Nif Dağı’nın Suyunu Parababalarının Sömürü Çarklarına Teslim Etmeyeceğiz! Yukarıkızılca’da Madene Hayır!

Emperyalist tekeller ve onların yerli işbirlikçileri doymak bilmiyor! Gözlerini kâr hırsı bürümüş. Ustamız Hikmet Kıvılcımlı’nın da dediği gibi; “Vatan aşkını söylemekten ve gereğini yapmaktan korkar hale gelmektense, ölmek yeğdir” Bizim için vatan, sadece üzerinde yürüdüğümüz kuru bir toprak parçası değildir. Vatan; Nif Dağı’ndaki asırlık zeytin ağacıdır, gürül gürül akan yeraltı suyumuzdur, ovadaki canım kirazımızdır, yuvadaki kurdun kuşun hakkıdır!
Şimdi bu vatan satıcısı, doğa düşmanı, insan düşmanı Parababaları, bu Finans-Kapital çakalları vatanımızın kalbine, Kemalpaşa’da Nif Dağı’nın uzantısı olan Mahmut Dağı’na hançer saplamaya çalışıyorlar.
ÇED oyunlarıyla, sahte ruhsatlarla dağımıza daldılar. “Arama yapıyoruz” yalanıyla giriştikleri bu doğa katliamının ardındaki o sinsi, o zehirli planı bilimsel gerçeklerle halkımıza açıklıyoruz:
Adeta Bir Sünger Gibi Olan Dağımızı Zehirliyorlar
Nif Dağı, suları sünger gibi emen devasa bir yeraltı su deposudur. O heyula gibi matkaplarla dağı delik deşik edip, sondaj kimyasallarını yeraltına basıyorlar. Dağın çatlaklı yapısı, bu zehri anında içme suyumuza, akiferlere taşıyor. Bunun yanı sıra, bu zalimler içme suyumuzu daha şimdiden içilemez hale getirdiler. Yapılan sondaj çalışması halkın kullandığı içme suyu kaynağının 400 metre yukarısında bulunmaktadır. Sondaj çalışması sırasında şirketin Armutlu Deresi’nden sondajda kullanmak için su aldığı tespit edilmiştir. Bu tespitin ardından Armutlu Deresi’nden su numunesi alınarak DSİ’de analiz yaptırılmış, bu analiz sonucunda Armutlu Deresi’ne kanalizasyon suyunun karıştığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. İşte bu hainler, göz göre göre vatanın suyunu, halkın suyunu bile bile, böyle katlediyorlar
Maden Asit Kusacak
Mühendislik gerçeği tokat gibi ortadadır. Yerin altından çıkardıkları o sülfürlü kayalar, havayla temas ettiği an asit kusmaya başlar. Yeraltına sızacak bu sülfürik asit; arseniği ve kurşunu eritip doğrudan köylünün musluğuna pompalayacak. Bu, üç kuruşluk rant için tasarlanmış kimyasal bir cinayettir!

Soframıza Gelen Ölüm
Çinko cevherini almak için vatan toprağını dinamitleyecekler. O zehirli ağır metal tozları, rüzgarla birlikte Kemalpaşa Ovası’na yağacak. O zehir, canım kirazımıza ve zeytinimize işleyecek. Ağacın kökünden emilen kurşun, dönüp dolaşıp evladımızın sofrasına girecek.
Bu vahşet yetmezmiş gibi, yüzsüzce köylünün içme suyuna da göz diktiler! Sondaj makinelerini soğutmak için, devasa tankerlerle köylünün yaşam kaynağını gasp etmeye kalktılar.
Ama Kemalpaşa’nın yiğit köylüsü o tankerlere geçit vermedi! Vatan toprağını savunan halk, o tankerleri nasıl gerisin geri püskürttüyse, o zehir kusan madeni de Mahmut Dağı’ndan öyle söküp atacak!
Biz Halkçı Doğa ve Hayvanseverler olarak haykırıyoruz: Yağma yok!
Bir avuç Parababasının doymak bilmez kâr hırsı için dağlarımızı delik deşik etmesine, ormanlarımızı katletmesime, sularımızı kirletip-kurutmasına cennet vatanımızı yağmalamasına, doğanın dengesini bozmasına karşı bugüne kadar mücadele ettiğimiz gibi bundan sonra da var gücümüzle mücadele etmeye devam edeceğiz. Kemalpaşa’nın emekçi halkı asla yalnız değildir. Direnişin tam göbeğindeyiz, mücadelede omuz omuzayız.
6 Ağustos 2026
İzmir’den Halkçı Doğa ve Hayvanseverler