Maraş, Çorum, Sivas, Reyhanlı, Roboski, Suruç, Ankara… AB-D Emperyalistleri Halklarımızı katletmeye devam ediyor

24.12.2015
181
A+
A-

Maraş, Çorum, Sivas, Reyhanlı, Roboski, Suruç, Ankara

AB-D Emperyalistleri Halklarımızı katletmeye devam ediyor

AB-D Emperyalizmi demek kan, gözyaşı, katliam demektir. Halkların düşmanlaştırılıp, birbirine kırdırılması demektir. İnsan soyunun en büyük düşmanlarının aşağılık amaçlarına ulaşmaları için, Halkların başına, insanlıktan çıkarılmış faşist diktatörlerin, insanlığı Ortaçağ karanlığına götürmeye yeminli, CIA İslam’ıyla doktrine edilen Ortaçağcıların bela edilmesi demektir, AB-D Emperyalizmi.

Rüzgârların soldan estiği, Halkın devrimci mücadelesinin yükseldiği, devrim yüklü yıllardı 70’li yıllar. 27 Mayıs Politik Devrimi’nin ürünü 61 Anayasası’nın, 12 Mart Faşizmiyle budanmasına rağmen yürürlükte olduğu yıllardı.

Yükselen Devrimci Mücadelenin heba edilmemesi için Kıvılcımlı Usta’nın düşünce oğulları ve kızları tarafından, hançereleri yırtılırcasına, birlik çağrılarının, “Faşizme Karşı Ya Birleşmek Ya Ölüm” uyarılarının da yapıldığı yıllardı, 70’li yıllar. AB-D Emperyalistleri için, yerli satılmışlar için, CIA İslamcıları için tehlikeli yıllardı. Halkların acısı, gözyaşı üzerine şekillendirdikleri, kurguladıkları geleceklerinin tehlikeye girmemesi için, huzurlarının bozulmaması için, Halkın huzurunun bozulması gerekiyordu. Bozdukları huzurun “yeniden kurulması” için Halk faşist darbeyi arzulamalı, faşist darbecileri kurtarıcı olarak görmeli, kendilerine duacı olmalıydı, bozdukları huzuru yeniden tesis ettikleri için.

AB-D Emperyalistlerinin kanlı örgütü Kontrgerilla girdi devreye. Kontrgerilla’nın sivil uzantıları MHP’li faşist tosuncuklar girdi devreye. 1950’lerden itibaren girdikleri her ülkede uyguladıkları Kontrgerilla yöntemleri, ülkemizde de uygulanmaya başladı. Önce Devrimcileri, yurtseverleri din düşmanı, halk düşmanı olarak gösterdiler. “Din elden gidecekti”, “huzur” bozulacaktı Devrimciler iktidara gelirse. Bu aşağılık Kontrgerilla propagandasını işlediler Halkımızı içinde. Sonra bir bir katletmeye başladılar devrimcileri, yurtseverleri. Bu kesmezdi AB-D Emperyalistlerini. Toplu katliamlara giriştiler. Bir Kontrgerilla taktiği olarak yaptıkları, yaptırdıkları katliamların suçunu da devrimcilere yüklediler. Yüklemeye çalıştılar.

Ve 37 yıl önce, 1978’in 24 Aralığında, insanlık tarihinin en korkunç katliamlarından biri olan Maraş Katliamı, Ortaçağcı gericiler, Kontrgerilla’nın suç örgütü MHP, Kontrgerilla ve CIA tarafından planlı bir şekilde yaşama geçirildi. Senaryoyu yazan CIA, yönetmen Kontrgerilla, figüranlar Ortaçağcı gericiler ile MHP’li tosuncuklardı. Halkımızın payına düşense katliamdı, acıydı, kandı, gözyaşıydı. 12 Eylül Faşizmine giden yolda tezgâhlanan bu katliamda hamile kadınlar, genç-yaşlı, çoluk-çocuk demeden yediden yetmişe, resmi kayıtlara göre bile 111 insanımız hunharca katledildi.

Bugün olduğu gibi o günlerde de kullanılan enstrüman dindi. Yine Halklarımızı uyutmak için din elden gidiyor aşağılık demagojisi kullanılıyordu. Maraş katliamında, Kontrgerilla tarafından CIA İslamı’yla uyutulan gerici insanları kandırmak, kışkırtmak için, Solcular Camiyi bombaladılar propagandası kullanıldı. Öncesinden evleri işaretlenmiş çoğunluğu Alevi Halkımıza ait evler gözü dönmüş, ağızları salyalı gericiler tarafından basıldı. Alevi Halkı kundaktaki çocuklara, anne karnındaki bebelere kadar katliamlara uğratıldı. Bilinçli seçilmişti Alevi Halkımız. Alevi gençlerin Devrimciliğe akışkanlığını önlemek istediler Maraş Katliamıyla. Tek amaç yetmezdi Kontrgerilla’ya. Mezhep çatışmalarını da körüklediler bu katliamla. Kontrgerillanın faşist diktatörlüğe götürmek için kullandığı ve azdırdığı yöntemlerdendi Mezhep Çatışması. Maraş Katliamı’ndan sonra birçok ilde sıkıyönetim ilan edildi. Sıkıyönetimler, katilleri, insanlıktan çıkmış canileri yakalamak için değil kurtarmak için ilan edilmişti. Nitekim katil diye yakalananlar, idama mahkum edilenler, hapis cezalarına çarptırılanlar, hepsi de sonraki yıllarda serbest bırakıldılar. Ortaya çıkarıldı ki AB-D Emperyalistlerinin girdikleri ülkelerde yaptıkları anlaşmadır: Kontrgerilla elemanları yargılanamaz, uzun yıllar içeride tutulamaz.

Amaçlarına ulaştılar AB-D Emperyalistleri. Satın aldıkları, insanlıktan çıkardıkları oğlanlarına yaptırdılar 12 Eylül Faşist Darbesi’ni. Bozdukları huzuru yeniden tesis etmek için on binlerce insanı işkencelerden geçirdiler, 1 milyon insanımızı fişlediler, onlarca devrimciyi darağaçlarına gönderdiler, binlerce insanımızı yıllarca hapishanelerde çürüttüler, binlerce insanımızı işlerinden ettiler, bilim insanlarını üniversitelerden, öğrencilerinden ettiler, dünyanın gördüğü en demokrat anayasalarından biri olan 27 Mayıs Anayasası’nı tümden ortadan kaldırdılar, grevi yasakladılar, lokavtı hak haline getirdiler. Kısacası hak arama yollarını tamamen tıkadılar. Halkımızı nefessiz bıraktılar. Huzuru yeniden tesis etmenin bedeli ülkenin karanlığa bürünmesi oldu.

Bir kez daha Kıvılcımlı Usta’nın 12 Mart Faşizmi öncesi, devamcıları Devrimci Derlenişçilerinin 12 Eylül Faşizmi öncesi, devrim yüklü yılların heba edilmemesi için yaptıkları çağrılara kulak tıkanmasının bedelini ödedi Devrimcilerimiz. 11 Eylül’de gördükleri Devrim Rüyaları 12 Eylül sabahında dağıldı, tuzla buz oldu.

Ders alındımı? Hayır. Ders Alırlar mı? Gelinen aşamada, hayır.

12 Eylül Faşizmine götürmek için tezgahlanmıştı Maraş Katliamı, AB-D Emperyalistleri tarafından. Bugün AB-D Emperyalistlerinin başta Ortadoğu olmak üzere dünyanın her yerinde Halklara yönelik katliamları hız kesmiyor. Yugoslavya’da katlettiler Halkları, 7 parçaya böldüler. Irak’ta katlettiler Halkları, fiilen üçe böldüler. Libya’da katlettiler Halkları, Libya şimdi 2’ye bölünmüş durumda. Suriye’de katlettiler Halkları, Suriye Halkının ve önderliğinin direnmesine rağmen şu an için 3’e bölünmüş durumda.

Sıra Türkiye’de. Ülkemizin üçe bölünmüş haritalarını yayınladılar. Bir proje partisi olan AKP’nin büyük patronunu da, bin ülkeli bir dünya projesi olan BOP’un eşbaşkanlık  göreviyle “onore” ettiler. Yeni Sevr’e karşı tepki koyabilecek Yurtsever bütün unsurları bertaraf ettiler, CIA Operasyonlarıyla. Bu geriye gidişe, bu ihanete tepki koyabilecek “Devrimci Siyasetler” Emperyalizmin umut kaynağına dönüştürdüler, Amerikancı Burjuva Kürt Hareketinin ardına taktılar. Senaryo yazılmış, figüranlar belirlenmişti. Artık Mustafa Kemal ve Birinci Kuvayimilliyecilerin parçalayıp attıkları Sevr’i yeniden gerçekleştirmek için ortam hazırlanmalıydı. Bin yıldır birbiriyle etle tırnak gibi kaynaşmış, kardeşleşmiş Halklar düşmanlaştırılmalıydı. Aralarına kan davaları sokulmalıydı. Halk artık bitsin bu savaş demeliydi. “Huzur” olsun yeter ki demeliydi. İşte AB-D Emperyalistlerinin aşağılık senaryosunun bölümleridir yaşanan katliamlar. Çekilen acılar, dökülen gözyaşları AB-D Emperyalistlerinin Yeni Sevr Projesi’nin sonucudur.

70’li yıllarda olduğu gibi bugün de AB-D Emperyalistlerinin Ülkemizi Yeni Sevr’e götürme çabalarına yıllar öncesinden itibaren, yine hançere yırtarcasına uyarıları yapan, eylem koyan, davalar açan, hakkında davalar açılan Kıvılcımlı Usta’nın öğrencileri, 70’li yılların Devrimci Derlenişçileri, 80’li, 90’lı yılların Devrimci Mücadelecileri, 2000’li yılların Halkın Kurtuluş Partilileridir.

Yeni Sevr’i boşa çıkartacak Halklarımızın örgütlü mücadelesidir. AB-D Emperyalistlerinin heveslerini kursaklarında bırakacak olan, örgütlü Gezi İsyanı’dır. AB-D Emperyalistlerinin egemenliğine son verecek olan Halkın İktidarıdır.

Yeni Maraş’lar, Sivas’lar, Suruç’lar, Ankara’lar olmasın diyorsak; Halkımızla, onun bir parçası olan Bilim İnsanlarımızla, Aydınlarımızla, Ordu Gençliği’mizle ve bin yıldan beri birlikte yaşadığımız Kürt Kardeşlerimizle omuz omuza vererek, AB-D Emperyalistlerini ve kaderleri onların varlığına bağlı olan yerli satılmışları yenilgiye uğratmak için kurmak zorundayız Halkın İktidarını.

Ant olsun ki kuracağız Halkın İktidarını.

Halkız! Haklıyız! Yeneceğiz! Kazanacağız! 24.12.2015

Halkın Kurtuluş Partisi

Genel Merkezi