Samimi Müslüman kardeş!

21.02.2017
194
A+
A-

Samimi Müslüman kardeş!

Tayyip, Türkiye’yi bölüp parçalamakla görevlendirildi, Amerika tarafından.

O, bu görevi yapıyor…

Bakın bunu, Kaçak Saray’ın Başdanışmanı da itiraf ediyor

10 küsur yıldan bu yana sürekli tekrarlamaktayız, AKP’nin bir Amerikan projesi olduğunu, Tayyip’inse bir Amerikan devşirmesi olduğunu.

O, önderlik ettiği siyasi hareketinin bir hayli öncesinden, anlaştı ABD’yle, onun casus örgütü CIA’yla. ABD, onun önünü açıp Türkiye’nin tepesine oturtacaktı adım adım yükselterek. O da, bunun karşılığında ABD’nin kendisine vermiş olduğu görevleri yapacaktı, eksiksiz biçimde.

Neydi bunlar?

Bakın, bunları Merkez Parti Genel Başkanı Abdurrahim Karslı, belgeleriyle ve tanıklarıyla nasıl netçe ortaya koyuyor:

“Cem Özer: Neden Erbakan Hoca madem yükseliyor onunla anlaşma yapmıyorlar?

“Abdurrahim Karslı: Erbakan hocaya teklif etmişler. Hatta bunu da söyledi. “O kabul etmedi” dedi. Yani nasıl bir anlaşma?

“Anlaşma şu:

“1. Biz sizi iktidara taşıyalım.

“2. Size iktidarda sorun çıkaracakları opere edelim.

“3. Size gerekli finansal destekleri getirelim.

“Cem Özer: Yani o zaman kabul ediyor ameliyatı. Memleketi üzerinde kendine yana olursa ameliyatı kabul ediyor…

“Abdurrahim Karslı: Tabiî.

“Cem Özer: Ben memleketin üzerinde ameliyat yaptırmam derken, o zaman yaptırıyor.

“ERBAKAN’A TEKLİF ETTİLER KABUL ETMEDİ

“Abdurrahim Karslı: Demiyor tabiî. Yani Erbakan hoca bunları kabul etmiyor. Ama Erbakan hocanın ekibi şimdi Ak Parti’yi kuranlar bunu kabul ediyor. Bunun içinde de Tayyip Bey ve Abdullah Bey var. “Ben de vardım” dedi o müzakere ekibinin içinde. Hatta insanlar orada garip garip bakınca orada huzurda olan Ali Bulaç Bey de vardı gazeteci yazar. “Ali Bey’in de haberi var o da biliyor bu ekibi.” dedi. Sonra biz bunları yapalım sizden de istediğimiz şu:

“1. İsrail’in güvenliğini arttıracaksınız, önündeki engelleri kaldıracaksınız.

“2. Büyük Ortadoğu projesi yani sınırların değişmesi.

“3. İslam’ın yeniden yorumlanmasında bize yardımcı olacaksınız.

“Hatta orada DSP’li bir Bakanımız vardı Aydın Tümen onun da ismini söyleyeyim kızmaz inşallah. Aydın Tümen dönüp bakınca ters ters dedi ki; “Kızmanıza gerek yok. Sosyal demokratlardan da bu projenin içinde olanlar vardı. O zaman CHP’nin başında olan Deniz Baykal, ona da çünkü Cumhurbaşkanlığını verecektik” dedi. “Ama o sıra dedi anlaşma gereği hiç çalışmadı gitti sırt üstü yattı. ‘Nasıl olduysa anlaştık’ diye, proje bozuldu Abdullah Bey’e teklif ettik” dedi.

“Cem Özer: Zaten Deniz Baykal, eğer evet demeseydi siyasi hayatımızda Recep Tayyip Erdoğan daha sonra olacaktı.

“Abdurrahim Karslı: Tam olarak değil aslında. Daha değişiği, bu iktidar bir proje iktidarı olduğu için muhalefette bu proje gereği iktidarın destekçisi. Dediğiniz gibi meclise girmesi Tayyip Bey’in Deniz Bey sebeptir. Ama erken seçimi teklif eden de Devlet Bahçeli’dir.” (http://odatv.com/akp-aslinda-nasil-kuruldu-1612141200.html)

Evet, arkadaşlar. Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül ve AKP’giller, 15 yıldan bu yana işte bu ihanet oyununda kendilerine verilen rolü oynuyorlar.

İsrail şu anda, tarihinin en güvenli dönemini yaşıyor. Bütün güçlü düşmanları bertaraf edilmiş durumda. Hırpalanmış, yaralanmış durumda. Muammer Kaddafi’nin Libya’sı yok artık. Cemal Abdülnasır’ın Mısır’ı da yok. Suriye ise, öylesine hırpalanmış ve zayıflatılmış ki, İsrail’e karşı caydırıcı bir güç olmaktan çoktan çıkarılmıştır artık. Varlığını sürdürme savaşı veriyor, 5 yıldan bu yana. Yani, kendi başının derdine düşürülmüş durumda.

ABD’nin BOP’ununsa, Irak ve Suriye ayakları hayata geçirilmiş bulunmaktadır. Sıra Türkiye’ye gelip dayanmıştır artık. Türkiye’de de, şartlar günbegün olgunlaştırılmaktadır, bu amaç için. Halkları, etnik ve mezhep temelinde parçalanmış, ordusu darmaduman edilerek eritilmiş, özgüveni kaybettirilmiş ve de zavallı bir sömürge ordusu durumuna düşürülmüştür. Olayların gösterdiği gibi, El Bab’taki IŞİD karşısında bile, bir varlık gösterememiştir. Rusya ve Suriye hava ve kara güçlerinin ona karşı etkin saldırısı olmasa, IŞİD, neredeyse bozguna uğratacaktır Türk Ordusu’nu. İşte böylesine zayıf düşürülmüştür ordu. Cumhuriyet Tarihinin hiçbir döneminde Türk Ordusu bu duruma düşürülmemişti.

Kaçak Saraylı ve AKP’giller, Hz. Muhammed ve Kur’an Dinini de tersyüz edip sahteleştirdiler, bildiğimiz gibi. Hz. Muhammed’in deyişiyle, “Güzel ahlâktan ibaret” İslam’ı tersine çevirerek, hırsızların, ahlâksızların, hainlerin halkı kandırmada kullandığı bir araç, bir maske haline getirdiler. Yani, İslam’ın da içini boşaltıp ruhunun katlettiler. Tümüyle, şekle-biçime-kabuğa indirgediler İslam’ı. Tüm kapsamını, Namaz, Oruç, Hac gibi dini ritüellerle sınırladılar. Hırsızlıklarını gizleyebilmek için de bol bol cami yaparak halkımızı kandırmaya çalıştılar. Bakın biz ne kadar Müslümanız, görüntüsü vermeye çabaladılar. Oysa, onların camileri, aslında, Hz. Muhmammed’in deyişiyle birer “Dırar Mescidi”dir.

Kur’an’da, böyle mescidler yaparak samimi Müslümanları kandırmak isteyen sahtekârlar, düzenbazlar, kulaklarından tutulup şöyle teşhir edilir:

“Zarar vermek, inkâr etmek, müminlerin arasını ayırmak, Allah ve Peygamber’ine karşı savaşanlara daha önceden gözcülük yapmak üzere bir mescid kurup: ‘Biz sadece iyilik yapmak istedik’ diye yemin edenlerin yalancı olduklarına şüphesiz ki Allah şahiddir.

“O mescide hiç girme! İlk gününden beri Allah’a karşı gelmekten sakınmak için kurulan mescidde bulunman daha uygundur. Orada, arınmak isteyen insanlar vardır. Allah, arınmak isteyenleri sever.” (Tevbe Suresi, 107-108’inci Ayetler, Diyanet İşleri Meali)

Bilindiği gibi, Hz. Muhammed, Tebük Seferi dönüşü bu sahte Müslümanları, Dırar Mescitlerini başlarına yıkarak tepeler. Onların oyununa gelmez, kendisine karşı kurdukları tuzağa düşmez.

Tayyip’in temelini atıp açılışını yaptığı camilerin tamamı da işte böylesi Dırar Mescitleridir. 

Biz, Kaçak Saraylı Tayyip ve AKP’giller’in 15 yıldan bu yana durup dinlenmeden, adım adım CIA tarafından ellerine tutuşturulan bu ihanet planını-projesini uygulamakta olduklarını hep söyledik, yazdık. Bunların ülkemizi uçurumun kenarına kadar sürükleyip getirdiklerini haykırarak, feryat ederek anlatmaya çalıştık. Memleket elden gidiyor, dedik. Ülkemiz batmak üzere, dedik. Ey halkımız, bunların oyunlarına gelme, tuzaklarına düşme, yalanlarına kanma, dedik. Bunlar BOP’un taşeronlarıdır sadece. İktidar olmaları karşılığında satıldılar Amerika’ya, dedik. Bunlar, saf maf değildir. Bunlar, son derece bilinçli bir biçimde ihanet oyununun aktörlüğünü etmektedirler, dedik.

İşte, bu acı gerçeği, dindar kesimin önemli isimlerinden Levent Gültekin de açıkça, kesince ortaya koymaktadır. Üstelik de, Kaçak Saraylı Reis’in Başdanışmanının bu ihanet oyununun nasıl bilinçlice oynanmakta olduğunu kendisine itiraf ettiğini de ortaya koymaktadır.

Şimdi lütfen, onun bir televizyon programında yaptığı, konuya ilişkin konuşmanın aşağıdaki videolarını bir izleyelim, ya da onların tapesini okuyalım:

Videonun tapesi:

Levent Gültekin: Ya adam benim, geldi bana, kendi kendi kendi aradı beni. Ben aramam, çünkü  ben iktidar yakınından arkadaşları genelde biliyorsun aramam. Yani şundan dolayı; tenezzül  etmediğim için değil. Bir şey istiyor, yakınlık göstermeye çalışıyor, öyle bir pozisyona düşmemek için. İktidarda benim yakın arkadaşlarım var. Köşk’te de yani Saray’da da var.  Eski arkadaşlarım var, bir hukuk bozulması olmamış. Ama şimdi arayıp sormuyoruz, sormuyorum onları. İstesem ararım onları ne oluyor ne bitiyor…

Kendi beni aradı,  gel buluşalım bir kahve içelim diye, buyur… Kalktım gittim. işte bu  çok zoruma gittiği için o yazıyı yazdım. Kendi bana dedi: Sen dedi Tayyip Erdoğan’ı eleştiriyorsun. 

Ruşen Çakır: Biz daha fazla eleştiriyoruz.

Levent Gültekin: Hayır yanlış yapıyorsun.  Yanlış yapıyor diye eleştiriyorsun, dedi. Hayır yanlış yapıyor diye eleştiriyorsun  dedi. Tayyip Erdoğan yanlış yapmıyor. Bilerek, bilerek ülkeyi bölmeye çalışıyor, dedi. 

Ruşen Çakır: Bu çok büyük bir suçlama…

 Levent Gültekin: Bak, ben o kadar demedim. Güya muhalifim. Tayyip Erdoğan düşmanı, tırnak içinde, Tayyip Erdoğan. O bile beni ürküttü. O zaman, nasıl yani,  dedim ya söyleyemiyorum  adını koyamıyorum dedi. Ama Tayyip Erdoğan, bence, dedi, bir yere çalışıyor dedi. Tamam şimdi bunu diyen bir adamın sabah akşam “Reisimize kalkan eller kırılsın” diye twit attığını gördüğümde ayarım bozuluyor.

Ruşen Çakır: Şimdi herkes Twitter'a girip reisime  kalkan eller kırılsın tweetini kim attı… 

Yani ayarım bozuluyor. Boru değil ki. Duyuyorum mesela, yani duyuyorum. Dün duydum. İşte geçen hafta da o yazıyı yazmadan önce duydum. Bakanlardan bir tanesi, benim de arkadaşımın olduğu bir sohbete gidiyor. Orada diyor ki “Yav iyice delirdi. Artık biz de uğraşamıyoruz. Bize de kapattı bütün şeyi, şarteli bize de. Bizi de duymuyor artık.” Onu diyen bakan e kardeşim…

***

Videonun tapesi:

Ruşen Çakır: Ya da damat, ya da bir başkası geçti. Bundan sonra ne bekliyor Türkiye’yi? Kesin bir erken seçim, bir referandum başkanlık sistemi vs… Böyle bir strateji mi hayata geçirilecek?

Levent Gültekin: 78 milyonu büyük utanç bekliyor. Yani tek başına bir adam, tek başına, 78 milyonun kulağından tutmuş, istediği gibi oynuyor, istediği gibi oynuyor, istediği gibi oynuyor…

Onu Başbakan yaparım, bunu müsteşar yaparım, bunu Genelkurmay Başkanı  yaparım, bunu gazeteci yaparım, filanca şirkete el koyarım, istediğini yapıyor…

Utanç verici bir tablo karşısındayız. Yani  damat konuşuluyor bir ülke için, bir Cumhurbaşkanının damadının başbakan olabileceği konuşuluyor. Bundan daha rezil bir durum ne olabilir ki?

Bugün gördüm Twitter’dan, arkadaşlardan biri atmıştı.  Titanik filmindeki  Titanik  batarken orkestra çalmaya devam ediyordu ya, yani ülke batarken biz rezil bir durumdayız. Yani utanırım artık herhangi bir yerde bu ülkenin Vatandaşı olduğumu söylemeye. Bu kadar rezilliği oldu siyaset arenasında,  buna ne yazık ki dur diyecek hiçbir odak çıkmadı. Odaktan kastım; sivil toplumu toplumsalı, siyaset odağı, muhalefeti, aydını, yazarı çizeri; yani bu kadar…

Mesela benim en çok zoruma giden, ülke de batmak zorunda değil artık.   Tek zoruma giden bir şey var ya, bu adama ağzının payını verecek haysiyette  bir adam yok mu bu ülkede?

Yok mu yani?

Bu  adama, sen kimsin kardeşim, bütün ülkeyi rehin aldın, diyecek bir Allah’ın kulu çıkmayacak mı?

Bu adama; hadi ordan be, sen kimsin? diyecek bir kişi çıkmayacak mı muhalefetten?

Bu ülkede yok mu? Bu kadar mı berbat bir ülke?..

MHP’yi bloke etmiş, HDP’yi  oradan  boğmaya çalışıyor, CHP’yi orada bloke etmiş… Ya sen  nasıl olur, senin aklın alıyor mu ?

MHP ölmüş mü, CHP çürümüş mü? HDP bir alan bulamıyor mu? Hepsi mi bu kadar teslim oldular? Yani bu toplumda hiç mi… Bu toplum bu kadar mı haysiyetsizdi?

Bu kadar mı bu işler yolunda gitmiyor ?

Mesela  Ahmet Davutoğlu’nun etrafında sağında solunda bir Allah’ın kulu, bak dikkat et Ak Parti içinde olmayan bir şeydi, son on yıldır, son bu geziden sonraki süreci söylüyorum.

Ya biri de çıkıp demiyor ki kardeşim sen kendini padişah mı zannediyorsun?

Herkesi de kul mu zannediyorsun?  Al lan milletvekilliğini de, il başkanlığını da  çıkıp gidiyorum, diyen bir  Allah’ın kulu yok…

Şu Davutoğlu’na yapılandan dolayı bir milletvekili çıkıp demez mi, ben de gidiyorum kardeşim. Ölür müsün desen bende gidiyorum?

Yani  şimdi bu kadar haysiyetsiz bir ülke  olmaz ya, yıkıntıya gidiyoruz. Bakma böyle güldüğümüze konuştuğumuza. Bir ülke şu anda çökmüş. Zaten çökmüşüz de  enkazın altında kakarakikiri yapıyoruz şu anda, öyle bir durumdayız. Enkaz üzerimizde.

Ya arkadaş elele versenize şu ülkeyi bir yeniden kuralım. Birlik durumda olmamız gerekiyorken can havliyle kimimiz çimento kimimiz kürek… Şimdi buraya doğru gidiyoruz. 

Ruşen Çakır: Ama ülkede siyaseti daha önce de seninle konuştuk. Bu ülkede siyaseti yapan tek kişi, kurum Tayyip Erdoğan.

Levent Gültekin: Ama niye? Niye? Bunu eleştirmemiz gerekiyor, onu söylüyorum.

***

Evet, arkadaşlar. İşte gördük, durumun vehametini. Kaçak Saray’da mukim şahsın, gerçekte kim olduğunu, kime çalıştığını ve ne yapmakta olduğunu… Avanesi de onun sayesinde biz bu makamlara, bu koltuklara, bu Meclislere geldik ve onun sayesinde vurgunlarımızı vuruyoruz, küplerimizi dolduruyoruz ve tüm sülalemizi ihya ediyoruz, diyerek boyun eğiyorlar, ses çıkaramıyorlar ona. Zaten onların da önde gelenleri, Kaçak Saraylı gibi devşirilmiş durumdadır ve aynen onun gibi bilinçlice görev ifa etmektedir.

Ve hep söyleyegelmekteyiz ya; Amerika, bu zatı ve onun AKP’giller’ini, Türkiye’yi böylesi bir felakete sürüklemek için işbaşına getirdi, diye… İşte öyle…

Tayyip’in Kaçak Saray’daki Başdanışmanı söylüyor, yukarıdaki sözleri. Ve de onun bakanları söylüyor, onun hakkındaki hakaretamiz kelimeleri.

Türkiye, işte böylesi bir ekip tarafından güya yönetilmektedir. Gerçekte ise, Türkiye’yi dört bir tarafından kuşatmış olan Amerika yönetmektedir, Washington, Pentagon, CIA yönetmektedir.

Ve de, ABD, Kaçak Saraylı Tayyip’i, bir gecede Türkiye’nin bölünme planlarını eline verdiğimiz biçimde uygulamaya koyacak, işi bitirecek, diye 15 Temmuz Ganimet Paylaşım Savaşı’nda galip getirdi, Pensilvanyalı İmam’ın ordusu karşısında.

15 Temmuz sonrası Türk Ordusu’nun geri kalan bölümünü de darmaduman etti Tayyip. Parça parça bölüp, her bir parçasını kendine, bakanlarına bağladı.

Şimdi de, yine bu amacı gerçekleştirsin diye onu Başkan yaptırtmak istiyor. Dün de söylediğimiz gibi, o, iktidara mahkûm artık. Ancak iktidarda kaldığı sürece, işlemiş olduğu yüzlerce suçun hesabını vermekten kurtulmuş olacağını biliyor, adı gibi. O yüzden de, ABD’nin bir dediğini iki edemez durumdadır. ABD, onu tam anlamıyla tutsak almıştır artık. Bakmayın siz, onun ara sıra “dış güçler”, “Atlantik ötesi”, “üst akıl” gibi söylemlerde bulunarak, dolaylı yoldan Amerika’ya karşı olduğu izlenimini vermeye çalışmasına.

Daha önce de birkaç kez söylediğimiz gibi, ABD, devşirdiği işbirlikçilerine zaman zaman Amerikan karşıtı görünümü verecek şekilde oynamalarını salık verir. Böylece de, onların halk kitleleri nezdinde daha inandırıcı olabileceklerini, halkı daha iyi kandırabileceklerini düşünür. Tayyip de, işte bu talimat doğrultusunda ara sıra o kelimeleri sarf etmektedir. Yoksa, ABD çizgisinden, bırakalım sapmayı, tam tersine, daha sıkı ve daha sadık bir biçimde izlemektedir o çizgiyi artık.

 

İçtenlikli Müslüman kardeş;

Lütfen, aklını özgürce kullan artık. Bu dinlediklerini, bu söylenenleri, yazılanları tarafsız bir gözle, önyargılarından arınmış olarak, özgür aklınla bir değerlendir. O zaman, sen de görüp anlayacaksın, Tayyip’in kim olduğunu ve nasıl bir görev ifa etmekte olduğunu.

Ülken cehennemin kenarında. Oraya kadar getirdi, Tayyip ve AKP’giller. Memleket elden gidiyor. Çok geç olmadan uyan. Ve buna dur de. Yapacağın ilk iş de, 16 Nisan’da HAYIR diyerek, onun hevesini kursağında bırakmaktır. ABD’nin bu emperyalist oyununu boşa çıkarmaktır. 16 Nisan’da yenilgiye uğratılırsa Tayyip ve avanesi, onlar için bayır aşağı gidiş süreci başlatılmış olur.

Hiç unutma; bu iktidar, ülkemiz, vatanımız ve halkımız için tam bir felaket olmuştur. Kâbusu olmuştur memleketin, bu iktidar. Kötülükten başka hiçbir şey bekleme ondan. Onlar istemezler ya, varsayalım ki istediler; öyle olmuş olsa bile, ülkemiz için iyilik yapmak ellerinden asla gelmez. Çünkü, ABD Emperyalist haydut devletinin kuklalarıdır, piyonlarıdır, maşalarıdır, taşeronlarıdır onlar. Tüm görevleri de, bu emperyalist haydut devletin ülkemiz ve bölgemiz hakkında oluşturduğu BOP’u hayata geçirmektir.

Elbette, bu ihanetlerinin ve yapmış oldukları kötülüklerin, işlemiş oldukları suçların hesabını vereceklerdir tamamı, bir bir. Ama o zamana kadar da çok büyük zararlar vereceklerdir, vatanımıza ve halkımıza.

Bunu asgariye indirmenin yolu da, bu ihanet yolcularına “yeter artık”, demekten geçmektedir. Bu sebeple, bunların tüm politikalarına ve varlıklarına, HAYIR diyelim. Böylece, onlara dur demenin ilk adımını da atmış oluruz…

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

21 Şubat 2017

 

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı