Kriminal örgütün şefleri, birbirlerini ele veriyor

13.12.2019
306
A+
A-

Bütün mafyatik yapılarda olduğu gibi, sonunda çıkar amaçlı bir suç örgütü olan AKP’giller’in büyük şefleri de birbirlerine düşüp, birbirlerinin yolsuzluklarını, hırsızlıklarını, vurgunlarını, soygunlarını açıklama sürecine girdiler…

Kaçak Saraylı Tayyip diyor ki; Davidson, Kraliçe’nin Gül’ü, uluslararası Finans-Kapitalistlerin Samanpazarlı Babacan’ı için ve kendilerinin eski ekonomi şefi İngiliz Şimşek Mehmet için:

“Son zamanlarda bir Şehir Üniversitesi meselesi ortaya çıkardılar. Ve bu meselenin özellikle bir siyasi ayağında bizim olduğumuzu, bir siyasi ayağında da malum zatın olduğu söyleniyor. Şunu çok açık ve net söylemek durumundayım. Her şeyden önce Şehir Üniversitesi’nin tahsisini Başbakanlığım döneminde yapan benim. Daha sonra malum zat Başbakan olunca bu tahsisi, Şehir Üniversitesi’ne mülkiyet devrine dönüştürmüştür.

“Türkiye’de hiçbir üniversiteye tapu ile tapu devri, mülkiyet devri yoktur, olmamıştır. Bunlar dürüstlüğü kimseye bırakmıyor değil mi? Öksüz, yetimin hakkını kalkıp kurdukları üniversiteye tapu devri yapmak suretiyle, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun başkanı sıfatıyla bunu sağlıyor. Peki bu nasıl doğruluk? Peki yanında kim var? Yine bir başka isim, Sayın Babacan var. Onun da imzası var bu işin altında. Başka kim var? Mehmet Şimşek var. Başka kim var? O zaman Ulaştırma Bakanı olarak Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun içinde olan Feridun Bilgin var. Hani bunlar dürüsttü! Dürüstlüğü bunlar kimseye bırakmıyordu.

“Ben bunu niye anlatıyorum? Kimin ne olduğunu yaptıklarıyla öğrenin diye. Bitmedi ve bunlar Halk Bankası’nı da dolandırmaya çalışıyorlar. Halk Bankası’ndan kredi talebinde bulunuyorlar. Halk Bankası bunlara ciddi bir kredi veriyor fakat maalesef geri ödemiyorlar. Tabiî banka da kendilerini sürekli olarak uyarıyor. Şu anda Halk Bankası’na olan borçları aklımda kaldığı kadarıyla 417 milyon noktasında. Şimdi ‘Yapılandıralım’ diyorlar. ‘Yapılandıralım’ derken, neyi, nasıl yapılandıracaksın? Neymiş yaptıkları kampanya şu, ‘Spor kulüplerinin borçları yapılandırılıyor da Şehir Üniversitesi’nin ki niye yapılandırılmıyor?’ Ya sen Halk Bankası’na teminat bile vermedin.” (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/erdogan-davutoglunu-sucladi-halk-banka-alavere-dalavere-yaptilar-41392171)

Ve Tayyip bir ilave daha yapıyor, bunlardan Kraliçe’nin Gül’ü hakkında. Şöyle diyor:

“Bizim halef selef olduğumuz cumhurbaşkanı aradı. “Siz bu işi arzu ederseniz halledersiniz” dedi. Kendisine dedim ki temenni ederdim ki siz benim yerimde olun.” (https://www.internethaber.com/cumhurbaskani-erdogandan-flas-sehir-universitesi-aciklamasi-abdullah-gul-beni-aradi-2068163h.htm)

Ne yapmış AKP’giller?

Elbirliğiyle toplumu Ortaçağcılaştırmayı amaçlayan, adı “Şehir Üniversitesi” olan bir kurum oluşturmuşlar.

Başlangıçta hep beraber (Tayyip de dahil olmak üzere) yapmışlar bu işi…

Tarafsız bilirkişilerin tespitlerine göre şu anki değeri 2 buçuk milyar TL olan bir kamu arazisini lüplemişler, üniversite kuruyoruz ayağıyla.

Bununla yetinmemişler; esas görevi; “küçük ve orta büyüklükteki esnaf ve sanayiciye kolay ve ucuz kredi vermek”, olan, bu amaçla kurulan Halk Bankasını da 417 milyon TL dolandırarak bu sözde üniversitenin oluşumu için iç etmişler.

Şimdi birbirlerine düştüler ya; malum, Davidson “Gelecek Partisi” adıyla bir parti kurdu, dün itibarıyla.

Ali Babacan’la Gül’ün de bu ay içinde kendi liderliklerinde bir parti kuracakları kesinleşmiş gibi.

Davidson’u ve ekibini bu partileşme girişiminden vazgeçirmek için, Tayyip birkaç gün önce de altı yedi kişilik bir ekip göndermişti Davidson’a hatırlanacağı üzere. Fakat Davidson’un ret cevabıyla karşılaşmıştı bu ekip.

Tayyip, elbirliğiyle Allah ile aldatıp meczuplaştırdıkları kitlenin bir bölümünü bunlar kapacak, ben de iktidardan tekerleneceğim, korkusuyla bunlara karşı açıktan mücadele başlattı. İşte yukarıdaki itiraf ve ifşaatları bu kapsamdadır.

Tayyip’in açıklamalarına göre bu ekiptekiler, kamu malını nitelikli dolandırıcılık suçu işleyerek iç etmişler ve kamu bankasının yüz milyonlarını da aynı şekilde vurmuşlardır. Bu, açıkça mevcut yasalar karşısında ağır bir suç oluşturur.

İşin enteresan tarafı; bu suçu işlerlerken, şu an Tayyip’in AKP’giller’inden İstanbul Milletvekili olarak Mecliste oturan, Çevre ve Şehircilik Bakanı olarak İdris Güllüce de bu vurguncu ekibin içinde yer almıştır. 2 buçuk milyarlık kamu arazisinin, bunların üzerine geçirilmesinde bunun da suç ortaklığı vardır. O suçu belgeleyen metinde bunun da imzası vardır.

İşte bununla ilgili kanıt:

“Ahmet Davutoğlu’nun başbakan dolayısıyla Özelleştirme Yüksek Kurulu Başkanı olduğu sırada ise kurul 9.05.2015 tarih ve 2015/32 sayılı kararıyla bütün taşınmazların bedelsiz olarak devrine karar verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “dürüst olmadıkları” şeklinde eleştirdiği devir işlemi işte buydu. Cumhurbaşkanının eleştirdiği bu heyette ise Davutoğlu’nun yanı sıra başbakan yardımcısı Ali Babacan, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Feridun Bilgin, Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce bulunuyordu. Cumhurbaşkanı açıklamasında bu isimlerden sadece İdris Güllüce’ye yer vermedi.” (https://www.gazeteduvar.com.tr/politika/2019/12/11/sehir-universitesinde-ne-oluyor/)

Bu adamından yani Güllüce ve hallice kardeşinden niye hiç söz etmiyorsun Tayyip?

Çünkü onunla yandaşlığın hâlâ sürmekte, değil mi?

Davidson’lar ve Babacan’lar da, Kraliçe’nin Gül’ü de partileşerek senin karşına çıkmasaydı bu konuda tık demeyecektin.

Bir de ne diyorsun yukarıda, Tayyip?

“Öksüz, yetimin hakkını kalkıp kurdukları üniversiteye tapu devri yapmak suretiyle, Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun başkanı sıfatıyla bunu sağlıyor.” (Cümle bozuk ama kabahat prompter’cıda. Cihaza yüklerken düzeltecekti onu. Yahut Tayyip cihazsız konuşma gafletine düşmeyecekti. Öyle olunca böyle oluyor işte…)

Bak Hafız;

Dünkü gazetelerin haberiydi. Çeyrek asır Ankara Belediye Başkanlığı görevinde tuttuğun FETÖ’cü Melih Gökçek Efendi seninle aynı soyadı taşıyan Rizeli hemşehrin, karı koca olan dostlarını da ihya etmiş yahu. Hem de yoksulun, yetimin hakkını onlara lüpleterek. O lüplettiklerinden kadın olanı, şu an Meclise taşıyıp orada tuttuğun bir vekilin üstelik:

“Dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açılışı yapılan Next Level gökdelenini ödemediği borçlar nedeniyle Ziraat Bankası’na devreden AKP milletvekili Asuman Erdoğan’ın eşi Fatih Erdoğan’ın şirketi, yoksullara yapılan yardımlardan milyonluk ihaleler kazandı. Pasifik AŞ’nin sahibi Fatih Erdoğan ve AKP’li milletvekili eşi Asuman Erdoğan’ın da ortağı olduğu ORPAŞ Gıda ve Ticaret AŞ, 2007-2013 yılları arasında Melih Gökçek döneminde Ankara Büyükşehir Belediyesi’nden 337 milyon 796 bin 600 liralık ihale aldı. İhalelerin tümü, yoksul yurttaşlara dağıtılmak üzere 20 kalem çeşitli gıda ve temizlik malzemeleri için açılmıştı.

“Emekli Mülkiye Başmüfettişi Mahmut Esen’in belirlemelerine göre, söz konusu yıllar arasında Ankara Büyükşehir Belediyesi’nce yoksul yurttaşlara yardım için açılan ihalelerin tümü ORPAŞ Gıda ve Ticaret AŞ tarafından üstlenildi. İhalelerin toplam sözleşme tutarları KDV ile birlikte 364 milyon lirayı aşıyor.” (http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/1707697/akp-milletvekilinin-esi-gokcek-doneminde-milyonluk-ihaleler-aldi.html)

Kime, ne diyorsun Tayyip?

Görüldüğü gibi tencere dibin kara hikâyesi durumlar…

Elbirliğiyle Türkiye’yi yuttunuz be!

Kamuyu trilyonlarca dolar dolandırdınız, AKP’giller olarak…

Peki, Kaçak Saraylı Hafız’ın bu açık suçlayıcı saldırısı karşısında Davudun Oğlu ne yaptı?

O da hemen bir karşı saldırıyla cevap verdi, Kaçak Saraylı’nın bu atağına. Onu da görelim isterseniz:

“Şu anda görev yapanlar da dahil olmak üzere yaşayan bütün Cumhurbaşkanları, Başbakanlar, kamu bankalarının bağlı olduğu bakanlar ve özelleştirme yüksek kurulunda görev yapmış yetkililerin ve onların birinci ve ikinci derece hısımlarının ve akrabalarının mal varlıklarını ve bu varlıklardaki değişimi, bu kişilerin siyasete girdikleri/devlet görevi üstlendikleri günden bugüne kadar araştırmak ve soruşturmak üzere TBMM’nde gerekli komisyonlar oluşturulmalı ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın ifade ettiği vechile yetimlerin hakları son kuruşuna kadar korunmalıdır.” (https://www.sozcu.com.tr/2019/gundem/davutoglundan-erdogana-istanbul-sehir-universitesi-yaniti-5496163/)

Gördüğümüz gibi burada da Davidson, Kaçak Saraylı Hafız ve şu anki avanesini açıkça suçluyor. Biliyorlar tabiî birbirlerinin ne yaptıklarını, neyi vurduklarını, trilyonlarca liralık kamu malını nasıl götürdüklerini, kimin bu yağmadan ne kadar pay kaptığını…

Tabiî Davidson’un bu karşı atağı karşısında Tayyip işi daha ileri boyuta götürmemeyi tercih edecektir. Meselenin zamana yayılıp unutulmasını isteyecektir. Bizim tahminimiz bu yönde…

Eğer Türkiye’de hukukun zerresi kalmış bulunsaydı; gerek Kaçak Saraylı Hafız’ın, gerekse Davidson’un karşılıklı birbirlerine yönelik bu suçlamaları üzerine derhal resen harekete geçip soruşturmalar başlatırdı, kapılarında “Cumhuriyet Savcısı” yazan adliye mensupları. Hukuk fakültelerinin anlı şanlı kamu hukuku, anayasa hukuku doçentleri, profesörleri, ayrıntılı açıklamalar yaparlardı bizim gibi; savcıları göreve çağırırlardı.

Ama nerede o hukuk, nerede tavşandan azıcık da olsa fazla yüreğe sahip hukuk adamları…

Ve Meclisteki burjuva siyasetçileri içinde zerre miktarda siyasi namus, ahlâk, vatan ve halk sevgisine sahip güya muhalifi oynayan siyasetçiler…

Kaçak Saraylı Hafız’ından, onun Milyar Ali’sinden, Saray avanesinden tutun da Davidson’una, İngiliz Mehmet’ine, Babacan’ına varıncaya kadar AKP’giller’in tamamı, onların parti yöneticileri, il yöneticileri, ilçe yöneticileri, belediye başkanları, 17 yıldan bu yana Türkiye’yi tam anlamıyla “Hırsızlar İmparatorluğu”na dönüştürmüş durumdadırlar.

Bunlar bir taraftan durup dinlenmeden kamu mallarını iç ederken bir taraftan da şehirlerimizi taşa betona kesmişler, dağlarımızdaki, ovalarımızdaki yeşil alanların kökünü kurutmuşlar, toprağımızı zehirlemişler, Ege’deki 18 Adamızı ve 1 Kayalığımızı ABD ve AB’li efendilerinin gözüne girebilmek için Yunanistan’a peşkeş çekmişlerdir.

Şehit Muammer Kaddafi’nin ve 100 bin Libyalının katilleridir bunlar, ABD ve AB Emperyalistleriyle birlikte. Suriye’de yarım milyonu aşkın masum Müslümanın katilleridir bunlar.

Irak’ta, Yemen’de ve Ortadoğu ve Kuzey Afrika genelinde 10 milyon civarında Müslümanın kanına giren, canını alan ABD ve AB Emperyalist Haydutlarının taşeronlarıdır bunlar.

Bunlar tepelerinden tırnaklarına kadar binbir suça batmış bulunmaktadırlar.

Laik Cumhuriyet’in yıkıcılarıdır. Yargıyı, orduyu, eğitimi mahv-ı perişan edenlerdir bunlar. Bunların suçları, ihanetleri saymakla bitmez…

Meclisteki Amerikancı burjuva siyasetçilerinden oluşturulacak komisyonlar filan bunların suçlarının dirhemini ortaya çıkarmaz.

Bunlar ancak bu Hırsızlar İmparatorluğu yıkıldıktan sonra, emri sadece vicdanından, hukukun evrensel ilkelerinden ve yasalardan alan gerçek hukukçulardan oluşan mahkemeler önünde hesap verebilirler. O mahkemeler bunların işlediği binbir suçu belirledikleri, tarafsızlığına ve uzmanlığına güvendikleri bilirkişiler aracılığıyla tek tek ortaya çıkarıp somut kanıtlarıyla ortaya koyabilir.

O günler de gelecek…

Mutlak gelecek…

Bekle bizi Türkiye…

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

13 Aralık 2019

 Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı