TayyipGül’e Ahlâk Dersi!

15.08.2013
176
A+
A-

 

Saygın tıp dergisi British Medical Journal’ın 7 Ağustos 2013 tarihli sayısında TayyipGül’ün etik (ahlâk) dışı davranışları, Gezi Direnişi’mizde yaralananlara sağlık çalışanlarımızca yapılan tıbbi müdahalelere yaptıkları saldırılar, biliminsanları tarafından şiddetle eleştirildi.

Aşağıda verdiğimiz ve dünya tıp camiasında önemli kuruluşların işbirliği ile yazılan ahlâk dersi niteliğindeki “TÜRKİYE’DE TIP GÖREVLİLERİNE SALDIRI: Tıp Etiğine Saygı ve Tıbbi Tarafsızlığın İhlaline Son Verilmesi İçin Çağrı” başlıklı yazının tam çevirisini yayımlıyoruz:

 

Türkiye’de Tıp Görevlilerine Saldırı

Tıp Etiğine Saygı ve Tıbbi Tarafsızlığın İhlaline Son Verilmesi İçin Çağrı

Vincent Lacopino (İnsan Hakları İçin Hekimler Örgütü Kıdemli Tıbbi Danışmanı, New York, ABD), Vivienne Nathanson (İngiliz Tıp Birliği Profesyonel Etkinlikler Direktörü, Londra, İngiltere), Otmar Kloiber (Dünya Tıp Birliği Genel Sekreteri), Eleanor Chrispin (İngiliz Tıp Birliği Tıp Etiği Danışmanı, Londra, İngiltere), Michele Heisler (İç Hastalıkları, Sağlıkta Yaklaşım ve Sağlık Eğitimi Profesörü, Michigan Üniversitesi, ABD), DeDe Dunevant (İnsan Hakları İçin Hekimler Örgütü İletişim Direktörü, New York, ABD), Eliza Young (İnsan Hakları İçin Hekimler Örgütü Yayın Koordinatörü, New York, ABD), Emily Nee (İnsan Hakları İçin Hekimler Örgütü, İntörn, New York, ABD), Clarisse Delorme (Hukuk Danışmanı, Femey-Voltaire, Fransa), Birgit Beger (Avrupa Doktorları İzleme Komitesi Genel Sekreteri, Brüksel, Belçika), Katrin Fjeldsted (Avrupa Doktorları İzleme Komitesi Başkanı, Brüksel, Belçika), Frank Ulrich Montgomery (Alman Tıp Birliği Başkanı, Berlin, Almanya)

Türkiye’de doktorlar, diğer sağlık çalışanları ve çalıştıkları kuruluşlar, ülkede yaşanan sivil huzursuzluk sırasında yaralanan hastalara sağlık hizmeti sundukları için sürekli ve yoğun bir saldırı ile karşı karşıyalar(1).

Türkiye’de tıp görevlileri yaralılara acil yardım sunarak Uluslararası Tıp Etiği İlkeleri(2) gereği görevlerini yerine getiriyorlar. Eğer böyle davranmasalar, uluslararası kınama cezası ile mesleki disiplin cezalarıyla yüz yüze gelirler ve Türk Ceza Kanununu(3) ihlal etmiş olurlardı. Benzer şekilde, etik uygulayıcılar olarak eğer bu davranışı göstermemiş olsalar, sağlık çalışanlarının uygulama ilkelerini ihlal etmiş ve topluma karşı sorumluluklarını yerine getirmemiş olurlardı. Günümüzde tedavi yardımı sağlamak karışıklığa karşı politik cevap değil, ihtiyaca yönelik bir etik cevap olarak görülür.

Türk Hükümeti’nin göstericilere cevabı biber gazını silah gibi kullanmak (göstericileri hedefleyerek yakın mesafeden ve kapalı mekânda ateş etmek), yakın mesafeden göstericileri hedefleyerek plastik mermi kullanmak, içine biber gazı katılmış tazyikli su sıkmak, yüzlerce göstericiyi dayaktan geçirmek ve gözaltına almak oldu (1). Pek çok insan yaralandı ve tıbbi yardıma gerek duydu. Bu sırada Türk Tabipleri Birliği(4), Türkiye İnsan Hakları Derneği(5) ve İnsan Hakları İçin Hekimler Örgütü(1), kolluk kuvvetlerinin tıbbi personel olduğu aşikâr kişilere ve bakım yapılan mekânlara biber gazı, tazyikli su ve plastik mermilerle kasti olarak saldırdığını kanıtladılar. Polis, kolluk kuvvetleri tarafından yaralananlara acil bakım sağlayan onlarca doktoru ve diğer tıbbi personeli gözaltına aldı.

İnsan Hakları İçin Hekimler Örgütü’ne göre Sağlık Bakanlığı yaralı göstericilere diğer acil durumlarda rutin olarak yaptığı gerekli tıbbi yardımı esirgemekle kalmadı, aynı zamanda sağlık personelinden yaralıların isimlerini de istedi. Bu hasta gizliliğine saygı yükümlülüğünün etik açıdan açık ihlalidir.

Türk Hükümeti’nin yaklaşımı tıbbi tarafsızlık ve tıp pratiğinde merkez olma anlayışından uzaktır. Devletler sadece günlük uygulamalarda değil, olağanüstü, beklenmedik olaylar sırasında da tıbbi tarafsızlığın önemini anlamak zorundadır. Tıbbi tarafsızlık sağlık çalışanlarının başka değerlendirmelere ya da değerlere göre değil, hastaların ihtiyacına göre davranmalarını gerektirir.

Sağlık çalışanlarının her gün tedavi önceliği konusunda kararlar verebildiği düşünülürse, hastaların ve toplumun bu kararların ihtiyaca dayandığına bel bağlaması esastır. Acil hastaların yönlendirilmesi bu karar mekanizmasına örnektir, ancak test istemi ya da daha ileri tedavi için karar verme sürecinde bu daha muğlâktır. Eğer hastalar ve yakınları böylesi kararların ihtiyaca değil başka değerlendirmelere dayandığına inanırlarsa, her sağlık sisteminin etkin çalışmasını sağlayan acil tıbbi yönlendirme sürecinde kooperasyonu (işbirliğini) sonlandıracaklardır.

Sağlık Bakanlığı tarafından yakın zamanda Meclise gönderilen bir sağlık yasa tasarısı da endişe vericidir. Eğer bu yasal düzenleme Meclisten geçerse, Türkiye’de bırakın göstericileri, acil tıbbi yardım ihtiyacı olan herhangi birine acil tıbbi müdahale suç teşkil edecektir. Bu yasa, ihtiyacı olanlara yardım için etik ve mesleki sorumlulukları bakımından doktorları doğrudan çelişki içine sürükleyecektir. Toplumsal karışıklık sağlık çalışanlarını sürekli zora sokacaktır. Tıbbi ihtiyaca göre davranmaları durumunda -ki bu onların etik görevidir- kendilerini tehlike altında göreceklerdir.

Hükümetlerin görevi açıktır. Sağlık bakım tesislerini, sağlık elemanlarını sağlamak ve bu sağladıklarından hastaların yararlanması için elinden geleni yapmak. Bunu yapamaması demek, insan yaşamını ve onurunun önemsememe anlamına gelir ki bu durum ilk planda tıbbi ihtiyaca yönelme konusundaki çelişkiyi daha da büyütür.

İnsan hakları ve tıp etiği alanındaki uluslararası standartlar doktorlar, hemşireler, yardımcı sağlık görevlileri ve diğer sağlık çalışanlarının acil tıp hizmeti sunumundaki mesleki sorumluluklarını herhangi bir etki veya misilleme korkusu olmaksızın yapabilmeleri gerektiğini açıkça belirtir. Türk Hükümeti’nin, hasta veya yaralıların bakımı için moral, etik ve mesleki sorumluluklarını aktaran sağlık çalışanlarını destekleme ve koruma gibi bir görevi vardır.

Uluslararası tıp camiası, tıbbi tarafsızlığa yapılan bu saldırıya karşı şiddetle cevap vermelidir. Biz, doktorları İnsan Hakları İçin Hekimler Örgütü, Dünya Tıp Birliği, İngiliz Tıp Birliği, Avrupa Doktorları İzleme Komitesi ve Alman Tıp Birliği’ne (Bundesarztekammer) katılmaya, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Türk Hükümeti’ne yaralılara bağımsız tıbbi personel sağlanması konusundaki saldırılarını durdurmaya davet eden mektubu imzalamaya davet ediyoruz.

(http://physiciansforhumanrights.org/turkey-action)

 

Kaynaklar

1- Physicians for Human Rights. http://physiciansforhumanrights.org.

2- World Medical Association. International Code of Medical Ethics. 1949. www.wma.net/

en/30publications/10policies/c8.

3- Turkish Criminal Code. Articles 97 and 98. http://legislationline.org/documents/action/

popup/id/6872/preview.

4- Turkish Medical Association. Health status of the demonstrators. 2013. www.ttb.org.tr/

index.php/Haberler/veri-3944.html.

5- Human Rights Foundation of Turkey. http://www.tihv.org.tr/index.php?english.