“Tayyipgiller; ihanet, cehalet, hırsızlık ve kötülükten ibaret bir ABD yapımı diktatörlüktür…”

18.02.2024
17
A+
A-

Saygıdeğer Arkadaşlarım;

Bu Erzincan İliç’te dağlarımızı, ovalarımızı, nehirlerimizi cehenneme çeviren Amerikan altın madeni şirketi ne kadar altın çıkardı, bilen var mı?

Devletin bu konuda ortaya koyduğu bir veri var mı?

Hayır, yok! Devlet karışamıyor bu işe.

Kendi açıklaması var celladın. Diyor ki; “Bugüne kadar 85 ton altın çıkardık.”

Onu doğru kabul ettiğimizde, varsayalım ki öyle oldu, bunun yüzde 80’ni kimin, anlaşmaya göre?

ABD Emperyalist Çakalının şirketinin değil mi? Anagold adlı şirketinin.

Sadece yüzde 20’si yerli şirket görünümündeki Tayyipgiller avenesinden Çalık’ın.

Yüzde 20’si ne eder?

17 ton değil mi?

Geriye kalan yüzde 80’i 68 ton. Bu 68 ton altınımızı, adam tereyağından kıl çeker gibi alıp gemilerine, kargo uçaklarına yükleyip götürüp gidiyor.

O yüzde 20’nin de aslan payı Tayyip’in tabiî. En az yüzde 10’u onun kasasına akıyor. Geri kalanı da alt düzeydeki avene paylaşıyor.

Halkımıza ne düşüyor?

Asgari ücretle kölelik… Vatanlarının, köylerinin, dağlarının, ovalarının, nehirlerinin cehennem çukurlarına döndürülmüş hali…

Yahu nesillerini kurutacak bu zehir, siyanür, sülfürik asit, başka zehirler. Onlardan haberi yok insanlarımızın. Umurlarında değil onlar.

Bu neyi gösteriyor birincil planda?

Daha Tayyipgiller yüzlerce yabancı şirkete böyle Anadolu’muzun her tarafını yağmalama izni vermiş. Yerli yabancı dört bine yaklaşan şirkete, her tarafı kazma, oyma, yakıp-yıkma, zehirleme, talan etme izni vermiş.

Bu da neyi gösteriyor?

Bir; Tayyipgiller’in Amerikan yapımı Amerikan hizmetkârı, hainler haini bir mafyatik suç çetesi olduğunu gösteriyor. Onun halkımızla, vatanımızla zerre miktarda ilgisinin olmadığını gösteriyor.

İki; Erzincan İliç’te geçen 14 Mayıs seçimlerinde Tayyipgiller’in AKP’si, milletvekili seçiminde yüzde 40,39 oranında birinci parti olarak oy alıyor. İkinci parti CHP 39,73 oranında oy alıyor, Kaçak Saray’ın arkadan Bahçeli’sinin MHP’si de 21,99 oranında oy alıyor. 14 Mayıs’ta Cumhurbaşkanlığı için yapılan oylamada Tayyip yüzde 68,47, Sorosçu Kemal yüzde 27,19 oranında oy alıyor. Ama 28 Mayıs’ta Tayyip %72’ye çıkarıyor oylarını. Sanıyorum Sinanoğlan’ın oyları da Tayyip’e gitti; artışın önemli bir sebebi oradan kaynaklandı; Kılıçdaroğlu’nun ise yüzde 27,9’a düşüyor oy oranı.

İşte böylesine vahim bir durum söz konusu.

Demek ki İliç halkı celladından memnun… Kasabın altında kasabın bıçağını yalayan dana misali celladına âşık, onun peşinden koşuyor.

Peki bu ne sayesinde oluyor?

İşte hep anlatageldiğimiz gibi tarikatlar, cemaatler, Kur’an Kursları, TÜRGEV’ler, TÜGVA’lar, İmam Hatip Okulları, İlahiyat Fakülteleri, İlahiyat Akademileri, 211 bin kişilik diyanet kadrosu hep bu hainler haini iktidarın profesyonel kadroları olarak durup dinlenmeden halkımızı Muaviye-Yezid dininin afyonuyla zehirliyorlar.

Şimdi de dikkat ederseniz vatanını savunan, halkını savunan Sedat Cezayirlioğlu evine giremiyor. Yasak. Ama, Diyanet Vakfı orada çadırını, karargâhını kurmuş. Menzil Tarikatı orada karargâhını, çadırını, üssünü kurmuş. Verdiği kırık-kırsık çay vs. ile birlikte afyonunu da devamlı şırınga ediyor halkımıza. Bu tarikatlar, bu cemaatler, bu din kadrosu aslında kösem koyun işlevi yapıyor. Hani mezbahaya sürüyü öne düşerek götüren kösem koyun görevi görüyor. Sürüyü mezbahaya teslim eder geri döner kösem koyun. Başka bir ekibi daha peşine takar onu götürür. İşte bu şeyhler, şıhlar, diyanet kadroları, imamlar, hocalar hep bu görevi görüyor.

O zaman “kitleler hep beş yaşında” kalıyor. Ne dünyayı algılayabiliyorlar ne toplumu algılayabiliyorlar ne içine düşürüldükleri cehennemcil durumu algılayabiliyorlar. Hepsi Kırklari Dergâhının müritlerine dönmüş oluyor artık.

İşte böyle bir felaketle yüz yüzeyiz…

Hep neyi söyledik 1960’lı yıllardan bu yana?

1950’den itibaren Türkiye Amerika’nın yarısömürgesi durumuna düşürülmüştür. Artık Türkiye’yi Türkiye yönetmiyor. ABD Emperyalist Haydudu yönetiyor. Türkiye’nin ekonomisini de, siyasetini de, ordusunu da, diyanetini de, istihbaratını da, bütün devlet kurumlarını da, kültürünü de, eğitimini de, o Emperyalist Haydut yönetiyor. Bunu bilince çıkarıp kavramadıkça ve ona uygun tutum belirlemedikçe bu cehennemcil felaketten kurtulamayız, çıkamayız.

Daha önce de bir Kanada şirketi Kaz Dağları’nı cehenneme çevirmişti, değil mi?

350 bin ağacımızı katletmişti orada, altın madeni çıkaracağım diye. Ama o bölgenin halkının örgütlü, kararlı, bilinçli direnişi karşısında tutunamadı.

Çünkü o bölgede İliç’te olduğu gibi bu cemaatler, bu tarikatlar, bu Ortaçağın yılan yuvaları cirit atamıyor, üs kuramıyor. Yani kitleler beş yaşında tutulamıyor Kaz Dağları’nda. İşte o yüzden olayı görüp, vatanlarının elden gitmekte olduğunu kavrayıp, örgütlü mücadeleye giriştiler ve emperyalist şirketi püskürttüler. Ama İliç’te böyle bir durum yok ne yazık ki…

Demek ki, bu durup dinlenmeden din alıp satanlar, insanları Allah’la aldatanlar; hainlerden, Amerikan uşaklarından başka hiçbir şey değil. Bu tarikat, cemaat dediğimiz asalak Ortaçağın Din Derebeylikleri, insanları afyonlamaktan, meczuplaştırmaktan başka hiçbir işlev görmüyorlar. Bunları bilince çıkarmamız gerekir.

Geçen 6 Şubat’ta deprem felaketi yaşadık değil mi?

Kahramanmaraş Pazarcık’tan Hatay’a kadar hatta Adana’ya varıncaya kadar tüm illerimizi vurdu. 11 ilimizi, 14 milyon insanımızı mahvetti. 200 binin üstünde insanımızı öldürdü. Niye?

İşte bu Tayyipgiller’in geliyorum diyen depreme karşı hiçbir önlem almadıkları gibi, çıkardıkları, aklımda kaldığına göre yedi tane İmar Barışı adı altında süsleyip, ambalajlayarak böylece halkımızı kandırdıkları İmar Aflarıyla kaçak yapıları, kaçak yapılaşmayı teşvik etmeleri sonucunda oldu bu felaket. Yandaş hırsız müteahhitlerini istedikleri gibi vurgun yapsınlar, bizim de payımızı versinler diyerek teşvik etmeleri sonucunda yaşandı bu felaket.

Yine Ege’den Antalya’ya kadar uzanan bölgemizde iki sene önce korkunç orman yangınları çıktı değil mi?

Ve haftalar boyu sürdü. Ve Tayyip Türk Hava Kurumunu, Mustafa Kemal, İnönü ve Kuvayimilliye’ye düşman olduğu için, devre dışı bıraktı. Ve onun bir tek uçağının havalanmasına izin vermedi. Türk Hava Kurumunun eski, namuslu yetkililerinin; “Şu anda uçmaya, görev yapmaya hazır beş tane yangın söndürme uçağımız var”, demelerine rağmen; “onlar hurda yığınıdır, uçamaz”, diyerek, Tayyip ve onun hain Bakanı Bekir Pakdemirli uçmasına izin vermedi uçaklarımızın. Günler boyu, haftalar boyu yandı ormanlarımız, içindeki canlılarla, zavallı hayvancıklarla birlikte.

Pandemi oldu Hıfzıssıhha Enstitüsünü daha önceden kapattığı için yerli aşı üretilmesi imkânını ortadan kaldırdı. Aşı da ithal etmedi, yine yüz binlerce insanımız canından oldu. Aşısız kalarak Covit-19 pandemisinin kollarında, onun Azrail’liğinde…

Maalesef içler acısı bir durumdayız…

Demek ki özetlersek meseleyi, ABD Emperyalist Haydudu Türkiye’yi bütünüyle ele geçirmiş durumda.

İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşlarından önce açık sömürge statüsüne düşürüyordu bizim gibi mazlum ülkeleri. Ordusuyla giriyor, yakıp yıkıyor kendi iktidarını kuruyordu, sömürge iktidarını.

Ama İkinci Emperyalist Paylaşım Savaşı’ndan sonra yöntem değiştirdi. Yarısömürgeyeciliğe geçti. Çünkü yarısömürge çok daha kârlı, çok daha avantajlı onun için, çok daha uzun süreli güdebiliyor geri ülkeleri.

Açık sömürgede askeriyle, ordusuyla, bayrağıyla gelip işgal ordusu olarak üsleniyor ülkede. Halklar netçe görüyor bunu ve ona karşı bir tepki oluşuyor. Ve o orduyu beslemek zorunda. Oluşturduğu kurumları, bürokrasiyi beslemek zorunda. Masraflı yani. Riskli de bir yığın tehlike oluşturuyor, sık sık isyanlar patlıyor.

Ama yarısömürgede böyle bir şey yok. Senden bilinen, senden görünen hainleri devşiriyor onlarla anlaşmalar yapıyor, onlar da efendileri emperyalistler adına, onların görevlileri olarak onların buyruğu altında çalışıp, vatanlarını ve halklarını peşkeş çekiyorlar. Çok daha masrafsız, çok daha kârlı ve risksiz.

22 yıldan bu yana ihanet üstüne ihanet, zulüm üstüne zulüm, hırsızlık üstüne hırsızlık yapıyor Tayyipgiller iktidarı, hâlâ halkımızın yarısı peşinden koşuyor. İşte İliç halkı yüzde 71 oranında bunun meczubu, ilçelerinin cehenneme çevrilmesine rağmen. Yarısömürge böyle bir şey işte.

Göreceksiniz, yarın 31 Mart seçimlerinde Tayyipgiller yine en önde olacak. İşte yarısömürge böylesine sinsi, hain, tehlikeli bir iktidardır, diktatörlüktür ve hainliktir mazlum halklar ve ülkeler için.

Ve biz bu sebepten diyoruz; Tayyipgiller iktidarı Yüzyılın Felaketi’dir. Bundan kurtulmadıkça Türkiye olumlu anlamda hiçbir adım atamaz.

Kalın sağlıcakla…

18 Şubat 2024

İletişime Geç
Merhabalar,
Bize buradan ulaşabilirsiniz