Sivas Katliamı’nın 20’nci yıldönümünde Çağdaş Pir Sultanlar hesap soruyor

01.07.2013
188
A+
A-

 

“Günü gelir sanma

Hesap sorulmaz

Dayanır kapına

Pir Sultan ölmez”

 

 

 

Bundan 20 yıl önce Sivas’ta Pir Sultan Abdal Şenliklerinde, Ortaçağcı gericiler tarafından 33 aydınımız kuş olsalar bile kaçamayacakları Madımak Oteli’nde, İnsanlığın gözü önünde diri diri yakılarak katledildiler.

Bu Katliamın 20’nci Yıldönümünde emekçi haklarımız bir kez daha gösterdiler ki, hiçbir zalimin yaptığı zulüm yanına kâr kalmaz. Emekçi haklarımız bir aydan fazladır yürüttükleri mücadeleyle “Her Yer Taksim Her Yer Direniş” diyerek hesap soruyor. Hem de büyük bir yiğitlik ve fedakârlıkla. Şu sloganı alanlarda boşuna atmıyoruz: “Gün Gelecek Devran Dönecek Tayyipgiller Halka Hesap Verecek”

Bundan 20 yıl önce, AB-D Emperyalistlerinin “Yeşil Kuşak” projesiyle besleyip büyüttüğü, 12 Eylül Faşist Darbesiyle palazlanan Ortaçağcı, gerici CIA İslamlığı bir kez daha efendilerine hizmette kusur etmemişti. Gözleri o kadar dönmüştü ki, yaptıkları katliamı bir bayram havasında, sevinç çığlıklarıyla kutluyorlardı. Dönemin Başbakanı AB-D uşağı aynı zamanda ABD vatandaşı hain Tansu Çiller adeta alay edercesine; “çok şükür halktan kimseye zarar gelmemiştir” diyecek kadar alçalmıştı. Bildiğimiz gibi geçtiğimiz yıl Sivas’ın katillerini zaman aşımı ile kurtaran mahkeme kararı için de başbakan Tayyip “hayırlı olsun” diyerek bu karardan duyduğu memnuniyeti dile getirmişti. Tıpkı Çiller gibi.

Ve yine aynı Tayyipgiller İstanbul’da yapılacak olan köprünün adını, tarihin en büyük Alevi katliamını yapan (o dönem katledilen Aleviler için verilen asgari rakam 40 bin) Yavuz Sultan Selim’in adını vermekten çekinmemişlerdir.

Bu vahşi katliamı gerçekleştirenler zaman aşımından paçayı sıyırdılar. Öyle sansınlar…

Bu katliamı yapanların avukatlarının bir kısmı Tayyipgiller tarafından ödüllendirilerek 12 Haziran 2011 seçimlerinde milletvekili seçildiler. Böylesine bir vahşetin savunuculuğunu yapanlar insanlıktan nasibini almamış kimselerdir. Bunlar Kerbela’da Hz. Hüseyin’i, Banaz’da Pir Sultan Abdal’ı, Serez’de Şeyh Bedreddin’i, Menemen’de Kubilay’ı, Çorum’da, Maraş’ta yaşlı-genç, kadın-erkek çoluk-çocuk demeden yüzlerce insanı hunharca katledenlerin soyundandır. Amerikan 6. Filosu’nu protesto eden Devrimci Gençliğe saldıranlar da bunlardı. Ülkemizi AB-D Emperyalizminin boyunduruğuna sokanlar da bunlardır. Bunların Müslümanlığı Yezid’in Müslümanlığıdır. CIA Müslümanlığıdır. AB-D Emperyalistlerinin Ortadoğu’da Müslüman ülkelere savaş açmasına, bu ülkelerde her türlü insanlık dışı işkenceler, katliamlar yapmasına karşı çıkmak bir yana aksine ellerinden gelen her türlü yardımı yaparlar. Hatta bununla da yetinmezler, AB-D Emperyalistlerinin tetikçiliğine bile soyunurlar. Tıpkı Kaddafi’ye yaptıkları gibi, şimdi de Suriye’de Beşşar Esad’a yaptıkları gibi. CIA ve Yezid Müslümanları oldukları için, bunların Hz. Muhammed ve Dört Halife’nin Müslümanlığı ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi yoktur. Bunlar halklarımızın temiz din duygularını sömüren din bezirgânlarıdır. Siyasette ve ticarette dini kullanırlar.

Her türlü ilerici hareketin karşısında oldukları için karşı-devrimcidirler. Mustafa Kemal’e ve onun geleneklerini sürdüren Ordu’ya da bu yüzden düşmandırlar. “Ergenekon”, “Balyoz” adı altında CIA patentli operasyonlarla, Nemrut Mustafa Paşa Divanı Mahkemelerle Ordu’yu (özellikle Ordu Gençliği’ni) ve Laik aydınları, Bilim insanlarını dolayısıyla halklarımızı baskı altına almak istemektedirler. Bu amaçlarında kısmen de olsa başarılı olmuşlardı. Tâ ki Şanlı Taksim Direnişine kadar.

Ancak hep söyledik, bu topraklarda yaşayan halklar, her türlü gerici ve emperyalist kuşatmaya rağmen dünyadaki başarıya ulaşmış ilk Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’nın mimarlarıdır diye. Taksim Direnişi bizi ve Usta’mız Hikmet Kıvılcımlı’yı bir kez daha doğruladı.

Ve Taksim Direnişi bir kez daha gösterdi ki, halklarımız bu ikinci kuşatmayı da bir daha geri gelmemek üzere Tarihin çöplüğüne atacaktır.

Gün; Sivas’ta diri diri yakılan 33 yurtsever aydınımızın katledilmesinin hesabını sormak için Şeriatçı-Ortaçağcı güçlere ve AB-D Emperyalistlerine karşı gözü kara, Taksim Direnişi ruhuyla, ikircikliğe düşmeden mücadeleye atılma günüdür.        

Gün; sadece yitirdiğimiz onurlu, namuslu, yurtsever, laik insanlarımızı ağıtlarımızla anma günü değil, onların anılarını ve özlemlerini mücadelelerimizle yaşatma günüdür.

Gün; Halkın Kurtuluş Partisi öncülüğünde, İkinci Kurtuluş Savaşı’nı zaferle sonuçlandırıp emperyalistleri, yerli satılmışları ve Ortaçağcı Şeriatçıları ülkemizden ikinci ve son kez geri dönmemecesine kovup Demokratik Halk İktidarını kurup, dünya halklarına yeniden umut olma günüdür. Halkın Kurtuluş Partisi bunun için vardır. 02.07.2013

 

Şeriat Ortaçağdır!

Sivas Katliamı’nı Unutmadık Hesap Soracağız!

Yeni Sevr’e Karşı Yaşasın İkinci Kurtuluş Savaşı’mız!

Her Yer Taksim Her Yer Direniş!

Halkın Kurtuluş Partisi

Genel Merkezi