Tayyipgiller’in vahşice saldırdığı ODTÜ öğrencisi, baskılara yiğitçe direniyor! >>> 29.12.2012

30.12.2012
197
A+
A-

“… ODTÜ olayı bence siyaset bilimi açısından yeni bir gelişmenin göstergesiydi. Amerika’nın meselenin siyasi boyutunu göremeyip başarısızlığa uğramasının göstergesi. Biz o yıllarda, müfredatını teknik alanlara oturtmak suretiyle ODTÜ öğrencilerini politika dışı tutabileceğimizi sanmıştık. Elektrik, elektronik ve fiziğin ağır konsantrasyon gerektiren dersleri, o günkü kafamıza göre, öğrencilerin politize olmasını önleyecekti. Halbuki üniversiteyi, giderek politize olan Türkiye’nin dışında tutmak olanağı yoktu. (Ufuk Güldemir, Kanat Operasyonu)

Yıllar önce ABD’nin Türkiye Büyükelçisi CIA Kökenli Robert Commer, Türkiye gençliğini ve ODTÜ’yü böyle anlatmıştı.

Parababalarının gençlik üzerindeki baskı ve saldırıları bugünlerde de devam ediyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Tayyipgiller tarafından acımasızca ve utanmazca bir saldırı ile karşı karşıya. Geçtiğimiz hafta, Göktürk- 2 uydusunun fırlatılışını gerçekleştirmek için, 2500 civarında polis ve 8 TOMA aracı ile birlikte, sanki savaşa gidermiş gibi ODTÜ’ye gelen Tayyip ve şürekasını protesto etmek için bir araya gelen öğrenciler, daha pankartlarını açmadan polisin müdahalesi ile karşılaştı. Ancak ODTÜ öğrencisi, herhangi bir öğrenci değildi. Günümüzün işsizlik ve pahallılık cehennemini, ortaçağcıların baskılarını iliklerinde hisseden öğrenciler, dağılmak yerine direnmeyi tercih ettiler. Direnişle karşılaşan polis, gaz bombaları ile öğrenci ayırt etmeden müdahalesine devam etti. Bu olay sırasında, bir öğrenci ağır şekilde yaralandı, birçok öğrenci atılan gazdan etkilendi.

İşte bu direniş, Türkiye’nin en iyi okullarından olan ODTÜ’yü aforoz etmeye yetti. ODTÜ’den mezun olmuş onlarca değerli insanın hatırasına bakılmaksızın, Tayyipgiller tarafından itibarsızlaştırma kampanyası başlatıldı. Onlara göre ODTÜ bir terörist yuvasıydı. Öğrencileri, Batı’nın ahlaksızlığını alan ve şeriat hükümlerince katli vacip olan meczuplar topluluğuydu. İlk iş olarak, eylemde yer alan öğrenciler, göz korkutmak amacıyla gözaltına alındı. Sanki tutuklu 800 civarında öğrenci yetmiyormuş gibi, aralarına yenilerini katmak amacıyla avlarına başladılar. Ancak kamuoyunun bu alçakça oyunu görmesini göz önüne alarak, “şimdilik” öğrencileri serbest bıraktılar. Çoğunluğu Tayyipgiller’in noteri Abdullah Gül tarafından atanan “kukla” üniversite rektörleri, milletvekilleri ve “bilim insanı” demeye dilimizin varmadığı onlarca öğretim üyesi, Tayyipgiller’in safında ODTÜ’ye karşı cephe aldılar. TV kanallarında, “öğrenciler Göktürk- 2 uydusuna karşı eylem yaptı” haberleri ile en pis demagojilerde bulundular. Gazetelerde “terör örgütlerine operasyon” şeklinde haber yaparak, kamuoyunda müdahaleyi meşru kılmaya çalıştılar.

Ancak bunlar yetmedi ODTÜ’yü yıpratmaya! ODTÜ, hala Türkiye’de bilime onlarca katkı yapmış insanları yetiştiren bir kurum olarak dimdik ayakta. Sadece ODTÜ’lüler değil, birçok üniversiteden öğrenci, ODTÜ’ye destek olmak için eylemler yapıyor. ODTÜ’lü öğretim üyeleri, aynı duyarlılıkla ve dik duruşla, öğrencilerini savundu ve aydın yetiştiren bir kuruma yakışanı yaptı. ODTÜ’deki anti-emperyalist geleneğin temsilcisi olan öğrenciler, kendilerine yakışır bir biçimde, nefis müdafaasında bulunarak, sonrasında da dersleri boykot ederek ODTÜ’nün kolay kolay teslim alınamayacağını gösterdiler. ODTÜ’nün şanlı devrimci gençlik tarihine yakışır bir eylem yaptılar.

Şunu da hatırlatmamız gerekir, bütün bu ayağa kalkışın olumluluğuna rağmen, günümüzde gençlik hareketleri, sosyalist hareketteki dağınıklığa bağlı olarak ayrı ayrı durmaktadır. Gençliğin örgütsel birliği sağlanamamış olduğundan, gençlik gerek faşizme ve Ortaçağcı gericiliğe karşı mücadelede, gerekse akademik-demokratik haklarını geliştirme mücadelesinde başarılı olamıyor. Yine böyle bir ortamın yarattığı güvensizlik ve dağınıklığın sonucu olarak, siyasetten uzak duran, örgütlü çalışmaya katılmayan binlerce ODTÜ öğrencisi de bulunmakta. Ancak ODTÜ öğrencilerinin örgütlü ve militan gençlik mücadelesine katılması, onları kendi şirketlerinde birer ücretli köle gibi çalıştırma planları yapan Parababalarının ve sapık tarikatlarına birer ağabey/abla yapmak için çırpınan cemaatlerin, ölümden bile daha fazla korkacağı bir durum olacaktır. Bu sebeple TEZ: Gençlik hareketinin dağınıklığı ise, ANTİ-TEZ: Gençlik hareketinin birliğidir. SENTEZ: Gençliğin tek yığınsal merkezi örgütüdür.

Ancak bu şekilde gençliğin zafere ulaşmasının önündeki engel olan programsızlık aşılacaktır, Finans Kapitalin ve Tefeci Bezirgânlığın kahredici oyunu bozulacaktır. Başka çıkar yolumuz yok arkadaşlar!

Daha önce birçok kez faşist iktidarların baskılarına direnen, emperyalizme karşı mücadelenin simgesi olan “Commer olayı” gibi bir tarihe sahip olan, stadyumlarında bütün insanlığın insan olma mücadelesinin lokomotifi olan “devrim” kelimesini kazımış bir geleneğe sahip ODTÜ öğrencilerine yapılan bu müdahaleleri kınıyoruz. Yapmakta oldukları meşru mücadeleyi en coşkulu devrimci heyecanımızla destekliyoruz.

 

DİRENE DİRENE KAZANACAĞIZ!

YAŞASIN GENÇLİĞİN DEVRİMCİ MÜCADELESİ!

 

KURTULUŞ PARTİSİ GENÇLİĞİ