Parababalarının Sömürü ve Soygun Düzenine Kurban Verdiğimiz Her Bir Canın Hesabını Soracağız!

23.07.2024
250
A+
A-

 

İzmir İl Örgütü olarak 22 Temmuz Pazartesi günü saat 19.00 da, 12 Temmuz günü İzmir’de aniden bastıran şiddetli yağmur nedeniyle sel altında kalmış yoldan karşıya geçerken, yeraltındaki elektrik kaçağının çarpması sonucu yaşamını yitiren Özge Ceren Deniz ve onu kurtarmak isterken yaşamını yitiren İnanç Öktemay’ı yaşamını yitirdikleri yerde, Enver Dündar Başar Sokağındaki elektrik kaçağının yaşandığı yerde andık ve sorumluları protesto ederek, yargılanmaları için çağrı yaptık. Çevredeki esnafın, yoldan geçen vatandaşlarımızın da ilgiyle izlediği ve kameralarına kaydettiği, alkışladığı, sloganlarımıza katıldığı eylemimizde, açtığımız ozalit ve attığımız sloganlarla bu tür ölümlerin yaşanmaması için gerekli önlemlerin derhal alınması gerektiğini anlattık.

Olayla ilgili açıklamayı Genel Sekreter Yardımcımız ve İzmir il Başkanımız Av. Tacettin Çolak yaptı. Tacettin Çolak açıklamasında özetçe şunları söyledi:

“Bundan bir hafta önce yağmur altında bu yoldan geçen iki kardeşimiz canından oldu. Birisi gençliğinin baharında tıp fakültesi öğrencisi Özge Ceren Deniz, Osmaniye’den kalkmış İzmir gibi sözde en medeni kentimizde okumaya gelmişti. Diğeri ise tamamen insancıllığından kaynaklanan ve başına gelebilecek tehlikeyi hiç umursamadan, yaşamı tehlikede olan bir insana yardım elini uzattığı için kendi canından olan İnanç Öktemay isimli kardeşimiz. O da son derece yetenekli bir insan müzisyen, üretken biri. Ölümüyle bir kez daha kanıtlıyor ki, yüreği insan sevgisi ile dolu bir kardeşimiz. Bir hafta önce buradaki esnaf kardeşlerimiz bu işi çok daha canlı canlı yaşadılar. Bu olayın geçmişini de biliyor esnaf kardeşlerimiz.

O sağanak yağmur altında buradan yürüyen biz de olabilirdik, burada bizi denetlemeye gelen polisler de olabilirdi, esnaf kardeşlerimiz de olabilirdi, herhangi bir kardeşimiz de olabilirdi. Burada özelleştirme uygulamalarıyla halka ölümü reva gören siyasilerin olması mümkün değildir.  Zaten Tayyip Erdoğan 1500 korumasıyla 80-100 araçlık konvoyu ile gittiği için o da burada yürümezdi, bu mümkün değil. O nedenle merkezi yönetimin de yerel yönetimin de yapmış olduğu hatalar, ihmaller, kusurlar ve hatta kasıtlar nedeniyle olan emekçi halkımıza oluyor.

Şimdi bu cinayetten sonra İzmir Savcılığı inceleme başlatmış.  Basından öğrendiğimize göre izolasyon hatası olduğu söyleniyor. Teknik konulardır, çok bilemeyiz ancak yine basından öğrendiğimize göre elektrik mühendisleri odasının 2019’da burayla ilgili uyarıları var yöneticilere. Yine basından öğreniyoruz ki buradaki esnaf kardeşlerimizin de defalarca yapmış olduğu şikayetler var, bildirimler var burada bir sorun olduğuna dair, elektrik çarpmalarının yaşandığına dair. Ama ne Gediz elektrik ne de İzmir Büyükşehir Belediyesi bu şikayetleri ciddiye almıyor. Cinayet sonrasında ikisi de birbirini suçluyor. Belediye diyor ki “Biz burada  kazı yaptık, Gediz Elektrikten gözlemci istedik.”, Gediz Elektrik de diyor ki “O kazılarda bizden gözlemci istenmedi.”. Yani herkes suçu birbirine yıkıyor. Hatta halkımızın deyişi ile “İt ite buyuruyor it de kuyruğuna buyuruyor.

2023 yılının Kasım ayında da sağanak altında kaldı İzmir, aynı sorun yine burada yaşanmış. Dolayısıyla yöneticiler daha ne zaman insan canını düşünür hale gelecekler, keyifli koltuklarından kalkıp halkımızın bırakın mutluluğunu, refahını, can güvenliğini sağlayacak önlemleri ne zaman alacaklar? Cumhuriyetin kazanımları olan kamu mallarını yerli-yabancı parababalarına yeyim ettirme uygulaması olan, özelleştirme politikalarının çok büyük günahı vardır bu cinayette. Bu politikayı savunanlar da bu cinayetlerin sorumlularıdır. Özelleştirmeler sonucunda liyakatsiz elemanlarla, yetersiz yatırımlarla, hatta yatırım diyemeyeceğimiz uyduruk önlemlerle halkın canına kastediyor bu şirketler. Ve kendilerine sunulan vurgunlardan köşeyi dönüyorlar. Bakın burada yine teknik incelemelere göre 15 santim kazılmış. Yani elektrik hattı 15 santim derinlikten geçirilmiş, olacak iş mi bu? Sıradan bir hobi bahçesinin elektrik hattı bile 15 santimden daha derinden geçer. Yine bilimsel olarak, teknik olarak söyleniyor ki en az 80 santim olması gerekiyor. Çünkü burayı alan şirket buradan vurgun vuruyor, 80 santim kazacağı yerde 15 santim kazıyor. Zamandan, işçilikten, malzemeden çalarak vurgun yapıyor. Ondan dolayı üç-beş kuruş için halkın canına kastediyor bu şirketler.

Yerel yönetim olmaktan kaynaklı denetim-gözetim sorumluluğu vardır Büyükşehirin, hatta bakın idare hukukuna göre belediyelerin daha doğrusu idarenin, devlet kurumlarının kusursuz sorumlulukları vardır. Belediye Başkanı yaptığı açıklamada kendince hiçbir kusurlarının olmadığını söylüyor ama bu haliyle dahi belediyelerin kusursuz sorumluluğu vardır. Ama biz maalesef o kusursuzluğun olduğunu düşünemiyoruz. Teknik bir konu olması nedeniyle de ayrıntıya girmiyorum.

Bir de soruşturma süreci başlatıldı şimdi, her zaman olduğu gibi Tayyip Erdoğan yine yargıya müdahale etti. Diyor ki “Bu olayda belediyenin de bir özür dilemesi gerekirdi”. Dolayısıyla savcılığa talimatı veriyor, belediyenin çalışanlarını gözaltına aldırtıyor, hatta tutuklatıyor. Oysa tutuklanan insanlara baktığımızda kurumlarında çalışan emekçi kardeşlerimiz. Yani kurum içinde emir ve talimatla hareket eden insanlar.  Hiçbir çalışan kendine emir ve talimat verilmediği sürece gelip de burada çalışma yapamaz, burada onarım yapamaz. Aynı şey Gediz Elektrik çalışanları için de geçerli. Sakın yanlış anlaşılmasın, bu söylediklerimiz alt düzeyde çalışanlar için geçerli. Ama emir ve talimat yetkisi olanlara yönelinmediği sürece bu cinayette gerçek anlamda sorumlular soruşturulmaz. Maalesef üstü kapatılır.

Halkın Kurtuluş Partisi olarak bu cinayetin de takipçisi olacağız. İnsana, doğaya, hayvana, tarihe, çevreye saygılı olan bir parti olarak halkımızın her türlü sorunu bizim sorunumuzdur. Sonuç olarak biz bu cinayet nedeniyle hayatını kaybeden kardeşlerimize rahmet diliyoruz, ailelerine başsağlığı diliyoruz, buradaki esnaf kardeşlerimize geçmiş olsun diyoruz. Ama bu vurgun düzeni, bu sömürü ve soygun düzeni devam ettiği sürece böylesine katliamlarla karşılaşmamız kaçınılmazdır. O nedenle yapacağımız en önemli şey Yüzyılın Felaketi bu AKP’giller iktidarından kurtulmaktır. Tek kişi diktatörlüğü olan bu iktidardan kurtulmaktır. Halkın Kurtuluş Partisi işçiye dost, hayvana dost, çevreye ve halka gerçek anlamda sahip çıkan bir partidir. Bu katliamların ve haksızlıkların kanunsuzluklarının peşini sürmeye ve sorumlulardan hesap sormaya devam edecektir, saygılarımla.”

Eylemimiz, “Sokakta Yürürken Ölmek İstemiyoruz”, “Katil Sermaye Hesap Verecek”, “Sorumlular Yargılansın”, “Özelleştirme Halka İhanettir” sloganlarıyla son buldu.

22 Temmuz 2024

İzmir İl Örgütü