İnsan soyunun başbelası emperyalist çakallar!

16.04.2018
255
A+
A-

İnsan soyunun başbelası emperyalist çakallar!

Halkları ahmak yerine koyarak kandırmaya çalıştınız, hep yapageldiğiniz gibi…

Hani, doğanızın gereğidir bu alçaklıklar, bu namussuzluklar…

Fakat bu kez çuvalladınız, suçüstü yakalandınız!

Bütün iğrenç, mide bulandırıcı siyasi içyüzünüz ve ruh dünyanız, patlamış gerizler gibi seriliverdi, İnsanlığın önüne…

Suriye-Doğu Guta’da Beşşar Esad Rejimi, sivil halk üzerinde kimyasal silah uyguladı, öyle mi?..

Hastrin şerefsizler!..

Ay kadar, gün kadar, Güneş kadar kesin bir gerçektir ki, Doğu Guta’nın Duma şehrinde kimyasal silah filan kullanılmamıştır.

Suriye’nin Meşru Yönetimine karşı puştça bir iftiradan başka bir şey değildir bu.

Suriye’ye saldırmak için uydurduğunuz pis bir yalandır, kandırmacadır; başka da hiçbir şey değildir. İşte olayın, matematiksel kesinlikteki gerçeği. Bizzat yaşayan, resmi görevliler ve sorumlular anlatıyor, işin aslını. Buyurun, izleyelim şu videoyu. Ve okuyalım tapesini:

***

Videonun tapesi:

Birinci hastane çalışanı:

8 Nisan Pazar günü binalardan biri bombalandı. Üst katları yıkıldı, üst katlardaki yaralılar ambulansa götürüldü. Birinci katta yangın çıktı. Kat ve bodrum katı yoğun dumanla kaplandı. İnsanları acil servise aldılar. Yaralılara yardım etmeye başladık. Çalışırken bizi kimin kameraya aldığına dikkat etmedik.

Görüntülerimiz çekilirken içeriye biri girdi ve bunun kimyasal zehirlenme olduğunu söylemeye başladı. Bu yabancı kişi insanların kimyasal silah yüzünden zarar gördüğünü söylüyordu. İnsanlar korkup birbirlerine su dökmeye, astım ilacı vermeye başladılar. Hastanenin doktorları kimyasal zehirlenme olmadığını söylediler.

İkinci hastane çalışanı:

Adım Halil Ajij. Tıp öğrencisiyim. Duma merkez hastanesinin acil servis bölümünde çalışıyorum. 8 nisan’da binayı bombaladılar. Binanın üst katları yıkıldı ilk katındaysa yangın çıktı. Binadaki tüm yaralıları bize getirdiler. Üst kattakilerde yangın dumanından dolayı oksijensiz kalma belirtileri vardı. Bu belirtiler üzerinden tedavi uyguladık. Tedavi sırasında başka biri geldi, kim olduğunu bilmiyorum. Zehirli maddelerle saldırı yapıldığını söyledi. İnsanlar korktu, arbede yaşandı. Yaralıların yakınları birbirleri üzerine su dökmeye başladı. Tıbbi bir eğitimi olmayan başka insanlar çocuklara astım ilacı verdiler. Bizse hiçbir hastada kimyasal zehirlenme belirtisine rastlamadık.

Bu benim. (Önündeki bilgisayarda açık olan videoda kendisini gösteriyor)

Bu kızın zaten astımı vardı. Yangın zehirlenmesiyle ise trakeal astım da oluştu. (Videodaki küçük bir kız çocuğunu gösteriyor.)

Bu benim. (Diğeri de videoda kendisini gösteriyor.)

İnsanlar korktuğunda böyle panik oluştu. (Birbirinin üzerine su döken insanların videosunu gösteriyor) (https://www.youtube.com/watch?v=XpKchs241Ro)

***

Şimdi de, olaya ve bu videoya ilişkin Sputnik’te yer alan, Rus yetkililerin açıklamasını okuyalım:

“Rusya Savunma Bakanlığı Sözcüsü İgor Konaşenkov, Suriye’nin Duma ilçesine yapıldığı iddia edilen ‘kimyasal saldırının sonuçları’ ile ilgili çekimde yer alan kişilerin videonun kurgulandığını anlattıklarını belirtti.

“Konaşenkov, “Bu videonun çekimlerinde doğrudan yer alan kişileri bulmayı ve onlara soru sormayı başardık. Bugün bu kişilerle yapılan röportajı sunuyoruz. Duma’nın sakinleri, kurgu çekimlerinin nasıl yapıldığını, kendilerinin hangi sahnelerde yer aldıklarını ve ne yaptıklarını detaylarıyla anlattı” diye konuştu.

“Çekimlere katılan kişilerin arasında yerel hastanenin acil servisinde çalışan 2 sağlık uzmanının bulunduğunu belirten Konaşenkov, doktorların ‘hastaneye getirilen hiçbir yaralıda zehirli maddenin neden olduğu belirtilerin bulunmadığını’ aktardıklarını söyledi.

“Konaşenkov, “Yaralılara ilk yardım yapılırken bilinmeyen kişiler hastaneye koşarak girdi. Bazılarında video kameralar vardı. Bu kişiler bağırmaya, panik yaratmaya başladı ve orada bulunan herkesin zehirli maddenin etkisine maruz kaldığını bağırarak, herkesin üzerine hortumla su dökmeye başladı. Hastalar ve akrabaları panik içinde birbirilerinin üzerine su dökmeye başladı” ifadelerini kullandı.

“Tümgeneral Konaşenkov, tüm bu sahneler videoya alındıktan sonra bilinmeyen kişilerin oradan hızlı bir şekilde uzaklaştıklarını da sözlerine ekledi.

“Provokasyonun organizasyonunda İngiltere’nin yer aldığını da belirten Konaşenkov, “Londra’nın daha önceden hazırlanan provokasyonu gerçekleştirmesi için 3-6 Nisan tarihlerinde Beyaz Miğferler’e yoğun bir baskı yaptığı konusunda güvenilir bilgiye sahibiz” diye konuştu.

“Konaşenkov, Rusya Savunma Bakanlığı’nın elinde, ‘İngiltere’nin bu provokasyonun organizasyonuna doğrudan iştirak ettiğini gösteren’ başka kanıtların bulunduğunu da sözlerine ekledi.” (https://tr.sputniknews.com/videokulubu/201804131033028014-rusya-savunma-bakanligi-duma-suriye-kimyasal-saldiri-video-konasenkov-kanit-provokasyon/)

Dünya kamuoyunu, yalanlarınızla kündeye getirip Suriye’ye saldırabilmek için Duma’daki çarpışmalardan birinde bir binanın vurulmasını gözleyeceksiniz, öncelikle. (Söz konusu bina bir topçu ateşiyle vurulmuş) Sonra da bu saldırıdan zarar görüp yara alan insanlar doğal olarak taşınacaklar, yakındaki bir hastaneye. İşte bu anda da, hemen harekete geçereki, hastaneye gelip yaralıların arasında yaygara koparacaksınız; “kimyasal silah kullanıldı, zehirlendik”, diye. Kalın hortumla su tutacaksınız, yaralıların, hastaların ve hasta yakınlarının üzerine. Bu yaşananları da, hazır ettiğiniz kameralarla kayda alacaksınız, sonra da sırra kadem basıp gideceksiniz.

Vereceksiniz bu görüntü kayıtlarını uluslararası medya ajanslarına, ondan sonra da Faşist Bunak Trump ve avanesi, Holywood’un vampir filmlerindeki değme karakterlere taş çıkartan Terresa May ve avanesi, insan sefaleti Sarkozy’nin yine aynı seviyedeki Fransız Başkanı Macron ve avanesi bas bas bağıracak ekranlardan; “Beşşar Esad Yönetimi’nin yaptığı bu kitlesel katliam karşılıksız kalmayacak, bunun cezası mutlaka verilecek!”, diye.

Sonrası malum…

Hep deriz ya, emperyalist politikalar, emperyalist orduların saldırıları, katliamları, işgalleri olmadan uygulanamaz, diye…

İşte siz de vahşi doğadaki leş yiyiciler gibi ya da geriz fareleri gibi mecbursunuz, bu saldırılara, bu katliamlara ve insan kanıyla, insan etiyle beslenmeye, talanlar yapmaya. Dünya pazarlarını ele geçirmeye, dünya halklarının alınterini gasp etmeye ve Mazlum Milletlerin doğal kaynaklarını iç etmeye…

İnsan gibi namusluca yaşayamazsınız. Buna doğanız el vermez. Yazık…

Daha bugünden lanetlendiniz. Tarih boyunca hep lanetle anılacak adınız. İnsanlık büyük bir iğrenmeyle, tiksintiyle söz edecek sizlerden ve temsil ettiğiniz emperyalist devletlerden.

Bu alçakça yalanı ve provokasyonu tertipleyen yerel taşeron örgüt kim miymiş?

“Beyaz Miğferler” adlı, 2013’te Türkiye’de kurulan, CIA, MI6 ve Soros sentezinden oluşan bir aşağılık emperyalist savaş propaganda örgütü.

Bu örgütün içyüzüne dair önemli yazılar yayımlandı medyada. İsterseniz birkaç aktarmada bulunalım bu yazılardan:

“Beyaz Miğferler, 2013 yılında James Le Mesurier tarafından ABD ve İngiltere ortaklığında kuruldu. Beyaz Miğferler, Le Mesurier’in merkezi Dubai’de ve İstanbul ofisi Karaköy’de bulunan “Mayday Rescue” isimli şirketi üzerinden finanse ediliyor. Şirket, kurulduğu dönem Suriyeli muhaliflerin “arama ve kurtarma” eğitimi vermek üzere Türkiye’ye gönderilmesi işini organize ediyor ve üyeler Türkiye’de AKUT tarafından eğitiliyor. Şirketin kurucusu Le Mesurier ise bir İngiliz “güvenlik uzmanı” ve eski istihbarat subayı. İngiltere Dışişleri Bakanlığı’nda da kritik görevler yapan Le Mesurier, gazeteci Vanessa Beeley’in ortaya çıkardığına göre Bosna ve Kosova gibi en şüpheli NATO müdahalesi senaryolarından bazılarında ve Irak, Lübnan ve Filistin müdahalelerinde dikkat çekici bir sicile sahip ve İngilizlerin Sandhurst’te bulunan elit Kraliyet Askeri Akademisi’nde yetişmiş, daha önceden Birleşmiş Milletler’de, Avrupa Birliği’nde ve İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nda yüksek görevlere getirilmiş bir isim.

“YİNE SOROS

“İlişkilerin kimi boyutları hala bulanık durumda olsa da Beyaz Miğferler’in uluslararası bir PR firması olan “Purpose” ile ilişkili olduğu ve örgütün propaganda faaliyetlerinin bu örgüt tarafından yapıldığı biliniyor. Şirketin CEO’su Avaaz, SEIU ve Move On’un kurucuları arasında bulunan Jeremy Heimans. Şaşırtmayan bir şekilde, Heimans’ın kurucuları arasında bulunduğu Avaaz’ın aynı zamanda Soros’un “Açık Toplum Vakfı” ile bağlantılı olduğu biliniyor.

“(…)

“İNSANİ” ÖRGÜTÜN ASKERİ TALEBİ

“Son derece geniş çaplı propaganda araçlarıyla ortaya çıkarılan Beyaz Miğferler, Suriye’de “göreve” başladıklarından bu yana, en büyük talep olarak “muhaliflerin” bulunduğu bölgelerin uçuşa yasak bölge olarak kabul edilmesini talep ediyor. “Sivillerin bombardımandan kurtulması” argümanıyla insani bir maske takılan bu talep, aynı şekilde Suriye yönetimi ve Rusya’nın “kritik” bölgelerde hava müdahalesini istemeyen ABD ve Batı ülkelerinin talepleriyle “ilginç bir biçimde” örtüşüyor. Amacını “insani yardım” ve “arama kurtarma” olarak açıklayan bir yapının yıllar boyunca “uluslararası müdahale” ve uçuşa yasak bölge talep etmesi, Suriye yönetimini devirmek isteyen kuvvetlerin talepleri ve adımlarıyla birlikte düşünüldüğünde tabloyu belirginleştiriyor.

“EN BÜYÜK YARDIM ABD’DEN

“Peki, böylesine büyük çaplı organizasyonlara girişen Beyaz Miğferler’in para kaynağı nereden geliyor? Kuşkusuz, ABD kendi yönetiminde olan özel savaş şirketleri ve insani yardım kuruluşlarına daha çok örtülü ödenekler üzerinden para desteği sunması meselede karanlıkta kalan noktalar olmasını sağlasa da ABD’nin resmi yardım kuruluşu olan USAID’in, Beyaz Miğferler’e düzenli olarak milyon dolarlarca bağış yaptığını açıklaması, “çeşmenin suyunun” nereden geldiğini ortaya çıkarıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Mark Toner örgüte 23 milyon dolar verildiğini basına açıklamıştı. Öte yandan, Japonya, Danimarka, Hollanda ve Pakistan gibi ülkelerin de Beyaz Miğferler’e bağış yaptığı biliniyor.

“KENDİN YAZ KENDİN OYNA

“Yazının başında ABD’nin oyunundan bahsetmiştik. Kurucuları, kuruluş süreci, ilişkileri ve görevleri ile birlikte düşünüldüğünde, klasik bir “kendin yaz kendin oyna” durumuyla karşı karşıya olduğumuz ortada. Beyaz Miğferler özelinde, Suriye meselesinde, Suriye’ye birden fazla enstrümanı ile saldıranın da, diplomatik kimi yollarla Suriye yönetimini sıkıştırmaya çalışanın da, uluslararası kamuoyunu manipüle etmek amacıyla Suriye’de “insanlık dışı” olaylar yaşandığı yönünde yalanlar imal edenin de ABD olduğunu görüyoruz. Öte yandan, Beyaz Miğferler’in özellikle Nusra’ya yapılan her saldırıyı sivillere yapılmış olarak göstermeye çalışması, bu “yardım” örgütünün hem askeri, hem politik, hem diplomatik alanda ABD’nin ajandasını takip ettiği su götürmez bir gerçek.” (Erkin Öncan, https://odatv.com/iste-butun-baglantilariyla-beyaz-migferler-13041844.html)

***

“Syria’s White Helmets: War by Way of Deception

“(…)

“The White Helmets were established in March 2013, in Istanbul, Turkey, and is headed by James Le Mesurier, a British “security” specialist and ‘ex’ British military intelligence officer with an impressive track record in some of the most dubious NATO intervention theatres including Bosnia and Kosovo, as well as Iraq, Lebanon, and Palestine. Le Mesurier is a product of Britain’s elite Royal Military Academy at Sandhurst, and has also been placed in a series of high-profile pasts at the United Nations, European Union, and U.K. Foreign and Commonwealth Office.

“The origins of The White Helmet’s initial $300k seed funding is a little hazy, reports are contradictory but subsequent information leads us to conclude that the UK, US and the ‘Syrian Opposition’ [or Syrian National Council, parallel government backed an funded by the US, UK and allies] are connected. Logistical support has been provided and given by Turkish elite natural disaster response team, AKUT.

“A further $13 million was poured into the White Helmet coffers during 2013 and this is where it gets interesting. Early reports suggest that these “donations” came from the US, UK and SNC with the previously explored connections to George Soros in the US. (http://21stcenturywire.com/2015/10/23/syrias-white-helmets-war-by-way-of-deception-part-1/)

Alıntı yapılan bölümün Türkçesi:

“Suriye’nin Beyaz Miğferleri: Kandırmaca Yoluyla Savaş

“(…)

“Beyaz Miğferler 2013 Mart ayında İstanbul, Türkiye’de kuruldu ve bir İngiliz “güvenlik” uzmanı ve “eski” İngiliz askeri istihbarat yetkilisi olan; Irak, Lübnan ve Filistin’le birlikte Bosna ve Kosova’yı da kapsayan en kuşkulu NATO müdahalelerinin bazılarında etkileyici bir performans sergilemiş olan James Le Mesurier tarafından yönetiliyor. Le Mesurier, seçkin Sandhurst Kraliyet Askeri Akademisi’nde yetiştirildi ve geçmişte Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve İngiliz Yabancılar ve Milletler Topluluğu Ofisi’nde üst düzey görevlere getirildi.

“Beyaz Miğferler’in ilk kuruluşundaki 300 bin dolarlık kaynağın nereden geldiği biraz muğlak, bu konuya ilişkin raporlar çelişkili fakat somut bilgiler bizleri bu kaynağın İngiltere, Amerika ve “Suriye Muhalefeti”yle [ya da ABD, İngiltere ve müttefikleri tarafından desteklenen ve finanse edilen paralel hükümet Suriye Ulusal Konseyi’yle] bağlantılı olduğu sonucuna götürüyor. Lojistik destek ise, Türkiye’de doğal felaketlere müdahale konusunda seçkin bir ekip olan AKUT tarafından sağlanıyor.

“2013 yılı boyunca 13 milyon dolar daha Beyaz Miğferler’in yetkililerine akıtıldı ki iş burada ilginç bir hal alıyor. Daha önceki raporlar, bu “bağış”ların ABD, İngiltere ve geçmişte ABD’de George Soros’la bağlantısı ortaya çıkarılan SNC’den geldiğini ortaya koyuyor.”

***

Açıkça görüldüğü gibi, arkadaşlar; “Beyaz Miğferler” denen CIA ve MI6 kırması, karması ve Soros destekli bu aşağılık emperyalist propaganda örgütü, Türkiye’de kuruluyor ve elemanlarına da, ne acıdır ki, AKUT eğitim veriyor.

Burada gerçekten üzülüyoruz.

Sen de mi devşirildin, Nasuh Mahruki? diyoruz.

Sen de mi girdin o alçakların hizmetine?

Yapma be Mahruki…

İşte öldürdün kendini gönlümüzde…

Tüm kariyerin yerle bir oldu.

Bu mu senin vatan sevmekten anladığın?

Dileyelim ki keşke bilmezlikten yapasınız bu aşağılık işi. “Aptallık etmişiz, hödüklük etmişiz”, diyesiniz…

Ama buna pek inandıramıyoruz kendimizi. Sanki bilerek girdiniz o şerefsizlerin hizmetine gibi geliyor bize…

Demek ki arkadaşlar; bu insan sefaletlerinden oluşan şerefsiz örgütü böyle namussuzca, insanlık düşmanı propagandalar üretsin diye kuruyor, milyon dolarlar akıtarak besliyor, emperyalist haydutlar. Ve onların aracılığıyla ürettikleri iğrenç, pis yalanlarını gerekçe göstererek Mazlum Milletlerin tepesine füzeler yağdırıyor.

Amaçları ne?

BOP…

Bu alçaklar ne insanlık bilirler, ne hak, ne hukuk…

Yaptıkları düpedüz çakallıktır, haydutluktur. Kötülük üretmekten, namussuzluk üretmekten başka hiçbir şeyle ilgilenmezler.

Özetçe arkadaşlar; insana yarar bir işi, bir düşüncesi, bir eylemi olmaz bu şerefsizlerin…

Birleşmiş Milletler üyesi, özgür ve egemen bir millete açıktan saldırarak, 7 yıldan bu yana savaş suçu işlemektedir ve insanlık suçu işlemektedir bu alçaklar.

Sanıyorlar ki yaptıkları yanlarına kalacak…

Kalmayacak!

Mazlum Dünya Halklarının, bu İnsan Soyunun yüz karalarından hesap soracağı günler de gelecek!

Ve son bir noktaya dikkat çekelim istedik, arkadaşlar:

Demek ki ne kadar da haklıymışız, yıllardan bu yana:

“Katil Amerika, Ortadoğu’dan defol! diyemeyen her siyasi, her aydın ya gafildir, ya korkaktır, ya da haindir!” demekte…

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

16 Nisan 2018

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı