Sevgili Yurdum ağlıyor

25.08.2015
198
A+
A-

Tuncay Akdoğan yurdumuzun içinde bulunduğu acılı durumu nasıl da güzel dökmüş sözcüklere:

Güneşin altında donan bir çiçek gibi

Kar altında alev ateş yanan bir kuş gibi

Denizler ortasında çöle düşmüş bir ülkesin

Ağla sevgili yurdum ağla

Nasırlı taş yüreklerin kör sevdasına

Özgürlük adına yattığın sunaklara

Sevgilere öfkeyle sarılan çocuklarına

Ağla sevgili yurdum ağla

 

Gün gelir dört yanın nefrete boğulursa

Güllerin, göllerin, dağların ayrılırsa

Aşkımız, sevgimiz seni yalnız bırakırsa

Ağla sevgili yurdum ağla

 

AB-D Emperyalistleri ve yerli işbirlikçileri Tayyipgiller yıllardır acılar çektiriyorlar halkımıza. Yurdun dört bir yanından feryatlar yükseliyor. Analar ağıtlar yakıyorlar ölen çocuklarına. Babaların gözyaşları ırmak oldu dinmek bilmiyor. Analarını babalarını kaybetmiş çocukların akıttıkları gözyaşları insan olanların içine akıyor. Kardeş acısı, evlat acısı, anne baba acısı yaşamayan ocak kalmadı son yıllarda.

Suriyeleştiriliyor ülkemiz. Müslüman İsrail yaşama geçsin diye, kardeşlik düşmanlığa dönüşsün diye kırdırılıyor halklarımız. İş cinayetleriyle katlediliyor emekçi halkımız. 2015 yılının ilk dört ayında iş cinayetlerinde katledilen işçilerimizin sayısı 482.

AB-D Emperyalistleri ve işbirlikçi Tayyipgiller cennet ülkemizi cehenneme çevirdiler. Dört iklimin yaşandığı yurdumuzdan çaldılar, ilkbaharı ve sonbaharı. Ranta ve talana kurban edildi iki iklim. Ormanlık alanlar ya AVM oldu, ya havaalanı, ya karayolu, ya da köprü. Akarsularımız plansız, programsız, bilimsellikten uzak yapılan HES’lerle akmayan sulara dönüştürüldü. Dünyanın en güzel yöreleri, endemik canlıların yatağı yeşil alanlar, emperyalist tekellere peşkeş çekiliyor. Kurutulan dere yataklarında TOKİ binaları yükseliyor artık.

AB-D Emperyalistleri ve iktidara oturttukları Tayyipgiller için vurgun, talan, küp doldurma önemli ve geçerli olduğu için, insana dönük yatırımlar bilinçli ve iradi olarak hep göz ardı edilmekte. Altyapı yatırımlarına bile kâr amaçlı baktığı için Tayyipgiller, doğal olaylar bile yurdumuzda felakete dönüşebiliyor.

Yurdumuzun cennet köşesi Artvin’de yaşanan sel ve heyelan sonucu meydana gelen katliam, dizginsiz vurgunların ve talanların sonucudur. Bu felakette yitirdiğimiz sekiz canın katilleri; arsızlıkta, hırsızlıkta, vurgunda, talanda bütün sınırları ortadan kaldıran Tayyipgiller’dir. Suyun binlerce yıldır aktığı ve yolunu bulduğu yerlere karayolu yapmanın sonucudur bu sel ve heyelan.

HES’lerle kurutulan dere yataklarına yerleşim yeri yapmanın sonucudur bu katliam.

Kanalizasyon sistemini modernize ederek genişletmemenin, büyütmemenin, artan nüfusa, artan yağmura uygun hale getirmemenin sonucudur yitirilen canlar.

HES, Nükleer Santral kurulurken, Karayolu yapılırken, yerleşim yeri inşa edilirken Bilim İnsanlarına danışılmamasının sonucudur bu felaket.

Kısacası güzel yurdumuzun cennet köşesi Artvin, Tayyipgiller’in vurgun, talan ve kâr hırsına kurban edilmiştir. Doğal bir felaket değildir Artvin’de yaşananlar. Halklarımız için gerçek bir felaket ve tehlike Tayyipgiller’dir. Bunları, efendileri AB-D Emperyalistleriyle birlikte süpürmezsek lağım deliğine bu felaketler kaderimiz olmaya devam edecek.

Halkın Kurtuluş Partisi olarak Artvin’de yitirdiğimiz insanlarımızın acısını yüreğimizde hissediyoruz. Tayyipgiller’in neden olduğu bu felakette yakınlarını kaybeden Artvin Halkına başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz.

Ant olsun ki; AB-D Emperyalistleri ve Tayyipgiller’in halklarımıza çektirdiği bütün acıların, döktürdüğü bütün gözyaşlarının, yaptıkları bütün zulümlerin, yaşattıkları bütün felaketlerin hesabını soracağız. Halkın İktidarında kuracağımız Halk Mahkemelerinde yargılayıp hak ettikleri en ağır cezaya çarptıracağız. Ve o günler mutlaka gelecek. 25 Ağustos 2015

Halkın Kurtuluş Partisi

Genel Merkezi