıp ettiklerinde de netçe görüldü. Hem söylemlerinde hem eylemlerinde görüldü.

Ve bir de biz kaldık. Bunun BOP süreci olduğunu yalnızca biz ortaya koyduk. Bizim dışımızda bunun, BOP’un Türkiye haritasının hayata geçirilmesi süreci olduğunu ortaya koyan olmadı. İşte belgeli literatürümüz ortada. 2014 yılında basmışız bu kitabımızı, ikinci baskısı da 2015 yılında yapılmış.

 

Ne demişiz?

“Yugoslavya, Irak, Libya, Suriye… Sıra Sende Türkiye”

İşte BOP haritası.

Ve daha önce de kanıtladığımız gibi, bu PKK’nin doktrine ettiği insanlar, aynı zamanda ve aynı oranda Türk düşmanı oluyorlar ve Amerikan kuklası oluyorlar.

Ne diyor bu Kürt gençleri?

“Biji Serok Obama” diye sloganlar atıyorlar. Evet, hep bu sloganları attırır PKK. Şimdi de “Biji Serok Trump” diye sloganlar attırıyor.

İşte biz de halkımıza gerçekleri böylece, en cahil insanlarımızın bile kolayca anlayıp kavrayacağı açıklıkta ve bilimin ışığında, devrimci teorimizi ışığında, diyalektik maddeci mantık ve metodumuzun ışığında netçe ortaya koyunca, bu Amerikancı üretilmiş medya, tıpkı üretilmiş siyaset gibi başka bir deyişle Alaycı Kuşlar Medyası da bize düşman oluyor Amerika gibi, Tayyipgiller gibi, aynı oranda. Bunların en solcu geçinenlerinden Tele 1’in patronu salıncak Merdan Yanardağ bile buyruk veriyor medya emekçilerine; “bundan böyle HKP haberleri girmiyoruz”, diye. İşte o yüzden bu Alaycı Kuşlar Medyasında adımız anılmaz, partimizin ve bizim adımız geçmez, eylemlerimiz görülmez, gösterilmez. Ve bu susuş suikastı bizi halkımız tarafından görülmez hale getiriyor.

Ve hep dediğimiz gibi, bizim bütün feryatlarımız, bütün uyarılarımız, bütün eylemlerimiz bir zindanın taş ve yaş duvarına vurulmuş bir yumruk gibi yansısız kalıyor, halkımıza ulaşamıyor. İşte kahredici gerçeklerden biri de bu…

O yüzden biz hep ne istiyoruz halkımızdan?

Bir tek şey: Anlaşılmak.

Kalın sağlıcakla…

03 Temmuz 2025